Saba Film Yapımlarının Çifte Başarısı

Saba Film, uluslararası festival yolculuğunu sürdüren uzun metraj Gülizar ve geliştirme aşamasındaki yeni kısa film projesi Kuşun Kanadında ile iki önemli başarıya imza attı. Yönetmenliğini Belkıs Bayrak’ın üstlendiği Gülizar, Arnavutluk’un başkenti Tiran’da düzenlenen 13. DEA Open Air Uluslararası Film Festivali’nde iki ödül kazanırken; Kuşun Kanadında ise Küçükçekmece 5. Kısadan Anlat Kısa Film Proje Yarışması’nda Jüri Özel Ödülü’nü kazandı.

Saba Film Yapımlarının Çifte Başarısı yazısına devam et

Uluslararası Mağusa Film Festivali’nde Ön Eleme Heyecanı

Gazimağusa’da ilk kez yapılacak olan Uluslararası Mağusa Film Festivali’nde (International Famagusta Film Festival) başvuruların tamamlanmasının ardından ön eleme süreci başladı. Festivalin Belgesel ve Kısa Film kategorilerinde görev yapacak ön jüri kurulları, Yönetmen Mert Yusuf Özlük başkanlığında değerlendirmelerine başladı. Ön jüri kurulları, festival programına girecek filmleri belirlemek üzere çalışmalarını sürdürüyor.

Uluslararası Mağusa Film Festivali’nde Ön Eleme Heyecanı yazısına devam et

29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali Sona Erdi: FIPRESCI Ödülü’nü Yo, Aşk Asi Bir Kuştur Kazandı

Uçan Süpürge Vakfı’nın düzenlediği 29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, Kült Kavaklıdere Sineması’nda yapılan törenle sona erdi. Festivalin Her Biri Ayrı Renk başlıklı yarışmalı bölümünün Uluslararası Film Eleştirmenleri Federasyonu (FIPRESCI) Ödülü’nü Anna Fitch ve Banker White’ın yönettiği Yo, Aşk Asi Bir Kuştur kazanırken, Enki’nin izleyici oylamalarına göre belirlediği film ise Lucia Murat’ın Yaşadığını Görmek Ne Güzel filmi oldu.

29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali Sona Erdi: FIPRESCI Ödülü’nü Yo, Aşk Asi Bir Kuştur Kazandı yazısına devam et

29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin 5. Gününde Sinemada Bellek, Direniş ve Adalet: Orta Doğu’dan Vatikan’a Kadınların Sesleri

29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, beşinci gün gösterimleri ve yan etkinlikleriyle tamamlandı. Festival, 07 Haziran 2026 Pazar günü saat 19:00’da yapılacak Ödül Töreni ile sona erecek. Ödül töreninde, Uluslararası Film Eleştirmenleri Federasyonu (FIPRESCI) jüri üyeleri Nadia Meflah, Omnia Adel ve Ece Vitrinel’in değerlendirdiği Her Biri Ayrı Renk bölümünün kazananı duyurulacak ve FIPRESCI Ödülü sahibini bulacak.

29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin 5. Gününde Sinemada Bellek, Direniş ve Adalet: Orta Doğu’dan Vatikan’a Kadınların Sesleri yazısına devam et

5. Kısadan Anlat’ta Büyük Ödül Sahibini Buldu

Küçükçekmece Belediyesi tarafından düzenlenen 5. Kısadan Anlat Kısa Film Proje Yarışması’nın ödül töreni gerçekleştirildi. Yönetmen Zeynep Günay’ın başkanlığında, Yapımcı Dilde Mahalli ve Oyuncu Tansu Biçer’den oluşan jüri kararına göre En İyi Film Ödülü’nü Eren Yiğit Ekici’nin yönettiği Sahibinden Satılık, Jüri Özel Ödülü’nü ise Belkıs Bayrak’ın yönettiği Kuşun Kanadında adlı filmler kazandı. En İyi Film Ödülü alan ekip ayrıca 100 bin TL’lik ödülü de kazanmış oldu.

5. Kısadan Anlat’ta Büyük Ödül Sahibini Buldu yazısına devam et

29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin 4. Gününde Sinemada Eril Tahakküme Karşı Kadın Emeği: Teknik Alanda Örgütlenme ve Dayanışma Ağları Masaya Yatırıldı

29.Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, dördüncü gününü geride bırakırken “Türkiye’deki Sinema ve Dizi Endüstrilerinde Teknik Alanda Kadın Emeği” paneli büyük ilgi gördü. Günün seanslarında ise sinemaseverler zengin bir programla buluştu. Düşler ve Umutlar Arasında, Rahibeler Vatikan’a Karşı, Bana Anlatılan Anılar, Kuru Taşın Başı, Gökteki Kızlar, Oyun Vakti, Cennetin Yakınında filmleri izleyiciye sunuldu, söyleşiler yapıldı.

29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin 4. Gününde Sinemada Eril Tahakküme Karşı Kadın Emeği: Teknik Alanda Örgütlenme ve Dayanışma Ağları Masaya Yatırıldı yazısına devam et

29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nde Üçüncü Gün Geride Kaldı: Kadınların Direnç ve Hafıza Hikâyeleri Ankara’yı Sarmaladı

29.Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin üçüncü günü; kadınların toplumsal hafızadaki yerini ve adalet arayışlarını odağına alan programıyla izleyicilerle buluştu. Festivalin üçüncü günü, 04 Haziran Perşembe sabahında gösterilen Düşler ve Umutlar Arasında ile Kürek Teknesi yapımlarıyla başladı. Akşam saat 19:00 seansında Lucia Murat’ın kült yapıtı Yaşadığını Görmek Ne Güzel ile Ildiko Enyedi’nin Sessiz Dost filmleri izleyicilerle buluştu. Yaşadığını Görmek Ne Güzel filminin gösteriminin ardından Lucia Murat ile yapılan söyleşi film, kişisel hafıza, işkence deneyimi, diktatörlük ve sanatın dönüştürücü gücü üzerine güzel bir sohbete dönüştü.

29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nde Üçüncü Gün Geride Kaldı: Kadınların Direnç ve Hafıza Hikâyeleri Ankara’yı Sarmaladı yazısına devam et

Star Wars: Mandalorian ve Grogu Online Bilet Satışlarında ve IMAX Tercihinde Sektör Ortalamasını Katladı

Sinemanın teknolojiyle buluştuğu Paribu Cineverse salonlarında, 22 – 31 Mayıs tarihleri arasında bilim kurgu ve macera tutkunlarının adresi Star Wars Mandalorian ve Grogu oldu. Vizyondaki bu dönemde Türkiye genelinde 79.145 sinemaseveri ağırlayan yapım, özellikle gençlerin ve erkek izleyicilerin ilgisini çekti. Sektör ortalaması olan % 32’lik online satış oranı bu filmde % 62’ye yükselerek dijitalleşmenin gücünü bir kez daha gözler önüne serdi. Sinemasever izleyiciler, devasa perde deneyimi sunan IMAX formatına yoğun ilgi gösterdi. Genel izleme ortalaması % 7,8 olan IMAX formatı, bu filmde % 29’luk bir tercih oranına ulaşarak izleyicilere benzersiz bir görsel şölen sundu.

Star Wars: Mandalorian ve Grogu Online Bilet Satışlarında ve IMAX Tercihinde Sektör Ortalamasını Katladı yazısına devam et

Advaya Capital, Comscore Movies’i Satın Alarak Gişe Verilerinde Yeni Bir Dönem Başlatıyor

Tarafsız ve güvenilir gişe verilerinde küresel güç olan marka Comscore Movies, ellinci yılını kutlayarak önceki adı Rentrak’a geri dönecek. Bu, sektörün ilgi ve dikkatini çeken satın alma, dünya çapındaki sinema gişe analizi alanında altın standart olarak kabûl edilen şirket için yepyeni bir dönemi başlatıyor ve küresel sinema sektörünün son on yıldan fazla süredir en güçlü yılına doğru ilerlediği bir dönemde gerçekleşiyor.

  • Basın Bülteni: 1 / 2

Advaya Capital, Comscore Movies’i Satın Alarak Gişe Verilerinde Yeni Bir Dönem Başlatıyor yazısına devam et

Düşler Ülkesi (Yönetmen: Mohsen Enayati)

Mohsen Enayati’nin yönettiği ve Negin Kianfar, Mir Taher Mazloomi, Ardeshir Monazam, Manoochehr Valizade ile Manoochehr Zendehdel’in seslendirdiği animasyon film Düşler Ülkesi (Roya Shahr – Dreamland), 12 Haziran 2026’da MC Film dağıtımıyla MC Film tarafından vizyona çıkarıldı.
Şehrini, yaklaşan yıkımdan kurtarmaya karar veren Arda adlı bir çocuğun hikâyesi. Ülkesini yıkımdan kurtarmak için ihtiyacı olan küreyi almak üzere macera dolu bir yolcuğuna çıkan Arda’ya, bu yolculukta komik ve sevimli arkadaşı Paşa ile hikâyenin zeki ve akıllı kızı Tamara eşlik eder. Bakalım Arda ve arkadaşları Düşler Ülkesi’ni yıkımdan kurtarabilecekler mi?

  • Basın Bülteni
  • Fragman
  • IMDb

Düşler Ülkesi (Yönetmen: Mohsen Enayati) yazısına devam et

29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali Gösterimlerinin İkinci Günü Geride Kaldı: Kadınların Sessiz Çığlığı Beyazperdede Yankılandı

29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin ikinci günü; ‘Çiçek mi dediniz?’ teması etrafında şekillenen, kadınların ev içi yalnızlıklardan cezaevi hücrelerine uzanan hikâyelerini beyazperdeye taşıdığı güçlü anlatılarla, izleyenlerin hafızasında derin izler bıraktı. Günün ilk seanslarından itibaren salonları dolduran sinemaseverler, kadınların adalet, direnç ve toplumsal hafızadaki yerini odağına alan bir programla buluştu. Festival, sadece beyazperdeye yansıyan hikâyelerle sınırlı kalmayıp, gösterimlerin ardından düzenlenen söyleşilerle salonları ortak bir düşünsel üretim alanına dönüştürdü.

29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali Gösterimlerinin İkinci Günü Geride Kaldı: Kadınların Sessiz Çığlığı Beyazperdede Yankılandı yazısına devam et

63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali Heyecanı 24 – 31 Ekim’de

Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir’in ev sahipliğinde; Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcıları Hüsamettin Elmas, Ramazan Demir, Dr. Çiğdem Hacıoğlu, Cemil Böcek ve Festival Sanat Direktörü Deniz Yavuz’un katılımıyla gerçekleştirilen festival komitesi toplantısının ardından, 63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin 24 – 31 Ekim 2026 tarihleri arasında gerçekleştirileceği açıklandı. Festivalin tüm detaylarının konuşulduğu kapsamlı toplantı sonrasında bu sene 63.sü gerçekleştirilecek festival için çalışmalara başlanıldı. Film Festivali ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Festival Sanat Direktörü Deniz Yavuz, “Altın Portakal tarihine yakışır şekilde, bu kez çok daha derin bir azim ve kararlılıkla festivalin yeni edisyonu için çalışmalarımıza başladık.” dedi.

63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali Heyecanı 24 – 31 Ekim’de yazısına devam et

Uzayın Çağrısını Dinleyin / İfşa Günü

‘İfşa Günü / Disclosure Day’ vahşi bir MMA karşılaşmasıyla açılıyor. Ringdeki kanlı maçı izleyen kendinden geçmiş ahali üstün durumdaki dövüşçüye ‘kafasını kopar’ talimatını verirken kendinden geçmiş durumdadır. Steven Spielberg’in filmde bir karakterine söylettiği gibi ‘insanın bu sonsuz ve sırları bilinmez kâinatın yok edici virüsü olduğu’ teşhisine çok da uyan bir açılış sahnesidir bu.

Kamera gösteriyi izleyenlere doğru kaydığında Dr. Daniel Kellner’in (Josh O’Connor) endişeli bakışıyla karşılaşırız. Gizli bilgiler içeren doküman ve disklerin bulunduğu sırt çantasına sıkı sıkıya sarılmış olan siber güvenlik uzmanı, kız arkadaşı Jane’i (Eve Hewson) tekrar görmek istiyorsa elindeki arşivi, elemanı olduğu özel Wardex firmasının adamlarına teslim etmesi gerektiği tehdidi altındadır. Daniel ile Jane özel bir cihaz yardımıyla bu belayı atlatıp geçici olarak bir manastıra kapak atsalarda, soluk soluğa bir kaçma kovalama süreci hikâye boyunca sürecektir.

15 dakikalık bu giriş bölümünün ardından filmin diğer ana karakteri Margaret Fairchild (Emily Blunt) ile tanışırız. Erkek arkadaşı Jackson (Wyatt Russell) ile aynı daireyi paylaşan, çalıştığı yerel televizyonun haber spikerliğine atlama çabasındaki şen şakrak hava sunucusu, pencereden odanın içine giren kırmızılı siyahlı bir kuş ile teması sonrasında, Rusça ve Kore dilinde bülbül gibi şakımaya başlayarak önce partnerini daha sonra iş arkadaşlarını şaşkına çevirecektir. Asıl hadise ise genç kadının hava sunumunu yaparken tuhaf, anlaşılmaz sesler çıkarmasıyla tetiklenir. Daniel ile Margaret’in yollarının kesişmesiyle de ‘Alacakaranlık Kuşağı / Twilight Zone’ benzeri bir iklime savruluveririz.

Spielberg’in uzaylılara ilişkin teorilerine ilk kez bundan tam 49 yıl önce vizyona giren ‘Üçüncü Türden Yakınlaşmalar / Close Encounters of the Third Kind’ filminde tanık olmuştuk. Uzaylılar tarafından kaçırılan çocuk ya da yetişkinlerin UFO’larla dünyamıza geri dönüşleri ve uzaylı bilge uzaylılarla müzik dili vasıtasıyla iletişimin kurulduğu müthiş final bölümü ve barışçıl mesajıyla önemli bir klasiktir bu. Spielberg 1982’de yine aynı temaya dönüş yapmış, uçuş aracı arızalandığı için dünyamızda mahsur kalan ‘E.T.’nin, insanların acımasız merak ve deney uygulamalarından, Dünya’ya ve evrene çok daha merhametli bakan çocuklar tarafından kurtarılışı unutulmaz bir masala dönüşmüştü.

Artık 80’li yaşlarını sürmeye başlayan usta sinemacı yaklaşık yarım asır sonra ABD’li yetkililerin uzaylılarla ilgili çalışmalarının izini sürmeye devam ediyor. Hem de tam 79 yıl öncesine, İkinci Dünya Savaşı sonrası ‘Roswell’ olayına kadar uzanarak teorisini geliştiriyor. Bu uzun süreçte yolu dünyaya düşmüş uzaylıların insanlar tarafından ele geçirilip eziyetli, ölümcül deneylere tabi tutulduklarını hayal ediyor. Kellner’ın gizli arşivinde 1973 yılından sabık ABD başkanı Richard Nixon’lu bir kurgu video dahi bulunmaktadır.

Ancak Spielberg safkan bir tez filmi değil, Hitchcock’dan miras komplo ve gerilimin, James Bond filmleri ya da ‘Görevimiz Tehlike / Mission Impossible’ tarzı baş döndürücü aksiyonların formülünü başarıyla uygulamak suretiyle izleyiciyi kocaman bir 2 saat koltuğuna mıhlayan büyük bütçeli bir yaz serüveni çektiğini hiç unutmuyor. Kâinatta yalnız olmadığımız hususundaki açıklamaların dinsel inanışları zedeleyeceğine ve dünyada bir kaos oluşturacağına dair kaygı duyanları içine İncil’den ayetler sosu karışmış bir tür ‘Gizli Dosyalar / X-Files’ hikâyesi ile tatmine çalışıyor. Devlet yetkilileri ve özel şirketlerle işbirliği halindeki Savunma Bakanlığı gibi kurumları biraz daha geri planda tutarak Wardex’i günah keçisi haline getiriyor. Bu tür aksiyonlardan gına geldi diyen ben gibileri ise de son yarım saatlik bölümle avunun içine almasını biliyor.

Son tahlilde, filmin ‘Üçüncü Türden Yakınlaşmalar’ın bir tür ‘manevi’ devamı olduğu görüşüne katılıyorum. Uzaylı medeni varlıklar bir kez daha çocuklarla, üstelik bence evrenin en masum yaratıkları olan sevimli hayvan dostlarımız olarak teması kuruyorlar. Böylece, henüz saf ve bozulmamış çocuk ruhlar bir kez daha Spielberg’in biricik karakterleri haline dönüşürken, Grimm kardeşlerin ünlü ‘Hansel ve Gretel’ masalı Spielberg’in görkemli yorumuyla belleklere kazınıyor. Uzaylılar bu defa müziğin can kardeşi matematiksel düzen üzerinden iletişimi gerçekleştiriyor. Yine son bölümde yer alan ve uzaylılara reva görülenler ise Nürnberg mahkeme salonunda perdeye düşen seyri acı verici Auschwitz görüntülerinden aşağı kalmıyor.

Spielberg ‘sizden daha fazlasını bilmiyorum ama evrende ve Dünya’da şu an yalnız olmadığımıza dair çok güçlü şüphelerim var ve bu düşünceyle yola çıktım’ dediği son opusunda, hikâyenin kötü adamı Wardex’in patronu Scanlon’a Colin Firth, isyankâr ‘Biyolojik Varlıklar Direktörü’ Hugo’ya Colman Domingo gibi sinema evreninin seçkin oyuncuları hayat vermiş. Üçüncü Dünya Savaşı’nın eşiğinde kaotik günlerden geçen gezegenimize uzaylı bilge varlıkların barış çağrısını dinlemeyi öğütleyen Spielberg’in belki de veda filmi olan ‘İfşa Günü’ artılarıyla eksileriyle izlenmeyi hak ediyor.

(10 Haziran 2026)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

Bin Yılların Sorusuna Yanıt Arıyor: İfşa Günü

Evren sonsuz. Bunu herkes, çok uzun süredir kabûl ediyor. Kanıtı da var: Sonlu olsaydı, aydınlıkla karanlık olmazdı. Burası yeri değil, ama meraklıları geceyle gündüzün (yani aydınlık ve karanlığın) fark edilemeyeceğini bulabilir, küçücük bir araştırmayla.

Bu sonsuzluk içerisinde bizim yerküremiz gibi birçok gezegen vardır benzer güneş sistemi aralarında… Şimdilik belki bilmiyoruz, ama zaman içerisinde öğreneceğiz, bizden sonraki kuşaklar çok daha şanslı, çünkü teknoloji de bilim de gelişiyor sürekli.

Bizim “uzaylı” olarak adlandırdığımız, kimi zaman korku veren, kimi zaman heyecanlandıran, kimi zaman dalga geçtiğimiz ama hep aklımızın bir köşesine takılı “Evrenin sonsuzluğu içerisinde, bir uzaylının varlığı kanıtlansa, ne yaparız?” sorusu duruyor. Başta teologlar olmak üzere, sanatçılar gibi bilim insanları da, bu konu üzerinde türlü düş(ünce) geliştiriyor.

Yıllar sonra eski “dost”la karşılaşma…

Steven Spielberg, geleneksel olarak ‘bir film tarihten, bir film gelecekten’ yaklaşımını sürdürüyor. Çok yıllar önce, bilimkurgu çerçevesinde “Üçüncü Türden Yakınlaşmalar” ve “E.T.” filmlerini (Jurassic Park da var kuşkusuz) izlemiştik. Usta yönetmenin “Er Ryan’ı Kurtarmak”, “Schindler’in Listesi” (sizler burada yer almayan filmleri sıralarsınız muhakkak) filmleri de yakın tarih açısından hem önemli ve en az bir o kadar başarılı çalışmalardı.

Bugün, “İfşa Günü” (Disclosure Day), Spielberg’in bilimkurguya, daha doğrusu, dünya dışı varlıkların olabileceğine yönelik filmlerinden birini izleyeceğiz. Yönetmenin başarısını kimse yadsıyamaz. Titiz ve sinema dili açısından da her zaman farklılığını ko(ru)yan bir yönetmen. Filmin hazırlık aşamasından (senaryo yazımı da içinde) her alanda dikkatli, özenli, güçlü ve ilgi çekici olmasını gözetiyor. Film, adından da anlaşılacağı üzere gizem dolu, heyecanlı, bellekleri zorlayıcı, gelecek açısından kocaman soru işaretleriyle dolu bir bilimkurgu. Bugüne kadar herkesin kafasında soru işaretleri oluşturan “bilmem nerede uzaylı görülmüş”, bilmem ne araştırma merkezinde “şu kadar uzaylı inceleniyor” gibi gizem dolu bilgi(!)ye de yer veren filmin temel konusu; insan, hayvan, bitki (kısaca yaşam) geleceğimizde ne kadar önemsenecek.

En gelişkin, en zeki varlık insan mı?

Hep aynı şeyi öğrendik: İnsan dünyanın en zeki, en gelişkin, en akıllı yaratığıdır. Peki, diğer tüm canlılar? Onlar olmasa insan, insan olabilir miydi? Arıları örnek verirler ya (çok güzel bir filmdi Arı animasyonu, sadece çocuk değil herkesin izlemesi gereken) yeryüzünden silinirse bütün çiçekler solar, ağaçlar meyve vermez olur. Demek ki, dünyayı sadece insanla şekillendiremeyiz. Sahi, helikopterlerin yusufçuk böceğine bakarak yapıldığını bilmeyen mi kaldı? Evrenin sonsuzluğunda yalnız olmadığımız gerçeğini yüzümüze vuruyor “İfşa Günü”.

Dünya dışı varlıklar (hani bizim “uzaylı” dediğimiz) gerçeği kamuoyuna açıklansa… Filmin temel sorusu bu. Aradığı yanıt da izleyicinin kafasında. Şimdi film üzerine yürütülen tartışmalarda kimlerin ne kadar statükocu, kimlerin ne kadar geniş ufku olduğunu, kimlerin tutucu kaldığını bir turnusol kağıdı gibi ortaya çıkaracak.

Bir bakış farkı…

“İfşa Günü”, insanlığın bu büyük bilgi karşısında hissettiği o çaresiz merakı, teolojik ve toplumsal sarsıntıları sürükleyici bir dille işliyor. Universal tarafından paylaşılan resmi özete göre film, insanoğlunun kendi kaderini sıfırdan yazmak zorunda kalacağı o kaçınılmaz yüzleşmeyi sinemaya taşıyor. İnanılmaz güçlü bir kadrosu var filmin. Yazarı, yönetmeni, müziği (kulaklarınızı dört açarak takip edin), oyuncuları, ritmi, heyecanı, gizemi filmi taşıyor.

Filmli birlikte izlediğimiz sevgili Eş(it)im Seyhan Akın, şöyle yorumladı, basın gösterisinin ardından, sıcağı sıcağına… Aktarıyorum.

“…gelelim filmin bende bıraktıklarına, yeryüzünde Spilberg’in E.T. ve Üçüncü Türden Yakınlaşmalar filmleriyle dünya dışı varlıklar var mı, olsaydı insanın tepkisi ne olurdu sorularının cevaplarını arayan İfşa Günü, evrende yalnız olmadığımızı söyleyen filmlerin son halkası.

Spilberg’in, dünya dışı varlıklara dostane yaklaşımını yüreğime eken, 1982 yılında izlediğim E.T. evrende yalnız olmadığımıza bizi inandırmıştı. O dönemde okuduklarım, Eric Von Daniken, Bermuda Şeytan Üçgeni konulu kaza haberleri ve UFO öyküleriyle büyüyen televizyon kuşağı olarak çok kafa yorduğumuz konulardı. Dünya dışı varlıklar yeryüzüne zaman zaman uğruyorlardı. Kendini evrenin hâkimi olarak gören insanın hışmına uğradıklarını, bunun da gizlendiğini biliyorduk.

Üçüncü Türden Yakınlaşmalar, 1977 yılında çekilmişti. Ama çoğu yaşıtım gibi filmi E.T.’yi izledikten sonra görme şansım oldu. Dünya dışı varlıklara merakın ilk halkasıydı bu film.

Dünya dışı varlıklar bizden saklandıysa, bunu öğrensek ve kanıtlansa insanlık ne yapardı sorusu zamanlama açısından önemli. Yaşadığı dünya ve evreni hızla yağmalayan insanın artık kendiyle yüzleşmesi ve ardı ardına yaşayacağı felâketlerle baş etmeye çalışacağı bir çağdayız. Tüm uluslararası kurum ve sözleşmeler çöp oldu. İnsan hoyratça sömürdüğü doğanın tepkileriyle baş etmek zorunda. Sınırlar, anayasalar yeniden tanımlanması zorunlu hale gelen insan ile yeniden oluşturulmak zorunda. Çevresi ile bir bütün olarak tanımlanacak insanın gelecek nesillere bırakacağı mirası da yoktur. Geriye kalan açlık, doğal felâketler, gelişen teknoloji karşısında sefalete sürüklenen insan…

Bu çerçevede; biriktirdiği bunca kötülükle yüzleşmek zorundaki insan, evrende yalnız olmadığımız, uzaylıların da kibir ve hırsından paylarını aldıkları düşünülürse; evet, insan kendinden korksun.

Evrensel barış daha iyi bir gelecek büyük yüzleşme ile sağlanacak.”

10 Haziran’dan başlayarak gösterimde…

(09 Haziran 2026)

Korkut Akın

korkutakin@gmail.com

29. Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali Gösterimler ve Açılış Töreni Eşliğinde Başladı

29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali,düzenlenen açılış töreniyle başladı, festivalin onursal ödülleri sahiplerini buldu. Yapımcı Dilde Mahalli ödülünü annesine ithaf etti. Festivalde bulunamayan Melisa Sözen törene katılamadığını belirtti, Onur Ödülü’ne layık görülen Emel Göksu’ya ödülü kızı Fadik Sevin Atasoy tarafından takdim edildi. Göksu, kızıyla birlikte sahneye çıktığı bu mekânda ödül almanın kendisi için çok özel bir anlam taşıdığını ifade etti.

29. Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali Gösterimler ve Açılış Töreni Eşliğinde Başladı yazısına devam et

Sinemacılık ve Filmcilik Yararına Bağımsız İletişim Platformu