76. Berlin Film Festivali’nin açılış filmi olan ‘İyi Erkek Yok / Kabul Jan – No Good Men’ çok hoş hazırlanmış ‘çiçek açan kaktüsler’ animasyonu ile açılıyor. Pakistan asıllı tanınmış şarkıcı Nazia İkbal’in Peştuca dilinde okuduğu ‘Chup Chup’ adlı ritmik parçanın eşlik ettiği bu şen açılış hayli beklenmedik ve şaşırtıcı geliyor önce. Öyle ya, bugün en koyu taassubun hüküm sürdüğü Afganistan’dan gelen bir filmde savaşın hüküm sürdüğü çok daha karanlık bir hikâye ile karşılaşmayı bekliyorsunuz.
Önceki filmleri bizdeki festivallere ulaşmamış olan Afgan asıllı saygın yazar/yönetmen Şahrbanu Sadat imzalı hikâye, Taliban’ın Kabil’i ele geçirmesinden hemen önceki günlerde geçiyor gerçi, ancak bugünkü denli beter olmasa bile, patriyarkal sosyo-ekonomik düzende ikinci sınıf vatandaş addedilen kadınların durumu hiç de parlak değildir. Kabil’de bir haber kanalının tek kadın kameramanı olan Naru Ahmadi (Şahrbanu Sadat), bir yandan işe yaramaz kaba saba kocasından boşanmaya, bir yandan da erkek egemen medya düzeninde kendine yer bulmaya çalışmaktadır. Gündüz kuşağı kadın programlarında görevlendirilen genç kadın, bilirkişi olarak programa çağrılan adamların kadınları bir süs ve üreme objesi olarak tarif ettiği yorumlara daha fazla dayanmak istemez, 4 yıllık deneyimini de öne sürerek eleman eksikliği olan haber programlarında çalışma talebini iletir.
Kabil TV’nin tanınmış haber sunucusu ve yorumcu Kudret Kadiri (Enver Haşimi) mizojinist bir yaklaşımla ‘bana gerçek bir kameraman gönderin’ sözlerini sarfeder önce. Yokluktan kabul ettiği Naru ile ilk çalışmasında da sorunlar çıkar ama genç kadın yılmaz. Sevgililer Günü hakkında kadınlarla yaptığı sokak röportajları ve bir toplu tecavüz vakasında kadın kurbanlarla yakın görüşmeleri ile sivrilir ve deneyimli haber sunucusunun takdirini kazanır. Ana ocağına dönmüş olsa bile, velayeti için mücadele verdiği üç yaşındaki oğlundan ayrı kalmamak için kocası ile ile nikahını sürdüren, üzerindeki baskının arttığı bu adaletsiz dünyada iyi erkek olmadığından emin olan Naru, Kadiri’nin işin ötesine geçen ilgisi ve beklenmedik bir aşkın filizlenmesiyle sarsılacaktır.
Sadat, Taliban ayaklanmasında muhabir olarak yaptıklarından yola çıkan bu üçüncü uzun metrajında hem yönetmen hem oyuncu olarak göz kamaştırırken, teokratik baskıya güçlü bir şekilde ses çıkaran film , mizah yüklü bakışıyla siyaset ile aşkı harmanlıyor. Naru ile kadın arkadaşları, ‘kadınlar bir çiçektir, her doğumda bir yaprağı düşer, bol bol makyaj yapın’ tarzı aşağılamalara, ‘erkeklerin canı cehenneme’ düsturuyla veryansın ederler. Dayak, hakaret, ev işi ve çocuk bakımından ibaret bir kafeste yaşamaya isyan ederken, Amerikan vatandaşı Leyla’nın (Fatima Hassani) TV stüdyosuna getirdiği vibratör ile eğlenirler.
Sadat’ın ifadesiyle ‘patriyarka bir kaktüs tarlası gibidir’. Naru ve arkadaşları ‘iyi erkek yok’ deseler de, filmin ön jeneriğindeki anime kaktüsler de çiçek açmaz mıdır; ataerkil düzende yetişmiş Kadiri’lerin arasından kadınlara saygılı, duyarlı erkekler çıkmaz mıdır. Zorba kocasının tehdidi ve aniden beliren aşk arasında sıkışan Naru’nun hikâyesini izlerken Hollywood tarzı bir romantik hikâyenin büyüsüne kapılıverir gibi oluruz bir an. Ama burası Afganistandır. Önce Rusya’nın sonra Amerika’nın iliklerine kadar sömürdüğü ve bataklığa çevirdiği bir coğrafyadır. ABD’nin askerlerini ülkeden çekeceği 2021 yılının Nisan ayı geldiğinde, ataerkil sistemin getirdikleri ile boğuşmanın ötesinde, en temel demokratik hakkın esamesinin okunmadığı, yığınların ülkeyi terketmek için havaalanlarına koştuğu günde, Afganistan gerçeği ile yüzleşiriz. Naru ile Kadiri’nin büyülü aşkı ‘Casablanca’nın ünlü finalinden daha hüzünlü olacaktır.
Taliban’ın gölgesindeki bir ülkede aşkı, özgürlüğü ve kadınların gündelik direnişini romantik komedinin alışık olduğumuz sınırlarını tersyüz ederek anlatan bu güzel filmi kaçırmayın. Türkiye prömiyerini 45. İstanbul Film Festivali’nde yapan, Haziran ayında Kadıköy Sineması’nda gerçekleşen ve geliri ‘Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği’ne bağışlanan özel gösterimiyle sinema seyircisinin kalbini kazanan yapım halen MUBI’de gösterilmektedir.
(01 Ağustos 2026)
Ferhan Baran
ferhan@ferhanbaran.com






























































