İletişimi Derin Aşk

Başka Dilde Aşk
Yönetmen: İlksen Başarır
Senaryo: İlksen Başarır, Mert Fırat
Müzik: Uğur Akyürek, Erdem Yörük
Kurgu: Arzu Volkan
Görüntü: Hayk Kirakosyan
Oyuncular: Saadet Işıl Aksoy (Zeynep), Mert Fırat (Onur), Lale Mansur (Kadife), Emre Karayel (Aras), Emre Karayel (Kâmuran), Şebnem Köstem (Handan)
Yapım: Ofis İstanbul, Tonaj, Kutu Film (2009)

Sağır-dilsiz bir gençle hayat dolu bir genç kadının aşkını anlatan “Başka Dilde Aşk”, bir aşkta ne yaşanıyorsa onu yaşatıyor seyircisine. Ama bu aşkta muhteşem bir iletişim de hissediliyor. Bu filmde sağır-dilsizler için altyazı da düşünülmüş.

Yönetmen İlksen Başarır, ilk filmi “Başka Dilde Aşk”la iletişimi okyanuslar kadar derin bir aşkın hikâyesine götürüyor. Bu yalnız Onur’la Zeynep’in değil, agorafobisi, yani dış mekân korkusu olan şair Kâmuran’ın da hikâyesi. Herkesin bir hikâyesi var. Onur, grafik bölümünü bitirmiş, sağır-dilsiz olduğu için kendi mesleğinde iş bulamamış bir genç insan. Sessizliğin mekânı kütüphanede çalışıyor. Zeynep, babasına kırgın bir genç kadın. Oda çağrı merkezinde çalışıyor. Bu iki genç insanın yolları bir gece bir barda tesadüfen buluşuveriyor. Perdede Zeynep’le Onur’un aşkını seyrederken, aralarındaki iletişim gerçekten insanı heyecanlandırıyor. Birbirleriyle konuşan iki sevgiliden daha çok birbirleriyle çok konuşuyor onlar. Aşkın ve hayatın dili bambaşka. Filmdeki aşk, günümüzde yaşanan aşklar gibi başlıyor. Belki de ikisi de bir aşkın başladığının farkında değil. Günümüzde akşam tanışılıyor ve sabah beraber uyanılıyor, sonra herkes kendi yoluna gidiyor. Belki de bu aşkın büyümesi Zeynep’in heyecanındandır. Onur’un sağır-dilsiz olduğunu öğrenmesine rağmen ona arkasını dönüp gitmiyor Zeynep. Kalbini ve hayatını Onur’a açıyor. Yönetmenin bu filmde yaptığı en iyi şey belki de, hayata ve aşka fazla müdahele etmeden her şeyi oluruna bırakır gibi gözlemesi kamerasıyla. Belki de bu yüzden melodramın içlerine girmeden kıyılarında dolaşabiliyor yönetmen. Bu hayatta Zeynep’in de sorunları var elbette. Çağrı merkezinin müdürü Aras’la beraber olmuş ve ayrılmış. Onur, kendi ayakları üzerinde durmaya çabalayan bir genç. Kendisinden utanmış babasından nefret ediyor. Annesi Kadife, tüm sevgisini Onur’a vermiş. Onur, kütüphanede çalışırken, Galatasaray’ın kürek takımının da oyuncusu. Bir de Kâmuran var. Kız kardeşiyle beraber yaşayan Kâmuran, geçmişteki bir trajik olaydan sonra bir daha dışarı çıkamamış. Depresyon içinde yazdığı şiirleri penceresinden boşluğa atıyor hep.

Öjenik olmayacaksın…

Kurgusu iyi bu “Başka Dilde Aşk” filminde yönetmen, karakterlerini eski Yeşilçam melodramlarındaki gibi hayattan koparmamış ve karakterlerini hayatın tam içinden sunmuş. Aşk yaşanırken, hiçbir şey düzenli gitmeyebilir ve hayat da sorunsuz olmayabilir, diyor yönetmen. İster engelli olun, isterse engelsiz, cennetle cehennem arasında sıkışmış Araf’ta yuvarlanıp gidiyorsunuz. Hayat budur işte!.. Yönetmen, çağrı merkezindeki çalışma koşullarını ve ruh sıkıntısını Kafkaesk bir ruhla yansıtabilmiş seyirciye. Çağrı merkezinde çalışanların eylemleri de filmi hayatın içine çeken önemli anlardan. Bu filmden bir tek öjenikler rahatsız olacak herhalde. Öjeniklik, engelli insanların ayıklanarak sağlıklı toplum oluşturulmasını savunan ırkçı bir düşünce. Öjenik düşüncenin kökeni Antik Yunan filozofu Eflatun’a, yani Platon’a (M. Ö. 427 – M. Ö. 347) kadar uzanıyor. Ama düşüncenin bilimsel temellerini atansa Francis Galton (1822 – 1911) adlı bir biyolog. “Başka Dilde Aşk”, insana aşk adına heyecan veren bir film. Bu filmdeki aşk da sağlıklı denilen insanların aşkları gibi fırtınalı. Bir taraf nedense hep en çok fedakârlık yapan taraf oluyor. Her aşktaki gibi. Yönetmen, filminin finali üzerine biraz daha düşünse iyi mi olurdu, bilmiyoruz. Açık uçlu finallerde yönetmenler seyircilerinin zihinlerine daha mı çok inanıyorlar? Ama film iyi. Yönetmenin, sağır-dilsizler için altyazı kullanması da gerçekten bir incelik. Filmin bazı sahnelerinde işaret dili de kullanılmış. Elbette Saadet Işıl Aksoy’a bir övgü. Semih Kaplanoğlu’nun 2007 yapımı “Yumurta” ve 2008 yapımı “Süt” filmlerinde yüzünden hüzünlü şiirler düşüren Saadet Işıl Aksoy, yönetmen İlksen Başarır’ın bu filminde yerden şiirler topluyordu. Genç oyuncu neşeli, zarif ve aşk dolu bir kompozisyon çiziyor “Başka Dilde Aşk”ta. Sinemamız iyi bir oyuncuyu kazanıyor. Bu genç oyuncuyu perdede her gördüğümüzde Juliette Binoche heyecanına biraz daha daldığımızı belirtelim.

(16 Aralık 2009)

Ali Erden

sinerden@hotmail.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir