Bu Dünyadan Geçip Gitmeden Önce

Jesse ile Celine’in 1994 yazında başlayan hikâyesi devam ediyor. Bağımsızlığını her daim korumuş Amerikalı sinemacı Richard Linklater’ın Kim Krizan ile birlikte yarattığı karakterler, ilk karşılaşmalarında yirmili yaşlarının başlarında idiler. 1995 yapımı ‘Gündoğumundan Önce / Before Sunrise’dan söz ediyorum. Hani Interrail yolcusu NewYork’lu Jesse’in Budapeşte’deki büyükannesini ziyaretten Paris’e dönmekte olan Celine’i trenden birlikte inmeye ikna ettiği, genç çiftin şafak vaktine değin Viyana sokaklarındaki birlikteliklerine ve filizlenen aşklarına tanık olduğumuz o güzelim filmden. Çok kısa süreli bir yaz aşkıdır bu. Genç adam ertesi sabah erken saatlerde New York uçağına yetişmek zorundadır. Yirmi yıl öncesinin koşullarında cep telefonu yok, e-mail, facebook hak getire. Ev adresi ve telefonlar alınmıyor, 6 ay sonra Aralık ayında Viyana’da buluşmayı kararlaştırıyor genç aşıklar.

Öykünün ilk bölümü, biraz hüzünlü, böylece sona erer. İkinci film ‘Günbatımından Önce / Before Sunset’ tam 9 sene sonra çekilmiştir. Jesse aşklarını konu ettiği romanın tanıtım turunun Paris ayağında meşhur ‘Shakespeare and Co.’de imza günündedir. Karşılaşmaları bu defa rastlantı değildir. 9 yıl önceki randevuya gidememiş olan Celine, biraz utancından biraz da meraktan Jesse’in karşısına çıkar. Genç adam evlenmiş, 4 yaşında bir oğlu olmuştur. Sorbonne’da siyaset bilimi okumuş Celine ise çevreci bir örgütte görev yapmaktadır. Bu defa Paris sokaklarında, Seine nehri üzerinde ‘bateau-mouche’da kaldıkları yerden aşk muhabbetlerine devam ederler. Final açık uçludur. Jesse akşam uçağına yetişebilecek midir, izleyici bunu öğrenemeden perde kararır.

İlk kez bu yılın Ocak ayında Berlin Film Şenliği’nde görücüye çıkan, akabinde 32. İstanbul Film Festivali programında yer almış serinin şimdilik son filmi olan ‘Geceyarısından Önce / Before Midnight’ bu haftadan itibaren sinemalarımızı ziyaret ediyor. Baş oyuncularıyla eşzamanlı yaş alan öykümüzde Jesse ile Celine bu defa kırklı yaşlarını sürmekteler. Paris’teki karşılaşmadan sonra çiftimiz birbirinden kopamamış, birlikte yaşamaya başlamışlar, bir de ikiz kızları olmuş. Öykünün yeni bölümü için seçilen mekân ise Mora yarımadasının güneyinde, Yunanistan’ın popüler sahil kenti ‘Kalamata’. Yunanlı yazar dostun cennettin kıyısındaki yazlık evinde 6 hafta geçirmiş çiftimiz, küçük kızları ve Jesse’in ilk evliliğinden 13 yaşını bitirmiş oğlan Hank ile birlikte. Prolog bölümünde, oğlunu buruk bir şekilde Chicago’ya annesinin yanına yolcu eder Jesse. Daha sonra, Ege’ye karşı zengin Yunan sofrasında üç kuşaktan dostlar yaşam, ölüm ve hızla akıp geçen zaman üzerine tartışırlar. Asıl tartışma ise, dostlarının armağanı olarak bir otel odasında geçirdikleri gece boyunca Jesse ile Celine arasında yaşanacaktır.

Serinin ilk filmiyle bizleri büyülemiş olan usta sinemacı Linklater, eşzamanlı gelişen öyküsüyle kahramanlarının yaşam öyküsünü dipdiri ayakta tutmaya devam ediyor. Evet 18 koca yıl geçmiştir. Gençlik hayalleri çoktan tükenmiş, geçen yıllarla birlikte aşk ateşini yitirmiştir. Günlük yaşamın stresi, çocukların sorumluluğu, Celine’in itaatkâr ev kadınına dönüşme korkusu ilişkilerini tehdit eder gözükmektedir. Ancak muhabbetleri ve tartışmaları eski canlılığını korumaya devam etmektedir.

Filmlerle birlikte yaş alan Ethan Hawke ve Julie Delpy’nin öyküye katkıları büyük. İkinci filmden itibaren senaryoyu üçü birlikte yazmışlar. Otobiyografik gelişmelere, gerçekleşmeyen hayallerini de katmışlar, ortaya hiç basmakalıp olmayan zengin bir diyalog zinciri çıkmış. Her ikisi de yönetmenlik yapmış oyuncular, filmlere yapımcı olarak da destek olmuşlar.

Purcell’ın ‘Dido ve Aeneas’ operasının uvertürüyle açılan ilk film, sabahın erken saatlerinde Viyana’nın tarihi dar sokaklarında bir zemin katında çalınan klavsenden duyulan ‘Bach’ın mucizevi ezgileriyle sonlanıyordu. İkinci filmin finali, Julie Delpy’nin sesi ve gitarından, kendi bestelediği küçük Fransız şarkısı ve cazın efsanevi ismi Nina Simone’un müziğiyle noktalanmıştı. Bu defa final jeneriğini bekleyenler Haris Alexiou’nun yorumundan Yunanca sözlü nefis bir tangoyla (Gia ena Tango) salondan ayrılacaklar. Linklater ve muhteşem oyuncularının küçük mucizelerinin devamını bekliyor, Jesse ile Celine’in 50’li yaşlarında buluşmak üzere diyoruz.

(24 Temmuz 2013)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir