Çavdar Tarlasındaki Asi

Sanatın birçok dalında, karşımıza çıkan ürünleri çok farklı açılardan değerlendiririz. Kimi zaman bu doğrudur, kimi zaman da yanlışa sürükler. Çavdar Tarlasındaki Asi de o filmlerden.

Film, Salinger’ın başyapıtlarından Çavdar Tarlasındaki Çocuklar romanını yazışı ekseninde, gençlik yıllarını ve kendisine ağır bir travma yaşatan İkinci Dünya Savaşında cephedeki günlerini anlatıyor.

Önce sinema…

Film gerçekten başarılı… Zaten kimse ne ritmine ne temposuna ne de oyuncularına laf ediyor. Çekimler çok başarılı. Montajı kusursuz. Oyuncular ellerinden geleni yapmış. Tipik bir biyografi filmi… Bir dönemi, o dönem yaşananları, yaşayanların duygularını ve tabii, başta Salinger’in içine kapanık ama sanki açıkmış gibi göstermesi de içinde hayatının önemli bir kısmını anlatıyor. Dünyaca ünlü yazar oluşunu bilmeseniz de, bilip de göz ardı etseniz de başarılı bir film izlemiş olacaksınız.

Sonra edebiyat…

J. D. Salinger, 20. yüzyılın hem çok beğenilen hem de çok merak edilen yazarı. Yazarın bilinen tek romanı, 16 yaşındaki bir yeniyetmenin gözüyle yaşamını ama aslında tümüyle kapitalizmin eleştirisi olarak kabul ediliyor. Okumanızı öneririm… (Yapı Kredi Yayınları, 52. baskı, Haziran 2017)

Tartışmanın boyutu…

Edebiyat ile sinemayı birbiriyle kesinlikle karşılaştırmamak/kıyaslamamak gerekir. Yazarların en çok yakındığı konudur bu, çünkü edebiyat bir imaj yaratır, sinema ise imajın imajıdır, dolayısıyla başka bir yere gider okurun gözünde.

Salinger, inzivaya çekilmiş, bırakın öykülerinin basılmasını, bir daha yazmaktan bile kaçınmış biri. Eskilerin, nevi şahsına münhasır dedikleri cinsten, farklı, farklı olduğu kadar değerli, değerli olduğu kadar ilginç, ilginç olduğu kadar merak edilen bir yazar.

Kendi üzerinden…

Salinger, babasının isteklerine annesinin desteğiyle karşı durabilmiş, yazar olmak amacıyla üniversiteyi yarıda bırakmış, hocası Whit Burnett (Kevin Spacey) ondaki cevheri görüp, belki biraz da sıkıştırarak, ezerek yazmasını sağlamış… Oona O’Neill’in aşkını kazanmak için İkinci Dünya Savaşında bile yazmayı bırakmıyor. O’Neill, Charles Chaplin ile evlenince Salinger, içinde var olan o kapalılık daha da artıyor ve dünyaya küsüyor.

Film, romanın uyarlanması değil… Zaten Salinger, sağlığında böyle bir şeye asla izin vermemiş… Telif hakları düşene kadar da sinemacılar, beklemek zorunda, yıllardır süregelen böylesi düşlerini.

Bir çıkar yolu, kitaptan yola çıkıp Salinger’in (zaten otobiyografik özellikler taşıyan bir kitap) hayatını anlatmak olarak gözüküyor. Ölmez sağ kalırsak o tarihe (2079) kadar, izleriz hep birlikte…

Çavdar Tarlasındaki Asi, Yönetmen: Danny Strong. Oyuncular: Nicholas Hoult, Kevin Spacey, Sarah Pauson, Zoey Deutch, 06 Ekim’den başlayarak gösterimde…

(04 Ekim 2017)

Korkut Akın

“Çavdar Tarlasındaki Asi” üzerine bir düşünce

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir