Ferhan Baran

(Film Eleştirileri, Sinema Yazıları)
İstanbul doğumlu. Saint Joseph Fransız Erkek Lisesi’nin ardından Boğaziçi Üniversitesi İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nde eğitim gördü. Aynı fakültede tamamladığı Yüksek Lisans eğitimini, ‘Movie Going Patterns’ başlıklı Master tezi ile Devamı…»

*****

Uluslararası Adana Film Festivali 24 Yaşında

Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen ülkemizin en köklü festivallerinden Uluslararası Adana Film Festivali 24. yaşını kutluyor. 25 Eylül – 01 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek olan festivalin Altın Koza ödüllü Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’na bu yıl 10 film seçilmiş. Sinemamızın deneyimli yönetmenlerinden Onur Ünlü imzalı ‘Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yok’, Semih Kaplanoğlu’nun ‘Buğday’ı, Ümit Ünal’ın ‘Sofra Sırları’ ile geçtiğimiz haftalarda dünya prömiyerini yaptığı 74. Venedik Film Festivali’nde övgüyle karşılanan genç sinemacı Emre Yeksan’ın ilk uzun metrajı ‘Körfez’ bu listenin ilk bakışta dikkati çekenlerinden. Yarışmadaki bir diğer ilk film olan Emre Erdoğdu’nun yönettiği ‘Kar’, geçtiğimiz İstanbul Film Festivali’nde ilgiyle izlenmiş olan Pelin Esmer imzalı ‘İşe Yarar Bir Şey’, Orhan Eskiköy’ün siyah-beyaz denemesi ‘Taş’, Özgür Sevimli’nin yaşlı bir çiftin öyküsünü anlattığı ‘Murtaza’, oyuncu Onur Saylak’ın ilk kez kamera arkasına geçtiği Karlovy Vary Film Festivali ana yarışma seçkisinde dünya prömiyerini yapan ‘Daha’ ve Orhan Oğuz’un sinemaya dönüş filmi ‘Eksi Bir’ parlak seçkiyi tamamlıyor. Ulusal Yarışma jüri başkanlığını usta yönetmenimiz Erden Kıral üstleniyor.

Festivalin bu yıl ilk kez düzenlediği Uluslararası Uzun Metraj Film Yarışması seçkisi sinemaseverleri heyecanlandıracak bir diğer liste sunuyor. Meksikalı tanınmış yazar yönetmen Guillermo Arriaga’nın başkanlık ettiği yarışmanın, Onur Ünlü ve Onur Saylak imzalı Ulusal Yarışma filmlerinin de yer aldığı 11 filmlik seçkisinde geçtiğimiz Cannes Film Festivali’nde dünya prömiyerini yapmış dört önemli yapım öne çıkıyor: Ruben Östlund imzalı Altın Palmiye ödüllü ‘Kare’, jüri ödülünü kazanmış olan Andrey Zvyagintsev’in ‘Sevgisiz’i, en iyi senaryo ödüllü Yorgos Lanthimos filmi ‘Kutsal Geyiğin Öldürülmesi’, Sergei Loznitsa’nın son çalışması ‘Uysal Bir Ruh’. Karlovy Vary Film Festivali Kristal Küre büyük ödüllü Vaclav Kadrnka yapıtı ‘Küçük Hacı’, Berlin’den en iyi senaryo ödüllü Sebastian Lelio filmi ‘Muhteşem Kadın’, Rotterdam jüri özel ödüllü Niles Atallah imzalı ‘Rey’, Sundance ana yarışma filmi ‘Patty Cakes’, Venedik’ten en iyi senaryo ödüllü çok yeni Martin McDonagh filmi ‘Üç Billboard Ebbing Çıkışı, Missouri’ bu cazip seçkiyi tamamlıyor.

Daha önce yalnızca 12 ülkenin katılımına açık ‘Akdeniz Ülkeleri Kısa Film Yarışması’nın bu yıl ‘Uluslararası Kısa Film Yarışması’ adı altında uluslararası bir kimliğe kavuştuğu festivalin sinemaseverleri mutlu edecek ‘Dünya Sineması’ bölümü bu yıl yine göz alıcı sürprizler içeriyor. Bölüm kapsamında pek çok usta yönetmenin dünyadaki saygın festivallerden ödül almış bazı filmlerinin Türkiye prömiyerleri Adana’da yapılacak. Michael Haneke’nin Cannes’da görücüye çıkan son filmi ‘Mutlu Son’, Fatih Akın’ın Diane Kruger’a en iyi kadın oyuncu ödülünü getiren yeni çalışması ‘Paramparça’, en iyi yönetmen ödüllü Sofia Coppola yapıtı ‘The Beguiled’, Joaquin Phoenix’e en iyi erkek oyuncu ödülünü getiren Lynne Ramsay yapıtı ‘You Were Never Really Here’, Robin Campillo imzalı Cannes Büyük Jüri ödüllü ‘Kalp Atışı Dakikada 120’ ile Safdie kardeşler filmi ‘Soygun / Good Time’ zengin Cannes seçkisini tamamlıyor. Arjantinli auteur yönetmen Lucrecia Martel’in ilk kez Venedik’te gösterilmiş merakla beklenen yeni filmi ‘Zama’ bu bölümde gösterilirken, dünyanın dört bir yanından, Rotterdam, Locarno gibi önemli festivallerden ödüllerle dönmüş ilk filmler ülkemiz izleyicisince keşfedilmeyi bekliyor. Meksikalı yönetmen Guillermo del Toro’nun çiçeği burnunda Venedik Altın Aslan ödüllü filmi ‘Aşkın Gücü / Shape of Water’ ile açılacak olan 24. Adana Film Festivali’ne şimdiden başarılar diliyoruz.

(22 Eylül 2017)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

*****

Korku Öldürür

Stephen King’in korkunun kökenlerine indiği ünlü romanı ‘O / It’ ile tanışmamız otuz küsur yıl öncesine dayanır. Sevimli olduğu denli ürkütücü palyaçonun öyküsü 1990 yılında iki bölümlük bir mini dizi olarak çekilmişti televizyon için. Filmin video kaseti o dönemde bizde de rafları süslemiş, türün geniş bir meraklı kitlesince yıllarca izlenmişti. King’in öyküleri sinemada her zaman ilgi görmüş, ‘Esaretin Bedeli / Shawshank Redemption’, ‘Cinnet / The Shining’, ‘Ölüm Kitabı / Misery’, Yeşil Yol / The Green Mile’ gibi uyarlamalar sinema klasikleri arasına girmiştir. Çocukluk korkuları üzerine inşa edilmiş ‘O /It’in beyazperde için tekrar gündeme gelmesi beklenmedik bir gelişme değil. Açıkçası bu özgün hikâyenin yeni çevrimini merakla bekliyorduk.

Bu yeni uyarlamada Andrés Muschietti’nin yönetmen koltuğuna oturması kişisel olarak beni heyecanlandıran bir gelişme. Hollywood’da ilk ismi Andy olarak anılan sinemacının ilk uzun metrajı ‘Mama’dan hayli etkilendiğimi okurlarım hatırlayacaktır. Filmin öğrencilerimle paylaştığım yapım öyküsü ise genç sinemacılar için örnek niteliktedir. Arjantin asıllı yönetmen, başkent Buenos Aires’teki ülkenin en prestijli sinema okulu ‘Univercidad de Cine’de Pablo Trapero, Lucrecia Martel gibi günümüzün önde gelen yönetmenleriyle birlikte eğitim görüyor. Daha sonra uluslararası reklam piyasasında uzmanlık kazanıyor. 2008 yılında, senaryosunu kızkardeşi Barbara Muschietti ile birlikte yazdıkları uzun metraj film projesinin tanıtımı için birkaç plandan oluşan ‘Mamá’ adında üç dakikalık bir kısa film çekiyorlar. İnternet’ten izleyebileceğiniz bu gerçekten ürkütücü, klostrofobik stil denemesini festivallere gönderiyor, ödüller kazanıyorlar. Büyük ilgi uyandıran yapım Meksika asıllı yapımcı yönetmen Guillermo del Toro’ya ve onun önerisiyle büyük Hollywood stüdyolarından Universal’e kadar kadar ulaşıyor. Ve on yıldır birlikte çalışan kardeşlerin ilk uzun metrajları ABD’de çok iyi bir açılış yaparak ilk hafta liste başı olunca yolları açılıyor.

Bu defa büyük dağıtımcılardan Warner Bros. ile çalışan ikili, filmin geçtiğimiz haftaki ABD açılışında 123 milyon dolar rakamına ulaşarak endüstri çalışanlarını bir kez daha şaşırttı. King’in yapıtının ilk bölümünü anlatan Muschietti’lerin iki saati aşkın süreli ikinci uzun metrajları küçük Amerikan kasabası Derry’de yaşayan, dışlanmış yedi yeni yetmenin hikâyesi üzerine kurulu. Film tüyler ürpertici açılış sekansıyla başlıyor. Fırtınalı bir günde yağmur birikintisinde kağıttan kayığını yüzdürmeye çalışan küçük Georgie, rögar girişinden kendisine seslenen ve sevimli palyaço görünümünden ‘Alien’ benzeri canavara dönüşen yaratığın beklenmedik saldırısıyla kanalizasyon çukuruna sürüklenerek kayboluyor. Talihsiz Georgie’nin ağabeyi Bill’in de aralarında bulunduğu, ‘Kaybedenler’ olarak anılan çocuklar birer birer meşum yaratık tarafından ziyaret edileceklerdir daha sonra. Ebeveynlerin kasabada giderek artan kayıplara ilgisiz kaldıkları süreçte çocuklar ‘O’ ile mücadeleyi sürdürmek üzere kenetlenirler. Ancak, kasabanın kendilerinden birkaç yaş büyük saldırgan gençleri, grubun üyesi tek Beverly’nin tacizci babası ya da kırılgan Eddie’nin aşırı korumacı annesi benzeri ebeveynler en az yaratık kadar tehdit edicilerdir.

80’li yıllara, Freddy ve Elm Sokağı’na selam gönderen ‘O’ stüdyo yapımı korku türünün en iyi örneklerinden. Muschietti kardeşler dehşet sahnelerine bolca yer veriyor. Beverly’nin ‘Carrie’nin yaşattıklarını andıran kanlı halüsinasyonu son derece ürkütücü. Yönetmenin ‘Mama’nın görsel tasarımında ilham kaynağı olmuş Modigliani’nin resimlerinden fırlamış, göz çukurları neredeyse boş ince uzun kadın portrelerinden birinin tablodan fırlayarak çocukların kabusu haline dönüşmesi etkileyici. Ancak bu dehşet verici bölümler Stephen King’in alamet-i farikası sancılı büyüme sürecinin hüznüyle çok iyi dengelenmiş, ‘Yanımda Kal / Stand By Me’nin şiirselliği ile kaynaştırılmış. Çocukların büyüme travmalarının ete kemiğe bürünmüş hali olan yaratıkla ancak korkularını yendiklerinde başa çıkabileceklerinin altı çizilmiş.

Yaratığın kasabayı 27 yılda bir ziyaret ettiği rivayet edilir. Çocukların yetişkinlik dönemini konu alan romanın ikinci bölümü, onların yıllar sonra yeni bir öldürme döngüsünü durdurmak için biraraya gelmeleri üzerinedir. İsveç asıllı ünlü oyuncu Stellan Skarsgård’ın oğullarından (son Tarzan Alex’in küçüğü) Bill Skarsgård’ın makyaj harikası başarılı bir Pennywise’a büründüğü filmde, genç oyuncular son derece başarılı. Park Chan-wook’un değişmez çalışma arkadaşı Koreli Chung-hong Chung’un IMAX perdede etkisini daha da arttıran görüntüleri ile deneyimli besteci Benjamin Wallfisch’in tedirgin tınıları da öyle. Öykünün devamını merakla bekliyoruz.

(17 Eylül 2017)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

DİĞER YAZILARI

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sinemacılık ve Filmcilik Yararına Bağımsız İletişim Platformu