Alacakaranlık Kuşağı’ndan Sinyal Var

Gösterimi sürmekte olan ‘Sinyal / The Signal’ yapım parametreleri açısından ilgimizi çeken bir çalışma. Hollywood’un gişe açısından bereketli yaz döneminde birbiri ardına görücüye çıkan hiper bütçeli projeleri arasında, Amerikan Sinema Endüstrisi normlarının çok altında, neredeyse bütçesiz çekilmiş bir mütevazi yapım bu. Üstelik bilim kurgu gibi daha geniş olanaklar isteyen, üç boyutun albenisiyle endüstrinin gişe canavarlarını üreten bir türe el atmış. Görüntü yönetmenliğinden gelme genç yönetmen William Eubank’ın aynı türde ikinci denemesi bu. Sadece 500 bin dolarlık çok daha küçük bir bütçeyle kotardığı ilk yönetmenlik çalışması ‘Aşk / Love’ (2011), uzayda mahsur kalmış astronot Lee Miller’ın hayatta kalma çabası üzerine klostrofobik bir denemedir.

4 milyon dolar bütçeli ‘Sinyal’ gizemli bir fantastik hikâye. MIT öğrencisi üç parlak gençten Nic bir kas hastalığı nedeniyle koltuk değnekleriyle hareket edebilmektedir. İlişkileri sorunlu bir dönemden geçmekte olan sevgilisi Haley ve kankaları Jonah ile birlikte California rotasında yollarına devam ederken, bir süredir MIT bilgi ağına izinsiz giriş yapan Nomad (Göçmen) kod adlı hacker’ın provokatif mesajları ile karşılaşırlar. Nomad’ın peşinde rotalarını değiştiren üç kafadar, Nevada’nın ortasında terk edilmiş metruk bir evde görünmez bir gücün saldırısına uğrar. Gençler gözlerini açtıklarında tıbbi bir araştırma laboratuvarında tutsak bulurlar kendilerini. Korunmalı giysiler giymiş tesis görevlilerinden ‘uyum süreci’nin başındaki Dr. Wallace, dünya dışı bir varlık ile temasa geçtiklerini bildirir Nic’e. Mikrobiyolojik bulaşıcı bir şeye karşı önlem almaları gerektiğini ilâve eder. Nic’in güçsüz bacaklarının yerini yabancı teknoloji ürünü güçlü kuvvetli protez bacaklar almıştır. Bundan sonrası, fareler gibi sıkışıp kaldıkları deney hapishanesinden kaçıp kurtulma mücadelesi üzerinedir.

‘Sinyal’, çıkış noktası hayli merak uyandıran bir öykü. Kuşaklar boyu bilim kurgu meraklılarını ihya etmiş ‘Alacakaranlık Kuşağı / The Twilight Zone’ televizyon dizisinden kopup gelmiş gizemli bir hikâye. 1960 başları ilk sezon bölümleri bizde halen Digiturk’ten ilgiyle izlenen Rod Serling imzalı bu fantastik hikâyelerin başucu esin kaynaklarından biri olduğunu belirtiyor yönetmen Eubank. Çıkış noktası ve özellikle sürpriz finaliyle türün meraklılarını hayal kırıklığına uğratmayacak bu çalışmada Eubank’ın kısıtlı imkânlarıyla yarattığı görsel dünya da sınıfı geçiyor. Lakin Eubank’ın filminde eksik kalan, sözünü ettiğimiz dizide 25 dakika kadar süren ve vurucu sürpriziyle izleyenleri şaşkına çeviren hikâyesinin 90 dakikalık bir süreyi taşıyacak olay örgüsü ve ve karakter çalışmasından yoksun olması. Zamane bilim kurgu serüvenleri gibi bol keseden aksiyondan kaçınması olumlu ancak kimi bölümlerde gençlik filmlerinin klişelerine, öğrenci filmlerinin monotonluğuna düşmekten kurtulamamış. Yine de meraklılarınca ilgiyle izlenen, önümüzdeki dönem ‘Sinema Endüstrisi’ dersimin öğrencileriyle paylaşacağım Eubank açısından endüstriye sunulmuş parlak bir kartvizit bu. Genç yönetmeni yakınlarda devasa bütçeli Hollywood bilim kurgularından birinin başında görmek hiç sürpriz olmayacak.

(26 Temmuz 2014)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir