Hiçbir Şey Göründüğü Gibi Değildir

Kiracı (The Resident)
Yönetmen: Antti Jokinen
Senaryo: Robert Orr-Antti Jokinen
Müzik: John Ottman
Görüntü: Guillermo Navarro
Oyuncular: Hilary Swank (Juliet), Jeffrey Dean Morgan (Max), Lee Pace (Jack), Christopher Lee (August), Aunjanue Ellis (Sydney)
Yapım: Paramount-Icon-Hammer (2011)

Finli yönetmen Antti Jokinen’in “Kiracı”sı, zaman zaman gerilimi ve korkuyu üst noktaya çıkartan karanlık atmosferli bir film. Hilary Swank’in performansı da muhteşem.

Hastanenin acil servisinde çalışan doktor Juliet Devereau, New York’un Brooklyn bölgesinde kiralık ev ararken, bir mesaj alır ve o adrese gider. Dairenin tamiratını yapan Max’le ve büyükbabası August’la tanışan Juliet, kirası uygun bu daireye hemen taşınıyor. Max, gizemli ve içine kapalı bir insan. Dedesi de gizemli olsa da, sanki gözleriyle bir şeyler anlatmak istiyor. Başlarda her şey öyle iyi gidiyor ki. Max’in ilgisi, mutlu bir iş hayatı ve muhteşem New York. İnsan başka ne isteyebilir ki? Juliet’in bu dünyadaki tek mutsuzluğu, ayrıldığı kocası Jack. Ama, her şey böyle göründüğü gibi mutlu mesut mudur? Elbette, hiçbir şey göründüğü gibi değil. Juliet, karizmatik Max’le yakınlaştığı anda, yönetmen müzik klipçiliğinden gelme deneyimiyle bu ana kadar olan her şeyi geriye sararak seyirciye gözden kaçırdıklarını gösteriveriyor. Buna sinemada çarpıcı kurgu deniyor.

Çarpıcı iç mekânlar…

1968’de Finlandiya’nın kalabalık şehirlerinden olan Nurmijärvi’de doğan Finli yönetmen Antti Jokinen, televizyon dizileri ve belgeseller çekti çoğunlukla. Celine Dion ve Anastacia’ya müzik klipleri de yaptı. Amerika’da çektiği 2011 yapımı “The Resident – Kiracı”, yönetmenin ilk sinema filmi. Jokinen, apartmanı, özellikle Juliet’in dairesini Max’in zihinsel dışavurumu gibi inşa etmiş. Koridorlar ve duvarların arkası Max’in iç dünyası gibi. Bu filmin estetiği, hem dışavurumcu hem de gerçeküstücü. Juliet’in dairesi ve duvarların arkasındaki kasvetli ışık düzenlemeleri dışavumcu. Ama, pencereden yansıyan ve içeri düşen gölgeler gerçeküstücü. Filmin bazı kurgu denemeleri de gerçeküstücü estetikten besleniyor. Görüntünün hızla geriye sarılması gibi. Filmin Meksikalı kameramanı Guillermo Navarro da önemli. Guillermo del Toro’nun 2006 yapımı “El Laberinto del Fauno – Pan’ın Labirenti” filmindeki iç mekân çalışmaları hemen akla geliyor. Kameraman Navarro’nun, Quentin Tarantino’yla 1997’deki “Jackie Brown”, Shawn Levi’yle 2006’daki “Night at the Museum – Müzede Bir Gece” filmlerindeki iç mekân çalışmaları da hatırlanıyor. Navarro, Tarantino’nun dostu Meksikalı yönetmen Robert Rodriguez’le de birçok defa bir araya geldi bu sinema yolunda. John Ottman’ın da fonda duyulan müzikleri bu filmdeki gerilimi üst noktaya çıkartıyor. Sanki bu müzikler, Max’in zihninden dışarı çıkıyormuş gibi. Yönetmen Jokinen’in bu gerilim – korku filminde hikâyeyi anlatmak gereksiz. Çünkü, merak duygusu ve gerilim azalabilir. Psikopat bir kişiliği olduğu fark edilen Max’in geçmişinden bilinmeyenler de hikâyeye katkıda bulunuyor. Max’in zayıf kişilikli babası annesini öldürmüş. Max, kendindeki bu zayıf kişiliği babasından almış. Max, anti – sosyal bir insan. Kendini, iç dünyası gibi iç mekânlara hapsetmiş. Kadınsız ve de sevgisiz. Hasta büyükbabasına bakıyor. Filmi seyrederken, belki Zebercet aklınıza gelebilir. Ömer Kavur, Yusuf Atılgan’ın “Anayurt Oteli” romanını 1986’da etkileyici bir dille perdeye aktarmıştı. Zebercet, bu romanın / filmin özel şahsiyetlerindendi. Kanadalı Ermeni yönetmen Atom Egoyan’ın, İrlandalı yazar William Trevor’dan uyarladığı 1999 yapımı “Felicia’s Journey – Felicia’nın Yolculuğu” filmindeki Bob Hoskins’in canlandırdığı Joe Hilditch de Zebercet gibiydi. Zebercetler evrensel. Bu travmatik ve trajik filmin final bölümünün nefes kesici bir ölüm kalım savaşı olduğunu da belirtmeliyiz. Yönetmenin ortak senaryo yazdığı Robert Orr da, Patrick Tatopoulos’un 2009 yapımı “Underworld: Rise of the Lycans – Karanlıklar Ülkesi: Lycan’ların Yükselişi” filminin senaryo yazarlığıyla hatırlanıyor. Apartmandaki tüm iç mekânlar, New Mexico’daki film stüdyolarında kurulan setlerde çekilmiş. Ama, New York görüntüleri sahici.

(08 Temmuz 2011)

Ali Erden

sinerden@hotmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir