Korkunç Bir Film Filminin Ana Afişi Paylaşıldı

Ana afişi paylaşılan Korkunç Bir Film, Michael Tiddes tarafından yönetiliyor ve başrollerini Marlon Wayans, Shawn Wayans, Anna Faris ile Regina Hall paylaşıyor. 05 Haziran 2026 Cuma günü UIP Filmcilik dağıtımıyla Paramount Pictures tarafından gösterime çıkarılacak filmde yirmialtı yıl önce fazlasıyla tanıdık, maskeli bir katilden kaçmayı başaran Core Four, yeniden katilin hedefinde ve hiçbir korku filmi markası güvende değil. Film; reboot’lar, remake’ler, requel’lar, prequel’lar, sequel’lar, spin-off’lar, elevated horror akımı, origin hikâyeleri, içinde “legacy” geçen her şey ve aslında hiç final olmayan “final chapter”larla dalga geçerek hepsini biçip geçiyor.

Korkunç Bir Film Filminin Ana Afişi Paylaşıldı yazısına devam et

İfşa Günü Filminin Ana Afişi Paylaşıldı

Yeni ana afişi paylaşılan İfşa Günü filminde SAG ve Oscar ödüllü Emily Blunt, Emmy ve Altın Küre ödüllü Josh O’Connor, Oscar ödüllü Colin Firth ve iki kez Oscar adayı Eve Hewson rol alıyor. Steven Spielberg’in hikâyesine dayanan filmin, senaryosu David Koepp’e ait. Koepp’in Spielberg ile önceki çalışmaları arasında Jurassic Park, The Lost World: Jurassic Park, War of the Worlds ve Indiana Jones and the Kingdom of the Crystal Skull yer alıyor. Bu filmler 3 milyar dolardan fazla hasılat yaptı. Koepp ayrıca 2025’in Jurassic World Rebirth filminin senaryosunu yazdı. İfşa Günü, Kristie Macosko Krieger ve Spielberg tarafından Amblin Entertainment için yapıldı.

İfşa Günü Filminin Ana Afişi Paylaşıldı yazısına devam et

Korku Sinemasının Merakla Beklenen Yapımı Yolcu, Paribu Cineverse Akasya’da Ön Gösterim Gerçekleştirdi

Paribu Cineverse, heyecanla beklenen yapımları izleyicilerle buluşturmaya devam ediyor. Korku türünün dikkat çekici yapımı Yolcu (Passenger), 20 Mayıs Çarşamba günü Paribu Cineverse Akasya’da düzenlenen ön gösterimini yaptı. Davetliler, Paribu Cineverse’ün sunduğu sinema atmosferinde filmi ilk kez izleme şansı yakaladılar. Yönetmen koltuğunda Andre Ovredal’ın oturduğu, başrollerini Melissa Leo, Lou Llobell ve Jacob Scipio’nun paylaştığı film, izleyicileri korkunun tam kalbine davet ediyor, karavanlarıyla özgürce seyahat eden genç bir çiftin ıssız bir yolda ilerlerken dehşet verici bir trafik kazasına tanık olmasıyla başlayan gerilim dolu korkutucu bir hikâyeyi merkezine alıyor.

Korku Sinemasının Merakla Beklenen Yapımı Yolcu, Paribu Cineverse Akasya’da Ön Gösterim Gerçekleştirdi yazısına devam et

İstanbul’dan Lizbon’a Uzanan Bir Aşk: Portekiz Aşkı Vizyona Giriyor

Başarılı oyuncu Cansu Dere ve Portekizli yıldız Diogo Morgado’nun başrollerini paylaştığı Portekiz Aşkı’nda toksik bir ilişkiden kaçan, yolu Portekiz’e uzanan yalnız bir kadının kendini bulma hikâyesi anlatılıyor. Diopter Film ve G-NR Film iş birliğiyle hayata geçirilen Portekiz Aşkı, güçlü prodüksiyonu ve uluslararası yapısıyla öne çıkıyor. Yönetmen koltuğunda İsmail Şahin’in oturduğu yapım, 08 Mayıs’ta Türkiye’de vizyona giriyor.

İstanbul’dan Lizbon’a Uzanan Bir Aşk: Portekiz Aşkı Vizyona Giriyor yazısına devam et

Derin Kâbus (Yönetmen: Renny Harlin)

Renny Harlin’in yönettiği ve Aaron Eckhart, Ben Kingsley, Angus Sampson, Lucy Barrett, Richard Crouchley, Molly Belle Wright, Wenhan Li ile Rosie Simei Zhao’nun oynadığı Derin Kâbus (Deep Water), 12 Haziran 2026’da CGV Mars Dağıtım dağıtımıyla Pinema Film tarafından vizyona çıkarılıyor.
Los Angeles’tan Şanghay’a gitmekte olan bir yolcu uçağı, Pasifik Okyanusu’nda korkunç bir acil iniş yapmak zorunda kalır. Hayatta kalan yolcular, mercan resifine saplanan enkazın etrafını saran ölümcül köpek balıklarıyla karşı karşıya kalırlar ve okyanusun ortasında hayatta kalmak için çok zorlu bir mücadeleye başlarlar.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Fragman: 1 / 2
  • IMDb

Derin Kâbus (Yönetmen: Renny Harlin) yazısına devam et

Kehribar ile Boncuk: Kayıp Robot

Orhan Bal’ın yönettiği animasyon film Kehribar ile Boncuk: Kayıp Robot, 22 Mayıs 2026’da TME Films dağıtımıyla TRT Sinema – TRT Çocuk – Düşlerevi Animation Studio tarafından vizyona çıkarılıyor.
Ormanya’da, bilim insanı Palaz Efendi, uzun süredir üzerinde çalıştığı robotu Ruzi’yi tamamlar. Ruzi, aktifleştiğinde Palaz Efendi’ye “Palaz Baba” adını verir ve aralarında güçlü bir bağ oluşur. Ancak şehir merkezinde düzenlenen tanıtım sırasında Ruzi aniden kaybolur. Bu haber, Ormanya’da paniğe yol açar ve medyanın da dikkatini çeker. Görevi Ruzi’yi bulmak olan Kehribar ve Boncuk, postacı Az Önce Buradaydı’dan haberi alır ve maceraya başlarlar.

Kehribar ile Boncuk: Kayıp Robot yazısına devam et

Görültü Sunar, Peter Watkins: Kestirme Yol Yok Yayımlandı

Görültü, İngiliz sinemacı Peter Watkins’in üretimine adanan Peter Watkins: Kestirme Yol Yok retrospektifinin ardından yayımlanan, yönetmenin çok katmanlı üretimini merkeze alan Peter Watkins: Kestirme Yol Yok başlıklı kapsamlı monografı duyurmaktan mutluluk duyar. Film izlemeyi, tartışmayı ve yeni üretimleri önceleyen bağımsız kültür sanat inisiyatifi Görültü, ilk yayını Peter Watkins: Kestirme Yol Yok’ta, Peter Watkins’in film üreticisi, teorisyeni ve polemikçisi olarak yaşam boyu sürdürdüğü pratiğine odaklanıyor; yönetmenin ortaya koyduğu öncü Monoform teorisinden Komün ve Yolculuk gibi uzun süreli filmlerine uzanıyor.

Görültü Sunar, Peter Watkins: Kestirme Yol Yok Yayımlandı yazısına devam et

Gişe Rekorları Kıran Avatar: Ateş ve Kül, Mayıs Ayında Tivibu Ekranlarında

Türk Telekom’un televizyon platformu Tivibu, Mayıs ayında güncel filmlerden oluşan özel bir seçkiyi sinemasever izleyicilere sunuyor. Farklı türlerden dikkat çeken yapımların bir araya geldiği Tivibu’da hem yeni hem de zamansız filmler ve diziler geniş bir içerik yelpazesiyle ekranlara geliyor. Zengin arşiviyle her zevke hitap eden Tivibu, seyir keyfini artırıyor. Bu ay Tivibu’da yer alan Kirala Satın Al seçeneğinde olağanüstü başarıya ulaşan Avatar serisinin üçüncü filmi Avatar: Ateş ve Kül ekleniyor. Bilim kurgu türündeki film, Pandora’nın görsel açıdan büyüleyici dünyasını daha da genişleterek izleyicileri ekranlarda epik bir maceraya davet ediyor.

Gişe Rekorları Kıran Avatar: Ateş ve Kül, Mayıs Ayında Tivibu Ekranlarında yazısına devam et

En Güzel Cenaze Şarkıları Ekip Katılımlı Özel Gösterimi ile 16 Mayıs Cumartesi Günü Atlas 1948’de

Dünya prömiyerini 38. Uluslararası Tokyo Film Festivali’nde gerçekleştiren filmi En Güzel Cenaze Şarkıları özel gösterimi ile 16 Mayıs Cumartesi günü saat 19:30’da Atlas 1948’de seyircisiyle buluşuyor. Dünya prömiyeri ardından 36. Ankara Film Festivali’nden En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ve SİYAD En İyi Film ve 45. İstanbul Film Festivali’nin “Yeni Bakışlar” yarışmasında En İyi Senaryo, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ve En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödüllerini kazanan En Güzel Cenaze Şarkıları emekli öğretmen Saadet’in internette tanıştığı aşırı diplomalı Doktor Erol Ergüven’le yaşadığı duygusal ilişkinin etrafında şekillenen bir trajikomedi.

  • Basın Bülteni
  • Fragmanı izlemek için tıklayınız.
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

En Güzel Cenaze Şarkıları Ekip Katılımlı Özel Gösterimi ile 16 Mayıs Cumartesi Günü Atlas 1948’de yazısına devam et

Anne Hathaway ve Dakota Johnson’lı Psikolojik Gerilim Verıty: Gerçeğin Diğer Kıyısı’ndan İlk Afiş Yayınlandı, Film TME Fılms Dağıtımıyla 02 Ekim’de Sinemalarda

Colleen Hoover’ın satış rekorları kıran romanı Verity, beyazperdeye taşındı. Fragmanıyla yoğun ilgi gören Verity: Gerçeğin Diğer Kıyısı’ndan ilk afiş de yayınlandı. Başrollerini Anne Hathaway ve Dakota Johnson’ın paylaştığı film, 02 Ekim’de TME Films dağıtımıyla sinemalarda yerini alacak. Maddi zorluklarla mücadele eden yazar Lowen Ashleigh, geçirdiği kaza sonrası yazı yazamaz hale gelen ünlü yazar Verity Crawford’un yarım kalan serisini tamamlamak üzere işe alınır. Bu iş için ailenin gözlerden uzak malikanesine taşınan Lowen, araştırmaları sırasında Verity’nin kaleminden çıkmış, kimsenin okumaması gereken çok ürkütücü otobiyografik notlar keşfeder.

Anne Hathaway ve Dakota Johnson’lı Psikolojik Gerilim Verıty: Gerçeğin Diğer Kıyısı’ndan İlk Afiş Yayınlandı, Film TME Fılms Dağıtımıyla 02 Ekim’de Sinemalarda yazısına devam et

Hased: Cin Çarpması

Metin Gürbüz’ün yönettiği ve Pınar Demiral, Tayfun Işık, Fatmanur Polat ile İbrahim Savcı’nın oynadığı Hased: Cin Çarpması, 22 Mayıs 2026’da MC Film dağıtımıyla Makinist Film tarafından vizyona çıkarılıyor.
Kaan, ilişkisi süren Melike’yi, onun en yakın arkadaşı Sevim ile yaşadığı yasak aşkla kirletir. Bunu tesadüfen öğrenen Melike, yaşadığı yıkımı sessizce kabullenmek yerine, içindeki haset ve intikam duygusuna teslim olur. Sevgi bağlarının yerini nefretin aldığı bu noktada Melike, Sevim’i cezalandırmak amacıyla karanlık bir yola saparak kadim ve korkunç bir büyü yaptırır. Büyünün etkisiyle birlikte Sevim’in dünyası hızla kararmaya başlar.

Hased: Cin Çarpması yazısına devam et

Kalabalık İçinde Kaybolmak: Türkiye’de Sessizce Artan Uzaklaşma Hâli

Yazar Uzman Klinik Psikolog Hatice Keltek, son dönemde Türkiye’de büyüyen “sessizleşme”, “geri çekilme” ve “hayatı sadeleştirme” eğilimini Mükemmel Günler (Perfect Days) filmi üzerinden değerlendirdi: “Bu film minimalizmi değil, hayatta dağılmadan insanın kendini nasıl taşıdığını anlattı.”

Türkiye’de dijital yorgunluk, ekran maruziyeti ve sosyal tükenmişlik hissinin giderek büyüdüğü bir dönemde; sosyal medyada yeniden konuşulmaya başlayan Perfect Days, bu kez yalnızca bir sanat filmi olarak değil, modern insanın ruh haline dair güçlü bir psikolojik anlatı olarak yorumlandı.

Yazar Uzman Klinik Psikolog Hatice Keltek, “Ruhun Kadrajları” programında Alman yönetmen Wim Wenders imzalı filmi, “Sinema ve Ekran Psikolojisi” perspektifinden değerlendirdi. Keltek’e göre film, son yıllarda özellikle büyük şehirlerde görünür hale gelen “hayatı küçültme” arzusunu çarpıcı biçimde görünür kıldı. “Bugün insanlar artık büyümeyi değil, psikolojik olarak kaygıdan uzak yaşamayı ve dağılmamayı konuşuyor. Perfect Days tam da bu ruh halinin filmi oldu.” dedi.

Zihinsel Gürültü Çağında, Sessizce Hayatta Kalmak

Keltek’e göre filmdeki Hirayama karakteri yalnızca sade yaşayan bir adam değildi; ilişkilerin, beklentilerin ve sürekli performans göstermenin yükünden çekilmiş bir karakterdi. “Türkiye’de de son yıllarda insanlar daha az insanla görüşmek, daha küçük evlerde yaşamak, daha az eşya almak ve daha sessiz bir hayat kurmak istemeye başladı. Bu sadece ekonomik değil; psikolojik bir geri çekilme biçimi.” Keltek, Hirayama’nın analog kasetten müzik dinlemesini, ağaç fotoğraflamasını, kitap okumasını ve rutinlerini bir “kendini taşıma yöntemi” olarak değerlendirdi. “Bu karakter mutluluğu aramadı. Dağılmadan kalmaya çalıştı.”

Minimalizm Moda Değil, Yorgunluk Tepkisi Haline Geldi

Hatice Keltek’e göre filmin bugün yeniden konuşulmasının nedeni, modern insanın artık “fazlalıklarla” baş etmekte zorlanması oldu. “Bir dönem minimalizm estetik bir tercihti. Şimdi ise zihinsel bir savunma mekanizmasına dönüştü.” Keltek, Hirayama’nın yaşam biçimini “özgürleşme” değil, “kontrollü sadeleşme” olarak yorumladı: “Hirayama hayatını büyüterek değil, eksilterek yönetilebilir hale getirdi.”

Neden Tuvalet Temizliği?

Filmin en çok tartışılan detaylarından biri de buydu. William Faulkner okuyan, entelektüel bir karakter neden hayatını tuvalet temizleyerek sürdürmeyi seçmişti? Keltek bu tercihin psikolojik tarafına dikkat çekti: “Tuvaletler spontane alanlardı. Kimse oraya rol yaparak girmedi. Hirayama burada görünmez olabildi. İnsan ilişkilerinin yükü yoktu. Kontrol yine ondaydı. Bu sessiz bir kefaret ödeme biçimiydi” Keltek’e göre karakterin temizlik işini seçmesi tesadüf değildi: “Bu seçim biraz da modern insanın statü, güç ve görünürlükten vazgeçip görünmezliğe sığınmasını anlattı.”

Ekran Çağında Rutinler Neden Bu Kadar Önemli Hale Geldi?

Keltek’e göre filmdeki tekrar eden rutinler, günümüz insanının kaygıyla baş etme biçimini de gösterdi. Aynı kahve, aynı müzik, aynı sokak, aynı saatler. “Bugün insanlar ekran kaosu içinde zihinsel sabit alanlar oluşturmaya çalışıyor. Çünkü belirsizlik arttıkça rutin ihtiyacı da büyüyor.” Keltek, özellikle sosyal medya çağında insanların sürekli uyaran altında kaldığını belirtti: “Rutinler insanı toparladı ama fazla rutin canlılığı azalttı. Film tam olarak bu ikilemi anlattı.”

Hirayama İnsanlardan Kaçmadı, Kendini Korudu

Keltek’e göre filmde en önemli psikolojik başlıklardan biri “sınır koyma” meselesi oldu. “Hirayama insanlardan nefret etmedi. Sadece sürekli müdahale edilen bir dünyadan kendisini korumaya çalıştı.” Keltek, sağlıklı sınır kavramının filmde güçlü biçimde işlendiğini söyledi: “Sınır, duvar değildi. Hücre zarı gibiydi. Sana iyi geleni içeri alırsın, zarar vereni dışarıda bırakırsın.”

Final Sahnesi Neden Bu Kadar Konuşuldu?

Filmin finalinde Hirayama araba kullanırken fonda “Feeling Good” çaldı. Hatice Keltek’e göre sahne, günümüz insanının ruh halini tek bir yüzde topladı: “Orada aynı anda hüzün, dinginlik, yalnızlık ve kabul vardı. İnsanlar bu yüzden o sahneyi unutamadı. Çünkü bugün pek çok kişi tam olarak böyle hissediyor.” Keltek’e göre yönetmen filmin sonunda “yeni hayat” vaadi vermedi: “Film bize büyük dönüşümler sunmadı. Sadece insanın kırıldıktan sonra da hayatın içinde nasıl kalabileceğini gösterdi.”

(18 Mayıs 2026)

Hatice Keltek

Demir Leydi’nin Dönüşü / Şeytan Marka Giyer 2

Hollywood sıkıştıkça eski defterleri karıştırmayı sürdürüyor. Meryl Streep’in bilmem kaçıncı kez Oscar adayı olduğu ikonik ‘Şeytan Marka Giyer / The Devil Wears Prada’nın tam 20 yıl sonra temelde aynı kadroyla bir ikincisinin çekilmesi pek beklenen bir şey değildi. 2016 tarihli Stephen Frears yapımı ‘Florence’ın ardından dişe dokunur bir sinema filmi çekmemiş olan Streep’in bu devam filmine ikna edilmesinin film başına aldığı ücretin iki katına çıkarılmış olduğu yazıldı çizildi. Her ne olduysa, bizler de özgün yapıtla ilgili eski anıları tazeleme ve yıllardır hayranı olduğumuz büyük sanatçıyı yeniden beyazperdede izleme fırsatı olarak değerlendirmek üzere sinema salonunun yolunu tuttuk.

David Frankel’in yeniden yönetmenlik koltuğunda oturduğu ‘Şeytan Marka Giyer 2 / The Devil Wears Prada 2’ çağımızda gazeteciliğin ve dergi yayıncılığının içine düştüğü krizden yola çıkarak hikâyesine başlıyor. 20 yıl öncesinde gazeteci olma hayalleriyle yanıp tutuşan Andrea ‘Andy’ Sachs (Anne Hathaway) ‘Altın Klavye’ ödülünü kazandığı gecenin hemen ertesinde, çalışma arkadaşlarıyla birlikte işten çıkarılıyor. Sebep çalıştıkları yayın organı ‘Vanguard’ın hisse değerinin düşmüş olmasıdır. Öyle ya, gazetecilik altın çağını çoktan geride bırakmış, kitabevleri ve tüm yayıncılık sektöründe küçülmeler ve birleşmeler devri başlamıştır.

Bir dönemin moda dünyasına yön veren ünlü dergisi ‘Runway’ için de durum farklı değildir. Efsanevi Miranda Priestly’nin (Meryl Streep) başında olduğu popüler yayın yıllar önce dergi formatını terk etmiş dijital olarak yayınını sürdürmektedir. Çalışma şartları kötü ‘SpeedFash’ markasını öven bir makale yayınladığında dergide büyük bir çalkantı yaşanır. Reklam verenler dergiye desteğini çekerse zor bela ayakta kalmaya çalışan bu pahalı yayını kim finanse edecektir.

Bu gelişmeler sonrasında Andy, Miranda’nın kadim dostu, iş arkadaşı Nigel Kipling’in (Stanley Tucci) çıtlatması ve derginin büyük patronu Irv Ravitz’in (Tibor Feldman) talimatıyla, derginin gol yiyen itibarını geri kazandıracak makalelere imza atmak üzere ‘konular editörü’ olarak ‘Runway’de işe başlar. Geçmişteki toy çalışanının aniden çıka gelmesi Miranda’nın hoşuna gitmemiştir ama kabûl etmekten başka çaresi yoktur. Yaşlı kurt eski ‘Emily’sinin başarısız olacağından emindir, tek yapması gerekenin biraz beklemek olduğunu düşünür. Aynı kibirli tafralarla Andy’yi görmezden gelmeye çalışır ama onun kaleme aldığı özür makalesi medya eleştirmenlerince olumlu karşılanır. Genç gazetecinin, milyarder Benji Barnes (Justin Theroux) ile boşanmasının ardından dünyanın en zengin kadınlarından biri olan Sasha Barnes’ı (Lucy Liu) basına çıkmadığı üç yılın ardından lüks villasında bir röportaja ikna etmesi dergideki prestijini yükseltir.

Ancak, büyük patron Irv’ün 75. doğum günü partisindeki ani ölümü firma içi dengeleri baştan sona değiştirir. Yaklaşan ‘Milano Moda Haftası’ öncesinde, bir yandan yeni bir yönetim anlayışını uygulamaya kararlı patronun oğlu Jay (B. J. Novak), öte yandan dergiyi ele geçirmeye çalışan Andy’nin eski hasmı yeni ‘Dior’ çalışanı Emily Charlton (Emily Blunt) ile mücadele etmek üzere Andy ile Miranda omuz omuza mücadeleye girişmek zorunda kalırlar.

İlk filmin formülünü tekrar eden yapım, pek de karakter incelemesine girişmeden, yayıncılık ile moda dünyasının kesiştiği renkli dünyayı beyazperdeye taşımak, aralarında Marc Jacobs, Donatella Versace, Stefano Gabbana, Domenico Dolce gibi moda dünyasından ünlülerin boy gösterdiği sürprizleri ile bu sahte dünyanın ışıltısı içinde kafa dağıtan bir iki saat geçirmeyi hedeflemiş. Miranda’nın kendinden genç yeni sevgilisi Stuart’da Kenneth Branagh şöyle bir görünüp kaybolmuş. Çok başarılı ‘Runway’ yorumunda ise, sesi ve şovuyla Lady Gaga filmin önemli sürprizlerinden birine imza atmış.

(17 Mayıs 2026)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

N. İpek Gökdel’in Yeni Romanı Ruh Meclisi Okurla Buluşuyor, Ruh Meclisi Gün Yüzüne Çıkıyor

İlk romanlarından biri, Netflix’in ilk Türk orijinal dizisi The Protector (Hakan: Muhafız) olarak izleyiciyle buluşan İpek Gökdel, yeni romanı Ruh Meclisi ile yeniden okurları karşısına çıkıyor. Yazarın “ispatlayamayacağı bir gerçeklik” olarak tarif ettiği bir sezgiden yola çıkan roman, insanları birbirine bağlayan görünmez iplerin izini sürerken hiçbir karşılaşmanın bütünüyle tesadüf olmadığı fikrini edebiyatın alanına taşıyor. Kırk kişinin ve bir aşkın etrafında örülen hikâye, okuru ruhlar arasındaki bağa, hafızaya ve yaşamda iz bırakan ilişkilere yeniden bakmaya davet ediyor. Yazarın “Ruhunu ruhuma iliştiren kırk kişinin ve bir aşkın öyküsü” sözü, romanın duygusal ve düşünsel eksenini kuruyor.

N. İpek Gökdel’in Yeni Romanı Ruh Meclisi Okurla Buluşuyor, Ruh Meclisi Gün Yüzüne Çıkıyor yazısına devam et

Sinemacılık ve Filmcilik Yararına Bağımsız İletişim Platformu