Festivalde Kaçırılmaması Gereken Filmler

32. İstanbul Film Festivali’nin programı açıklandı. 30 Mart – 14 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan geleneksel bahar şenliğimiz, bu yıl yine 200’ü aşkın filmden oluşan heyecan verici bir seçkiyi içeriyor. Daha da kalınlaşmış program kitapçığına festival sinemalarından (Beyoğlu Atlas, Beyoğlu Beyoğlu, Ortaköy Feriye, Nişantaşı Citylife, Kadıköy Rexx) ulaşabilirsiniz.

Festival bu yıl yalnızca film gösterileriyle değil, Carlos Reygadas, Danis Tanovic, Peter Weir, Costa-Gavras, Bille August gibi ustaların sinema dersleri, deneysel sinema, belgeseller ve kitle fonlaması üzerine önemli söyleşilerle de öne çıkıyor. Yine festival kapsamında yer alan ve Türkiye sineması için çok değerli katkıları olduğunu düşündüğüm ‘Köprüde Buluşmalar’ın bu yıl beşincisi düzenleniyor. ‘Film Geliştirme’, ‘Yapım Aşaması’ atölyeleri ve panelleriyle ülkemiz genç sinemacıları tarafından değerlendirilmesi gereken çok değerli bir etkinlik bu.

Festival biletleri 16 Mart Cumartesi gününden itibaren Atlas, Beyoğlu, Rexx Sinemaları ve Biletix aracılığıyla satışa sunuluyor. Festival üzerine bu ilk yazımda, uzun kuyruklar öncesinde seçimlerinize katkıda bulunacağını umduğum, kişisel kaçırılmaması gereken filmler listemi sunmak istiyorum.

Ağırlıklı olarak ticari sinemalarda gösterilmeyecek ya da geniş gösterim şansı bulamayacak yapıtları içeren seçkim şu filmlerden oluşmaktadır.

1- SİSLERİN İÇİNDE (V Tumane):

30. İstanbul Film Festivali’ndeki gözde filmim ‘Mutluluğum (Schastye Moe)’nin yönetmeni Sergei Loznitsa’nın geçtiğimiz yıl Cannes Film Festivali yarışmalı bölümünde yer almış ve Uluslararası Eleştirmenler Birliği Fipresci ödülünü kazanmış ikinci filmi. İlk filminde ülkesi özelinde insanlığın genel durumu üzerine kapkaranlık, umutsuz bir tablo çizmiş olan Ukraynalı yönetmenin son yapıtı, İkinci Dünya Savaşı yıllarında barbarlık ve insanlık onuru üzerine.

2- CAMILLE CLAUDEL 1915:

Festival vasıtasıyla farklı sinemasını tanıma şansı bulduğumuz Fransız yönetmen Bruno Dumont’un geçtiğimiz ay son Berlin şenliğinde gösterilmiş, gelmiş geçmiş en yetenekli kadın heykeltraşlardan Camille Claudel’in akıl hastanesi yıllarındaki içsel karmaşası üzerine son filmi, Juliette Binoche’un kompozisyonuyla da dikkat çekiyor.

3- KARANLIKTAN AYDINLIĞA (Post Tenebras Lux):

Bu yıl festivale katılarak bir sinema dersi de verecek olan çağdaş sinemanın en önemli görsel ustalarından Carlos Reygadas’ın geçtiğimiz yıl Cannes şenliğinde en iyi yönetmen ödülünü almış son filmi. Kolay kolay kelimelere sığmayan, izleyiciyi ve eleştirmenleri ikiye bölmüş bu yenilikçi deneme, yönetmenin dört uzun, iki kısa metrajlı filmden oluşan tüm eserlerinin yer aldığı bir toplu gösteri kapsamında sunulmakta. Reygadas’ın sinemasını yeniden değerlendirmek isteyenler bu fırsatı kaçırmasın.

4- GOLTZIUS VE PELİKAN KUMPANYASI (Goltzius and the Pelican Company):

Seksenli yıllardan itibaren yine festival sayesinde filmleriyle tanıştığımız yenilikçi İngiliz düşünür Peter Greenaway’in seks, din ve sanatın iç içe geçtiği üç katmanlı bir film olarak takdim edilen ve muhtemelen yine tartışmalar yaratacak kapalı kutu son filmi.

5- ÇOCUK POZU (Pozitia Copilului):

‘Şeref Madalyası / Medalia de Onoare (2009)’ isimli bir önceki filmini festivalde izlemiş olduğumuz Calin Peter Netzer’in geçtiğimiz ay Berlin şenliğinde en iyi film seçilmiş son yapıtı. Yükselen Romanya sinemasının en taze örneklerinden.

6- HENÜZ BİR ŞEY GÖRMEDİNİZ (Vous N’Avez Encore Rien Vu):

Dünya sinemasının yaşsız ustalarından (geçen yıl doksanı devirdi) Fransız Alain Resnais geçtiğimiz yıl Cannes şenliğinde övgüyle karşılanan son filminde, sadık oyuncu kadrosuyla birlikte kurmaca ile gerçeği, yaşam ile tiyatroyu harmanlıyor bir kez daha.

7- PERDE (Pardé):

İran’ın baskı gören ve film yapması yasaklanan usta sinemacısı Cafer Panahi’nin gizlice çektiği ve ilk kez gösterildiği son Berlin şenliğinde en iyi senaryo ödülünü almış son yapıtı. Sinemanın neden vazgeçilmez olduğu üzerine çarpıcı bir deneme.

8- BİR HURDACININ HAYATI (Epizoda U Zivotu Beraca Zeljeza):

‘Tarafsız Bölge / No Man’s Land (2001)’in Bosna Hersekli yönetmeni Danis Tanovic’in yine son Berlin şenliğinden en iyi erkek oyuncu ve jüri özel ödülleriyle dönmüş yeni filmi, Roman toplumu özelinde azınlıkların maruz kaldıkları ayrımcılık üzerine.

9- ÇATIŞMADAN SONRA (Baad El Mawkeaa):

Mısırlı Yousry Nasrallah’ın 2012 Cannes şenliğinde yarışmış filmi Arap devrimine içerden bir bakış. Tahrir sokaklarının değişim mücadelesini bir aşk hikâyesi üzerinden anlatmış.

10- ’45 RUHU (The Spirit of ’45):

Ken Loach’un ‘Meleklerin Payı / Angel’s Share’in ardından çektiği bu belgesel, arşiv görüntüleri, ses kayıtları ve taze röportajların desteğiyle savaş yıllarında İngiltere’yi canlı tutmuş birlik ve dayanışma ruhunun benzersiz bir incelemesi.

11- CENNET ÜÇLEMESİ (PARADIES: LIEBE / GLAUBE / HOFFNUNG):

Festivalin sinemaseverlere tanıtmış olduğu ‘Import / Export (2007)’ yönetmeni Avusturyalı usta Ulrich Seidl’ın üç filmden oluşan ‘Cennet Üçlemesi’, aynı aileden üç kadının ayrı ayrı çıktıkları üç farklı tatilde aşk, inanç ve umut arayışları üzerine kurulmuş.

12- METİN ERKSAN’DAN 5 HİKAYE:

Geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz ülkemiz sinemasının önemli düşünür yönetmenlerinden Erksan’ın 1975 yılında TRT için çektiği, beş hikâyecimizin (Sait Faik Abasıyanık, Kenan Hulusi Koray, Sabahattin Ali, Samet Ağaoğlu, Ahmet Hamdi Tanpınar) kısa öykülerinden yola çıkmış orta metrajlı filmleri televizyonda ilk gösterildiğinde tartışmalar yaratmıştı. Pera Müzesi’ndeki gösterimler, Erksan’ın bu zor görülür filmlerini daha önce izlemeyenler ve bu çarpıcı seriyi yeniden değerlendirmek isteyenler için önemli bir fırsat.

Bu sınırlı seçki dışında, sayısız ilginç filmle dolu bir program sunuyor festival. Fransız usta Claude Miller’ın ölümünden sonra ilk kez 2012 Cannes şenliğinde kapanış filmi olarak gösterilmiş François Mauriac uyarlaması ‘Bir Kadının Gözyaşı / Thérèse Desqueyroux’; François Ozon’dan ‘Başka Bir Hayat / Dans La Maison’; Olivier Assayas’dan ‘Aşk Kokusu / Apres Mai’; Meksika’lı yönetmen Michel Franco’nun Cannes ödüllü ‘Lucia’dan Sonra / Después de Lucia’sı; Çinli Lou Ye’nin ‘Gizem / Mystery’si; Peter Brosens ve Jessica Woodworth ikilisinin Venedik Genç Sinema ödüllü ‘Beşinci Mevsim / La Cinquième Saison’u; Güney Koreli Jeon Kyu-Hwan’dan ‘Yük / Mu-Ge’; başta Aslı Özge’nin ‘Hayatboyu’, Mahmut Fazıl Coşkun’un ‘Yozgat Blues’u olmak üzere Türkiye sinemasının en yeni örnekleri hep keşfedilmeyi bekleyen çağdaş sinemanın son örneklerinden.

Tüm sinemaseverlere iyi seçimler, heyecan verici keşifler şimdiden.

(10 Mart 2013)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir