Baskıcı Toplumun Kadınları

68. Berlin Film Festivali’nin ödül listesinde yer alan güzel filmler birbirini ardına gösterime giriyor. Festivalden en iyi kadın oyuncu ödülünün yanı sıra, ‘sinema sanatında yeni ufuklar açan’ yapımlara Alman sinema tarihçisi Alfred Bauer adına verilen ödülle ayrılan ‘Mirasçılar / Las Herederas’ çok başarılı bir ilk film denemesi. Paraguaylı yönetmen Marcelo Martinessi, iki yıl önce Venedik’ten ödülle dönen, ülkesinin yakın geçmişinden 2012 tarihli Curuguaty katliamını konu alan kısa filmi ‘Kayıp Ses / La Voz Perdida’nın ardından çektiği bu ilk uzun metrajında, kadınlar üzerinden metaforik bir dille baskıcı bir toplum portresi çizmeye soyunuyor.

Film, bir kapı aralığından izlediğimiz ev eşyalarının satılışı ile açılıyor. Ellili yaşlarını süren nazlı nazenin Chela’nın doğup büyüdüğü evdir burası. Uzun süredir birlikte olduğu, sosyal yaşamlarını çekip çeviren dışa dönük hayat arkadaşı Chiquita ile paylaşır evini. Sömürge ve diktatörlük yılları egemen sınıfının mirasçısıdır orta yaşlı Chela. Eli dardadır, eskinin mirasını birer birer elden çıkararak hayatını idame ettirmek zorundadır artık. Ancak satılan eşyalar, dededen kalma tablolara rağmen senetler zamanında ödenmediği için kısa süreliğine de olsa hapse girmek zorunda kalır Chiquita. Düzeni bozulan Chela, gönülsüzce de olsa dış hayata açılmak zorunda kalacaktır. Arabasıyla komşusunu konken partisine bırakmaya başladıktan sonra, yaşlı zengin kadınlara taksi şöförü olarak hizmet vermeye başlar. Evinde tuvalinin başında resim yapan ve eskiden kalma ritüellerle gününü dolduran Chela’nın hayatında ilk defa para kazanmak hoşuna gitmiştir. Özgürleşme yolunda attığı bu ilk adım sonrasında, konken evinde karşılaştığı çekici Angy onun cinsel heyecanını uyaracak, beklenmedik bir anda yüreğine düşen aşk Chela’nın hayatını değiştirecektir.

Latin Amerika’da geleneksel geniş bir ailede kadınlar arasında büyüdüğünü söyleyen Martinessi’nin filmi tümüyle kadın karakterler arasında geçiyor. Yönetmen özgün senaryoyu yazarken, teyzelerin, halaların, büyükannelerin diyaloglarından yola çıkmış. Ülkesinde yıllardır hüküm süren otoriter yönetimlerin baskıcı ortamını kadınlar üzerinden anlatmayı denemiş. Bu yönetimlerin, koruma kollama görünümü altında baskı altında tutmaya yönelik bir yaklaşımı olduğunu vurgulamak istemiş.

Baskıcı döneminin mirasçıları olan mutlu azınlıktan bu varlıklı kadınlar, rahat yaşayabilmek için erkek egemen toplumun kurallarını benimsemiştir. Chela’nın sevgilisi Chiquita ise bir kadın olmasına rağmen onu idare eden, mali kararları veren kişi olarak bir erkek konumunda çizilmiş. Tek başına kaldığında ve aşk aniden beliriverdiğinde Chela’nın vereceği kararı ise seyirciye bırakmayı tercih ediyor Martinessi.

‘Mirasçılar’ çok iyi yazılmış ve yönetilmiş yılın en iyi filmlerinden biri. Yönetmen Martinessi enfes bir kadın karakterler resmi geçidi içinde Paraguay’da baskı ve sınıf meselesini didiklerken, benzersiz bir aşk ve arzu hikâyesi anlatıyor. Berlinale’de aldığı en iyi kadın oyuncu ödülünü sonuna kadar hak eden usta tiyatro oyuncusu Ana Brun’un özgürleşme süreci, ses bandında romantik Chopin noktürnünden Çaykovski’nin coşkulu 1812 uvertürüne geçişle destekleniyor.

(13 Ekim 2018)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir