Ali Erden

(Film Eleştirileri)
1994 yılında İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema-TV Bölümü’nden mezun oldum. İstanbul’da şimdi CNBC-e olan, 1995-96 yıllarında Kanal E adındaki ekonomi-haber kanalında çalıştım. 1997-98 yıllarında Star … Devamı…»

*****

Çok Kişilikli Bir Kevin

Doğaüstü olayları öne çıkartan Hintli yönetmen M. Night Shyamalan, gerçeklikte olan şizofreninin en derinine yerleşmiş çok kişilikli bir insanın kişiliklerinin mücadelesini gerilimli bir dille yansıtıyor.

Pensilvanya’nın Philadelphia şehrinde. Kevin Wendell Crumb, “Denis” karakteriyle Claire’in babasının yerini aldıktan sonra üç genç kızı bayıltarak Claire, Casey ve Marcia’yı bilinmeyen bir mahzene götürüyor. Her şeyi önceden ayarlamış. Claire ve Marcia bu cehennemden hemen kurtulmak isterken, Casey bu tuhaf adamın ne olduğunu anlamaya çalışıyor. Belki de onun ruhundaki yangını hissediyordur. Geriye dönüşlerle çocukluk anları zihninden düşen Casey’nin de ruhunda ateşler yanıyor.

1970’te Hindistan’da doğan Hintli yönetmen M. Night Shyamalan, 1999’da Hollywood’da “The Sixth Sense-Altıncı His” gizem yüklü gerilimini çekti. Bruce Willis’le de yolları kesişti. 2000’de “Unbreakable-Ölümsüz”, 2002’de “Signs-İşaretler”, 2004’te “The Village-Köy”, 2006’da “Lady in the Water-Sudaki Kız”, 2008’de “The Happening-Mistik Olay”, 2010’da “The Last Airbender-Son Hava Bükücü”, 2013’te “After Earth/Dünya-Yeni Bir Başlangıç” ve 2015’te “The Visit-Ziyaret” filmleri buralara da uğramıştı. Shyamalan’ın 2017 yapımı sinemaskop “Split-Parçalanmış”, dissosiyatif kişiliği şaşırtıcı ve yaratıcı bir görsellikle beyazperdeye yansıtabiliyor.

Parçalanmış çoklu kişilikler gerçekten şaşırtıcı ve gerçek anlamda zihin karıştırıcı. Şizofreninin derinliğinde yer alıyorlar. Sinema tarihinde bu psikolojik bozuklukla ilgili filmler var. İçlerinden heyecan ve şaşırtan bir filmi fark ettik. Richard Fleicher’ın 1968 yapımı renkli sinemaskop “The Boston Strangler-Boston Canavarı” filmi hemen öne çıkıyor çoklu kişiliklerde. Bu yeni kara film tarzındaki yapıt, Gerold Frank’ın eserinden uyarlanmış. Filmde Tony Curtis (DeSalvio), Henry Fonda (Bottomly) ve George Kennedy (Dedektif DiNatale) gibi büyükler oynuyordu. 1960’ların başında 13 kadını öldüren Albert DeSalvio üzerine korkutucu bir filmdi bu. “İpek Çorap Cinayetleri” adı verilmiş bu cinayetlere. Polis, önceden farklı kişilerin cinayetleri işlediği sanmış. Sonradan dissosiyatif biri olduğu anlaşılan DeSalvio’nun işlediği anlaşılmış. İşte Shyamalan’ın Kevin karakteri de DeSalvio gibi birbirinden çok farklı kişilikleri bir bünyede toplamış.

Tedavisi sürerken…

Psikolog Dr. Karen Fletcher, Kevin’i tedavi ediyor. Kevin’in “Barry” karakterinden e-posta aldıktan sonra Kevin elinde dosyayla Karen’i ziyaret ediyor. Moda çizimleri yapan Kevin’in zihnindeki kişilikler de mücadele veriyor. En tehlikelisi olan “Denis”, “Patricia”yla diğer kişilikleri ele geçirmeye çalışıyorlar. Karen, hemen olmasa da “Denis”in baskın hale geldiğini fark ediyor. Kevin’in tam 23 kişiliği var. Adı anılanlar “Orwell”, “Hedwig”, “Jade” ve “Yaratık…” İçlerinde en uysal olan kişilik “Hedwig”di sanki Kevin’in. Ama en yok edici olanıysa “Yaratık”tı.

Beklenmedik ve şaşırtıcı…

Öncelikle filmin ikinci yarısıyla beraber merak duygusu ve gerilim yükseliyor. Aslında şizofren Kevin’in kişilikleri dışında çok az anda fark ediyorsunuz. Belki de fark edilemiyor. Zihinden “flaş” gibi dökülen anlarla Kevin’in korkusunu ve bu korkuyla sığındığı kişiliklere anlam verilebilir belki. İnsan psikolojisi derin, karmaşık ve şaşırtıcıydı. Kimi bilim insanları şizofreni, otizm, asosyallik ve çekirdek aile yakın kuzenlerimiz Neandertal insandan bize, yani “homo sapiens”e geçtiği söyleniyor. Neandertaller, yaklaşık 30 bin yıl önce soyları tükendi. Onlara “Avrupalılar” deniyor. Onlar da alet yapıp avlanıyorlardı. Mağara duvarlarına resimler çizdiler. Eti ateşte pişirdiler. Ama bizden farklılıkları sosyal olmamalarıydı. Çok az grup bir arada yaşıyorlardı. Avrupa’da buz çağı yaşandığı zamanlarda av hayvanları azalmıştı. Küçük hayvanları avlamıyorlardı. Açlık ve soğuk onların soyunu tüketti. Buz çağı öncesi bir dönem, onlarla karşılaştık, gen aktarımı oldu. Bizden onlara geçenler yararlı olamamış ki, yok olup gittiler. Ama onların geni bize aktarılmış. Psikolojik olanları günümüzde hayatın tam içindeydi. Ama bazı bilim insanları da asla neandertallerle karşılaşılmadı diyor. Neandertal insanın yaptığı ayakkabı gibi ayakkabı yapamadık, hâlâ. Onları küçümsememeli, saygı duyulmalı.

Shyamalan’ın bu filmindeki görsellik gerçekten heyecan verici. Özellikle Kevin’in sığınağı mahzen. İnsan gotik bir eserin içindeymiş gibi hissediyor bu anlarda. Mekânların soğukluğu da perdeden çıkıp geliyormuş gibi. Fonda duyulan yavaş tınıları Kevin’in öteki kişiliklerden bir anlık dinlendiği an gibi sanki. Filmdeki üç genç oyuncuya övgü gönderirken, elbette birçok kişiliğe bürünen James McAvoy’u da unutmamalı. Filmin bitiş anında küçük de bir sürprizi olduğunu hatırlatmalı. Son jeneriğin de yaratıcı olduğunu belirtmeli.

Parçalanmış (Split)
Yönetmen-Senaryo: M. Night Shyamalan
Müzik: West Dylan Thordson
Kurgu: Luke Franco Ciarrocchi
Görüntü: Mike Gioulakis
Oyuncular: James McAvoy (Kevin), Anya Taylor-Joy (Casey), Haley Lu Richardson (Clair), Betty Buckley (Dr. Karen), Jessica Sula (Marcia), Izzie Coffey (Çocuk Casey), Sebastian Arcelus (Casey’nin Babası), Brad William Henke (John Amca), Neal Huff (Claire’in Babası), Rosemary Howard (Kevin’in Annesi), M. Night Shyamalan (Jai), Bruce Willis (David)
Yapım: Universal (2017)

(16 Şubat 2017)

Ali Erden

ailerden@hotmail.com

*****

Renklerin Tonunda Erotik Yolculuk

Amerikalı yönetmen James Foley’nin “Karanlığın Eli Tonu”, ilk filmi görmeyenlerin zihninde boşluklar bırakan erotizm dolu bir film.

İngiliz kadın yazar E. L. James’in üçlemesinin ikinci romanından uyarlanan 2017 yapımı sinemaskop “Fifty Shades Darker-Karanlığın Elli Tonu”, Sam Taylor-Johnson’ın 2015 yapımı sinemaskop “Fifty Shades of Grey-Grinin Elli Tonu”nun devamı. Üçüncüsü de yolda. İlkinin senaryosunu Kelly Marcel yazmıştı. Devam filminin de senaryosunu Kuzey İrlandalı Niall Leonard yazdı. İkinci filmdeki birçok karakter aynıydı. İkincisinde birkaç yeni karakter hikâyeye dâhil olmuş.

Seatttle şehrinde. Pasifik kıyıları. Anastasia “Ana” Steele, ilk filmde Washington Eyalet Üniversitesi’nde İngiliz edebiyatı okuyor. Ana, geçmişi gizemli milyarder genç Christian Grey’le okul gazetesi için röportaj yaparken tanışıyor. Aralarında tuhaf bir ilişki başlıyor. Tuhaflık Christian’ın “itaatkârlık” isteği. Bu bir tür esaretlikti. Sado-mazoşist ilişki de var tabii.

Aşk yeniden alevlenince…

Birkaç yıl sonra. Seattle şehrinde. Ana bir yayınevinde editör yardımcılığı yapıyor. Editör Jack Hyde ona ilgi duyuyor. Ama gizemli Christian birden ortaya çıkıyor ve Ana için hayat heyecan yüklü oluyor. Ama “itaatkâr” olacak mıydı? Christian belki de hayatında ilk defa âşık oluyordu. Ana, Christian’ı değiştirebilecek miydi? Bir de Leila Williams çıkıyor ortaya. Leila, Christian’ın eski “itaatkâr”larından biriymiş. Filmde gerilimi o yükseltiyordu. Hikâyeye güzellik uzmanı Elena Lincoln da katılıyor. Elena,
Christian’a itaat ettirerek sevişmeyi öğretmiş. Ana ve Christian arasında tuhaf ilişki sado-mazoşist sevişmelere kadar gidiyor bu filmde de. Bu tuhaf oyunda kazanan aşk mı, yoksa ayrılık mı alacaktı?

Filmde, estetik anlamda çarpıcılık pek öne çıkmasa da karanlık iç mekânlarda kasvet kendini hissettiriyor. Ama ürkütücülük anlamında değil. Ama film böyle yaparak beklentiye düşürüyor seyirciyi. Belki de yoğun gerilim üçüncü macerada olacak. Sadece meraklıları için.

Amerikalı yönetmen James Foley, 1953’te New York‘ta doğdu. 1996’da “The Chamber-Dava”, 2007’de “Perfect Stranger-Kusursuz Yabancı” gibi filmleri ülkemize uğramıştı. Yönetmen fazla film çekmiyor. En verimli dönemleri 1990’lardı.

Karanlığın Elli Tonu (Fifty Shades Darker)
Yönetmen: James Foley
Eser: Niall Leonard
Senaryo: E.L. James
Müzik: Danny Elfman
Görüntü: John Schwartzman
Oyuncular: Dakota Johnson (Anastasia), Jamie Dornan (Christian), Kim Basinger (Elena), Eric Johnson (Jack), Eloise Mumford (Kate), Bella Heathcote (Leila), Rita Ora (Mia), Luke Grimes (Elliot), Victor Rasuk (Jose), Max Martini (Taylor), Bruce Altman (Jerry), Marcia Gay Harden (Grace)
Yapım: Universal (2017)

(11 Şubat 2017)

Ali Erden

ailerden@hotmail.com

DİĞER YAZILARI

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sinemacılık ve Filmcilik Yararına Bağımsız İletişim Platformu