Bunu Hak Edecek Ne Yaptım

Aslı Özge’nin Alman oyuncularla çektiği üçüncü uzun metrajı ‘Ansızın’ın (Auf Einmal) ana karakteri şaşkınlıkla sorar bu soruyu kendisine. Öyle ya nüfuzlu ailenin oğlu, yaşadığı sakin Alman kasabasının prensidir Karsten. Çevresinde sevilen başarılı genç adamın tıkır tıkır işleyen düzeni evinde verdiği parti sonrasında yalnız kaldığı genç kadının ansızın ölümüyle bozulur. Yabancı uyruklu Anna astım hastasıdır. İlaç kullandığı halde alkol almakla belki de bile isteye gitmek istemiştir bu hayattan. Kadının aniden fenalaşması üzerine paniğe kapılan genç adam öncelikle ambulans çağırmak yerine evin yakınlarındaki klinikten yardım almaya koşar. Ancak Alman kanunları gereğince gecikme nedeniyle ölüme sebep olmaktan suçlu bulunma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Olay gazetelere düştüğünde kurumun imajı sarsılır endişesiyle çalıştığı bankada geri hizmete alınır. Ardından çok daha acı verici bir biçimde yakın dostları ve birlikte yaşadığı kız arkadaşı uzaklaşır ondan. Beldede sözü geçen babanın uzattığı yardım eli yalnızca ailenin itibarını koruma amaçlıdır.

Yeni kuşak sinemacılarımızın en iyilerinden biri olan Aslı Özge’nin filmlerinde çıkışsızlık duygusu ve bireylerin bununla mücadelesi temel mesele olarak öne çıkar. İstanbul, Ankara ve Adana Film Festivalleri’nde en iyi film seçilen ilk uzun metrajı ‘Köprüdekiler’ (2009) maddi imkânsızlık ve eğitimsizlik gibi nedenlerle bulundukları yere sıkışmış insanların çıkışsızlığı üzerinedir. İstanbul varoşlarında yaşayan, şehrin merkezinde varolma savaşı veren gençlerin belgesel tadındaki otobiyografik öyküleri bir ilk filmden beklenmeyen ustalıkta yansır beyazperdeye. Üç yıl önce İstanbul Film Festivali’nde ona en iyi yönetmen ödülünü kazandırmış olan ‘Hayatboyu’nda kamerasını çok daha yakından tanıdığı entellektüel çiftin yaşamına çevirerek, onların dışarıdan bakıldığında mükemmel görünen, içerden ise yıpranmış, mesafeli birlikteliklerini anlatmaya koyulur, kontrollü yaşamlarında birbirlerine ve yaşadıkları topluma yabancılaşmış bireylerin iletişimsizliği üzerine kafa yorar.

‘Ansızın’ düzen içine hapsolmuş ancak hapisliğiyle sistemin dışına çıkarıldığında yüzleşebilen bireyin öyküsünü anlatıyor. Mahalle baskısı ile kendini kapana kısılmış hisseden Karsten yaralı bir hayvan misali isyan ederek dağlara sığınıyor. Sistemin simgeleri haç ve bayrağın dalgalandığı tepeden kuş bakışı görülen kasabanın kurulu düzenine küfrediyor. Tıpkı çevresindekilerin ikiyüzlülükleri karşısında kötücülleşen Danimarka prensi Hamlet gibi intikam alma yoluna gidiyor. Lakin sistemi temsil eden bayrak ve haç’ı reddetmeye hiç niyeti yoktur. Oyunu kuralına göre oynayarak sisteme kendini yeniden kabul ettirmek için mücadele verecektir.

Özge’nin değişmez yol arkadaşı olan Emre Erkmen’in görüntü çalışması ‘Ansızın’ın en önemli kozlarından. Yönetmen bir önceki çalışmasında şehrin en seçkin semtlerinden birinde, mimar eşin tasarımı lüks konutu paylaşmakta olan çiftin mutsuzluklarına rağmen değişime, yeniliğe, bilinmeyene yelken açmaya cesaret edemeyişlerini, kurulu düzenin dışına çıkamayışlarını Erkmen’in gri/mavi soğuk tonların öne çıktığı etkileyici görsel tasarımı eşliğinde perdeye taşımıştı. Düzen ve sistemin herşeyin üzerinde geldiği bir sıkışmışlık öyküsü olan ‘Ansızın’da Almanya’da ‘altın sonbahar’ denilen zamanın renk skalası üzerinden melankolik kırmızı, sarı, kahverengi tonları tercih edilmiş. ‘Hayatboyu’nun taş ve metalden ev tasarımı ile klostrofobik yabancılaşma hissini aktarmada başarılı olmuş olan Özge’nin ‘Ansızın’a mekân olarak seçtiği etrafı dağlarla çevrili gökyüzünün gözükmediği küçük Altena kasabası, Karsten’in iç dünyası ve sıkışmışlık duygusunu güçlü bir biçimde aktarabiliyor.

Özge’nin oyuncu seçimi yine başarılı. Bir önceki filminde sinemada ilk kez hacimli bir rol üstlenen deneyimli tiyatro oyuncusu Defne Halman ile çalışmış olan yönetmen, bu defa daha çok televizyon işleriyle bilinen Alman oyuncu Sebastian Hülk’den kusursuz bir oyun almasını bilmiş. Mekân kullanımı ve sessiz anlardan (son jeneriğe kadar müzik kullanmıyor) ustaca yararlanmasını bilen genç sinemacı, iletişimsizliğin sinemacısı Antonioni’nin eserinden açık esinler taşıyan ‘Hayatboyu’nun ardından ‘Ansızın’ ile arayışlarını sürdürüyor, satır aralarında yabancı düşmanlığına dikkat çekerken psikolojik gerilim türüne göz kırpıyor. Karsten ile Anna’nın Rus kökenli kocasıyla karşılaştığı (David) Lynch esinli sekans bu güzel filmin bir diğer hoş sürprizi.

(20 Ekim 2016)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir