Sessiz Ol, Hayatta Kal

Küçük bütçeli bir B-filmi görünümündeki ‘Sessiz Bir Yer / A Quiet Place’, pandemi öncesinde beklenmedik bir gişe başarısı sağlayınca devam filmlerinin gelmesi kaçınılmaz olmuştu. Dünya çapında sinema salonlarının açılması ile birlikte serinin gösterime giren ilk devam filmi ‘Sessiz Bir Yer 2 / A Quiet Place Part 2’ beklentiler doğrultusunda ABD açılış haftasında en çok izlenen film unvanını kolaylıkla kazanmayı bildi.

Bizde de sıcağı sıcağına vizyona giren bu seri, oyuncu yönetmen John Krasinski’nin aralarında bulunduğu ekibin düş gücüyle ortaya çıkmış. Krasinski’nin gerçek hayattaki oyuncu eşi Emily Blunt ile aile büyüklerini canlandırdığı, bilim-kurgu özellikleri taşıyan bu korku-gerilim sineması örneği, esinini büyük ölçüde 80’li yılların kült serisi ‘Yaratık / Alien’dan alıyor. Spielberg damgalı ‘Jurassic Park’ bir diğer ilham kaynağı olarak dikkat çekiyor. İlk filmde meşum hikâyeye ortasından dalmış, insanlığın ve filmdeki çekirdek ailenin 48. gününden başlayarak dehşet yüklü maceralarını izlemeye başlamıştık. Daha sonra birden 474. güne atlamış, ailenin bugününe tanıklık etmiştik.

Uzaydan geldiği düşünülen yırtıcı yaratıkların sırrı neydi? Bu sırrın ikinci filmde de aralanmadığını baştan söyleyebiliriz. Bu nedenle serinin devamının geleceğini rahatlıkla söyleyebiliriz. İkinci bölüme 1. günden başlangıç yapan devam filminde, sakin Amerikan kasabasının mutlu mesut sakinleri ile tanışıyoruz önce. Çocuklar ligi beyzbol maçını izlerken göklerden gelen dehşetle tanışma paniğine; anne, baba ve üç çocuktan oluşan Abbott ailesinin kaçış serüvenine şahit oluyoruz daha sonra. Ailenin 48. günde en küçük erkek çocuklarını kurban verdiklerini ve ilk filmin sonunda baba Abbott’ın çocuklarının selameti için kendini feda ettiğini biliyoruz.

İlk filmi izlemeyenler için biraz bilgi verelim. Bu devasa yaratıkların gözleri görmüyor ancak ses konusunda hassaslar. Aile bireyleri sessiz kaldıkları sürece güvence altındadır. Ancak bu sessiz ortamı her zaman sağlamak, hiç konuşmadan yaşam sürdürmek hiç de kolay olmayacaktır. İlk film bu süreçte bireylere işaret dilini kullandırmak yoluyla ilginç bir çözüm bulmuştu. Gerçek hayatta sağır olan yetenekli küçük oyuncu Millicent Simmonds’un varlığı bu açıdan önemli bir fırsattı. ABD’de bir bölümü alt yazı ile gösterilmesine karşın büyük ilgi toplayan ilk film görsel tasarımı ve iki adet Oscar adaylığı bulunan besteci Marco Beltrami’nin Spielberg gerilimlerinden esini almış müzik çalışması ile parlıyordu. İkinci bölüm bu kozların her birini yeniden kullanmayı sürdürüyor. Her serinin devam filminde olduğu üzere, ilk bölümün tedirgin sessizliği daha hareketli bir aksiyon kalıbına evrilmiş. Krasinski’nin ilk filmde koşut kurgu kullandığı, farklı dehşet anlarını iç içe aktaran başarılı denemeleri bu bölümde de gerilimin doruğa çıktığı başarılı sekanslar olarak dikkat çekiyor.

Çekirdek aileye bir bebek ekleniyor yeni filmde. Ancak daha korunaklı bir yaşam alanı buldukları için, kısıtlı da olsa fısıltı halinde konuşmalarına izin çıkmış bu defa. Canavar ile karşılaşmanın ilk gününden 474. güne atlıyor ve öykü bıraktığımız yerden devam ediyor. Babasını kaybetmiş çekirdek aile, İrlanda asıllı tanınmış oyuncu Cillian Murphy’nin canlandırdığı komşu Emmett karakteriyle yeni bir birey kazanırken, Abbott’lar çevrelerindeki uğursuz yabancılar ile karşılaşmaya başlıyor, tehlikeden uzak yeni bir yaşam vahası bulma çabaları sürüyor. Erken büyümek zorunda kalmış çocukların daha etkin roller almasına tanıklık ediyoruz bu bölümde. Bizde sinemalara gelmeyen ilginç Todd Haynes filmi ‘Kutup Yıldızı / Wonderstruck’ ile sinemaya başlayan Simmonds ve ‘Suburbicon’da Matt Damon’un oğlu olarak izlediğimiz Noah Jupe büyüklerinden rol çalmayı sürdürüyor.

(15 Temmuz 2021)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir