Martin Luther King’in Özgürlük Hayali

‘Özgürlük Yürüyüşü / Selma’ Afrikalı Amerikalı halkın eşit yurttaşlık hakları mücadelesinde önemli bir dönemece odaklanıyor. Efsanevi siyahi lider Martin Luther King’in 1955 yılında Jim Crow yasalarına karşı ünlü Montgomery otobüs boykotuyla başlattığı şiddete dayanmayan sivil itaatsizlik hareketi 60’lı yıllarda Amerika’nın en önemli gündem maddesidir. King’in 1963 yılında Lincoln anıtı önünde yaptığı konuşması bu açıdan tarihi önem taşır. ‘Bir hayalim var’ der siyahi lider, ‘dört çocuğumun derilerinin rengi ile değil de kişilikleriyle değerlendirileceği bir ülkede yaşayacaklarına dair’. 1964 yılında yürürlüğe giren ‘Sivil Haklar Kanunu’ bu direnişin ilk önemli kazanımıdır. Amerika’da siyah ırka yönelik önyargıyı yıkmak için şiddet içermeyen bir direniş sergilediği için aynı yıl Nobel Barış Ödülü’ne layık görülür siyahi lider. Ancak mücadele sonlanmamıştır henüz. Güney eyaletleri siyahların oy verme hakkını türlü bahaneyle gasp etme çabası içindedir. Seçmen kütüğünde adı olmayan siyah nüfus ırk ayrımı temelli davalarda haklarını savunamaz hale gelmiştir.

Bu yeni süreçte kapalı kapılar ardında ABD Başkanı Lyndon B. Johnson ile müzakere halindedir King. Başkan’ın ‘oy verme konusunu şimdilik bekletelim, önce yoksulluğu önleyelim’ önerisine itiraz eder. Oval ofisteki beyazla görüşmeler sürerken, gösteri ve pasif direniş hareketinin siyahların çoğunlukta olduğu güney eyaletlerinde sürdürülmesi kararı alınır. Nüfusunun üçte ikisi siyahlardan oluşan ‘Selma’ kasabası hareketin başlangıç noktası olarak seçilmiştir. Kasabadan eyalet merkezi Montgomery’ye düzenlenen ilk yürüyüş denemesi emniyet güçlerince kanlı bir biçimde engellenir ancak televizyon ve yazılı basında ifşa edilen polis şiddeti toplumda tepkiyle karşılanır. Tarihi yürüyüş 25 Mart 1965’teki üçüncü çağrı sonrasında liberal beyazların da desteğiyle başarıyla gerçekleştirilecektir.

Tanıtım sektöründe uzun yıllar hizmet vermiş belgeselci siyahi yönetmen Ava DuVernay’ın imzasını taşıyan ‘Selma’ ellinci yaşını kutlayan bu özgürlük yürüyüşünün anısını tazeleyen bir çalışma. Yakın tarihin bilinen gelişmelerini, öne çıkan aktörleri ve hareketin farklı grupları arasındaki fikir ayrılıklarını titizlikle aktarmaya çalışan filmin en büyük handikapı bir Hollywood yapımı olarak dengeleri tutturma çabası. Bütün isteğinin hayatını sakin bir kasabada papaz olarak sürdürmek olduğunu tekrarlayan uzun mücadele yıllarının yorgun liderinin insani zaaflarını küçük nüanslarla başarılı bir biçimde aktaran David Oyelowo’nun yorumu başarılı. Ancak filmde neredeyse aziz mertebesine yükseltilen Martin Luther karakteri devlet otoritesi karşısında fazlasıyla edilgen ve alçak sesli. Sözgelimi King’in Vietnam karşıtı çıkışlarına hiç yer verilmemiş. Keza sivil haklar hareketinin etkin figürlerinden biri olan karısı Coretta King artan ölüm tehditleri karşısında endişesini gizleyemeyen tedirgin bir ev kadını olarak resmedilirken hareketin radikal isimlerinden Malcolm X önemsiz birkaç fırça darbesiyle geçiştirilmiş. Alabama Valisi George Wallace ve şerif Jim Clark bu Hollywood yapımının kötü adamları. Siyahi lideri adım adım FBI’a izletmekten geri durmayan başkan Johnson ise bir ölçüde kollanmış, tarihe kötü bir sicille geçme endişesi içinde ‘Oy Hakkı Kanunu’na ön ayak olmuş demokratik Amerikan sisteminin yılmaz bekçisi olarak çizilmiş.

Eksikleri ve kusurlarına karşın yine de izlenmesini öğütlediğimiz bir çalışma ‘Selma’. Edmund Pettrus köprüsünde başlayan tarihi direniş bugün dünyanın birçok bölgesinde süregelen sömürü ve zulme karşı verilen özgürlük mücadelelerine örnek olduğu için. Afrikalı Amerikalılara yönelik baskı ve adaletsizliğin Missouri eyaletine bağlı Ferguson kasabasında siyahi bir başkan döneminde dahi süregelmesi ABD’nin ırk temelli sorunlarının halen çözülememiş olduğuna işaret ettiği için. Polis copu ile dövülen, yerlerde sürüklenen siyah direnişçiler bizim Gezi gazileriyle aynı kaderi paylaştıkları için. Polis kurşunuyla vurulan siyahi genç, faşist milislerce dövülerek öldürülen Boston’lu beyaz rahip bizlere Ethem Sarısülük’ü, Berkin Elvan’ı, Ali İsmail Korkmaz’ı hatırlattığı için. Pasif direnişçilere çekilen tetikte parmağı olanlardan hesap sorulmasını bizler de sabırsızlıkla beklediğimiz için.

(12 Şubat 2015)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir