Korkut Akın

(Film Eleştirileri)
Eskişehir, İletişim Bilimleri Fakültesi Sinema TV Bölümü mezunu, İstanbul Üniversitesi’nde gazetecilik yüksek lisansı yaptı, İşletme İktisadı Enstitüsü’nde de ihtisas. Yeşilçam’da reji asistanlığı ve senaryo yazarlığı ile başladı, televizyonlarda kültür … Devamı…»

*****

Kazanmak Kolay da Hazmetmek Zor

21 Temmuz 1969 günü, insanlık tarihinin unutulmaz ve en önemli günlerinden… O gün, ilk kez bir fani, Neil Armstrong, Ay’a “bir insan için küçük, insanlık için büyük bir adım” sözleriyle ayak bastı. Dünyanın birçok ülkesinde, birçok insan Ay’a gidilemeyeceğine inanıyordu, çünkü Ay nurdu ve gidilmesi imkansızdı (ben de anlatamamıştım, konuştuklarıma ve çocuk oluşuma vermiş umursamamışlardı).

İnsanlık için…

Ay’a gitmek, iki rakip ülkenin birbirini geçme yarışından başka bir şey değil, ama gerekçesi sağlam… Nice insan ölmüş bu haksız ve anlamsız uzay savaşı nedeniyle… Nice kazanım hiçe sayılmış. Şimdi aradan geçen bunca yıl sonra ‘yazık’ diyemiyoruz, kazanımlarından yararlandığımız için…

Damien Chazelle, öyküsünü bu temel üzerine kurmuş, ama daha çok duygulara dayandırarak beklenenin ötesinde bir film çıkarmış. Senaryo, o anlamda, birçok uzay macerasından çok daha insancıl, çok daha duygusal. En çok da psikolojik, fizyolojik, anatomik olarak ele almış uzaya giden insanları. Tabii ki, onlar da etten ve kemikten oluşmuş insanlar, ama gördükleri eğitim ve çelikleşen iradeleriyle -belki de tırnak içinde yazmak gerekir- duygularını yitirmişler.

İnsan bu, ne kadar çelik iradeli olursa olsun, arkadaşlarının kaybında, küçük kızının ölümünde yanaklarını ıslatan gözyaşlarını engelleyemiyor.

Ailenin gücü…

Bir belgesel tatta, Neil Armstrong’un uzay çalışmaları sürecindeki yaşamını anlatan filmde, karısının önemini vurgulamadan geçmek mümkün değil. Her ne kadar eşinin kararlı biri olduğunu bilse de, bu kadar soğuk(!) biri olduğunu bilemediğini söylüyor. Birini kaybettikleri üç çocukları var ve onların tüm sorumluluğu kendi üzerinde, çünkü Neil, iyi bir astronot. Bildiğimiz gibi Ay’a giden ilk insan (zaten toplam 12 kişi ayak basmış Ay yüzeyine). İşinin zorluğu, iş kazalarında kaybettiği arkadaşları, ilk kez böyle bir yolculuğun yapılıyor oluşu, bir yanıyla insanın içini acıtırken örnek insan olmayı da beraberinde getiriyor diğer yanıyla… Bir de, 2018 üzerinden baktığımızda teknolojinin ne kadar ilkel ve zayıf olduğunu görünce, ister istemez daha bir saygı duyuyorsunuz o insanlara…

Keşke…

Bu denli önemli, bu denli çarpıcı, bu denli belirleyici bir öykü anlatacaksınız; olanaklarınız çok geniş olacak; güçlü bir ekiple çalışacaksınız ama tıpkı dereyi geçip çayda boğulmak örneğinde olduğu gibi çok yakın planda el kamerası kullanarak izleyiciyi altüst edeceksiniz… Olmaz. Sarsıntıyı verirken görüntü, neredeyse insanın içini dışına çıkarıyor…

Uzay yoluna çıkan araçta, birinci astronot, ikinciye, “bu aracı ihale ve açık eksiltme ile yaptırdılar galiba” demiş… Çünkü o kadar çok sarsılıyormuş ki araç, inanası gelmiyormuş insanın…

Ben, İzmir’deki uzay merkezinde, Cape Canaveral’da, uzay merkezinde ve Epcot Center’da similasyon da olsa deneyimledim, bu sarsıntıları…

Ay’da İlk İnsan -First Man- yönetmen Damien Chazelle, oyuncular Ryan Gosling, Claire Foy, Jason Clarke, Kyle Chandler… 19 Ekim’den başlayarak gösterimde…

(18 Ekim 2018)

Korkut Akın

korkutakin@gmail.com

*****

Anlatılan Senin de Hikâyen -Bir Yıldız Doğuyor-

Biz hayata hangi açıdan nasıl bakarız? Biz hayata güç, güven ve aşk ile bakarız… Buna da bağlı olarak hayatı kazanırız, yaptıklarımızla.

“Denemelisin” diye başlayan, şarkıların anlamlı sözleriyle yüklü mesajlarla duygusal bir çizgide süren, iyi, iyi olduğu kadar sürükleyici, sürükleyici olduğu kadar yaşam mücadelesinde yalnız olmadığınızı yineleyen ve en az bir o kadar da romantik bir devam filmi “Bir Yıldız Doğuyor”.

Duyulmasını istediğimiz…

Aradan ne kadar zaman geçerse geçsin, bazı filmlerin etkisi unutulmaz. Bir yıldız ilk kez 1954’te doğmuş ve bu güne dek dört kez daha doğmuş… 1976 yılında Barbara Streisand ve Kris Kristofferson ile doğan yıldız, aradan geçen 40 yılı aşkın zamanda unutulamadı.

“Çok uzağız artık sığlardan”, filmdeki önemli dizelerden biri… Bir aşkın dile getirilişi… Ama hepsinden önemlisi, biri artık sonlarda yaşayan bir sahne insanının tükenişiyle elinden tuttuğu “bir yıldız”ın doğumunu izleyişindeki büyük mutluluk… Bir aşk var bu iki kişinin arasında, her şeyden önce… Bir duygu yoğunluğu var… Yalın ve samimi.

Bradley Cooper, ilk yönetmenlik denemesinde, ilk başrolündeki Lady Gaga ile birlikte… Birbirine yakışmış ikilinin arasındaki doğal ve tutkulu aşk izleyiciye geçiyor, ilk kareden başlayarak. Cooper, ilk yönetmenliği olsa da başarıyla yansıtıyor bu yaşamsal sevgiyi, hem de yorum katarak.

Sen de denemelisin…

Filmin daha başında Jackson, Ally’e yılmaması gerektiğini, denemesini sürdürmesi gerektiğini söylüyor. Çok içten söylediği bu cümle Ally’nin her zaman duyduğu aynı sözlerden çok farklı. Hayatın her anında, her alanında karşınıza çıkabilecek bir durum, bu anlatılan. Herkesin başına gelebilir (gelsin, gelsin… iyi de olur. aşk herkese lazım). “Bir Yıldız Doğuyor”da bu aşka müzik eşlik ediyor. Bundan iyisi de yok zaten. Anlamlı, anlamlı olduğu kadar taşıyıcı -çünkü sonradan da düşünüyorsunuz o sözleri ve giderek daha bir güçleniyorlar- sözleriyle müzik filmin belki de tek başrolü. Lady Gaga ile birlikte yazıp söyledikleri ve canlı kaydedilen şarkılardaki duygu gerçekten içinize akacak.

Bir Yıldız Doğuyor -A Star Is Born- yönetmen Bradley Cooper, oyuncular Bradley Cooper, Lady Gaga, Sam Elliot… 19 Ekim’den başlayarak gösterimde…

(17 Ekim 2018)

Korkut Akın

korkutakin@gmail.com

DİĞER YAZILARI

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sinemacılık ve Filmcilik Yararına Bağımsız İletişim Platformu