Macera Dolu Bir Kaptan Amerika

İlk Yenilmez: Kaptan Amerika (Captain America: The First Avenger)
Yönetmen: Joe Johnston
Çizgi Roman: Joe Simon-Jack Kirby
Senaryo: Christopher Markus-Stephen McFleely
Müzik: Alan Silvestri
Görüntü: Shelly Johnson
Oyuncular: Chris Evans (Steve/Kaptan Amerika), Tommy Lee Jones (Albay Phillips), Hayley Atwell (Peggy), Sebastian Stan (Bucky), Stanley Tucci (Dr. Erskine), Hugo Weaving (Schmidt/Kızıl Kafatası), Dominic Cooper (Stark), Toby Jones (Dr. Zola), Samuel L. Jackson (Nicky)
Yapım: Paramount-Marvel (2011)

“Hidalgo” gibi önemli bir macera filmi yönetmiş Joe Johnston’ın üç boyutlu “İlk Yenilmez: Kaptan Amerika” filminin küçük propagandaları bir tarafa bırakılınca perdede seyredilmesi heyecan dolu bir macera bu.

Çizgi romancılar, Joe Simon ve Jack Kirby’nin “Kaptan Amerika”sı, üç boyutlu sinemaskop perdede büyülüyor. 1913’te doğmuş Amerikalı ünlü çizgi romancı Joe Simon, kadim dostu Jack Kirby’yle (1917 – 1994) beraber yarattıkları macera dolu bir bilimkurgu “Captain America: The First Avenger – İlk Yenilmez: Kaptan Amerika”, Hollywood’un son üç boyutlu teknolojisiyle beyazperdede. “Kaptan Amerika”, 1941 yılında Marvel Comics tarafından yayımlanmaya başladı. Kirby, başka çizerlerle de ortak yapıtlar ortaya koydu hep. Bilinen çizgi romanları, “Fantastik Dörtlü” ve “Hulk”u Stan Lee’yle ortak çıkartmıştı Kirby. “Kaptan Amerika”, 1979’da televizyon filmi olarak da uyarlanmıştı. Rod Holcomb’un yönettiği bu yapımda Reb Brown, Kaptan Amerika olmuştu. 1990 yılında da sinemaya Albert Pyun tarafından uyarlandı. Kaptan Amerika bu defa Matt Salinger’di. “Kaptan Amerika”, 1966 yılında televizyon dizisi olarak da uyarlanmıştı. Kaptan Amerika, Arthur Pierce’di. Yine aynı yıl çizgi dizi filmi de yapıldı “Kaptan Amerika”nın. 1944 yılında “Captain America” adıyla ilk defa sinemaya uyarlandı bu çizgi roman. Siyah-beyaz bu filmin yönetmenleri Elmer Clifton ve John English’di. Kaptan Amerika’yı Dick Purcell canlandırmıştı. Bu yapıtlar, günümüzün bilgisayar destekli efektleri düşünülünce teknik anlamda biraz gerilerde kalmışlar elbette.

Önce oyuncu, sonra kahraman…

Film, günümüzde açılıyor. Kuzey Kutbu’nda bilim insanları buzun altında tuhaf bir metal yığını bulunuyor. Devasa uçak enkazında çok özel bir şey de var. Hem de yıllarca korunmuş. Hikâye 1942 yılındaki Norveç’e gidiyor. Çılgın Nazi subayı Johann Schmidt, gücü kendi toplayacak serumun peşinde. Seruma ulaşıyor. Film, New York’a gidiyor. Sıska Steve Rogers, askere gitmek için adeta yalvarıyor, ama onu askere almıyorlar. Steve’in kadim dostu Bucky’yi askere alıyor. Steve, kederler içinde askere gitmek için yeni yollar deneyecekken geleceğin teknolojileri sergisinde bilim insanı Dr. Abraham Erskine’le tanışıyor. Dr. Erskine, serum buluşuyla hücreleri normal bir insana göre dört kat arttırıyor. Sıska, ama yüreği iyi Steve çok istediği askere alınır ve deney hemen uygulanır. Vücudu gelişen Steve, önce bir senatörün yönlendirmesiyle müzikallerde oyuncu olarak boy göstermeye başlıyor. Kostümü ve kalkanı da orada bir sahne şovu olarak düşünülüyor. Hatta “Kaptan Amerika” adıyla çizgi romanları bile yayımlanmaya başlıyor. Bu sirk maymunluğundan Amerika’nın kahramanına dönüşüyor Kaptan Amerika. Hayatına İngiliz ajan Peggy Carter da giriyor. Bu aşk yavaş yavaş ve sancılı gelişiyor. Başlarda kendisine soğuk davranan Albay Chester Phillips’in gözüne girdikten sonra Kaptan Amerika’nın tek hedefi, çılgın “Kızıl Kafatası”na dönüşmüş Johann Schmidt’i yok etmek. Çılgın “Kızıl Kafatası”, Dr. Arnim Zola’nın güçlendirdiği devasa uçağıyla Amerika’yı yeryüzünden silmeyi hayal ediyor ve bunu hayata geçirmek için uçağı havalandırıyor. 11 Eylül trajedisini hatırlıyorsunuz. Derin bir travma bu. Kaptan Amerika, önce Nazilere esir düşmüş müttefikleri kurtarıyor. Onların içinde kadim dostu Bucky de var. Evet, o kalkan. Amerikan bayrağının renklerini ve yıldızını almış kalkan, Kaptan Amerika için bir frizbi gibi. Aslında bu Amerikan bayrağını çağrıştıran kalkan bir zaman sonra rahatsızlık vermiyor değil. Ünlü motosikletini de sadece bu macera için Nazilerden ödünç almış Kaptan Amerika. Filmde unutulmaz sekanslar var. Öncelikle filmin iki giriş bölümü de unutulmaz. İlki Kuzey Kutbu, ikincisiyse Schmidt’in göründüğü ilk an. Uzun final bölümü de heyecan dolu bir macera yaşatıyor beyazperdede. Mekânlar gerçekten çarpıcı ve insanı o atmosferin içine alıyor. Kendinizi gerçekten 1940’larda ve savaşın tam içinde hissediyorsunuz. Hollywood her şeyi mükemmel yansıtırken aralara propagandasını da yerleştiriyor işte. Filmde seyirciye “Amerika kurtarır” telkini veriliyor zaman zaman. İnanırsanız, inanırsınız. Aslında, ezelden beri Amerika’da zor anlarda süper kahramanlar, çizgi romanlarda ve Hollywood filmlerinde öne çıkıyor. 1930’lu ve 1940’lı yıllarda bu yoğundu. Propaganda olarak algıladığımız şeyler, önce Amerikan halkına moral vermek, daha sonra dışarıya karşı Amerika’nın gücünü göstermekti. Johnston’ın bu filminde ikisi de var. Amerika, ağır bir ekonomik krizin altında ve toplumda depresyon var. “İlk Yenilmez: Kaptan Amerika” filmini bu açıdan da okumakta fayda var.

“Hidalgo”nun yönetmeninden…

1950 doğumlu Teksaslı yönetmen Joe Johnston’ı, ilk filmi 1989 yapımı “Honey, I Shrunk the Kids – Eyvah Çocuklar Küçüldü” filmiyle tanıdık. 1991 yapımı “The Rocketeer – Roket Adam”, 1995 yapımı “Jumanji”, 1999 yapımı “October Sky Ekim Düşü”, 2001 yapımı “Jurassic Park III”, 2004 yapımı “Hidalgo” ve 2010 yapımı “The Wolfman – Kurt Adam” sinemalarımızı şenlendirmişti. Yönetmen Johnston, sinemanın iyi yönetmenlerinden. “Hidalgo” gibi sinemanın seyredilmeye doyulmaz macera filmlerinden birini çekmiş bir yönetmen Johnston. “İlk Yenilmez: Kaptan Amerika” filmini seyrederken, Steven Spielberg’ün “Indiana Jones” serisinin ilk filmi 1981 yapımı “Raiders of the Lost Ark – Kutsal Hazine Avcıları” filminin tadını aldık. Aslolan ruhtur. Johnston’ın filmi, modern klâsiklerden biri olabilir. Ajan Peggy’yi canlandıran 1982 Londra doğumlu Hayley Atwell, nedense Ginger Rogers’ı çağrıştırdığı söylense de, Frank Capra filmlerinden düşmüş gibi sanki. Bu oyuncu, Woody Allen’ın 2007 yapımı “Cassandra’s Dream – Cassandra’nın Rüyası” filminde Angela olarak hatırlanıyor sinema belleğimizde. Kaptan Amerika olan Chris Evans’ı “Fantastic Four – Fantastik Dörtlü” serisinde Johnny Storm, nam-ı diğer “Human Torch” olarak hatırlayabilirsiniz. Şu vücudunun her tarafından alev çıkartan kahramandı Evans. Filmin “kötü adamı” Hugo Weaving, 1960 yılında Nijerya’da doğmuş İngiliz – Avustralyalı bir oyuncu. Şu ana kadarki en ünlü rolü James McTeigue’nin 2006’da yönettiği “V for Vendetta – V”deki maskeli “V” karakteriydi. Wachowski kardeşlerin “Matrix” serisinde Ajan Smith’i de canlandırmıştı ayrıca. 1946 Teksas doğumlu Tommy Lee Jones, sinemanın büyük oyuncularından ve eski zamanların oyunculuğunun tadını perdeden yolluyor her daim. Filmin final bölümü beklenmedik. Son jenerik akarken salonu terk etmemek de iyi olacak. Yönetmenden bir sürpriz daha var çünkü.

(02 Eylül 2011)

Ali Erden

sinerden@hotmail.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir