Tarihin Marangoz Hatası!

Youtube fenomenleri sinemamızda da kendilerini göstermeye başladı. 10’lu yaşlardaki gençlerin severek izlediği, yaşama biçimi haline getirdiği paylaşımların youtube görüntülerinin daha da genişletilerek sinemada daha çok izleyici çekeceği düşüncesi, insanı ister istemez korkutuyor, çünkü ne düş var ne düşünce ne de doğru düzgün bir mesaj. Daha önce de gösterime giren benzer filmler gibi belki komik, belki bir süre günün ve gündemin ağırlığından sıyrılmanızı sağlıyor, ama beraberinde de birçok şeyi götürüyor.

Cinsiyet ayrımcılığı

Kafalar Karışık filminde, bu filmi yapan arkadaşların yaşamadığı bir konu anlatılıyor. Kadının adı yok! Anne baba ne isterse o oluyor (veya olacak) ama kız (tabii, çevresindekiler de) kuzu kuzu teslim olacaklar bu kararlara!

Film, tanıtım bülteninde “Atakan, zengin sevgilisi Buse’nin, üvey babası kızı vermeyince çareyi Buse’nin yıllardır kayıp olan öz babasını bulup kızı ondan istemekte bulur” (bir küçük düzeltmeyle, üvey baba değil dede) olarak özetleniyor.

Kadının adı yok!

Kadın düşüncesinin ve özgürlüğünün her geçen gün daha da yükseldiği günümüzde, gençleri kandırmak ve kadın mücadelesinden için bilinçli yapılan bir çalışma olarak düşünüyorum “Kafalar Karışık”ı… Sokağa çıkması bile engellenmeye çalışılan, çocuk gelin olması için elden ne gelirse yapılan, taciz ve tecavüzlerle sindirilmeye çalışılan kadınları bir de bu yolla susturmayı deniyorlar. Hükümetin açık liselerle, diyanetin çocuk yaşta evlendirilmelerine cevaz vermesiyle resmen yaptığı kadın ayrımcılığı youtube gibi çağdaş bir sosyal medya üzerinden destekleniyor. Kadını bu kadar aşağılayan bir düşünceye gülseniz ne olur!

Çirkin propagandaya cevap olarak izlenirliğini ileri süreceklerdir. Evet, Yeşilçam’ın hemen tüm oyuncularını bir araya getirmiş olmasıyla da fazla izleyici çekmiş olabilir ama saçmanın savunması olmaz arkadaşlar!

Göz ardı edenler…

Youtuberlar, kısa yoldan çok para kazanmayı veya hayran sayılarını arttırmayı öne çıkararak birçok değeri yok sayabilirler… Zaman içerisinde, belli bir süre sonra olgunluğa erişip geçmişlerine bakacak, hayıflanacaklardır (en azından öyle olacağını düşünüyorum).

Peki, yıllarını sinemaya, tiyatroya vermiş, başrol bile oynamış, milyonların sevgilisi olmuş onlarca oyuncuya ne demeli? Ne vaat edildi de kendilerine, bu filmde rol aldılar ve bu hataya bulaştılar?

Yakıştıramadım… Hatta yapımcılar da yakıştıramadıkları için olsa gerek sadece adlarının büyüklüğünden yararlanmayı seçmişler. Sahi, onlar da filme fazlaca bir şey de katmıyorlar, o da ayrı…

(06 Aralık 2018)

Korkut Akın

korkutakin@gmail.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir