Venedik’te “Aslan” Kükrüyor

02-12 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek 66. Venedik Film Festivali’nde 23 film “Altın Aslan” için yarışıyor. Jacques Rivette, Werner Herzog, Fatih Akın, Giuseppe Tornatore, Claire Denis, Jaco van Dormael, Michael Moore hemen göze çarpıyor.

Venedik Film Festivali, dünyanın en eski ve duayen film festivallerinden. Orada “Altın Aslan” (Leone d’Oro) almak onurların en büyüğü. 66. Venedik Film Festivali, 02-12 Eylül 2009 tarihleri arasında düzenleniyor. Türk kökenli Alman yönetmen Fatih Akın da son filmi “Soul Kitchen” (Ruh Mutfağı) filmiyle “Altın Aslan”ın peşinde. Venedik, Uzakdoğu sinemasını çok seviyor. Bu yıl da yarışmalı bölümde Uzakdoğu sinemalarından örnekler var. Ayrıca sinema tarihinden filmler de sinemaseverlerle buluşacak. Festival, Palermolu Giuseppe Tornatore’nin “Baarìa-La Porta Del Vento” (Rüzgârlı Kapı veya Bilinmeyen Kadın) filmiyle açılıyor. Senaryosunu da yönetmenin yazdığı filmde Monica Bellucci, Raoul Bova, Michele Placido ve Ángela Molina paylaşıyor. Filmin dilleriyse Sicilyaca ve İtalyanca. Elbette müzikler de büyük usta Ennio Morricone’nin. Tornatore’nin bu filmi “Altın Aslan” için de yarışıyor. İtalya adına yarışan bu filme, büyük tutkular, ütopik hayaller ve eğlenceli bir hikâye deniliyor.

Yarışma filmleri…

“Altın Aslan” için 23 film, jürinin gözlerine girmeye çalışıyor. Jüri başkanlığını Tayvanlı usta Ang Lee yapıyor. Lee, bu festivalde iki defa “Altın Aslan”ı kazandı. İlki, 2005’te “Brokeback Mountain-Brokeback Dağı”ydı. İkincisiyse 2007’de “Si, Jie/Lust, Caution-Dikkat Şehvet”ti. Jüride, 2007 yapımı “Mongol-Cengiz Han” filmiyle tanınan 1948 doğumlu Rus yönetmen-senarist Sergey Bodrov, Fransız kadın oyuncu Sandrine Bonnaire, 1974 yapımı “Il Portiere di Notte-Gece Bekçisi” filmiyle tanınan İtalyan kadın yönetmen Liliana Cavani, “Gremlinler” serisiyle bilinen Amerikalı yönetmen Joe Dante, Hintli yönetmen-senarist Anurag Kashyap ve İtalyan komünist-rockçı-söz yazarı-senarist-yönetmen Luciano Ligabue yer alıyor.

Festivalde Fatih Akın’ın Almanya adına yarışan komedi filmi “Soul Kitchen” (Ruh Mutfağı), “Altın Aslan” için yarışıyor. Filmde, “Soul Kitchen” adını verdiği lokantada işleri iyi gitmeyen, üstelik sevgilisi Şanghay’a taşınmış Zinos’un bu karmakarışık hayatını düzene koymak için verdiği mücadele komik bir dille anlatılıyor. Akın’ın bu filminin adı The Doors rock grubunun şarkısını çağrıştırıyor. Filmde Moritz Bleibtreu ve Birol Ünel başrolü paylaşıyor. İranlı, ama New York’ta yaşayan kadın sanatçı Shirin Neshat, çağdaş sanatta fotoğrafçı olarak biliniyor. Kavramsal işleriyle de tanınan Neshat, “Zanan-e Bedun-e Mardan” (Erkekler Olmadan) filmini İranlı yazar Sharnush Parsipur’un hikâyesinden çekmiş. Hikâye, Tahran’da 1953 yazında Amerikan darbesini ve demokratik seçimlerle iktidara gelmiş Başbakan Muhammed Mossadegh dönemini anlatıyor. Filmde, bu politik süreçteki dört kadının macerası yansıyor perdeye. Bu filmin görselliği ve kurgusu gerçekten büyüleyici. İran’ın yakın tarihine bakan bu film mutlaka sinemasal belleğe alınmalı. Almanya adına yarışan “Erkekler Olmadan”, insanı öne alan güçlü politik bir film. Shirin Neshat, 1993 yapımı “Women of Allah/Guardians of Revolution-Allah’ın Kadınları/Devrimin Bekçileri” filmiyle de biliniyor. Jürideki isimlere bakınca, “Erkekler Olmadan” filmi “Altın Aslan”a yakın olabilir mi?

İtalyan yönetmen Giuseppe Capotondi, yönettiği ilk filmi “La Doppia Ora”yla (Çift Zaman), “Altın Aslan” için yarışıyor. Bu etkileyici gerilime, gizemli ve entrika dolu deniliyor. Bu filmin mekânlarıysa Torino ve Slovenya’nın başkenti Ljubljana’dan. 1961’de Roma’da doğan İtalyan kadın yönetmen Francesca Comencini’nin “Lo Spazio Bianco” (Beyaz Boşluk), İtalyan kadın yazar Valeria Parrella’nın romanından uyarlanmış. Film, Napoli’de yaşayan ve gece okulunda öğretmenik yapan hamile Maria’yı anlatıyor. Yönetmen Comencini, aralarında Fatih Akın’ın da bulunduğu ortak yönetmenli 2004 yapımı “Visions of Europe-Şu Avrupa Dedikleri” filminde de çalışmıştı. İtalyan oyuncu-yönetmen Michele Placido’nun “Il Grande Sogno”da (Büyük Hayal), Torino’daki büyük bir araba fabrikasında çalışan işçiler de oynamış. Filmde, 68 kuşağının ruhuna da dokunuluyor.

Shinya Tsukamoto’yu tanıma zamanı…

Hong Konglu yönetmen Pou-Soi Cheang’ın “Yi Ngoi” (Kaza) filmi de “Altın Aslan” için yarışıyor. Yönetmen Cheang, Hong Kong sinemasında aksiyon-gerilim filmleriyle ünlendi. Kiralık katiller, cinayetlerine kaza süsü veriyorlar. Görsel anlamda, kurgu da dahil, sinemasevere çok şey vaddeden bir film bu. Eğer bir aksiyonun bu festivalde işi ne, diyebilirsiniz. Ama, cevabı kolay. Çünkü, orası Venedik Film Festivali ve bu festival Uzakdoğu sinemasını kutsamıştır. 1947’de doğan Hong Konglu fotoğraf sanatçısı ve yönetmen Yonfan’ın (Manshih Yonfan) beş yıl aradan sonra çektiği “Lei Wangzi” (Gözyaşlarının Prensi) filmi de Venedik’te. Yönetmen de bu filminde bir anlatıcı. 1960’ta Tokyo’da doğmuş oyuncu, senarist ve yönetmen Shinya Tsukamoto’nun “Tetsuo: The Bullet Man” (Tetsuo: Kurşun Adam) filmine “siberpunk” deniliyor. Yönetmen bu üçlemenin son filmini İngilizce çekmiş. Bilimkurgu serisinin bu üçüncü filminde Tarantino parmağı da var deniliyor. Bu üçlemenin ilk iki filmi eleştirmenlerden ve seyircilerden övgüler gelmiş. Tetsuo adlı bir sıradan adamın vücudundan metal parçaları çıkıyor sürekli. Hem sinema hem de estetik açısından çarpıcı filmler yapıyor Japon yönetmen Shinya Tsukamoto. “Tetsuo” serisi için, David Cronenberg’ün yakın tarihli “şiddet üçlemesi”ne öncülük ettiği de söyleniyor. İşte bu son “Tetsuo” filmiyle “Altın Aslan”ı istiyor yönetmen Tsukamoto. Bu filmin jüriyi etkileme ihtimali var. Bu filminin kameramanlığını da üstlenmiş yönetmen. Çarpıcı kamera kullanımı, fotoğraf sanatının tadını veren ışık düzenlemeleri, gümüşi tat veren siyah-beyaz görüntüleri ve görsel sanatlara dair birçok şey var bu filmde. Çarpıcı bir görselliğin içinden gelen “Tetsuo: Kurşun Adam”, Venedik jürisini de büyüleyebilir.

Bir Afrika ülkesinde…

1944 doğumlu Fransız yönetmen Patrice Chereau, “Persécution” (Zulüm) filmiyle Venedik’te. Başrollerde Romain Duris, Charlotte Gainsbourg ve Jean-Hugues Anglade var. Filmin senaryosunu da yönetmenle beraber Anne-Louise Trividic yazmış. Chereau, yalnızca film değil tiyatro ve opera da yönetiyor. Yönetmen, 1994 yapımı “La Reine Margot-Kraliçe Margot” filmiyle hatırlanabilir. Film, Daniel’le Sonia’nın sorunlu ilişkisinin içerisinde dolaşıyor. 1948’de Paris’te doğan kadın yönetmen Claire Denis, “White Material” (Beyaz Malzeme) filminin senaryosunu Marie N’Diaye’yle beraber yazmış. Filmin başrollerinde Isabelle Huppert, Nicolas Duvauchelle, Isaach De Bankolé ve Christopher Lambert var. Filmin hikâyesi de adı belirtilmeyen bir Afrika ülkesinde geçiyor. Her şey kahvenin etrafında geziniyor. 1957’de doğan Belçikalı yönetmen Jaco van Dormael’in “Mr Nobody” (Bay Hiçkimse), bir bilimkurgu filmi. Bu filmde Jared Leto (Nemo Nobody), Sarah Polley (Elise), Chiara Caselli (Clara), Linh Dan Pham (Jeanne) oynuyor. Kameramansa Christophe Beaucarne. Filmin dili de Fransızca ve İngilizce. Bu film, Kanada’nın Quebec bölgesinin muhteşem şehirlerinden Montreal’de çekilmiş. Hikâye de 2092’de geçiyor. Mars gezegenine artık insanlar tatile gidiyorlar. Nemo, 120 yaşında ve ölümsüz insanların içinde kalmış tek ölümlü insan. Yönetmeni, 1996 yapımı “Le Huitième Jour-Sekizinci Gün” filmiyle hatırlayabilirsiniz. “Sekizinci Gün” filminde yönetmen “down sendromlu”, yani “mongol” çocukları anlatıyordu ve başrolde de Daniel Auteuil vardı. Yönetmen, tam 13 yıl sonra “Bay Hiçkimse”yi çekmiş ve Venedik’e katılmış. 1928 doğumlu büyük Fransız usta Jacques Rivette de Venedik’te. “36 Vues du Pic Saint-Loup” (St. Loup Tepesi’nin 36 Manzarası) filmi, yaz turnesine çıkmış küçük bir sirki anlatıyor. Filmin başrollerinde de Jane Birkin var. “St. Loup”, “Aziz Kurt” anlamına geliyor.

Mahşer zamanlarında…

Teksaslı modacı Tom Ford, “A Single Man” (Tek Bir Adam) filmini yönetmiş. Bu ilk filmi. Tom Ford bu filmini İngiliz yazar Christopher Isherwood’un (1904-1986) romanından çekmiş. Yazar Isherwood senaryolar da yazmış. Filmin başrollerinde de Colin Firth ve Julianne Moore var. Filmi de sinemaskop çekmiş Tom Ford. Filmin hikâyesi 1962 yılında Los Angeles’ta geçiyor. Ortağının ölümüyle George’un hayatı anlamsızlaşıyor. Yalnızlık üstüne bir film de olabilir bu. Romanı için, “sinir bozucu yıkıcı parlak kitap” denilmiş zamanında. 1942’de Münih’te doğan Alman sinemasının büyük yönetmenlerinden Werner Herzog’un Amerika’da çektiği “Bad Lieutenant: Port of Call New Orleans” (Kötü Teğmen: New Orleans Limanı Arıyor) filminde Nicolas Cage, Val Kilmer, Eva Mendes, Brad Dourif var. Bu film, Abel Ferrara’nın 1992 yapımı “Bad Lieutenant-Kötü Polis” filminin yeniden çevrimi. Herzog’un filminin senaryosunu William M. Finkelstein yazmış. Filmde kötü polisleri ve uyuşturucu kaçakçılarını anlatıyor. Görevine iyi polis olarak başlayan ve Katrina Kasırgası sırasındaki kahramanlığı için madalya alan Terrence, zamanla “sisteme uyum” sağlıyor. İlk filmi çeken yönetmen Abel Ferrara, Herzog’un bu filmine çok öfkelenmiş. 1961’de Avustralya’da doğan John Hillcoat, Amerika’da çektiği “The Road” (Yol) filmiyle “Altın Aslan”ı istiyor. Cormac McCarthy’nin romanından uyarlanan filmde Charlize Theron (eş), Viggo Mortensen (adam) ve Kodi Smit-McPhee (oğul) başroldeler. Müzikleri de Nick Cave ve Warren Ellis bestelemişler. Kameradaysa Javier Aguirresarobe var. Bu değerli İspanyol kameramanı Milos Forman’ın 2006 yapımı “Goya’s Ghosts-Goya’nın Hayaletleri”yle Woody Allen’ın 2008 yapımı “Vicky Cristina Barcelona-Barselona Barselona” filmleriyle hatırlayabilirsiniz. Bu film mahşer üzerine. Filmdeki atmosfer de çok kasvetli. Baba ve oğul, kışın hüküm sürdüğü bu dünyada iyi insanları arıyorlar. Bu filmde küresel ısınmanın sonuçları var. Yönetmen John Hillcoat’u 2005 yapımı “The Proposition-Kanlı Teklif” suç-westerniyle hatırlayabilirsiniz. Senaryosunu da Avustralyalı ünlü müzisyen Nick Cave yazmıştı. Belgeselleriyle Amerika’yı sarsan Michael Moore, son belgeseli “Capitalism: A Love Story” (Kapitalizm: Bir Aşk Hikayesi), küresel ekonomik çöküşler üzerine. Todd Solondz’un yazıp yönettiği “Life During Wartime” (Hayatı Boyunca Savaşta), bir kara mizah filmi. Solodz, Amerikan bağımsız sinemasından geliyor. Yönetmenin tarzının karanlık olduğu söyleniyor. Hatta Michael Haneke’yle bile karşılaştırıyorlar. Yönetmenin Venedik’te yarışan bu filmi, 1998’de yönettiği “Happiness-Mutluluk” filminin devamı deniliyor. “Wartime”, eski İngilizcede “bağışlama” anlamında da kullanılıyormuş. Yönetmen Todd Solodz’a heyecan verici bir yönetmen deniliyor. 1940’ta New York’ta doğan George A. Romero’nun “Survival of the Dead” (Ölüm Hayatta Kalır) korku fillmini yarışmaya alan Venedik’in bir bildiği vardır belki. Saygı duymalı.

Bir gezginin peşinde…

1972’de Viyana’da doğan kadın yönetmen Jessica Hausner’in “Lourdes” filmi, 1858 yılında Fransa’nın güneybatısına yerleşmiş Lourdes komününü anlatıyor. Yönetmen bu filminde Hıristiyan müminlerin haccını, büyük Hıristiyan tapınağını ve o hep söylenegelen şifalı suyu araştırıyor. Yönetmen, 2004 yapımı “Hotel-Oteldeki Sır” filmiyle hatırlanıyor. Hikâye, Pyrenees Dağları’nda geçiyor bu filmde. 1977’de doğan Sri Lankalı yönetmen Vimukthi Jayasundara’nın “Ahasin Wetei” (İki Dünya Arasında), Sri Lanka’da yirmi altı yıl süren iç savaş yıllarını anlatıyor. Savaş sonrasında kültürel çatışmalar da yaşanıyor. Kültürlerarası simgeler de neredeyse hayatın önünde. Hikâyede, bir adam sahilde bir yabancı kadını kurtarıyor ve yolculukları da başlıyor. Jüri, bu film üzerinde de düşünecek herhalde. Mısırlı yönetmen Ahmed Maher’in “El Mosafer” (Gezgin) filminde büyük oyuncu Ömer Şerif (Omar Sharif) oynuyor. Bu film, yönetmenin ilk yönetmenlik deneyimi. Filmde, bir adamın üç dönemi (1948, 1973 ve 2001) anlatılıyor. Mısırlı yönetmen, Roma’da resim ve sinema eğitimi de almış. Bu filmi de İtalya-Mısır ortak yapımı. İsrailli yönetmen Samuel Maoz’un “Levanone” (Lübnan), 1982’de Lübnan’daki savaşı anlatıyor. Haziran 1982… Tankta dört genç İsrail askeri, “terörist” FKÖ militanlarının yaşadığı köyü temizleyecekler. Hiçbir şey plânlandığı gitmez ve panik başlar. “Lübnan”a, “şehvetli” bir film deniliyor. Metaforik anlamda. Film, genelde paslı bir metalin, bir tankın içinde geçiyor.

“Altın Aslan” listesi

1- “Soul Kitchen” (Fatih Akın, Almanya 2009)
2- “Baarìa-La Porta Del Vento” (Giuseppe Tornatore, İtalya-Fransa 2009)
3- “Zanan-e Bedun-e Mardan” (Shirin Neshat, Almanya-Avusturya-Fransa 2009)
4- “La Doppia Ora” (Giuseppe Capotondi, İtalya 2009)
5- “Lo Spazio Bianco” (Francesca Comencini, İtalya 2009)
6- “Il Grande Sogno” (Michele Placido, İtalya-Fransa 2009)
7- “Yi Ngoi” ( Pou-Soi Cheang, Hong Kong 2009)
8- “Lei Wangzi” (Yonfan, Hong Kong, 2009)
9- “Tetsuo: The Bullet Man” (Shinya Tsukamoto, Japonya 2009)
10- “Persécution” (Patrice Chereau, Fransa-Almanya 2009)
11- “White Material” (Claire Denis, Fransa 2009)
12- “Mr Nobody” (Jaco van Dormael, Kanada-Belçika-Fransa-Almanya 2009)
13- “36 Vues du Pic Saint-Loup” (Jacques Rivette, Fransa-İtalya 2009)
14- “A Single Man” (Tom Ford, ABD)
15- “Bad Lieutenant: Port of Call New Orleans” (Werner Herzog, ABD, 2009)
16- “The Road” (John Hillcoat, ABD, 2009)
17- “Capitalism: A Love Story” (Michael Moore, ABD 2009)
18- “Life During Wartime” (Todd Solondz, ABD 2009)
19- “Survival of the Dead” (George A. Romero, ABD-Kanada 2009)
20- “Lourdes” (Jessica Hausner, Avusturya 2009)
21- “Ahasin Wetei” (Vimukthi Jayasundara, Sri Lanka 2009)
22- “El Mosafer” (Ahmed Maher, Mısır-İtalya 2009)
23- “Levanone” (Samuel Maoz, İsrail 2009)

(28 Ağustos 2009)

Ali Erden

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir