14. Boğaziçi Film Festivali’nin Akreditasyon Başvuruları Başladı

Boğaziçi Film Festivali’nin  akreditasyon başvuruları başladı. Festival, film gösterimlerinin yanı sıra söyleşiler, özel etkinlikler ve sinema dünyasından farklı isimleri bir araya getiren programıyla izleyicilere kapsamlı bir festival deneyimi sunmaya hazırlanıyor. Basın mensupları ve sektör profesyonelleri, 01 Kasım 2026 tarihine kadar https://forms.gle/FHq4bnnJrDvrshzd8 resmi adresi üzerinden akreditasyon başvurularını gerçekleştirilebilecek.

14. Boğaziçi Film Festivali’nin Akreditasyon Başvuruları Başladı yazısına devam et →

Adana Altın Koza’nın Kazananları Belli Oldu: En İyi Film: Bir Arada Yalnız

33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nin kazananları dün akşam yapılan Kapanış Töreni’nde açıklandı. Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda Ali Vatansever’in Bir Arada Yalnız filmi En İyi Film seçilirken, Yılmaz Güney Ödülü Banu Sıvacı’nın Günyüzü filmine verildi. Edebiyat Uyarlaması Uzun Metraj Senaryo Yarışması’nda En İyi Senaryo Ödülü Gonca Gülbey’in Dünyanın Öbür Ucunda adlı projesinin oldu. En İyi Belgesel Ödülü Aylin Kuryel’in Stella ile 8 Mart filmine verildi. Uluslararası Kısa Film Yarışması’nda Avustralya’lı Radheya Jang’ın Trading Cards filmi, Ulusal Kısa Film Yarışması’nda ise Halil Tanışan’ın yönettiği Otel filmi En İyi Film Ödülü’nü kazandı.

Adana Altın Koza’nın Kazananları Belli Oldu: En İyi Film: Bir Arada Yalnız yazısına devam et →

Adana Altın Koza’da Ferzan Özpetek Ustalık Sınıfı ve Son Prömiyerler Heyecanı: Festival Bu Akşam Büyük Ödül Töreni ile Kapanıyor

33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali, sekizinci gününde ünlü ve usta Ferzan Özpetek’in Masterclass etkinliğine, Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda Patates Kızartması ve Beklenti filmlerinin dünya prömiyerlerine ev sahipliği yaptı. Onur Ödülleri Töreni, uzun ve kısa film gösterimleri ile akademik panellerin geride kaldığı festivalde bu akşam Çukurova Üniversitesi Kongre Merkezi’nde Büyük Ödül Töreni ve Kapanış Gecesi gerçekleştirilecek.

Adana Altın Koza’da Ferzan Özpetek Ustalık Sınıfı ve Son Prömiyerler Heyecanı: Festival Bu Akşam Büyük Ödül Töreni ile Kapanıyor yazısına devam et →

Geleceğin İcatları Çocukların Elinde: Can ve Dostu Robu Beyazperdede

Robu 404, çocukların sınırsız hayal gücünü ve cesaretle attıkları ilk adımları bugün (02 Ekim) beyazperdeye taşıyor. Küçük Can ile robotu Robu’nun dostluğunu anlatan film, kendine güven üzerine kurulu hikâyesiyle minik sinemaseverler ve aileleriyle buluşuyor. Geçtiğimiz hafta galası gerçekleştirilen film, ilk gösteriminde minik izleyicilerden tam not aldı. Galada, fuayede kurulan pamuk şeker arabaları ve dağıtılan elma şekerleri geceye şenlik havası kattı.

Geleceğin İcatları Çocukların Elinde: Can ve Dostu Robu Beyazperdede yazısına devam et →

14. Boğaziçi Film Festivali’nin Afişi Belli Oldu

Bu yıl ondördüncüsü gerçekleştirilecek Boğaziçi Film Festivali, yeni afişiyle sinemaseverlerin karşısına çıktı. 08 – 15 Kasım 2026 tarihleri arasında gerçekleşecek olan festivalin, Fatma Betül Okuyucu tarafından tasarlanan afişinde İstanbul’un hareketi, enerjisi ve insanı kapsayan ruhu, kolajın katmanlı yapısı üzerinden festivalin sinema atmosferiyle biraraya geliyor. Tasarımcı Fatma Betül Okuyucu, festival afişinin çıkış noktasını İstanbul’un canlı yapısı ve festivalin enerjisi üzerinden kurguladığını belirterek tasarım sürecini şu sözlerle anlattı: “İstanbul’un hareketini, enerjisini ve insanı kapsayan ruhunu festivalin enerjisiyle buluşturmak istedim.” dedi.

14. Boğaziçi Film Festivali’nin Afişi Belli Oldu yazısına devam et →

Adana Altın Koza’da Onur Ödülleri Sahiplerini Buldu, 7. Günde Ferzan Özpetek Masterclass’ı ve Patates Kızartması ile Beklenti’ye Dünya Prömiyeri

33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali, yedinci gününde usta yönetmen Ferzan Özpetek’in Masterclass etkinliğine, Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda Patates Kızartması ve Beklenti filmlerinin dünya prömiyerlerine ev sahipliği yapıyor. Festival dün Vahide Perçin ile Ferzan Özpetek’e Onur Ödülleri’nin takdim edildiği görkemli töreni, Ölü Köpekler Isırmaz ile Moda Evlilik prömiyerleri ve 25. yılına özel Hiçbiryerde söyleşisini geride bıraktı.

Adana Altın Koza’da Onur Ödülleri Sahiplerini Buldu, 7. Günde Ferzan Özpetek Masterclass’ı ve Patates Kızartması ile Beklenti’ye Dünya Prömiyeri yazısına devam et →

Oyuncular Sendikası, Altın Koza’da Sektör Buluşması Gerçekleştirdi, Zuhal Olcay: Oyuncu İşçidir, Oyunculuk Bir Meslektir

Oyuncular Sendikası tarafından 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali kapsamında düzenlenen “Oyuncular Sendikası ile Sektör Buluşması – Ödül Alıyoruz Peki Neler Yaşıyoruz?” başlıklı panel gerçekleşti. Buluşmada oyuncuların çalışma yaşamında karşılaştıkları sorunlardan güvenli setlere, örgütlenme hakkından çocuk oyuncuların çalışma koşullarına, yakınlık koordinasyonundan yeşil setlere ve seslendirme çalışma kurallarına kadar sektörün güncel başlıkları etraflıca konuşuldu.

Oyuncular Sendikası, Altın Koza’da Sektör Buluşması Gerçekleştirdi, Zuhal Olcay: Oyuncu İşçidir, Oyunculuk Bir Meslektir yazısına devam et →

Adana Altın Koza’da 6. Gün: Ölü Köpekler Isırmaz, Moda Evlilik ve Hiçbiryerde 25. Yıl Özel Gösterimi

33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali, altıncı gününde Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda Ölü Köpekler Isırmaz ve Moda Evlilik filmlerinin yarışma gösterimlerine, Hiçbiryerde filminin 25. Yıl Özel Gösterimi’ne ve yapay zekâ odaklı Akademi panellerine ev sahipliği yapıyor. Dün Canavar ve Varlık filmlerinin dünya prömiyerlerini ağırlayan festivalde heyecan, yarın Patates Kızartması ile Beklenti yarışma prömiyerleriyle sürecek.

Adana Altın Koza’da 6. Gün: Ölü Köpekler Isırmaz, Moda Evlilik ve Hiçbiryerde 25. Yıl Özel Gösterimi yazısına devam et →

Linkin Park’ın Yeniden Doğuş Hikâyesi Sinemada: Linkin Park: Unshatter, Paribu Cineverse Emaar ScreenX’teki Ön Gösterimde İzleyiciyle Buluştu

30 Eylül’de vizyona girecek müzik belgeseli Linkin Park: Unshatter, 29 Eylül Salı günü saat 21:00’de Emaar ScreenX salonunda düzenlenen özel ön gösterimle izleyici karşısına çıktı. Dünyaca ünlü rock grubu Linkin Park’ın yeniden doğuş sürecini beyazperdeye taşıyan Linkin Park: Unshatter, özel gösterimde müzikseverleri ve grubun hayranlarını bir araya getirdi. Grubun geçmişinden bugüne uzanan yolculuğunu; arşiv görüntüleri, stüdyo kayıtları ve konser performansları eşliğinde anlatan yapım, Linkin Park grubunun yaşadığı kayıpların ardından yeniden bir araya gelerek yeni bir döneme adım atma hikâyesini sinema salonuna taşıdı.

Linkin Park’ın Yeniden Doğuş Hikâyesi Sinemada: Linkin Park: Unshatter, Paribu Cineverse Emaar ScreenX’teki Ön Gösterimde İzleyiciyle Buluştu yazısına devam et →

Ayrıntı Yayınları Ekim Kitapları

Ayrıntı Yayınları, 2026 Ekim kitaplarını açıkladı. M. Enes Özel’in Normal, Florence Hazrat’ın Saygıdeğer Bir İşaret: Ünlemin Kısa Tarihi, Stuart Elden’in Foucault’nun Arkeolojisi, Vanessa Lemm’in Homo Natura: Nietzsche, Felsefi Antropoloji ve Miyopolitika, Erden Akbulut’un Türkiye Komünist Partisi Kurucularından Süleyman Nuri: Hayatı ve Hatıraları, Riyad Salih el-Huseyn’in Su Gibi Sade Kurşun Gibi Kesin, Ahmet Bozkurt’un Bellek ve Labirent: Burhan Sönmez’de Trajik Görünü ve Yazı, Anna Claybourne’un 32 Sayfada Her Şeyin Tarihi adlı kitapları 2026 Ekim ayında satışa sunulacak. Ayrıntı Yayınları’nın yeni serisi Atölye’nin ilk kitabı Saygıdeğer Bir İşaret: Ünlemin Kısa Tarihi oldu.

Ayrıntı Yayınları Ekim Kitapları yazısına devam et →

Adana’dan Asghar Farhadi Geçti; Adana Altın Koza’da Beşinci Gün: Canavar, Varlık, Ulusal Kısa Film Yarışması

33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali, beşinci gününde Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda Canavar ve Varlık filmlerinin dünya prömiyerlerine ve Ulusal Kısa Film Yarışması coşkusuna ev sahipliği yapıyor. Dün, iki Oscar ödüllü ünlü İran’lı yönetmen Asghar Farhadi’yi Masterclass ile ağırlayan 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nde Günyüzü ve Bir Arada Yalnız söyleşileri yapılırken, heyecan yarın da Ölü Köpekler Isırmaz ve Moda Evlilik prömiyerleriyle sürecek.

Adana’dan Asghar Farhadi Geçti; Adana Altın Koza’da Beşinci Gün: Canavar, Varlık, Ulusal Kısa Film Yarışması yazısına devam et →

Adana Altın Koza’da Dördüncü Gün: Asghar Farhadi, Günyüzü ve Bir Arada Yalnız

33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali, dördüncü gününde dünya sinemasının usta ismi, iki Oscar ödüllü, İranlı ünlü yönetmen Asghar Farhadi’yi ağırlıyor. Yaşam Boyu Başarı Ödülü alacak Asghar Farhadi’nin Masterclass etkinliği ve son filmi Kesişen Hayatlar’ın Türkiye prömiyerinin yanı sıra Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda Günyüzü ve Bir Arada Yalnız adlı filmler jüri karşısına çıkıyor. Dün Karanlıkta Islık Çalanlar ve Mutter: Bir Annenin Hatıra Defteri adlı film ekiplerinin katılımıyla gerçekleştirilen söyleşilerin ardından heyecan, yarın Canavar ve Varlık adlı filmlerin dünya prömiyerleri ve Çukurova Altın Koza Akademi söyleşileriyle yoğun ilgi görerek devam ediyor.

Adana Altın Koza’da Dördüncü Gün: Asghar Farhadi, Günyüzü ve Bir Arada Yalnız yazısına devam et →

4. Uluslararası Dijital Film Festival İstanbul (DFFI) Ödül Töreni 20 Ekim’de Fişekhane’de

Şehrin tarihi dokusunu ve modern ritmini eşsiz bir ambiyansta buluşturan Fişekhane, sanatın farklı disiplinlerine yönelik verdiği desteklere bir yenisini daha ekledi. Fişekhane, bu yıl ‘Sinemada İnsan Merkezli Dijital Dönüşüm, Yaratıcılık ve Paylaşılan Sorumluluk’ temasıyla düzenlenen 4. Uluslararası Dijital Film Festival İstanbul’un (DFFI), mekân sponsoru oldu. Dünyanın farklı coğrafyalarındaki 27 ülkeden bağımsız kısa filmleri bir araya getiren festival, 16 – 20 Ekim 2026 tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenecek. Festivalin ödül töreni ise 20 Ekim 2026 Salı günü Fişekhane Ana Sahne’de gerçekleştirilecek.

4. Uluslararası Dijital Film Festival İstanbul (DFFI) Ödül Töreni 20 Ekim’de Fişekhane’de yazısına devam et →

Hepimiz Suçluyuz / Digger

Alejandro Gonzalez Iñárritu’nun merakla beklenen son filmi ‘Digger’da perde Amerikalı petrol baronu Digger Rockwell’in (Tom Cruise) görkemli odasına açılıyor. Dünyayı parmağında oynatan dolar milyarderi 30 küsur yıldır birlikte uyuduğu, ölmekte olan kedisi Maggie’nin derdine çare aramaktadır, lakin Grönland’dan gelen haberler hiç de iç açıcı değildir. Patron buzuldaki çatlak ve metan sızıntısı konusunda defalarca uyarılmıştır gerçi, ancak her zamanki kibriyle uyarıları görmezden gelmiştir. Tehlike kapıya dayandığında beklenen gerçekleşir ve sondaj platformu büyük bir patlamayla alevler içinde kalır. Çevredekiler kaza kurbanlarını kurtarma derdine düşmüşken aklı yatırımında olan vahşi kapitalizmin ağa babasının, atalarının bir asır önce 10 sentlik kürekle Texas çölünde 40 gün 40 gece acı içinde kazarak çıkardıkları siyah altın mirasını; politikacılara, bürokratlara, Eskimolara para yedirerek kurmuş olduğu, günde 6

milyon varil petrolün üretildiği Kuzey Buz Denizi imparatorluğunu sonlandırmaya hiç niyeti yoktur. Patlama sonucu anakaradan kopan Washington D.C.’nin 5 katı büyüklüğünde bir parçanın üç gün içinde Norveç kıyılarına vurduğunda büyük bir tsunami felâketine neden olacağı gerçeği ile yüz yüze geldiğinde ise, saldığı felâketten insanlığın kurtarıcısı olarak sıyrılabilme planları kurmaya başlar. Digger, önce ABD Başkanı ve adamları ile Oval Ofis’te düzenlenen toplantıda, daha sonra Avrupa Parlamento’sunda sazı eline alacaktır.

