Beni Terk Edersen Seni Öldürmem Gerekir

“Beni terk edersen seni öldürmem gerekir, bunu biliyorsun değil mi?” Bu replik Germen mitolojisinde Undine tarafından zikredilir. Efsanevi tatlı su perisi her ne kadar insana benzese de, insan ruhuna sahip değildir. Ölümlü olmak için bir insanla evlenmesi gerekir. Ancak aşık olduğu erkek ona sadakatsizlikte bulunursa, Undine tarafından öldürülecektir. Alman sinemasının auteur yönetmenlerinden Christian Petzold’un, geçen yıl Berlinale’de prömiyerini yapmış, antik efsaneye çağcıl yorum getiren çizgi dışı son filmi ‘Undine’ yıl içi çevrimiçi gösterimlerde birkaç karşımıza çıkmıştı. Pandemi sürecinin nefes aldığı ve sinemaların uzun bir aradan sonra yeniden açıldığı Temmuz ayında bu güzel filmi beyazperdede izleyebilme fırsatının doğduğunu müjdelemek isterim.

Avrupa’nın yakın geçmişindeki travmatik gelişmeleri çok başarılı bir kurgu çalışmasıyla gündeme taşıdığı ‘Transit’ten 2 yıl sonra çektiği son çalışmasıyla Alman yönetmen bizleri yapıtına hayran bırakmaya devam ediyor. ‘Undine’ çok katmanlı bir hikâye. Kadın karakterin rehber olarak çalıştığı müzede sürdürdüğü ve filmde hayli geniş yer verilen, Berlin’in doğusu ve batısıyla yeniden inşası seminerleri üzerinden kadın erkek ilişkilerinin çıkmazlarını incelemeyi, karşıtlıklarını uzlaştırma çabasını sürdürüyor. Mitos ile gerçeği şiirsel bir potada ustalıkla eritmeyi başarıyor. Su ile bağlantılı çok sayıda metafor ile karşılaşıyoruz filmde. Undine ile Cristoph’un ilk kez karşılaştığı kafedeki dev akvaryum aralarındaki çekimin büyüsüyle patlayacaktır. Suyun dibinde bir barajın türbinlerini onaran dalgıç Cristoph’a dev bir yayın balığı sevdanın yolunu gösterecektir.

Denizaltı çekimlerinin ustaca kotarıldığı yapımda ‘Transit’in muhteşem ikilisine bir kez daha başrolleri vermiş Petzold. Berlinale 2020’den en iyi kadın oyuncu ile dönen Paula Beer, duygusal olduğu denli mesafeli donuk Undine yorumunda harikalar yaratıyor. Alman sinemasının yükselen yıldızlarından Franz Rogowski mükemmel bir eşlik sunuyor. Düş ile gerçeğin bu benzersiz biçimde kaynaştığı bu büyüleyici aşk hikâyesine, fonda kuzeyli virtüoz Vikingur Olaffson’un nefis yorumuyla J. S. Bach’ın re minör klavsen konçertosunun ünlü 2. adagio’su eşlik ediyor.

(11 Temmuz 2021)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir