Korkut Akın

(Film Eleştirileri)
Eskişehir, İletişim Bilimleri Fakültesi Sinema TV Bölümü mezunu, İstanbul Üniversitesi’nde gazetecilik yüksek lisansı yaptı, İşletme İktisadı Enstitüsü’nde de ihtisas. Yeşilçam’da reji asistanlığı ve senaryo yazarlığı ile başladı, televizyonlarda kültür … Devamı…»

Sakin ve Anlayışlı Olmalısınız: Kural Dışı

Daha düne kadar zihin ve akıl hastalıkları diye bir şey bilmiyor, hepsini “deli” olarak adlandırıyor, “tımarhane”ye tıkmaktan başka bir çare bulamıyorduk. “Deli”liğin de türlü çeşidi varmış ve her “deli” üstünü başını yırtmıyormuş… Aralarındaki “üstün zekâlı”lar da kurunun yanında yanan yaşlar misali göz ardı ediliyordu.

Daha düne kadar “otizm”, “otistik” kavramını bilmiyorduk ve öğrenmek gibi bir niyetimiz de yoktu. Rain Man (Yağmur Adam) filmi, gözümüzü açtı, farkındalık yarattı. Genelde sanatın özelde de sinemanın yararı bu. Üstünkörü üç beş bilgi kırıntısıyla öğrenilecek, çözümlenebilecek bir durum olmadığı için bütün otizmlileri / otistikleri aynı terazide tartmak yanlışını yaşadık, yaşıyoruz…

Farkındalık…

İşte, bizim farkında olmadığımız, ama okulda, sokakta, işte, mahallede hâttâ evde sürekli yüz yüze baktığımız, karşılaştığımız otistikleri Olivier Nakache, Éric Toledano, belgesel disipliniyle, macera filmi tadında, müthiş bir heyecanla ve başından sonuna inanılmaz duyarlılıkla bize taşımış.

Devletlerin, her seferinde başına eklenen “sosyal” sıfatıyla sorumluluğunda olması gereken, eğitimlerini, bakımlarını hâttâ yaşamalarını sağlamak zorunda olmasına karşın umursamadığı (bizim ülkemizde de pek farklı değil, aslını sorarsanız, ama film Fransa’da geçiyor) otistikleri eğitmeyi görev saymış iki gönüllünün yaşadıklarını izliyoruz kimi zaman üzülerek, kimi zaman göz pınarlarımız dolarak, kimi zaman ağlanacak halimize gülerek…

Devletlerin pek bir farkı yok birbirinden. Gelişmişlikleri kendi çıkarlarıyla doğru orantılı… Otistikti, down sendromluydu, sakardı, sakattı diye görmek istemediği kesimi saklıyorlar hayatın gerçeklerinden. Oysa genel anlamda onları da rencide etmeden “engelli” demek gerektiğini bile doğru dürüst kabûl etmiş değiller. O insanların bakımlarını, eğitimlerini, beslenmelerini, barınmalarını karşılamak zorunluluğuna -bunlara bir de zorunlu mültecileri eklemek gerekir, giderek artan savaşlar ve küresel iklim kriziyle bağlantılı olarak- karşın, bırakın yardımcı olmayı müfettiş göndererek engellemeyi marifet sayıyorlar. Canla başla çalışan, bir şey üretmeye, bir can kurtarmaya çabalayan insanları müfettişler aracılığıyla sindirmeye çalışıyorlar.

Empati…

Kendinizi onların yerine koyun, bir bakın bakalım, bu uygulamalar size yapılsa ne denli isyan edersiniz! Sevgiye muhtaç, hırçın bir çocuğun sakin ve anlayışlı bir yaklaşımla nasıl da uysal olduğunu izlerken kendi gözlerinizle tanıklık ettiklerinizden utanacaksınız.

Çok iyi bir film. Tam bir eğitici film. Herkesin, özellikle de çocuklarının hırçın, söz dinlemez (veya ders çalışmayan), evden sürekli kaçtığını söyleyen anne babaların kesinlikle izlemesi gereken bir film. Sakin ve anlayışlı davranıldığında, çocuğun yapmak istediklerine kendisinin karar vermesi sağlandığında bir şeylerin yolunda gittiğine tanık olmak sadece anne babalara değil, eğitimcilere (filmin bir hedef kitlesi de siyasiler, devleti yönetenler, eğitimi belirleyen ve plânlayanlar) de çok şey kazandıracak.

Kural Dışı / The Specials
Yönetmenler Olivier Nakache, Éric Toledano
Oyuncular Vincent Cassel, Reda Kateb, Hélène Vincent …
27 Mart’tan başlayarak gösterimde…

(15 Mart 2020)

Korkut Akın

korkutakin@gmail.com

*****

Tükenmeyen Kahraman Bloodshot

Film çekimi zorlu, meşakkatli ve titizlik isteyen bir uğraştır. Diğer sanat dallarının tersine içinde endüstriyi de barındırır ve doğal olarak tüm sanat dallarının imkânlarından yararlanır. Bunun farkına varan sinemacılar, teknolojinin de yardımıyla olmayacakları bile oldurur. Biz, sinemaya girdiğimizde, senaryo yazımında “gözleri parladı, ışıldadı” yazmayın, çünkü gözler ışıldamaz, parlamaz diye uyarmışlardı hemen baştan. Şimdi, bırakın ışıldamayı, gözlerin içinde dünyalar oluşturuluyor, hayatlar kuruluyor.

Teknolojiden yararlanan sinema…

40-50 yıl öncesinde izlediğim (adını lütfen sormayın, anımsamıyorum), Erman Şener’in (çiçekler çelenk örsün başucunda) üzerinde durduğu bir film vardı. İnsan beyninde oluşan bir hastalığı tedavi etmek amaçlı, doktor ve uzmanlar bir araca bindirilerek küçültülüyor ve damara zerk ediliyor. Sonunda beyne ulaşıp sorunu çözüyorlardı. (Erman Hocam, oradaki kadın oyuncunun sadece ama sadece kadınlığının gişede işe yaraması için bulunduğunu söylemiş/yazmıştı.)

Aradan geçen bunca yılda, teknoloji o kadar gelişmiş ki, doktorları ve/veya uzmanları küçültmeye gerek kalmaksızın yapay böceklerle bu sorun çözüme kavuşturulmuş.

Saldırgan ve sömürgeci Amerika, askerini, kendince düşman gördüğü ülkeye oradaki ayrılıkçı güçleri yok etmek için gönderir. İçlerinde bizim filmimizin başrolündeki Bloodshot da vardır. Ödül olarak bahşedilen tatil sırasında karısı ve kendisi öldürülür… ve film başlar.

Dirilen ölüler…

Ara başlığı görüp korku filmi sanmayın sakın. Bu kez bir teknoloji enstitüsünün geliştirilmiş laboratuvarlarında ölü diriltilir, damarlarına zerk edilen yapay karınca (çalışkanlıklarından dolayı öyle niteledim) sayesinde de ölümsüzlüğe kavuşturulur. Hiçbir şey anımsamaması gereken bu yapay canlı, belleğine yüklenenleri hatırlar sadece. Dolayısıyla da tam bir “kiralık katil” denilebilir.

Ancak bizim kahramanlarımızın ne mermileri biter ne bedenlerine saplanan kurşunlar ölümünü hızlandırır ne de kötülüklere (!!!) boyun eğer. Buna da bağlı olarak Bloodshot, aklını kullanabilen, emirlere körü körüne itaat etmeyen, haksızlıklara başkaldıran bir kahraman olarak filmi sürükler.

Seyirlik film…

Kendisini kullanmaya kalkan, ama yeniden yaşam buldurduğu için de ne derse yapması beklenilen “patron”a tepki gösteren Blootshot, dünyanın en çok satan çizgi romanlarından uyarlanmış. Yeşilçam sinemacılarının “Tesadüfün iğne deliği” diye adlandırdığı olmazlıkları “soğukkanlı geçiş”le hoş görür ya da göz ardı ederseniz, başından sonuna kadar soluk soluğa izlersiniz. Tabii ki, şimdiden gişe garanti edildiği ve devamı söz konusu olabileceği (hâttâ olduğu için) senaryonun ucu açık bırakılmıştır. Öyle ya, bunca şeyi başaran ve ölümsüzlüğü yakalamış biri (eşi öldürüldüğüne ve kendisine yeni bir partner bulduğuna göre) nasıl yaşayacak, nasıl sevişecek hatta çocuk yapacak mıdır?

Bloodshot / Durdurulmaz Güç
Yönetmen David S. F. Wilson
Oyuncular Vin Diesel, Eiza Gonzalez, Sam Heughan…
13 Mart’tan başlayarak gösterimde…

(12 Mart 2020)

Korkut Akın

korkutakin@gmail.com

DİĞER YAZILARI

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sinemacılık ve Filmcilik Yararına Bağımsız İletişim Platformu