Nükleer Felaketin Hayalet Şehrinde

Çernobil’in Sırları (Chernobyl Diaries)
Yönetmen: Bradley Parker
Hikâye: Oren Peli
Senaryo: Oren Peli-Carey Van Dyke-Shane Van Dyke
Müzik: Diego Stocco
Görüntü: Morten Søborg
Oyuncular: Jonathan Sadowski (Paul), Olivia Dudley (Natalie), Jesse McCartney (Chris), Devin Kelley (Amanda), Dimitri Diatchenko (Uri), Nathan Phillips (Michael), Ingrid Bolso Berdal (Zoe)
Yapım: Alcon-FilmNation (2012)

Bradley Parker, “Çernobil’in Sırları” filminde yıllar sonra bile nükleer felaketin devam ettiğini gösteriyor. Gerçekçi taraflarının yanında fantastik korku filmine dönüşen yapım korkutmayı başarıyor.

Yıllar önce, 1986 yılında Çernobil’de nükleer kaza olmuştu. Ukrayna’nın kuzeyindeki başkent Kiev’e bağlı Çernobil, reaktör patlamalarından sonra boşaltılmış, insanlar kansere yakalanmış, engelli çocukları olmuştu. 2012 yapımı “Chernobyl Diaries-Çernobil’in Sırları”, fantastik bir korku filmi. Bradley Parker’ın yönettiği bu film, Belgrad’da 2. Dünya Savaşı yıllarında yapılmış Nazi karargâhında ve sığınaklarında çekilmiş. Ayrıca, Çernobil’de çalışan insanların ve ailelerinin yaşadığı Pripyat şehri, Sovyetler’in terk ettiği Hava Kuvvetleri’ne ait üslerde ve tünellerde çekilmiş Belgrad’da. Pripyat’ta 50 bin insan yaşıyormuş ve facia sonrası hemen boşaltılmış şehir. Pripyat, yıllardır hayalet bir şehir. Facia olmadan hemen önce şehirde 1 Mayıs Işçi Bayramı için lunaparklar kurulmuş çocuklar eğlensin diye. Ama ne yazık ki, 26 Nisan 1986’da nükleer felâket yaşandı. Filmdeki Pripyat, öyle gerçekçi ki. İnsanların yaşadığı apartmanlar, eşyalarla dolu daireler, enkaza dönmüş arabalar. İnsanı etkileyen ve ürküten mekânlar. Sanat açısından da bakınca görselliği de zengin. Filmin bazı sahneleri de Macaristan’da çekilmiş.

Tehlikeli bir tur…

Chris, sevgilisi Amanda ve arkadaşları fotoğrafçı Natalie’yle beraber, Amerika’dan başlayıp Londra, Paris, Prag ve sonunda Kiev’de sonlanıyor. Chris’in abisi Paul yıllardır Kiev’de yaşıyor. Chris, sevgilisi Amanda’ya Moskova’da evlenme teklifi yapma hayali kurarken, abisi onları Çernobil turuna davet ediyor. Tur rehberi Uri ve güvenli olmayan külüstür minibüsüyle yola çıkmadan önce Michael ve Norveçli sevgilisi Zoe de onlara katılıyor. Pripyat’ın girişinde askerler şehre girmelerine izin vermiyorlar. Uri, bildiği başka bir yoldan şehre sokuyor müşterilerini. Önce hayalet şehir Pripyat keşfediliyor. Binalar ve yaşam alanlarını gördükçe burada insanlar mı vardı, diye düşünüyorsunuz. Apartmanda devasa boz ayının tehlikesini atlatan bu bir grup insan oradan hemen uzaklaşmak istiyorlar. Ama, minibüsün kablosu kemirilmiş bir hayvan tarafından. Karanlık çöktükten sonra dışarıdan münibüse göremediğimiz hayvanlar saldırıyor. Uri, yardım bulma umuduyla dışarı çıktığında peşinden Chris de gidiyor. Karanlığın içinde onlara bir şey saldrıyor. Uri kaybolurken Chris de yaralanıyor. Tekin olmayan mekânlarda tuhaf bir korku her yeri sarıyor. Yönetmen, “şey”lerin belli belirsiz gölgelerini göstererek mistik bir korku yaratmış. Köpekler, alabildiğine vahşi. Gölün içindeki balıklar mutasyona uğramış. Felâket sonrası orada kalmış insanlar da oradaki canlılar gibi mutantlara dönüşmüş. Tura çıkmış bu insanlar için trajedi gecikmiyor.

Filmin senaristlerinden Oren Peli bir yönetmen. Onu, 2007 yapımı “Paranormal Activity” filmiyle hatırlayabilirsiniz. Bu korku filmi, görsel efektçilikten yönetmenliğe geçen Bradley Parker’ın ilk filmi. Parker, seyircilerini mekânlarıyla ürkütmek istemiş. Bunu da başarıyor. Her an bir yerlerden bir şeyler çıkacakmış gibi sürekli diken üstünde kalıyorsunuz. Gerilimli müziklerin de altını çizmeli. Zoe’yi canlandıran Norveçli oyuncu Ingrid Bolso Berdal’ı, Roar Uthaug’un 2006 yapımı “Fritt Vilt-Şeytanın Oteli” filminde Jannicke karakteriyle hatırlıyoruz. Mekânlarıyla ürküten filmleri özlemiştik. “Çernobil’in Sırları” filmi bu özlemi gideriyor. Bir küçük hatıra: Çernobil’de 1986 yılındaki bu felâket sıralarında, çiçek açmış rengarenk TRT’den muhteşem filmler izliyorduk Izmir’de. Norman Jewison’ın 1971 yapımı “Fiddler on the Roof-Damdaki Kemancı”, Jack Clayton’ın 1974 yapımı “The Great Gatsby-Muhteşem Gatsby”, Volker Schlöndorf’un 1984 yapımı “Un Amour Swann-Swann’ın Aşkı” filmleri sinemanın köklerini salıyordu TRT’yle ruhumuza. Michael Nouri’nin gangster Lucky Luciano’yu canlandırdığı 13 bölümlük “The Gangster Cronicles-Luciano” mini dizisi nefesleri de kesiyordu.

(29 Mayıs 2012)

Ali Erden

ailerden@hotmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir