Kategori arşivi: Genel

Savaş, Harabeler, Denizi Geçmek, Sığınmacı Kampları ve Gösteriler… Geride Kalanlar

Kentte veya köyde yaşayalım, hemen hepimizin ortak sorunlarından birisi göçmenler. Herkes kendince bir suçlu bulmuş, saydırıyor peşi sıra. Ama kimse onlara sormuyor, onları görmüyor.

Göçmenlik sorunu…

Toplumsal değişimin kilit figürünün sanatçı olduğunu söyleyen ve sanatı gizli bir kod olarak görmeyen (kabul etmeyen) Ai Weiwei, “Geride Kalanlar” belgeseliyle günümüzün en büyük toplumsal sorunu olan göçmenliği ele alıyor.

Ölüm Pahasına…

Bugün dünyanın dört bir yanında insanlar zorunlu göçe tabi tutuluyor. Kimi siyasi kimi ekonomik kimi toplumsal nedenlerle bulundukları, yaşamlarını sürdürdükleri toprakları bırakıp yollara düşüyor. Hem de ne zorlu koşullar altında, ne acılar çekerek… ölüm pahasına.

Sanatı sadece estetik bir uygulama olarak görmek, belki de en yanıltıcı durum. Ai Weiwei, yeni sorular ortaya atmak için çaba harcadığını söylüyor. Tabii, sanatıyla siyasi duruşunun bir bütün olduğu gerçeğinin altını çizerek.

2017 yılında “İnsan Debisi” (Human Flow) için 23 ülkede, 40’tan fazla sığınma kampında, 600’ü aşkın görüşmeyle bir belgesel yapmıştı… Bu kez Ortadoğu’nun cehennem ateşi altındaki çatışma bölgelerinden kaçarak Türkiye, Yunanistan, Fransa, İtalya, Almanya, İsveç’e gitmek isteyen Suriyeli, Afgan, Iraklılar ile Afrika’nın Orta Asya’nın çeşitli ülke vatandaşlarını belgelemiş Ai Weiwei. Ne denli zorluklar yaşadıklarını, sizler hemen her gün batan tekne, yakalanan mülteci haberlerinden biliyorsunuz. Peki, ya kurtulanlar, sınırları aşmayı başaranlar?

65 milyon insan…

Günlerce, sıcakta soğukta, yağmurda çamurda yol almaya çalışan, iki arada bir derede kalmış insanlar onlar… Bugün dünyada 65 milyon insan göçmen olarak başka ülkelerde yaşamaya çalışıyor. Aşağılanıyorlar, küçük düşürülüyorlar, suçlanıyorlar (ki, en çok bizim ülkemizde yaşanıyor bunlar). 12 Eylül karanlığından kaçıp da Avrupa’ya sığınan insanlar da benzer sorunlar yaşamışlardı, onlar da aşağılandıkları ve bir cevap vermedikleri için gergindiler, kızgındılar. Tıpkı “Geride Kalanlar”da olanlar gibi.

Kucağında çocuğuyla polisten kaçmaya çalışan göçmenin bir kameraman tarafından çelmelenip düşürülmesini unutabilir misiniz? Ya Aylan Kurdi bebeği? İçiniz yanmıyor mu?

Ai Weiwei, özellikle karşıya geçmiş, “kurtulduğu sanılan” mültecileri bulmuş, konuşturmuş, onların yaşamlarını belgelemiş. Ai Weiwei’nin 78 dakika süren belgeselini izleyince, çektikleri acıları, içinde bulundukları zorlukları görünce nasıl olur da göz ardı edebilirsiniz. İnsan olanın bir kez daha düşünmesi gerekir. Muhakkak.

Geride Kalanlar
Yönetmen Ai Weiwei
Belgesel, 2018

(23 Ekim 2019)

Korkut Akın

korkutakin@gmail.com

-Deri Ceket- Sinemaya İçeriden Bakış

Kısafilm üzerine yazmayı kurduğum bir yazı var… Bizim ülkemizde nedense kısafilm ve kısafilmciler hep göz ardı ediliyor. Festivaller, yarışmalar hatta kitaplar bile eksik ve hatalı. Oysa dünya kısafilmi gerçekten önemsiyor ve çok güzel kısafilmlerin yapılmasına olanak sağlıyor. Bu arada hemen belirteyim ki, kısafilm sadece süresiyle ölçülen bir tür değildir. Onun için de Quentin Dupieux’un “Deri Ceket” filmi bir kısa filmdir.

Bir derdi olan, bunu da tecimen kaygılarla değil de insanlara ulaştırmak isteyenlerin türüdür kısafilm. Ünlü oyuncuları olmasa da zayıf ve ucuz prodüksiyonlu olsa da salon bulamasa da izleyicisi az olsa da inanılmaz güzellikte filmler izlersiniz, günlerce kurtulamazsınız etkisinden. Türkiye’de de sinemanın bir sektör olması, dilinin gelişmesi ve dünyaya ulaşan filmler yapılabilmesi için Kısafilmin desteklenmesi gerektiğini bir kez daha vurgulamalıyım.

Film “bir daha asla ceket giymeyeceğim” diyen insanlarla başlıyor. Bu bile tek başına müthiş bir giriş. Merak ettiriyor, etkiliyor ve tabii ki bambaşka bir tarafa yönelerek hemen herkesi kontrpiyede bırakıyor.

Georges, eşinden ayrılmış, bütün parasını yatırdığı ikinci el deri ceketine âşık olacak derecede tutkulu biridir. Yanında promosyon olarak verilen kamera ile çekimler yapar. Bundan sonrası acaba ne olacak, kim ne yapacak, niye öldürdü, çekimin kurgusunu yapan kız ne yapacak (ne yapmalı), peki, yapılanların veya yaşananların sonucu ne olacak (ne olmalı), kimse bir şey demeyecek mi, dese mi vb. yüzlerce birbirini doğuran soru işareti…

Film çekmek kolay mı?

Kısafilmciler bilirler ne denli zor, bir o kadar da meşakkatli olduğunu. Senaryo yazacaksınız, mekân bulacaksınız, oyuncu saptayacaksınız. Pelikül döneminde filmin banyosu yapılacak, pozitif basılacak, montajlanacak, seslendirilecek, gösterim kopyası basılacak… yetmez tabii, bir de salon bulunacak, izleyici çağrılacak. Şimdi artık bu aşama teknolojinin de yardımıyla tarihin karanlık köşesine atılıverdi. Teknik ve parasal aksamaların göze batmaması için iğneyle kuyu kazarcasına titiz ve özenli olmak gerektiğini vurgulamama izin verin lütfen.

Filmin kahramanı Georges kendince yaptığı çekimleri, montajcı olmak isteyen ama koşullar gereği ancak garsonluk yaparak yaşamını sürdüren hevesli kıza verir. Kızın kafasında oluşan öykü ile Georges’in çektikleri birbiriyle buluşur mu? İzleyince göreceksiniz.

Kaçırılmaması gereken bir film. Konusunu tartışabilirsiniz, ama siz olsanız ne yaparsınız, böylesi bir haletiruhiye içerisindeyseniz. Sahi, siz de kendi filminizi çekmeye başlayın, hemen.

Deri Ceket “Deerskin”
Yönetmen Quentin Dupieux
Oyuncular Jean Dujardin, Adèle Haenel, Albert Delpy…
25 Ekim’den başlayarak sinemalarda

(19 Ekim 2019)

Korkut Akın

korkutakin@gmail.com

Nihan Boyar

1992 İstanbul doğumlu. İstanbul Kültür Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi İletişim Tasarımı Sinema Bölümü mezunu. İstanbul Kültür Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu Radyo ve Televizyon Programcılığı Bölümü’nde 4 dönem boyunca Onur Belgesi aldı. “Alman Sineması ve Propaganda” başlığı altında araştırmalar yaparak tezini tamamladı. Habertürk TV Aktüalite Programı’nda görev yaptı.

Korkut Akın

Eskişehir, İletişim Bilimleri Fakültesi Sinema TV Bölümü mezunu, İstanbul Üniversitesi’nde gazetecilik yüksek lisansı yaptı, İşletme İktisadı Enstitüsü’nde de ihtisas. Yeşilçam’da reji asistanlığı ve senaryo yazarlığı ile başladı, televizyonlarda kültür sanat programları çekti. Müjdat Gezen Sanat Merkezi ve İstanbul Aydın Üniversitesi’nde sinema dersleri verdi. Okumayı, izlemeyi ve gezmeyi sever.

Ödülleri:
İFSAK 5. Ulusal Kısa Film Yarışması Büyük Ödül (1983): Voli.
REPAŞ 10. yıl Etkinlikleri Kısa Film Ödülü (1986): Gelincik.
İzmir Karşıyaka Belediyesi “İnsan Hakları” Konulu Kısa Film Yarışması Mansiyon (1990): Hişt Hişt!
O. M. Arıburnu Birincilik Ödülü (1991): Hayat Ne Tatlı.
42. Berlin Video-Fest. Büyük Ödül Adayı (1992): Hişt Hişt!
Çağdaş Gazeteciler Derneği Yılın TV Programı Ödülü (1993): İstanbul Sayfaları.

Birçok dergi ve gazete ile birlikte düzenli ve sürekli olarak, habercigazete.com, tasimadunyasi.com ve siyasihaber.org sitelerinde (haftalık), Kültür Dergisi’nde (aylık) yazıyor.

korkutakin@hotmail.com

Oğulcan Bakiler

1994’te İzmir’de doğdum. Liseyi İzmir’de bitirdikten sonra, İstanbul Yeditepe Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü’ndeki eğitimimi yarım bırakarak, İzmir Ekonomi Üniversitesi Medya ve İletişim Bölümü’ne başladım. Eğitimimi halen sürdürüyorum. İzmir Ekonomi Üniversitesi İnternet Radyosu Radyo Eko için programlar hazırladım. Özellikle radyo yayıncılığı ilgimi çeker. Çeşitli gazete ve dergilerde (Radikal, Yeni Şafak, Bireylikler, Derin Tarih) sinema okumalarım, gündemle ilgili yazılarım yayımlandı. Tüm bunlardan beri, trompet ve klarnet çalıyorum.

Tuncer Çetinkaya

İlk denemeleri Kırkmerdiven, Şehir Işıkları, Kent ve Sanat gibi dergilerde yayınlandı, illüstrasyonlarından oluşan “Sanalçağa Eskizler” adlı bir dizi sergiye imza attı. 2007 yılında, “Altın Portakal gibi kökleri yarım yüzyıla uzanan bir çınarın gölgesinde, ülkemizin sinema kültürüne ‘küçük’ bir katkı koymak” hedefiyle yola çıkan Antalya merkezli Modern Zamanlar Sinema Dergisi’nin kurucuları arasında yer aldı (derginin editörlüğünü halen sürdürmektedir). Birgün, Yurt, Cumhuriyet (Akdeniz) gibi gazetelerde ve çeşitli bloglarda sinema yazıları kaleme alan Çetinkaya, televizyon için programlar hazırlamakta ve metin yazarlığı yapmaktadır. Yayına hazırladığı kitaplar şunlardır: “Veysel Atayman’ın Kaleminden Sinemamızın Komediyle İmtihanı”, “Sarayın Dalkavuğu Değil Halkın Soytarısı: İlyas Salman”, “Mizah, Muhalefet ve Demokrasi Ekseninde Komedinin Öyküsü”, “Yedinci Sanatın Şövalyesi: Rekin Teksoy” ve “Altın Portakal’ın Öyküsü”. Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Güzel Sanatlar Lisesi’nde Resim / Sanat Tarihi grubu dersleri veren ve SİYAD (Sinema Yazarları Derneği) üyesi olan yazar, evli ve iki çocuk babasıdır.

Ferhan Baran

İstanbul doğumlu. Saint Joseph Fransız Erkek Lisesi’nin ardından Boğaziçi Üniversitesi İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nde eğitim gördü. Aynı fakültede tamamladığı Yüksek Lisans eğitimini, ‘Movie Going Patterns’ başlıklı Master tezi ile noktaladı.

Sinema yazılarına, yöneticiliğini yaptığı Boğaziçi Üniversitesi Sinema Kulübü (BÜSK) Bülteni’nde yayınlanan, Mauro Bolognini’nin ülkemizde ‘Baba, Oğul, Gelin’ adıyla gösterime girmiş ’L’Eredita Ferramonti’ filminin eleştirisiyle başladı. 1994 yılında Hürriyet Gazetesi’nde yayınlanan Jane Campion’ın ‘Piyano’ filmi üzerine kaleme aldığı ‘Campion Kederli Sonları Sevmiyor’ başlıklı makalesi basında yer alan ilk yazısıdır. 1997 yılında yayın hayatına başlayan Hürriyet Grubu ‘Gazete Pazar’ın, 2002 yılından itibaren Milliyet Gazetesi Kültür ve Sanat Dergisi’nin sürekli film eleştirmenliğini yaptı.

2001 yılında Bilgi Üniversitesi ‘Enis Rıza Kısa Film Atölyesi’nde dedesinin yaşamına ilişkin ‘Mustafa Rami’ isimli belgeseli hazırladı. Aralık 2004’te Türsak Vakfı’nın düzenlediği 7. Sinema Tarih Buluşması kapsamındaki Uluslararası Belgesel Film Yarışması SİYAD (Sinema Yazarları Derneği) jürisinde görev aldı.

Müzik çalışmalarına ilköğretim yıllarında konservatuar eğitimi ve özel derslerle başladı. 1995 yılından beri ülkemizin önemli koral topluluklarından İstanbul Avrupa Korosu’nun üyesidir.

2004 – 2012 yılları arasında sekiz dönem koronun Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yaptı. Bu dönemde klâsik müzik repertuarının az bilinen eserlerinin Türkiye prömiyerlerinin gerçekleşmesinde önemli rolü oldu. Başta İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası olmak üzere tanınmış orkestra, şef ve solistler eşliğinde çok sayıda konser organizasyonunu yönetti.

2010 yılında, film müzikleriyle de bilinen besteci Fırat Yükselir’e ait ‘Yunus’tan Nazım’a Kantatı’ adlı koral eserin, Eskişehir Belediyesi Senfoni Orkestrası’nın eşlik ettiği Dünya prömiyerinin gerçekleşmesinde büyük katkıları oldu.

2013 Bahar döneminden itibaren İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde ‘Sinema Endüstrisi’ başlıklı dersi vermektedir. Sinema yazıları ve film eleştirileri halen https://sadibey.com sitesinde yayınlanmaktadır.

Sevin Okyay

Arnavutköy Amerikan Kız Koleji’ni bitirdi. 1964 yılından beri çeviri, 1975’ten beri gazetecilik, 1984 yılından beri de sinema eleştirmenliği yapıyor. İlk sinema yazısısı 1984 İstanbul Film Festivali’nde Ve Gemi Gidiyor adlı bir film içindi.

Türkiye’nin ilk kadın sinema eleştirmeni olan Okyay’ın yeri, “Bilge Olgaç Başarı Ödülü” aldığı Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali tarafından “1984 yılından beri sinema üzerine yazan, bu alanda pek çok kadın yazara da öncülük eden içten kalemiyle sinema yazarlığına yeni bir soluk getiren Sevin Okyay” olarak tanımlandı.

Politika muhabiri olarak başladığı gazeteciliği köşe yazarı olarak sürdüren Okyay geniş eleştirmenlik yelpazesiyle de ilgi çekti “sinema”, “edebiyat”, “caz” ve “spor”. Okyay ayrıca gündelik hayat kültürü üzerine denemeler de yazmaktadır. Pek çok gazete ve dergide yazan Okyay halen Radikal Gazetesi’ndedir.

Okyay ayrıca uzun bir süre TRT’de Ve Sinema adlı televizyon programını hazırladı ve sundu. Önce Açık Radyo’da, sonra da NTV Radyo’da “caz” ve “polisiye edebiyat” üzerine radyo programları hazırladı ve sundu. Ayrıca Reha Erdem’in Kaç Para Kaç adlı filminde misafir oyuncu olarak rol aldı. Tiyatroyla da ilgilenen Okyay, İstanbul Şehir Tiyatroları’nda Mehmet Atak’ın tasarlayıp yönettiği Hamlet 2001 adlı oyununun dramaturgluğunu ve çevirmenliğini yaptı. Bernarda Alba’nın Evi, Üç Kişilik Gezegen, Eski Günler ve Kenan Işık için Othello: Arabın İntikamı oyunlarını çevirdi, Seeking For Helen, Benim Cyreno’larım oyunlarını yazdı ve Nuri Pakdil’in Korku adlı oyununun İngilizce liriklerini yazdı.

Halen Sezen Aksu’nun isteği üzerine, İş Bankası Yayınları’ndan çıkacak olan Sezen Aksu portre kitabını hazırlıyor.

Bir dönem uzun “kızılderili” saçları olan, sıradışı ama sempatik görüntüsü ve tavırları, “Bıdık Hünnap” takma adıyla da renkli bir kişilik olan Okyay, Harry Potter dizisi çevirileriyle popüler oldu. Serinin 3. kitabı olan Azkaban Tutsağı’ndan sonra, seriyi yine sinema eleştirmeni ve çevirmen olan oğlu Kutlukhan Kutlu ile birlikte çevirmeyi sürdürüyor.

Engin Ayça

1941 yılında Edremit’te doğdu. Galatasaray Lisesi’ni bitirdi, Roma’da Instituto Superiore Dell Opinione Publica ve Centro Sperimentale Di Cinematografia okullarında sinema yönetmenliği eğitimi gördü. 1970 – 1974 yılları arasında İ. Ü. Foto Film Merkezi’nde çalıştı. Yılmaz Güney’in Arkadaş filminde asistanlık yaptı. 1973 – 1975 yılları arasında Atilla Dorsay ve Nezih Coş ile 7. Sanat isimli sinema dergisi çıkardı. 1974 yılında girdiği TRT İstanbul Televizyonu’nda 1986 yılına kadar yönetmen olarak çeşitli belgesel filmler ve kültür programları gerçekleştirdi. 1987 yılında TRT’den ayrıldı ve Bez Bebek isimli sinema filmini yönetti. 1990 yılında Soğuktu ve Yağmur Çiseliyordu isimli filmini çekti. Çeşitli dergi ve gazetelerde sinema yazıları yazdı, çeviriler yaptı. Sinema üzerine iki çeviri kitabı vardır: Ayzenştayn’ın Ders Notları ve Sinemanın 100 Yılı. Mimar Sinan Üniversitesi Sinema-TV Enstitüsü’nde ders vermekte, sinema üzerine kuramsal yazılar yazmaktadır.

Ayşe Yeliz Bozkurt

1984 yılında İstanbul’da doğdu. 2005 yılında Dumlupınar Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü’nden mezun oldu. Üniversitede eğitimini aldığı işi hiç bir zaman yapmadı. Öğrencilik yıllarında yerel radyo ve televizyonlarda programlar hazırlayıp, sundu. Üniversite sonrası İstanbul’a döndü ve Kanaltürk’te çalışmaya başladı. Mesleği dönemin usta gazetecilerinden öğrendi. Kanaltürk’te program koordinatörlüğü ve muhabirlik yaptı. Ardından sektörel bir gazetede ekonomi muhabirliği yaptı. 2007 yılında Başkent Üniversitesi’nde sunuculuk eğitimi aldı. 2007 – 2011 yılları arasında Kanal B’de çeşitli programlar sundu. Kültür – Sanat ağırlıklı programların yanı sıra sağlık, müzik ve gezi programlarının yapım ve sunumunu gerçekleştirdi. Sanatın Gündemi adlı kültür sanat programının yapımcılığını ve sunuculuğunu üstlendi.