Karanlıklar İçinden Gelen Vampir

Karanlık Gölgeler (Dark Shadows)
Yönetmen: Tim Burton
Senaryo: Seth Grahame-Smith
Müzik: Danny Elfman
Görüntü: Bruno Delbonnel
Oyuncular: Johnny Depp (Barnabas), Michelle Pfeiffer (Elizabeth), Helana Bonham Carter (Julia), Eva Green (Angelique), Chleo Grace Moretz (Carolyn), Bella Heathcote (Josette/Victoria), Christopher Lee (Clarney), Jackie Earle Haley (Willie), Gulliver McGrath (David), Ivan Kaye (Joshua), Susanna Cappellaro (Naomi)
Yapım: Warner Bros (2012)

Tim Burton sinemasının önemli filmlerinden “Karanlık Gölgeler”, vampir efsanesine mizah da katarak seyircilerini korkutuyor. Bilgisayardan epeyce yararlanmış bu filmde gotik ruh ve mizah da sağlam.

Film, 1760 yılında Liverpool limanında açılıyor. Göçmenler, yeni hayat için Kuzey Amerika’ya gemilerle gidiyorlar. Angelique Bouchard, kendi gibi küçük olan Barnabas Collins’le konuşmak istiyor, ama annesi sınıf farkını hatırlatıyor. Collinsler zengin sayılıyor tabii. Küçük Barnabas, babası Joshua ve annesi Naomi, öte tarafta küçük Josette ve ailesi gemiyle kuzeydoğudaki Maine eyaletine geliyorlar. Burası, altı eyaleti içine alan New England bölgesi. Joshua, burada balıkçı kasabası Collinsport’u kuruyor. Joshua, kurduğu bu kasabada zenginleşiyor. Oğlu Barnabas’a, “ailenin en büyük servet olduğunu” söyleyen Joshua, Collinwood Malikânesi de yaptırıyor. Bu malikâne, tıpkı Avrupa’daki gotik şatoları andırıyor. Joshua, bu malikâneyi tutkulu aşık olduğu karısı Naomi için yaptırıyor. 1772 yılı. Genç Barnabas, kendisine ilgi duyan Angelique’e başta ilgi gösterse de kalbi birden Josette’e doğru kayıyor. Bu andan sonra her şey herkes için değişiyor. Angelique birden cadıya dönüşüyor ve felâketler getiriyor. Josette’i büyüleyen Angeliqeu, onu uyurgezer olarak “Dullar Tepesi”ne gönderiyor ve Josette kendini ürkütücü kayalıklaradan uçuruma bırakıyor kendini. Barnabas, bu trajediyi önleyemiyor, ama Josette’in peşinden o da kendini aşağı bırakıyor. Ama bir şey oluyor ve Barnabas ölmüyor. O artık bir vampir. Angelique, Barnabas’ı çivili tabutla gömdürüyor toprağa.

1970’lerin ruhu…

Film, tam 200 yıl sonraya, 1972 yılına gidiyor. 1972 yılında, ön jenerikte kendine Victoria adını veren Maggie’nin tren yolculuğu boyunca İngiliz rock grubu The Moody Blues grubunun “Nights in White Satin” şarkısı duyuluyor. Grubun, 1967 yılında yayımlanmış bu “single”ı “progressive rock” olarak değerlendiriliyor. Victoria/Maggie de gizem dolu. Anlattığı hikâyeler doğru muydu, yoksa yönetmen, Barnabas gibi seyircinin zihnini mi karıştırıyordu? Victoria/Maggie, Josette’e benziyor. Victoria’nın, kendi deyimiyle Vicky’nin zihninde kötü geçen çocukluğu var hep. 1960’lardaki ailesi onu çocukluğunda deli diye akıl hastanesine yatırmış. Collinwood’a gelmeden hemen önce hastaneden firar etmiş. Vicky, malikânede, mirasyedi gibi davranan aristokrat görünümlü Roger Collins’in oğlu David’e mürebbiyelik için başvurmuş. Collins ailesi, Angelique’in oyunlarıyla iflâs etmiş ve giderek yoksullaşmış. Aileyi, ergenlik çağının sancılarını yaşayan Carolyn’in annesi Elizbeth Collins Stoddard yönetiyor. Aile doktorları da yaşlanmaktan dolayı hep mutsuz Julia Hoffman. Julia, Barnabas’a hipnoz yaptığında onun bir vampir olduğunu fark ediyor. Julia, Barnabas’ın kanını değiştirirken, Barnabas’ın kanını kendi damarlarına almayı deniyor sonsuz güzellik ve gençlik için. Barnabas bunu fark edince Julia’yı okyanusun derinliğine atıyor ısırarak. Barnabas, malikânede Will ve David’le anlaşıyor. Her şey mutlulukla geçip giderken Angelique yine gösteriyor. Güzelliğiyle Barnabas’ı baştan çıkaramayan Angelique, öfkeyle 200 yıl önce yaptığı gibi Victoria/Josette’i büyüsü altına alıp yine “Dullar Tepesi”ne yolluyor. Kendisi de Barnabas’la ölümcül bir dövüşe girerken trajediler de gecikmiyor. Finalde, bu film burada bitmez diyeceksiniz belki. Bir de filmdeki kadınlar çok güzel. Michelle Pfeiffer, o çok özel. Ama, Bella Heathcote sanki bir melek gibi. Angelique olan Eva Green’e sadece bir Barnabas karşı koyabiliyor. Ama, bu güzelliğin karşısında yenilgiye uğradığı anlar da var.

Korkutan ve güldüren…

Bu filmdeki mizah da gerçekten sağlam. Bazı anlarda kahkahalarla güldürüyor espriler. Uykusundan uyanan Barnabas, inşaatta çalışan işçilerin kanını emdikten sonra değişen kasabaya şaşkınlıkla bakarken gözü devasa McDonald’s reklâmına takılıyor ve “Mefistofeles” diyor ve kahkahayı atıyorsunuz. Metal müziğin öncüsü ünlü rock şarkıcısı Alice Cooper, Collinwood malikânesindeki baloda “No More Mr Nice Guy” ve “Dwight Fry Ballad Of” şarkılarını söylerken, Barnabas “Ne çirkin kadın” diye espriyi patlatıyor onun için. Alice Cooper, kadınlar gibi makyaj yapan bir şarkıcı. 1960’lardan bu yana kariyerini sürdürüyor. Filmin girişinde, Danny Elfman’ın “Dark Shadows-Prologue” müziği, insanın zihninde sarsıcı bir tedirginlik veriyor ve filmde duyulacak tüm müzikler için de umutlandırıyor. Iggy Pop’un “I’m Sick of You” şarkısı da duyuluyor fonda. Filmin görselliğine de dokunmak gerek. Mekânların yansıyışı ve ışık düzenlemeleri, özellikle malikânede insana tedirginlik yaşatıyor. Mekânlarla Elfman müzikleri bu filme derin bir gotik ruh katmış. Bazı anlarda geçmişin korku filmlerinin içindeymişsiniz gibi hissediyorsunuz. Geçmişte şatolarda geçen gotik korku filmleri sinemada gözdeydi. Zaman zaman Tim Burton’ın filminde bu duyguyu yaşıyorsunuz. Elbette bu filmde de bilgisayar marifetleri var. Çoğu yerde anlamıyorsunuz bile.

Daima Johnny Depp…

Burton’ın 2012 yapımı “Dark Shadows-Karanlık Gölgeler” filmi, 1966 – 1971 yılları arasında yayımlanmış bir televizyon dizisine dayanıyor. Bu dizi, “doğaüstü gotik soap opera” diye adlandırılmış. Bu dizi, ilk üç yıl siyah-beyaz, son dört yılsa renkli çekilmiş. Bu dizinin yapımcılarından Dan Curtis (1927 – 2006), yıllar sonra 1991’de başrolü Ben Cross’a verdiği 12 bölümlük bir televizyon dizisi daha çekti. Curtis, son olarak 2005 yılında bu diziden bir saatlik televizyon filmi de yapmıştı. Bu televizyon filmini, PJ Hogan yönetmişti. Başrollerin birinde Jessica Chastain vardı. Chleo Grace Moretz’in oynadığı Carolyn Stoddard’ı televizyonda Chastain canlandırmıştı. Kaliforniya’da 1958’de doğmuş İngiliz kökenli Amerikalı yönetmen Tim Burton, 1990 yapımı “Edward Scissorhands-Makas Eller” filminden bu yana Johnny Depp’le birçok film yaptı. Sinemada ilişkileri, Martin Scorsese – Robert de Niro ilişkisi gibi. Bazı yönetmenler bazı oyunculardan hiçbir zaman vazgeçemiyor. Bu işbirliğinin en muhteşem filmlerinden biri, 1994 yapımı siyah-beyaz “Ed Wood” filmiydi. 1999 yapımı “Sleepy Hollow-Hayalet Süvari”, 2005 yapımı “Charlie and the Chocolate Factory-Charlie’nin Çikolata Fabrikası”, 2007 yapımı “Sweeney Todd: The Demon Barber of Fleet Street-Sweeney Todd: Fleet Sokağının Şeytan Berberi”, 2010 yapımı “Alice in Wonderland-Alis Harikalar Diyarında” ve son olarak 2012 yapımı “Dark Shadows-Karanlık Gölgeler…” İngiliz Helena Bonham Carter, yönetmen Burton’ın diğer gözde oyuncusu. Burton, pek sinemaskop çalışmayan bir yönetmen.

(15 Haziran 2012)

Ali Erden

ailerden@hotmail.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir