Soluk Soluğa İzlenen Oscarlı Bir Belgesel

Sevgili müzikseverler, Rodriguez ya da plâk baskısında yer alan adıyla Sixto Rodriguez’i duymuş olanınız var mıdır bilemem ancak bizler bu gölgede kalmış büyük ozanı ‘Searching For Sugar Man’ isimli belgesel sayesinde tanıma şansına eriştik. Protest rock müziğin gölgede kalmış isminin gizemli yaşamını araştıran ve geçtiğimiz aylarda Oscar’la da ödüllendirilen bu sıra dışı belgesel, ‘Bir Şarkının Peşinde’ adıyla tek kopyayla sadece Beyoğlu Sineması’nda gösterilmeye başlandı.

Baba tarafından Meksika kökenli bu göçmen müzisyen, Detroit’e yerleşmiş, bir yandan benzer soydaşları gibi ağır işlerde çalışırken diğer yandan başkaldırısı ve özlemlerini müziği aracılığıyla dile getirmiş. Detroit nehrinin kıyısında izbe bir barda çalarken keşfedilir önce. Daha sonra ilk albümünü yapar (Cold Fact, 1970). Ardından bir ikincisi gelir (Coming From Reality, 1971) ancak albümler Amerika’da ilgi görmez ve genç müzisyen kendi ülkesinde tanınmadan kayıplara karışır.

Hikâyenin bundan sonraki ayağı için Güney Afrika Cumhuriyeti’ne uzanıyoruz. Rodriguez’in şarkılarının bu uzak kıtaya nasıl ulaştığı tam olarak bilinmemekle birlikte, Amerikalı bir turistin Rodriguez’in albümlerini beraberinde kara kıtaya getirdiği rivayeti dolaşmaktadır. 70’li yıllar Güney Afrika’sı, 1948 yılından beri uygulanan Apartheid ya da ayrımcı rejimin en azgın yıllarıdır. Ülkede Nazi dönemini aratmayacak sıkı bir sansür uygulaması sürmektedir. İşte böyle bir ortamda Rodriguez’in söz ve müziği, baskıya ve zulme karşı çıkan siyah çoğunluk ve onların destekçisi beyaz kitlenin devrim marşı haline gelir. Müzisyenin albümleri gizli olarak çoğaltılır ve elden ele yüzbinlere ulaşır.

‘Bir Şarkının Peşinde’, Rodriguez’in müziğiyle büyümüş plâk yapımcısı iki Güney Afrikalı hayranının müzisyenin izini sürmelerinin hikâyesi. Doğup büyüdükleri ülkede Elvis’ten daha popüler olmuş bu efsanevi müzisyen hakkında plâk kapaklarından başka hiçbir yerde en ufak bir bilgiye ulaşma imkânı yoktur. Başından aşağı benzin dökerek kendini yakmak ya da beynine bir kurşun sıkmak suretiyle sahnede intihar ettiğine dair çeşitli söylentiler vardır. Bizim iki müzik dedektifimiz araştırmalarını derinleştirdikçe hikâye beklenmedik bir yöne doğru yol almaya başlar. Seyir zevkinizi kaçırmamak için anlatımızı burada sonlandıralım. Ancak siz siz olun, baskı altında inleyen bir ulusun sesi olmuş bu büyük ozanın soluk soluğa izlenen muhteşem hikâyesini kaçırmayın.

(28 Mayıs 2013)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir