Nostaljinin Hüznü, Yaşamın Güzelliği

Fransız sinemasının saygın yönetmenlerinden Robert Guédiguian ile ticari sinemalarda ilk kez karşılaşıyoruz. ‘80’li yıllardan başladığı sinema serüveninde tam yirminci filmi ‘Deniz Kıyısındaki Ev / La Villa’. Eşi Ariane Ascaride’in de aralarında olduğu ve otuz yıla yakındır birlikte çalıştığı oyuncu ekibiyle birlikte, çocukluğunun geçtiği Marsilya’nın eşsiz koylarına bir kez daha dönüş yapmış usta sinemacı.

Bölgenin cennet koylarından birinde denize nazır evinde yaşayan yaşlı Maurice son sigarasını tüttürürken geçirdiği kalp krizi sonucu yatağa düşer. Orta yaşlardaki üç yetişkin çocuğu, hayatının son döneminde yaşlı adama eşlik etmek üzere baba ocağı villada buluşur. Evden hiç ayrılmamış ve babasının açtığı mütevazi deniz lokantasını ayakta tutmaya çalışan Armand (Gérard Meylan), tazminatı ödenerek yöneticisi olduğu sendikadan atılmış eski tüfek Joseph (Jean-Pierre Darroussin), Paris’te tiyatro kariyerinin zirvesine çıkmış aktris Angèle (Ascaride) yıllar sonra biraraya geldiklerinde eski defterler açılır, geçmişin travmaları bir bir su yüzüne çıkar.

‘La Villa’ yönetmenin bilinen nostaljik hüznünü taşıyor. Bir zamanlar mutlu insanların keyif çattığı gözde sahil kasabası artık terk edilmiş haldedir. Arkadaşlarının yardımıyla inşa ettiği, görkemli oval terasıyla koyun baş köşesine kurulmuş evin sahibi de artık konuşmaz ve hareket edemez durumdadır. Yirmi yıl önce yaşanmış bir büyük trajedinin ardından evin iki bireyi farklı kararlar ve seçimlerle yuvadan kopmuşlardır.

Aile bireylerinin hesaplaşması kederli olduğu denli iyileştiricidir de. Babanın yaşlı komşuları, oğullarına yük olmamak için bu dünyayı terke hazırlanırken, Joseph’in genç sevgilisi koyda karşılaştığı genç adamla gelecek hayalleri kurmaktan kendini alamaz. Evlat kaybının ardından kendini tiyatroya adamış Angèle, ne kadar direnmeye çalışsa da, çocuk yaştan kendisine hayran sevimli Benjamin’in tutkulu aşkı O’nu yeni kararlar almaya itecektir.

Fransız sinemacı hayata Benjamin’in gözünden bir tiyatro oyunu olarak bakmayı yeğler. Neşesiyle hüznüyle hayat bizimdir ve yaşamaya değerdir. Guédiguian sinemasının özündeki yoğun nostalji duygusunu iliklerimize kadar hissederiz. Yönetmen sahil kasabasının canlı geçmişine dair fotoğrafları göstermekten kendini alamaz. Eskilerden kalmış coşkulu bir Noel kutlamasını perdede bire bir canlandırır. 1985 yapımı ünlü filmi ‘Ki lo sa’dan alıntı bir sekansla oyuncuların aynı sahildeki tasasız gençlik yıllarına döneriz.

Guédiguian son yarım saatte yeni konuklarla tanıştırır bizleri. Mülteci botlarıyla yeni bir yaşam kurmaya çalışan üç küçük çocukla. Değişen dünyanın yeni yüzleridir onlar. Bir zamanlar insan seliyle taşan, şimdilerde ıssızlaşmış sahiller ve oralarda kalanlara yeni yaşam aşısı olacaktır yeni dünyanın çaresiz insanları.

‘Deniz Kıyısındaki Ev’ incelikle yazılmış senaryosu, mükemmel oyuncuları (Benjamin rolündeki Robinson Stévenin’e özel bir selam), usta işi yönetmenliğiyle yaz mevsiminin güzel sürprizlerinden biri. Cinemaximum sinemalarında gösteriliyor, kaçırmamaya çalışın.

(16 Temmuz 2018)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir