Aşk Acısının Götürdüğü Yerlerde

Benim Adım Feridun
Yönetmen-Senaryo: Çağan Irmak
Eser: Mahir Ünsal Eriş
Müzik: Çiğdem Erken
Görüntü: Gökhan Tiryaki
Oyuncular: Halil Sezai Paracıkoğlu (Ersan), Büşra Pekin (Hayal),
Özge Borak (Ayla), Tarık Papuççuoğlu (Selahattin), Suzan Aksoy (Saniye),
Güngör Bayrak (Yıldız), Defne Yalnız (Büyükanne), Ayşe Tunaboylu (Zekiye),
Cem Kurtoğlu (Ümit)
Yapım: TAFF Pictures (2016)

Çağan Irmak’ın “Benim Adım Feridun”, ince duygulu ve sevgiye inanan bir film. Eski zamanlardan esen ılık bir meltem gibi. İnsana gerekli.

Sinemamızın değerli yönetmenlerinden Çağan Irmak, yine insanın iç dünyasındaki, zihnindeki dehlizlerden sevgiyi, ona sığınmayı arıyor. 2016 yapımı sinemaskop “Benim Adım Feridun” filminde yönetmen, en başından sonuna kadar tüm karakterlerine önyargısız ve sıcak bakışla yaklaşıyor. Aslında bütün bunlar Ersan’ın kabuğundan çıkıp hayata, başka insanlara dokunuşuyla oluyor.

O bırakıp gidince…

Ersan ve Ayla dört yıl beraber bir aşkı paylaşmışlar. Ayla hayatının bu ilişkide çürüdüğünü hissettiğinde her zaman gittikleri kahvehanede içini döküyor ve gidiyor. Bir anda enkaza dönen Ersan, bu terk etmeye, bu ayrılığa dayanabilecek miydi? Ayla öyle iyi bir insan ki, ayrılırken bile o aç kalmasın diye yemek bile yapmış. Roman yazmayı hayal eden Ersan, hayatını sürdürebilmek için çeviri işleri de yapıyor. Her şeyiyle kendi dünyasının içine hapsolmuş ki, gözünün önünde olanların bile farkına varamamış. Ersan’ın adı da 1970’lerdeki ünlü popçu Ersan Erdura’dan geliyormuş. Ona Elvis diyorlardı.

Bunalımlı anlarının ardından sakalını kesip Kadıköy’deki dairesinden çıkıp Bandırma’daki ana ocağına gidiyor. Ama her anne gibi o da torun bekliyor. Ayla’yla ayrıldığını öğrenince de hayal kırıklığı yaşıyor. Ersan da bir otobüsle gidilen Erdek’e sığınıyor. Sevdiği biralardan içiyor. Düğün salonundaki düğün de ilgisini çekiyor. Orada içki içmek isterken, hayatı bambaşka taraflara savruluyor güzel insanlarla. Bir an insan izlediklerini gerçeküstücü hikâyenin içindeymiş gibi hissediyor. Damadın babası onu kendi yeğeni Feridun’a benzetince yeni hayatının yeni aşkı Hayal’le mutlu bir hayata başlayacaktı belki de Ersan.

Yönetmen Irmak, önceki filmlerinden daha sade bir anlatıma yönelmiş. Ama filmin başlarında biraz daha karmaşık bir anlatımı yönelse de. Bu da doğaldı. Kaybedilmiş bir aşkın psikolojisi, acısı var çünkü. Elbette bir defa daha Gökhan Tiryaki demeli. Sinemamızın önemli kameramanlarından Tiryaki gerçekten insana ilham veriyor. Oyunculara da övgü göndermeli. Usta oyuncuların karşısında performansları övgüyü hak ediyor. Filmdeki mizah duygusunun da iyi olduğunu belirtelim. Yönetmenin filmlerini izlerken anne takıntılı olduğunu da unutmayın diyoruz.

(09 Kasım 2016)

Ali Erden

ailerden@hotmail.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir