Kategori arşivi: Genel

Seni Gidi Seni

Sibel Tunç’un yönettiği ve Ahmet Kayakesen, Serdar Sezgin, İlay Erkök ile Arzu Oruç’un oynadığı Seni Gidi Seni, 17 Kasım 2017’de Chantier Films dağıtımıyla Ahtapot Yapım tarafından vizyona çıkarılıyor.
İstanbul’un Bayrampaşa semtinde geçen film, semtin kendine özgü lugatı, dostluğu ve vefasını sonuna kadar hissettiriyor. Gençliğini seklerde yaşamış, seksenlerin mahalle kültürüyle yoğrulmuş insanların günümüzde geçen heyecanlı komik öyküsü.

Seni Gidi Seni yazısına devam et

Tarkan Güçlü Kahraman, Kolsuz Kahramana Karşı

Çilingir Sofrası (Sadi Bey’in Facebook Günlükleri):

Şu sıra, yıllar öncesinin bir gazoz reklamı, firmanın 50. yılı sebebiyle yeniden ekranlarda dönmeye başladı. Zamanında “On yüz milyon baloncuk yuttum” sözleri ve gülen yüz ifadesiyle ekranlara gelen sevimli kız çocuğu Ayşe Mat’ın reklâmdaki sevimliliği dikkat çekmiş ve başrollerini Hakan Balamir ve Hale Soygazi’nin oynadığı “Kördüğüm” adlı bir sinema filminde beyazperdeye de gelmişti. Yıllar çabuk geçti ve bu sevimli oyuncuyu 19 Temmuz 2011 yılında çok genç, 39 yaşında kaybettik. Yeniden yayınlanan reklamı her izlediğimde genç yaştaki bu kaybımıza üzülüyorum. Ailesinin rencide olmamasını dilerim. (22 Temmuz 2017)

“Dereye düşen alkollü adam kurtarıldı” haberi yüzünden Fox Haber’in 1 puanını sildim. Heyecanla bir sonraki benzer olayın haberi bekliyorum. Umarım “Dereye düşen alkolsüz adam kurtarıldı” diye vermezler, yoksa 1 puan daha sileceğim, şimdiden haber vereyim. (24 Temmuz 2017)

Şu sıralar Taksim’de devam etmekte olan Beyoğlu Festivali’ndeki standı vesilesiyle öğrendiğim, sinema sektörümüzün en uzun isimli kurumu “Yeşilçam Sinema Emekçileri Sosyal Dayanışma Yaşatma ve Yardımlaşma Vakfı – YESEV” 2015 yılında faaliyete başlamış. (25 Temmuz 2017)

Yeşilçam başımızın tacıdır ancak arada sırada onun da şaşırdığını inkâr edemeyiz. Web sitesinde yayınladığım bir önceki yazımın “Karaoğlan: Camoka’nın İntikamı” adlı başlığından ilham alarak meseleyi şöyle vuzuha kavuşturabiliriz: Öncelikle Suat Yalaz’ın en ünlü çizgi roman karakteri Karaoğlan’a, Abdullah Ziya Kozanoğlu ile birlikte -sanıyorum 8, 9 cilt- yayınladığı “Kaan” serisinden müptela olduğumu belirteyim. Karaoğlan’ın filme alınmaya karar verildiği yıllarda -yanlış hatırlıyorsam düzeltin- önce Karaoğlan’ı canlandıracak aktör için yarışma yapılmıştı. Sonra yarışmadan müspet netice alınamayınca o sıralar Ankara Devlet Tiyatrosu kadrosundaki genç Kartal Tibet’te karar kılındı. Yarışma deyince, nedense zaman zaman böyle geniş çerçeveli yarışmalar yapılır ondan sonra da piyango yarışmaya müracaat eden gençlerden birisine vurmaz da giderler bir profesyonelle anlaşırlar. Araya bu dikkat çekici teferruatı da sıkıştırmış olayım. Suat Yalaz’ın yönetmenliğinde çekilen ilk Karaoğlan filmi “Altay’dan Gelen Yiğit” olağanüstü ilgi görünce doğal olarak seri devam etti, sonra “Baybora’nın Oğlu”, 3. olarak da “Yeşil Ejder” filmleri çekildi. Derken serinin bir filminde Camoka karakterinin hayli ilgi görmesi üzerine “Camoka’nın İntikamı” çekildi. Bundan sonra Yeşilçam’ın şaşırdığı bölüme geliyoruz. Sinemamızda örneği bir hayli fazladır; çok ilgi çeken bazı filmlerin başrol oyuncuları sonraki devam filmlerinde yüklüce para istemeye başladıklarında hemen Yeşilçam’ın özel formülleri devreye girer, o filmlerdeki yan karakterlerden yeni filmler üretilmeye başlanır. İlk akla gelen Turist Ömer’dir. Turist’i başka bir facebook notuna konu ederiz, o kenarda dursun. “Camoka’nın İntikamı”ndan sonra başrolünü Danyal Topatan’ın oynadığı “Camoka’nın Dönüşü” çekilir. Bu filme de havası yansısın diye önceki Karaoğlan filmlerinden -bilhassa Kartal Tibet’li- görüntüler eklenir. Başka filmlerden görüntü eklemenin bir diğer örneği de Yücel Çakmaklı’nın yönettiği “Oğlum Osman”dır. Bu filmde de yerli değil yabancı filmlerden eklemeler görmüştük. Yalan olmasın bir tanesi de ünlü “On Emir” filminden yapılmıştı, hatta film sinemaskop olduğundan normal çerçeveli filmde bu bölümü yandan basık, oyuncuları uzun uzun boylu olarak izlediğimizi hatırlıyorum. Çok uzun oldu ama günümüzde moda olduğu için mecburen yazı da uzun oluyor. Karaoğlan filmlerinde Camoka da tüketildikten sonra isim benzerlikleri üzerinden hareket edildi. Tarık Tibet adlı oyuncunun başrolünü oynadığı “Karaoğlan’ın Kardeşi Sargan” çekildi. Yönetmenliğini Suat Yusuf’un yaptığı bu filmdeki isimlerin Kartal Tibet, Tarkan ve Suat Yalaz’ı çağrıştırdığını yazmıyorum, onu siz anlayın. Bundan sonraki aşamada bir başka firma da başrolünü Tamer Yiğit’e verdiği “Akbulut, Malkoçoğlu ve Karaoğlan’a Karşı” adında, tam çorba gibi isimli bir film yaptı. Böyle çorba isimli bir diğer film de “Tarkan Güçlü Kahraman Kolsuz Kahraman’a Karşı” adlı filmdir. Bu film de Yeşilçam’ın o sıralar sinemalarda hayli ilgi çeken Wang Yu’lu yabancı “Kolsuz Kahraman” filmlerinin rüzgârından faydalanma işlemidir. Yeri gelmişken görüntü sanatında en beğendiğim Karaoğlan’ın Abdullah Oğuz’un TV dizisindeki Kaan Urgancıoğlu olduğunu belirteyim. Orhan Günşiray, Kartal Tibet ve Kuzey Vargın’ı hep yadırgamışımdır. Kayda geçsin diye yazayım. Karaoğlan filmlerinin yapımcı şirketi Olcay Prodüksiyon adını Suat Yalaz’ın oğlu Olcayto Yalaz’dan alıyor. Onu da belirtmiş olayım, bilgi bilgidir. (01 Ağustos 2017)

Hadi sinema salonlarıCineminimum, Cinebig, Cinehour, Cineminute şeklinde isimlendirmenizi cinemaseverlere İngiltere’de film izleme zevki tattırma jesti olarak kabul ettik diyelim. Sevgili dağıtımcılarımız gelecekteki filmleri duyurduğu listelerde neden “Untitled CKM Project” şeklinde ifadeler kullanıyor? “İsimsiz CKM Projesi” yazsanız olmuyor mu? Yoksa sinema yönetimlerinde hiç Türkçe bilen eleman kalmadı mı? How are you today? (02 Ağustos 2017)

Küçük harf i’nin İngilizce’de büyük harfe dönüştüğünde I olarak yazıldığını eskiden ben de bilmezdim. “Faith Warrior LLC, Automatic Entertainment GL LCC” isimlerini “FAİTH WARRİOR LLC, AUTOMATİC ENTERTAİNMENT GL LCC” şeklinde yazardım. Oysa FAITH WARRIOR LLC, AUTOMATIC ENTERTAINMENT GL LCC” şeklinde yazılması gerekiyormuş. Atalarımız ne kadar doğru söylemişler: Bilmemek değil, öğrenmemek ayıp. (02 Ağustos 2017)

(04 Ekim 2017)

Sadi Çilingir

sadicilingir@sadibey.com

Gelin Görümce Dedikodusu

Gizem Karaca, Ay Lav Yu Tuu’da Sultan karakteriyle Amerikalı gelin Jessica’ya görümce oldu. Karaca, Amerikalı oyuncu Nikki Leigh’e ev sahipliği yaparak yakından ilgilendi. Çekimler boyunca arkadaşlıklarını ilerleten iki genç kadın ile ekip arkadaşları sık sık “Gelin, görümce dedikodu yapıyorlar” diyerek şakalaştı. Filmin uluslararası oyuncu kadrosunda Sermiyan Midyat, Nikki Leigh, Ayça Damgacı, Gizem Karaca, Bora Akkaş, Kevork Malikyan, Josh Folan gibi isimler var.

Nihan Boyar

1992 İstanbul doğumlu. İstanbul Kültür Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi İletişim Tasarımı Sinema Bölümü mezunu. İstanbul Kültür Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu Radyo ve Televizyon Programcılığı Bölümü’nde 4 dönem boyunca Onur Belgesi aldı. “Alman Sineması ve Propaganda” başlığı altında araştırmalar yaparak tezini tamamladı. Habertürk TV Aktüalite Programı’nda görev yaptı.

Korkut Akın

Eskişehir, İletişim Bilimleri Fakültesi Sinema TV Bölümü mezunu, İstanbul Üniversitesi’nde gazetecilik yüksek lisansı yaptı, İşletme İktisadı Enstitüsü’nde de ihtisas. Yeşilçam’da reji asistanlığı ve senaryo yazarlığı ile başladı, televizyonlarda kültür sanat programları çekti. Müjdat Gezen Sanat Merkezi ve İstanbul Aydın Üniversitesi’nde sinema dersleri verdi. Okumayı, izlemeyi ve gezmeyi sever.

Ödülleri:
İFSAK 5. Ulusal Kısa Film Yarışması Büyük Ödül (1983): Voli.
REPAŞ 10. yıl Etkinlikleri Kısa Film Ödülü (1986): Gelincik.
İzmir Karşıyaka Belediyesi “İnsan Hakları” Konulu Kısa Film Yarışması Mansiyon (1990): Hişt Hişt!
O. M. Arıburnu Birincilik Ödülü (1991): Hayat Ne Tatlı.
42. Berlin Video-Fest. Büyük Ödül Adayı (1992): Hişt Hişt!
Çağdaş Gazeteciler Derneği Yılın TV Programı Ödülü (1993): İstanbul Sayfaları.

Birçok dergi ve gazete ile birlikte düzenli ve sürekli olarak, habercigazete.com, tasimadunyasi.com ve siyasihaber.org sitelerinde (haftalık), Kültür Dergisi’nde (aylık) yazıyor.

korkutakin@hotmail.com

Oğulcan Bakiler

1994’te İzmir’de doğdum. Liseyi İzmir’de bitirdikten sonra, İstanbul Yeditepe Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü’ndeki eğitimimi yarım bırakarak, İzmir Ekonomi Üniversitesi Medya ve İletişim Bölümü’ne başladım. Eğitimimi halen sürdürüyorum. İzmir Ekonomi Üniversitesi İnternet Radyosu Radyo Eko için programlar hazırladım. Özellikle radyo yayıncılığı ilgimi çeker. Çeşitli gazete ve dergilerde (Radikal, Yeni Şafak, Bireylikler, Derin Tarih) sinema okumalarım, gündemle ilgili yazılarım yayımlandı. Tüm bunlardan beri, trompet ve klarnet çalıyorum.

Tuncer Çetinkaya

İlk denemeleri Kırkmerdiven, Şehir Işıkları, Kent ve Sanat gibi dergilerde yayınlandı, illüstrasyonlarından oluşan “Sanalçağa Eskizler” adlı bir dizi sergiye imza attı. 2007 yılında, “Altın Portakal gibi kökleri yarım yüzyıla uzanan bir çınarın gölgesinde, ülkemizin sinema kültürüne ‘küçük’ bir katkı koymak” hedefiyle yola çıkan Antalya merkezli Modern Zamanlar Sinema Dergisi’nin kurucuları arasında yer aldı (derginin editörlüğünü halen sürdürmektedir). Birgün, Yurt, Cumhuriyet (Akdeniz) gibi gazetelerde ve çeşitli bloglarda sinema yazıları kaleme alan Çetinkaya, televizyon için programlar hazırlamakta ve metin yazarlığı yapmaktadır. Yayına hazırladığı kitaplar şunlardır: “Veysel Atayman’ın Kaleminden Sinemamızın Komediyle İmtihanı”, “Sarayın Dalkavuğu Değil Halkın Soytarısı: İlyas Salman”, “Mizah, Muhalefet ve Demokrasi Ekseninde Komedinin Öyküsü”, “Yedinci Sanatın Şövalyesi: Rekin Teksoy” ve “Altın Portakal’ın Öyküsü”. Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Güzel Sanatlar Lisesi’nde Resim / Sanat Tarihi grubu dersleri veren ve SİYAD (Sinema Yazarları Derneği) üyesi olan yazar, evli ve iki çocuk babasıdır.

Sevin Okyay

Arnavutköy Amerikan Kız Koleji’ni bitirdi. 1964 yılından beri çeviri, 1975’ten beri gazetecilik, 1984 yılından beri de sinema eleştirmenliği yapıyor. İlk sinema yazısısı 1984 İstanbul Film Festivali’nde Ve Gemi Gidiyor adlı bir film içindi.

Türkiye’nin ilk kadın sinema eleştirmeni olan Okyay’ın yeri, “Bilge Olgaç Başarı Ödülü” aldığı Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali tarafından “1984 yılından beri sinema üzerine yazan, bu alanda pek çok kadın yazara da öncülük eden içten kalemiyle sinema yazarlığına yeni bir soluk getiren Sevin Okyay” olarak tanımlandı.

Politika muhabiri olarak başladığı gazeteciliği köşe yazarı olarak sürdüren Okyay geniş eleştirmenlik yelpazesiyle de ilgi çekti “sinema”, “edebiyat”, “caz” ve “spor”. Okyay ayrıca gündelik hayat kültürü üzerine denemeler de yazmaktadır. Pek çok gazete ve dergide yazan Okyay halen Radikal Gazetesi’ndedir.

Okyay ayrıca uzun bir süre TRT’de Ve Sinema adlı televizyon programını hazırladı ve sundu. Önce Açık Radyo’da, sonra da NTV Radyo’da “caz” ve “polisiye edebiyat” üzerine radyo programları hazırladı ve sundu. Ayrıca Reha Erdem’in Kaç Para Kaç adlı filminde misafir oyuncu olarak rol aldı. Tiyatroyla da ilgilenen Okyay, İstanbul Şehir Tiyatroları’nda Mehmet Atak’ın tasarlayıp yönettiği Hamlet 2001 adlı oyununun dramaturgluğunu ve çevirmenliğini yaptı. Bernarda Alba’nın Evi, Üç Kişilik Gezegen, Eski Günler ve Kenan Işık için Othello: Arabın İntikamı oyunlarını çevirdi, Seeking For Helen, Benim Cyreno’larım oyunlarını yazdı ve Nuri Pakdil’in Korku adlı oyununun İngilizce liriklerini yazdı.

Halen Sezen Aksu’nun isteği üzerine, İş Bankası Yayınları’ndan çıkacak olan Sezen Aksu portre kitabını hazırlıyor.

Bir dönem uzun “kızılderili” saçları olan, sıradışı ama sempatik görüntüsü ve tavırları, “Bıdık Hünnap” takma adıyla da renkli bir kişilik olan Okyay, Harry Potter dizisi çevirileriyle popüler oldu. Serinin 3. kitabı olan Azkaban Tutsağı’ndan sonra, seriyi yine sinema eleştirmeni ve çevirmen olan oğlu Kutlukhan Kutlu ile birlikte çevirmeyi sürdürüyor.

Engin Ayça

1941 yılında Edremit’te doğdu. Galatasaray Lisesi’ni bitirdi, Roma’da Instituto Superiore Dell Opinione Publica ve Centro Sperimentale Di Cinematografia okullarında sinema yönetmenliği eğitimi gördü. 1970 – 1974 yılları arasında İ. Ü. Foto Film Merkezi’nde çalıştı. Yılmaz Güney’in Arkadaş filminde asistanlık yaptı. 1973 – 1975 yılları arasında Atilla Dorsay ve Nezih Coş ile 7. Sanat isimli sinema dergisi çıkardı. 1974 yılında girdiği TRT İstanbul Televizyonu’nda 1986 yılına kadar yönetmen olarak çeşitli belgesel filmler ve kültür programları gerçekleştirdi. 1987 yılında TRT’den ayrıldı ve Bez Bebek isimli sinema filmini yönetti. 1990 yılında Soğuktu ve Yağmur Çiseliyordu isimli filmini çekti. Çeşitli dergi ve gazetelerde sinema yazıları yazdı, çeviriler yaptı. Sinema üzerine iki çeviri kitabı vardır: Ayzenştayn’ın Ders Notları ve Sinemanın 100 Yılı. Mimar Sinan Üniversitesi Sinema-TV Enstitüsü’nde ders vermekte, sinema üzerine kuramsal yazılar yazmaktadır.