Şarkı Söyleyen Kadının İkizleri

İçimdeki Yangın (Incendies)
Yönetmen-Senaryo: Denis Villeneuve
Oyun: Wajdi Mouawad
Müzik: Gregoire Hetzel
Kurgu: Monique Dartonne
Görüntü: Andre Turpin
Oyuncular: Lubna Azabal (Nawal), Mélissa Désormeaux-Poulin (Jeanne), Maxime Gaudette (Simon), Remy Girard (Noter Lebel), Abdelghafour Elaaziz (Abu Tarık), Allen Altman (Noter Maddad), Mohamed Majd (Şemsettin)
Yapım: TS Productions-MicroScope (2010)

Anne öldüğünde, ikiz çocuklarına bıraktığı vasiyetle derin bir yolculuk başlıyor ve final bölümünde tarif edilemez bir keder çöküyor insanların üzerine “İçimdeki Yangın” filminde.

Kanada’nın Fransızca konuşanların yoğunlukta yaşadıkları Quebec bölgesinde 1967 yılında doğan Denis Villeneuve’ün “Incendies – İçimdeki Yangın”ı, gerçek anlamda insanın yüreğini dağlayan bir film. Ön jenerikte, Lübnan’da yetimhanede çocukların saçları tıraş edilirken, fonda da Radio Head’in solisti Thom Yorke’un sesiyle “You and Whose Army?” rock parçası duyuluyor. Kamera, bir çocuğa doğru kayıyor ve Nihat’ın öfkeli bakışını gösteriyor seyirciye. Çocuklar, askerliğe ilk adımı atıyorlar bu giriş sahnesinde. Noter Lebel, ikizlerin, Jeanne ve Simon’un ölen yaşlı annelerinin vasiyetini okuyor. Kız, babayı ararken, oğlan da kayıp abiyi bulmaya çalışacak. Simon buna karşı çıksa da, Jeanne, Ortadoğu’ya, Lübnan’a doğru yola çıkıyor ve kayıp babasını aramak. Film, günümüzden 1970’li yıllara gidiyor önce. Daha sonra ikizlerin annesi olacak genç Nawal Marwan, bir mülteciye aşık olmuş. Beraberce kaçarken, yakalanıyorlar. Nawal hamile. Bebeği doğuruyor, ama bebeği ondan kaçırıyorlar. Günümüzle geçmişi iç içe yansıtıyor yönetmen. Yani koşut kurguyla. Jeanne’nın babasını, Nawal’ın oğlunu arayışları, bu yapıtı bir an sonra yol filmine dönüştürüyor. Yönetmen filminin anlatım kurgusunu matematik gibi oluşturmuş. Jeanne bir matematikçi. Nawal’la Jeanne’ın yolculuklarını yatay kurguyla yansıtan yönetmen, filmin final bölümüne doğru, Simon’un abisini aramaya başladığında kurgu da dikeyleşiyor. Yatay ve dikey kurgu bir noktada kesişiyor, sarsıcı gerçekliğe ulaşılıyor. Bu anlatımı ve yakıcı gerçeği filmi seyredince daha iyi anlıyorsunuz.

Bu gerçek yakıyor…

Nawal, sağcı Hıristiyan Falanjistlerle Müslüman gerillaların yerle bir ettiği Lübnan’da oğlunu arıyor. Hıristiyan Nawal, o bölge kimin elindeyse öyle davranıyor. Hıristiyanların bulunduğu yerlerde haçlı kolyesini takıyor, diğerlerinin olduğu yerlerde eşarpını giyiniyor. Yolda Müslümanların otobüsüne binen Nawal, az sonra büyük bir trajediye tanıklık ediyor. Otobüsü durduran Falanjistler, otobüsü kurşun yağmuruna tutuyorlar ve herkesi acımasızca katlediyorlar. Nawal, boynundaki kolyeyle ölümden kurtuluyor. Nawal, oğlunu bulmak için bir cinayetin faili bile oluyor. Müslüman ailenin oğluna Fransızca ders veren Nawal, orada bir suikast gerçekleştiriyor ve Müslümanların hapishanesine atılıyor. İşkenceler görüyor. Nawal, acılara dayanmak için hep şarkı söylüyor ve Müslümanları çıldırtıyor. Sonra onu, acımasız işkencecinin eline bırakıyorlar. İşkenceci Müslüman genç, sürekli tecavüz ediyor Nawal’a. Yıllar sonra, annesinin yattığı harabeye dönüşmüş hapishaneyi geziyor Jeanne. Yönetmen hiçbir taraftan değil. Hıristiyan Falanjistlerin ve Müslüman gerillaların insanlık dışı taraflarını gösteriyor. Hamile kalan Nawal, ikizleri doğuruyor. Bebeklerini ondan alıyorlar. Sonra da serbest bırakıyorlar Nawal’ı. Jeanne’da babasının izini sürüyor Lübnan’da. Annesine karşı bir öfkeyle karşılaşıyor Jeanne. Noter Lebel’le yola çıkan Simon da, abisini arıyor. Ulaştığı insanlar, onu bir insanın dayanması güç gerçekle yüzleşiyor. Gerçekten bu film insanın yüreğine oturacak ve sarsacak. Filmde, “Oedipus Kompleksi” var.

Enkaza dönmüş mekânlar…

Yönetmen, savaşın ortasındaki Lübnan’ın enkazını gerçekçi görüntülerle yansıtıyor. Öncelikle Lübnan bölümlerinde sarı tonlar perdeyi kuşatıyor ve mekânlara yoğunlukla doğal ışıklar düşüyor. Dış mekânlar, etkileyici bir görsellikle yansıyor perdeye. Bombalanmış binalar, yıkıntılar insanı o atmosferin içine alıyor 1970’lerdeki bölümlerde. Andre Turpin iyi kameraman. 1966 Quebec doğumlu Turpin, filmler de yönetti. Filmin senaryosu da iyi yazılmış. Kurgu da çarpıcı. Hem görüntülerle hem de kurguyla bir yolculuk var filmde. Yönetmen, filmin çoğu sahnesinde hareketli ve akıcı bir kamera kullanmış. Bu trajik filmin sonu Quebec’te. O anları yaşayan insan ne yapacağını şaşırıyor o anlarda. Filmdeki oyunculuk performanslarının da iyi olduğunu belirtmeli. Öncelikle Lubna Azabal muhteşem. Villeneuve’ün “İçimdeki Yangın”ı belleklere yerleşecek ve unutulmayacak filmlerden. Şemsettin’i, Mohamed Majd canlandırmış. Filmin, Mohamad Majd’in oyunundan uyarlandığını belirtmeli. Sinemaseverler, 30. Uluslararası Film Festivali’nde de gösterilen “İçimdeki Yangın”ı perdede görmeli.

(01 Mayıs 2011)

Ali Erden

sinerden@hotmail.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir