Kelly Reichardt’ın Minimalist Dünyasında Suç ve Ceza

Temmuz sıcaklarında sessiz sedasız gösterime giren ‘Gece Planı / Night Moves’, tam da ‘Başka Sinema’ seçkisine yakışacak türden bir çalışma. Amerikan bağımsız sinemasının gerçek anlamda bağımsız kalmış sayılı isimlerinden Kelly Reichardt’ın beşinci uzun metrajı bu. Yönetmenin doğup yetiştiği Florida, Everglades’de geçen 1994 yapımı ilk denemesi ‘River of Grass’ ellerine silâh geçirmiş iki amaçsız genç ruhun varoluşçu hikâyesi üzerinedir. Para bulmakla geçen uzun bir dönemin ardından, yapımcılarından tanınmış sinemacı Todd Haynes’in yaşadığı Oregon yöresini mekân alan öykülere yönelecektir Reichardt. 2006 yapımı Rotterdam Altın Kaplan ödüllü ‘Geçmiş Zaman Olur Ki / Old Joy’, düzenin dişlileri arasında gençlik yıllarının idealizmini geride bırakmış, radikallikleri törpülenmiş otuzlu yaşlardaki iki erkek arkadaşın yıllar sonra Oregon’un Cascade dağlarında kamp yapmak üzere bir araya gelişlerini mercek altına yatırır. Belirgin bir olayın olmadığı, dramatik dönüm noktaları içermeyen bu sakin meditatif çalışma, şehir yaşamından uzak doğal bir ortamda gözlemler, jestler, yitip gitmiş zaman üzerinedir. Yaşlanmakta olan iki eski hippinin kısa karşılaşmaları, ‘pişmanlık, eski günlerin yıpranmış neşesinden başka bir şey değildir’ şeklinde dilimize çevirebileceğimiz Çin atasözünü doğrular niteliktedir.

Hemen ardından gelen 2008 yılı ürünü ‘Wendy and Lucy’, 8. If AFM Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali’nde yönetmenin katılımıyla bizde de gösterilmiş ve Reichardt’ın dünya çapında tanınmasını sağlamıştır. Ana akım sinemanın tanınmış isimlerinden Michelle Williams’ın çok başarılı performansından büyük destek almış bu özgün yapım, yersiz yurtsuz gencecik bir kızın, umudun peşinde köpeğiyle birlikte Alaska’ya yolculuğu üzerinedir. Kırık dökük arabası bozulunca Oregon’un küçük bir kasabasında mahsur kalan Wendy’nin hikâyesi, gösterime girdiği yılların büyük Amerikan bunalımının metaforu olarak ilgiyle karşılanmıştır. Olay kurgusu yine çok basittir. Yine jestler, akıp giden gündelik yaşam, Reha Erdem imzalı ‘Hayat Var’ın küçük kız karakteri gibi dilinde yanık bir ezgiyle yolunu arayan Wendy’nin çabası üzerine kuruludur film.

Reichardt’ın bizde 30. İstanbul Film Festivali kapsamında gösterilen bir sonraki çalışması ‘Kestirme Yol / Meek’s Cutoff’un (2010) hikâyesi 1845 yılında Oregon yolunda üç arabalık bir kafilenin Batıya göçleri sırasında Kızılderili saldırılarından korunmak üzere bir rehber vasıtasıyla kullandıkları kestirme yolda geçmektedir. Western’i kendi hamuruyla yoğuran Reichardt’ın bu alternatif çalışması, göçmenlerin aç susuz umuda yolculuklarını incelikli bir gözlemle, güç sahibi olmayan, sözü geçmeyen Amerikalı göçmen kadınların gözünden anlatmayı dener.

Reichardt’ın geçtiğimiz yıl Venedik şenliği yarışmalı seçkisinde yer almış son çalışması olan ‘Gece Planı’, üç politik aktivistin çevreci eylemlerini plânlama safhası ve sonrasına eğiliyor. Oregon nehirleri üzerine kurulu bir hidroelektrik santral baraj gölünün görüntüsü üzerine açılır film. Josh (Jesse Eisenberg) ve Dena (Dakota Fanning) ile tanışırız daha sonra. Önceki filmlerinden alışık olduğumuz üzere karakterleri ve plânları hakkında fazla bilgi vermez Reichardt. Jestlerden, uzun sessizliklerden ve kısa konuşmalardan bulmacanın parçalarını birleştirmeye başlarız giderek. Ailesinden uzakta bir organik tarım çiftliğinde çalışmaktadır Josh. Zengin ailesinin olanaklarını elinin tersiyle itmiş idealist Dena ile birlikte çevreci politik aktivistlerin toplantılarına katılırlar. Çok uluslu şirketlerin 150 yıldır sömürdüğü, ormanlarını ırmaklarını yok ederek ölü gezegene çevirdiği gezegenimizi kurtarmak için çare üretir bu devrimci topluluklar. Lakin ekolojik mücadele adına daha radikal bir plânı vardır bizim iki kafadarın. ‘Kahrolası iPod’ları her saniye kullanabilmek için tüm somonları yok eden’ çağdaş medeniyete (!) Green Peter barajını havaya uçurmak suretiyle kafa tutacaklar, bu şekilde çevre bilinci konusunda insanları düşünmeye zorlayacaklardır. Geçmişi karanlık eski denizci Harmon’un (Peter Sarsgaard) yardımıyla plân gerçekleşir lakin sonuç beklendiği gibi değildir. Oregon nehirleri üzerine kurulmuş altı adet barajdan birini havaya uçurmak sistemi çökertmeye yetmeyeceği gibi, patlama sırasında talihsiz bir şekilde hayatını kaybeden kampçının hikâyesi kamuoyunu çok daha meşgul edecektir.

Çevreci kaygılarla başlayan ve gerilim türüne göz kırpan ‘Gece Planı’, yönetmenin bilinen titiz ayrıntıları, olay örgüsüne yüz vermeyen seçimleri ile türün ana akım sinemadaki klişelerini ustaca bertaraf etmiş. Öykünün dönüm noktası olan büyük patlamayı göstermiyor bile. Uzaktaki gürültüsüne üç eylemcinin dudaklarında beliren mütevazi bir tebessüm eşlik ediyor yalnızca. Eylemi yüceltmiyor, yargılamıyor da. Yönetmen için önemli olan bundan sonrası, Dostoyevskiyen karakterlerin ‘Suç ve Ceza’nın Raskolnikov’ununkine benzer vicdan hesaplaşmasıyla cebelleştiği anlar.

Özgün adını santrali patlatmak için içine yüzlerce ton amonyum nitrat gübre doldurulmuş lüks deniz yatının çift anlamlı kullanılmış adından alan (‘Night Moves’, Gece Hamleleri anlamına geliyor) bu yeni Kelly Reichardt filmini kaçırmayın. Yılın en iyi yapımlarından.

(08 Temmuz 2014)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir