Irkçılık Kötüdür: Kings

En uysal kediyi bile köşeye sıkıştırırsanız, tırmalar. Bu, yaşamın her anı ve her alanı için geçerli bir gözlem. İnsanlar da uygarlık geliştikçe gerginlikten ve kavgalardan uzaklaşırlar, ancak birileri buna izin vermiyor.

1992’de Los Angeles’ta, siyahi Rodney King, polisin uyarısıyla durdurulmuştu, ama şiddetten de nasibini almıştı. Bir de üstüne üstlük, adet yerini bulsun diye yargılanan polisler, serbest bırakılmışlardı. Irkçılığın bu kadarı da fazlaydı… Irkçı baskılardan bunalan siyahiler, ayaklandı.

Günler süren ve gerçekten de büyük boyutlu olarak tüm dünyanın tepkisini çeken bu ırkçı yaklaşımın ardından başlayan ayaklanmanın sinemanın (ve tabii, edebiyatın da) ilgisini çekmemesi söz konusu bile edilemezdi.

Sinemanın görevi…

Geçen yıl, Mustang filmiyle Fransa adına Yabancı Oscar Adayı olan Deniz Gamze Ergüven, toplumsal boyutu belirleyici olan bu filmi, Amerika’da Hollywood oyuncularıyla çekmiş.

Mustang filminde, Karadeniz kasabasında aile baskısı altında yaşayan kız kardeşleri anlattığı filminden de tanıdığımız yönetmenin sakin ve yalın dili Kings’te de belirgin bir biçimde önde…

Kendi yazıp yönettiği Mustang’da da “kör gözüm kör parmağına” davranmayan, senaryosunda izleyicinin yorumlamasına fırsat tanıyan Ergüven, Kings’te de senaryoya alabildiğine hakim olduğunu gösteriyor.

Oyuncuların gücü…

Halle Berry ile Daniel Craig’in başrollerini paylaştığı filmde, oyunculara ve canlandırdıkları karakterlere söyleyecek söz yok. Dozunda ve rahat oynamışlar…

Filmin en önemli kozu, izleyici aslında, bir bakıma… Olayları sadece ekran aracılığıyla izliyoruz… Rodney King’i darp eden polislerın haksız yere suçsuz bulunmasıyla yaşanan karmaşa ve şiddete uzaktan -ekranların izin verdiği ölçüde- bakıyoruz. Hem zaten konu bu değil… Halle Berry, evsiz çocuklara bakıcılık yapan bir yalnız kadın. Ancak belli ki bu görevini sadece para kazanmak amaçlı, iş olarak yapmıyor… Çocuklarını çok seviyor ve onların sağlıklı gelişmesi, eğitimlerini tamamlamaları için elinden geleni yapıyor. Çevreden ve daha büyük arkadaşlarından etkilenen çocuklar, doğal olarak olayların arasında kalıyorlar. Yalnızlığı kadar gergin ve bir o kadar da saldırgan Daniel Craig ise kapı komşusu bu kadından etkileniyor. Olayların arasında kalan çocukları bulmak için birlikte çabalıyorlar.

Çıkarılması gereken ders

Futbol karşılaşmalarından “No To Racism” (ırkçılığa hayır) pankartını hatırlarsınız (Dünya Kupası finallerinde takımlar taşımışlardı). Irkçılık sadece siyah-beyaz ayrımında değil, dünyanın her yerinde yaşanan bir kavga. Irkçılığa karşı mücadele yükselirken hayatın her alanında ırkçı sataşmalar da artıyor… Buna da bağlı olarak ırkçılık duygusunun yok edilmesi gerekir. İlgi çekici bir konu, iyi bir film… ve hep bir ağızdan: Irkçılığa Hayır!

(10 Ekim 2018)

Korkut Akın

korkutakin@gmail.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir