Sadi Çilingir tarafından yazılmış tüm yazılar

Ferhan Baran Yazıyor: Göçün Müzikli Tarihi

‘Kara sevda uzun sevda / Mark dediğin yalan sevda / Köşeyi döndüm tam / Ölüm çıktı karşıma’ < Adını Aras Ören’in yandaki dizelerin yer aldığı aynı isimli şiirinden alan ‘Aşk, Mark ve Ölüm / Liebe, D-Mark und Tod’ dünya prömiyerini yaptığı Berlin Film Festivali’nden başlayarak Almanya’da büyük ilgi toplamıştı. Bizde ilk kez gösterildiği 41. İstanbul Film Festivali’nde izleyicinin coşku ile karşılamış olduğu yapım halen sinemalarımızda … Devamı… »

59. Antalya Altın Portakal Film Festivali Biletleri Bugün Satışa Çıkıyor

01 – 08 Ekim 2022 tarihleri arasında gerçekleşecek 59. Antalya Altın Portakal Film Festivali, Türkiye’de ilk kez Antalya’da gösterilecek yarışma filmleri, Başka Bir Dünya ve Özel Gösterimler bölümlerinde yer alan ve merakla beklenen filmlerle dolu zengin bir programa sahip. 33 ülkeden, 74 yönetmenin 66 filminin gösterileceği festivalde biletler biletix.com’dan satılacak.

  • Basın Bülteni
  • Başka Bir Dünya Filmleri
  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

59. Antalya Altın Portakal Film Festivali Biletleri Bugün Satışa Çıkıyor yazısına devam et

59. Antalya Altın Portakal Film Festivali, Uluslararası Uzun Metraj Film Yarışması Heyecanı Başladı

01 Ekim’de başlayacak 59. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin Uluslararası Uzun Metraj Film Yarışması’nda yer alacak 10 film ve değerlendirecek jüri üyeleri açıklandı. Festivalde Uluslararası Uzun Metraj Film Yarışması’nda yer alan filmler, En İyi Film, Yönetmen, Erkek Oyuncu ve Kadın Oyuncu dallarında Altın Portakal heykeli kazanmak için yarışacak.

  • Basın Bülteni
  • Uluslararası Uzun Metraj Film Yarışması Filmleri
  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Tunç Oral’ı Kaybettik

Sinemamızın sevilen oyuncularından Tunç Oral, 20 Eylül 2022 Salı günü hayatını kaybetti. 15 Mart 1938′de İstanbul’da doğan sanatçı 1964 yılında Ses Dergisi’nin yarışmasında birinci olduktan sonra oyunculuğa başladı. Rol aldığı sinema filmleri arasında Beş Şeker Kız, İstanbul’un Kızları, Gurbet Kuşları, On Korkusuz Kadın, Yakut Gözlü Kedi, Sokakta Kan Vardı, El Kızı, Ayşem, Ferhat ile Şirin gibi filmler var. Oral’ın cenazesi 22 Eylül 2022 Perşembe günü, Antalya Türbeli Camii’nde öğle vakti kılınacak cenaze namazını müteakip Türbeli Mezarlığı’nda toprağa verilecek. Merhuma tanrıdan rahmet, kederli ailesine sabırlar dileriz.

Başak Özel’i Kaybettik

Oyuncu Başak Özel, 20 Eylül 2022 Salı günü hayatını kaybetti. 22 Mart 1971 tarihinde doğan ve sanat hayatına Ankara Sanat Merkezi’nde aldığı tiyatro kurslarıyla başlayan Başak Özel, daha sonra Ankara Sanat Tiyatrosu ve Ali Hünal Kabare Tiyatrosu’nda oyunculuk deneyimini geliştirdi. Çeşitli bankaların çocuk tiyatrosu topluluklarında, Ankara Halk Tiyatrosu’nda görev yaptı, sinema ve dizi filmlerde rol aldı. ÇASOD üyesi olan, şiir ve öykü yazan, redaksiyon ve seslendirme yapan sanatçı Kolpaçino: Bomba, Ferahfeza ve Fetih 1453 adlı sinema filmlerinde oynadı. Merhumeye tanrıdan rahmet, kederli ailesine sabırlar dileriz.

10. Bodrum Türk Filmleri Haftası

Muğla’nın Bodrum ilçesinde pandemi nedeniyle üç yıl ara verilen Bodrum Türk Filmleri Haftası birbirinden özel film ve sanatçıları ağırlayacak. Etkinlikte Türk sinemasının önemli isimleri panellerde konuşma yapacak, 28 Türk filmi halka açık ücretsiz gösterilecek. Bodrum Sinema ve Kültür Derneği Başkanı Cenk Sezgin “Türk sinemasının digital platformlara yenileceği ile ilgili söylentilere inanmıyoruz. Türk sineması gerek sanatçıları gerekse yatırımları ve yenilikleri ile dünya sinemacılığında üst sıralardaki yerini yeniden alacak.” diye konuştu. 10. Bodrum Türk Filmleri Haftası, 23 – 29 Eylül 2022 tarihleri arasında Cinemarin Sinemaları’nda gerçekleştirilecek.

10. Bodrum Türk Filmleri Haftası yazısına devam et

Ferhan Baran Yazıyor: Herkes Öldürür Sevdiğini

Fransız sinemasının çalışkan yönetmeni François Ozon, bu yıl Berlinale’nin açılış filmi olarak dünya prömiyerini yapan ‘Peter von Kant’ ile ustası Rainer Werner Fassbinder’e saygı duruşunda bulunuyor. 37 yaşında aramızdan ayrıldığında ardında bıraktığı 40 küsur film, 2 mini dizi, televizyon için çektiği 14 bölümlük başyapıtı ‘Berlin Alexanderplatz’ ve 20 küsur tiyatro eseri ile sinema tarihinin en hızlı üretmiş efsanesi olan Alman sinemacının … Devamı… »

Antalya Film Forum Jürileri Açıklandı

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in ev sahipliğinde düzenlenen 59. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin ortak yapım marketi ve proje geliştirme platformu Antalya Film Forum’un jürileri belli oldu. 02 – 04 Ekim tarihleri arasında Antalya’da, 04 – 06 Ekim tarihleri arasında çevrimiçi olarak düzenlenecek etkinlikteki ana jüriler, bu yıl gelen 206 adet başvuru arasından seçilen 27 projeyi değerlendirecek.

Antalya Film Forum Jürileri Açıklandı yazısına devam et

Ferhan Baran Yazıyor: Bana Bir Masal Anlat

Hepimiz masallarla büyümedik mi. Hayal dünyamızda ufuklar açan ürkütücü peri masalları, dünyanın dertleriyle başa çıkmada bizlere yol göstermedi mi. George Miller’ın, dünya prömiyerini geçtiğimiz Mayıs ayında Cannes’da yapmış olan 11. uzun metrajı ‘Üç Bin Yıllık Bekleyiş / Three Thousand Years of Longing’ usta sinemacının kadim masallara olan tutkusunun uzun yıllar gün ışığına çıkmayı beklemiş son ürünü, sinema … Devamı… »

Ferhan Baran Yazıyor: Cennetten Kovulmak

Saygın Fransız yönetmen Laurent Cantet, bizde de gösterimi süren son yapıtı ‘Arthur Rambo’da bir kez daha ülkesindeki göçmen azınlık sorununa eğilirken, çağdaş sosyal medyanın hayatımızı kontrol altına almış ölümcül etkisi üzerine dikkat çekiyor. Ana karakteri Cezayir asıllı Karim D. dilimizde ‘Çıkarma’ anlamına gelen ‘Débarquement’ adlı romanının edebiyat dünyasında coşkuyla karşılanmasının sarhoşluğu içindedir. Annesinin gerçek hikâyesini … Devamı… »

Altın Koza’da Ödüller Sahiplerini Buldu

29. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nin ödül töreni dün akşam gerçekleşti. Tören, seçkin konukların katıldığı kırmızı halı geçişiyle başladı. Festivalin En İyi Film Ödülü’nü Ziya Demirel’in yönettiği Ela ile Hilmi ve Ali filmi aldı. En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü Ela ile Hilmi ve Ali filminin oyuncusu Ece Yüksel ile Bana Karanlığını Anlat filminin oyuncusu Aslıhan Gürbüz paylaştı. En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü ise Çilingir Sofrası’nın oyuncuları Ahmet Rıfat Şungar ve Barış Gönenen aldı.

  • Basın Bülteni
  • Kapanış törenini izlemek için tıklayınız.
  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Altın Koza’da Ödüller Sahiplerini Buldu yazısına devam et

Göçün Müzikli Tarihi

‘Kara sevda uzun sevda
Mark dediğin yalan sevda
Köşeyi döndüm tam
Ölüm çıktı karşıma’

Adını Aras Ören’in yukardaki dizelerin yer aldığı aynı isimli şiirinden alan ‘Aşk, Mark ve Ölüm / Liebe, D-Mark und Tod’ dünya prömiyerini yaptığı Berlin Film Festivali’nden başlayarak Almanya’da büyük ilgi toplamıştı. Bizde ilk kez gösterildiği 41. İstanbul Film Festivali’nde izleyicinin coşku ile karşılamış olduğu yapım halen sinemalarımızda gösterimini sürdürüyor.

Ailesi işçi olarak Bavyera’ya gelmiş olan 1976 doğumlu yönetmen Cem Kaya’nın 5 yıllık zorlu bir arşiv araştırma ve montaj sürecinin ardından kotardığı sıra dışı belgeseli, 60’lı yılların başlarında gurbet ellere misafir işçi olarak giden ilk kuşağın ve onların çocuklarının torunlarının, yalnızca ülkemizde değil Almanya’da da çok iyi bilinmeyen yaşam mücadelesini müzikal üretime odaklanarak anlatmayı seçiyor ve bu alanda eşi benzeri pek olmayan usta işi bir çabanın altından başarıyla kalkmasını biliyor.

Arabeks (2010) ve Motör: Kopya Kültürü & Popüler Türk Sineması (2014) filmleriyle tanıdığımız Cem Kaya’nın filmi 3 bölümden oluşuyor Liebe yani Aşk adlı ilk bölüm hasreti anlatıyor. 1961’de Almanya’ya gelen ilk neslin geride bıraktıklarına özlemlerinin müziğe dökülüşünü, bunun ilk örneklerinden olan aşık kültürünü irdeliyor. Tarih akıyor bu arada. Zor şartlar altında yaşıyor, adeta bir hayvan ya da faydalı musibet muamelesi görüyor ilk neslin işçileri. 600 bini kadın 2 milyon Türkiyeli işçi topluluğu isyanlarını aşıkların sazından yükselen protest şarkılarda yaşıyor: ‘Alamanya Alamanya, bizden uysal bulamanya’. Türkiyeli gurbet kuşları, Köln Bülbülü lâkabı ile bilinen Yüksel Özkasap’ın içli nağmelerine sığınıyor: ‘Almanya’ya mecbur etti yoksulluk beni beni’. Bu bölümde Cem Karaca’nın bizde pek de bilinmeyen Almanya serüveninden de hayli ilginç parçalar uğruyor perdeye. 80 darbesinde Almanya’da turnede bulunan Karaca’nın hakkında açılmış siyasi davalar nedeniyle anavatanından uzakta geçirdiği sürgün yılları, gurbetteki işçilerimizin sorunlarını dile getirdiği Almanca isyan şarkıları arşivlerden belki de ilk kez çıkıyor karşımıza.

İkinci bölüm Deutschmark (ya da D-Mark), Almanya’daki ekonomik dinamikler ve Türkiyeli göçmenlerin tüketim kültürü üzerine yaman gözlemler içeriyor. 1973 global petrol krizinin patlamasıyla Avrupa’nın değişen ekonomik düzeni, yabancı işçi çıkarma tehdidine karşı Türkiyelilerin ön safta olduğu Ford grevi, sınır dışı edilmemek ve Alaman topraklarından kopmamak için ailelerini akın akın yanlarına getiren işçilerin mücadelesi yansıyor perdeye. Müzik bu dönemde de hem isyan, hem kimlik arayışı hem de eğlence tüketiminin baş unsuru olarak döneme ağırlığını koymayı sürdürüyor. Artık eli para tutmaya başlamış ve işçilikten sonra ticari hayata, eğlence hayatına girmiş olan Türkiyeliler, Mark’ın zirvede olduğu yıllarda anavatandan çok daha faklı, çok daha çılgın bir eğlence sektörünü idare etmeye başlayacaktır.

Ölüm bölümü 90’lı yılların ırkçı saldırıları ile açılıyor. İki Almanya’nın birleşmesiyle safları sıklaştıran Alman milliyetçilerinin ırkçı saldırılarına tepki olarak hip hop kültürü doğuyor. Genç kuşak artık anne babalarının arabesk ezgileri ile değil Alman müzik piyasasını da dönüştürecek, sadece kendi kardeşlerini değil tüm Avrupa gençliğini peşinden sürükleyecek yepyeni bir sound ile ortaya çıkacaktır.

Yönetmen Kaya uzun yılların emeği ile ortaya çıkmış bu benzersiz çalışmanın senaryosunu ‘Oray’ filmi ile tanıdığımız sinemacı Mehmet Akif Büyükatalay ile birlikte kaleme almış. Bülent Kullukçu ve İmran Ayata’nın 2014 yılında çıkardıkları –Misafir İşçilerin Şarkıları anlamına gelen- ‘Songs of Gastarbeiter’ adlı toplama albüm her şeyin başlangıcı olmuş. Aşık Metin Türközü ya da anne babalarının sesi Yüksel Özkasap’ı, Ozan Ata Cenani’yi bu sayede tanımışlar. Ağır bir arşiv taraması, lisanslama süreci ve sanatçılarla çekimler uzun yıllar almış. Filmde burada sayamayacağım o kadar çok detay var ki, tüm bunlar devasa materyal havuzundan tek tek ayıklanmış. Göçün siyasi ve güncel yaşamla ilişkisi ve bunun müzik yolu ile ifade edilmesi, müziğin bir sığınma ocağı olarak topluluğun sesi haline gelişi öylesine güzel dengelenmiş ki bu çileli tarihi yolculuk farklı duygularla soluk soluğa izleniyor. Hasengarten parkında takılan emekli müzisyenlerin temsil ettiği ikinci kuşak Türkiyeli ezgileri mırıldanırken, gariban anne babalarının aksine çatır çutur konuştukları Almancaları ile kendilerini Berlinli olarak hissetmekten de geri durmuyorlar. Bu noktada, süreç boyunca izleyiciye Almanya’dan çeşit çeşit sanatçı portreleri ile bir resmigeçit sunan Kaya’nın buna paralel olarak anlatısını milliyetçi bir bakış açısına yaslandırmaması filmin en büyük erdemlerinden biri olarak dikkat çekiyor. Çifte vatanlı dünya insanları üzerine daha çok şey var söylenecek belki ama gerisini filmi izleyecek olanlara bırakalım. Biricik’ten dinlediğimiz ‘Gurbet Kuşları’nın eşlik ettiği son jenerik tamamlanmadan salondan ayrılmamanızı, Cem Kaya’nın post-credits muzip sürprizini atlamamanızı öneriyorum son olarak.

(24 Eylül 2022)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com