Meksikalı usta yönetmen eleştirmenleri ikiye bölen son yapıtında kendi ‘Dr. Strangelove’ını yapmak üzere yola çıkmış. Stanley Kubrick’in 1964 yapımı ünlü başyapıtı, soğuk savaş yıllarında paranoyak Amerikan generali Jack Ripper’ın Sovyetler Birliği’ni hedef alan bir nükleer saldırı emri vermesi ve Rusların karşı atağı neticesinde global bir nükleer felâketin eşiğine gelinmesi üzerinedir. Film savaş, siyaset, ordu bürokrasisi ve insanlığın yok olma riski gibi ciddi konuları muazzam bir alaycılıkla ele almasıyla ‘Soğuk Savaş’ paranoyasının göbeğinde çekilmiş, gerçek hayattaki figürleri acımasızca tiye alan bir tarihsel ayna, sinemadaki kara mizah ve politik hicvin doruk noktalarından biridir.

60’lı yılların nükleer savaş tehdidinin yerini çağımızın küresel iklim felâketine bıraktığı filminde, ‘Ripper’ ile ‘Digger’ isimlerinin benzerliğinden yola çıkan Iñárritu, Kubrick’in ünlü ‘Savaş Odası’ tasarımını Başkan’ın adamları ve ordu mürettebatının toplandığı ünlü ofisine taşımış. Fakat asıl fırtına, Cruise’un Avrupalı müttefiklerin karşısına çıktığı 11 dakika uzunluğundaki tek kişilik şovu sırasında kopuyor. ‘Panik iyidir, yanan evden kaçarken kimse fırını kimin açık bıraktığını düşünmez’ söyleminden hareketle ‘Digger’ın hikâyeyi şekillendirmekte üstüne yoktur. Hükümetlere ve medyaya rüşvet vermek suretiyle Grönland’ın milli parkında sondaj yapan firmasının yol açmış olduğu felâketin sorumluluğunu üstlenmekten kaçınmaz. Tepeden baktığı Avrupalılara ‘kurban’ değil, ABD yardımı gerektiği mesajını küçümseyici bir üslûpla verirken, teknolojinin nimetlerini bağrına basan tüketim toplumlarıyla yüzleşir. Dünyanın ana sütü dediği ‘petrol’ için gezegenin dibini delmeye devam etmesine onay veren onlar değil midir. Vahşi kapitalizmin kurallarına göre ‘bu, iş yapmanın bedelidir, kayıplar olacak ama kervan yoluna devam edecektir’.

Avrupa Parlamentosu üyeleri Fellini’nin ünlü ‘Orkestra Provası’nın finalini andırır bir biçimde birbirlerine girerken, Digger galaksinin koruyucusu tavrıyla suçun hepimizde olduğunu pervasızca haykırır. Küresel ısınma sürecinde adı çokça telaffuz edilen karbon salınımı treni çoktan kaçmıştır. Alınan çevreci önlemler, dalgalardan korunmak için yapılan kumdan kalelerden ibarettir. Bu ve benzeri şirketlerin gezegenimizin tahrip edilmesi üzerinden yükseldiği ise tek gerçektir. Ölümün eşiğindeki Maggie ya da anal kanserle mücadele eden ABD başkanı can çekişmekte olan dünyamızın metaforu olarak kullanır Meksikalı sinemacı. Konu çok ciddidir belki, ancak Kubrick ustanın başyapıtına benzer bir biçimde olan biteni ve de olacak olanları acı bir mizahla sunmaktan kedini alamaz. Bizler de, hiciv, fars, drama, trajedi farketmeksizin dönüşü olmayan otobanda umarsızca yol alan gezegenimizin hali pür melalini şaşkınlıkla, kahkahalara karışan hüzünle izler, finaldeki tiyatro seyircileri misali katarsisi yaşadıktan sonra kaldığımız yerden tatlı hayatımıza dönüş yaparız. Ama nereye kadar?

Batılı bazı eleştirmenlerin aksine, Iñárritu’nun 35mm VistaVision formatında çektiği filminin yarınlara kalacak önemli bir film olduğunu düşünenlerdenim. Üstadı kendi dahil 4 kalemin imzası bulunan çok katmanlı girift senaryosu için kutluyorum. ‘Birdman’ ve ‘The Revenant’da birlikte çalıştığı 3 Oscar’lı görüntü yönetmeni Emmanuel Lubezki ile renk uzmanı Peter Doyle, sıradışı bir görsel estetiğe sahip, soluklaştırılmış ve grileştirilmiş renk paletiyle, kurumsal açgözlülüğün ve çevre felâketinin yarattığı buz gibi duygusuz dünyayı perdeye taşımış. Yönetmen filmin müzikleri için ana akım bir Hollywood bestecisi yerine, doğadaki saha kayıtlarını ritme dönüştürmesiyle tanınan İngiliz asıllı avangard müzisyen Cosmo Sheldrake ile çalışmış. Müzikal altyapıda geleneksel enstrüman kullanılmamış, distopik geleceğin absürd ve ürkütücü ritmlerinin tamamı nesli tükenmekte olan kuş seslerinin dijital olarak bükülmesiyle elde edilmiş.

Bir Broadway oyuncusu edasıyla döktüren Cruise, muhtemelen Oscar adayı olacak olan dinamik performansıyla filmi sürüklüyor. Diğer oyuncular da birinci sınıf aktör ve aktrislerden oluşuyor, ancak Cruise üzerinden yürüyen hikâyede, Sandra Hüller, Riz Ahmed ya da Michael Stuhlbarg gibi değerler kısa rollerinde pek varlık gösteremiyor. ‘Barton Fink‘ten beri en parlak yorumunda izlediğimiz John Goodman ise ağır hasta megaloman ABD başkanı kompozisyonunda birkaç sahnede de olsa Cruise’dan rol çalmayı başarıyor.

Filmi henüz görmeyen ve hiç spoiler almak istemeyenlerin okumayı burada kesmeleri için uyarımı yaparak, Iñárritu’nun asıl sürprizini sona saklamak istedim. Yönetmen ‘Birdman’de kurduğu ‘Meta-Tiyatro’ ya da ‘oyun içinde oyun’ anlatı yapısını burada da kullanıyor. ‘Birdman’de film boyunca, Raymond Carver’ın öyküsünü Broadway’e dönerek sanat çevresinde kaybolmaya yüz tutmuş itibarını yeniden kazanmaya çalışan aktör Riggan Thomson’un (Michael Keaton) sahneye koyduğu ve başrolünü oynadığı oyunun provalarını, sahne arkasını ve prömiyerini izlemiştik. Iñárritu bu defa ilk 20 dakikasının bitiminde provaları yapılmakta olan bir oyunun içinde olduğumuzu ifşa ediyor. ‘Fossil Fools’ adlı avangard temsilde petrol baronunu canlandıran Curtis Markson (Tom Cruise) ile Thomson’un oyun kişilikleri ile gerçek hayatları arasındaki kişisel kriz eşzamanlı olarak devreye girerken, kaotik tempolu iki film arasında bir kardeşlik bağı oluşuyor.

(05 Ekim 2026)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

Asghar Farhadi, Adana Altın Koza’da

Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilen 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali, dünya sinemasının usta yönetmenlerini ve yılın en heyecan verici yapımlarını sinemaseverlerle buluşturmaya devam ediyor. Festival bu yıl, günümüz dünya sinemasının en saygın ve etkili figürlerinden biri  olarak kabul edilen, iki Akademi Ödüllü ünlü İranlı yönetmen, senarist ve yapımcı Asghar Farhadi’yi ağırlamanın haklı gururunu yaşıyor. Bir Ayrılık (A Separation) ve Satıcı (The Salesman) adlı tanınmış filmleriyle iki kez En İyi Uluslararası Film Akademi Ödülü (Oscar) kazanan Asghar Farhadi, 29 Eylül Salı günü Adanalı sinemaseverlerle bir araya gelecek.

Asghar Farhadi, Adana Altın Koza’da yazısına devam et →

Sinemacılık ve Filmcilik Yararına Bağımsız İletişim Platformu