Matruşka Anna

Devletler kendi iç işleriyle ilgilenmekten çok birbirlerinin yaptıklarını gözlüyor. Eskiden de böyle miydi, bilemiyorum ama özellikle İkinci Dünya Savaşından sonra casusluk alabildiğine artmış, devletler ağırlıklı olarak rakip (!) ülkelerin yapıp yapamadıklarına odaklanmış, hatta onları engellemeye çalışmış.

“Ben devletim yaparım” mantığı, bütün ülkelerin devletleri için geçerli. Anna’da, Amerika Birleşik Devletleri ile Sovyetler Birliği ve çöküşünün ardından Rusya öncülüğündeki Bağımsız Devletler Topluluğu arasındaki casusluk olayları anlatılıyor. Luc Besson yine yeniden bir kadın aksiyoner ile izleyicinin karşısına çıkıyor. 25 yaşındaki Anna, kimi zaman cinselliğini, kimi zaman güzelliğini, kimi zaman aklını, kimi zaman zekâsını kullanarak sorunların üstesinden gelmesi çerçevesinde merak ettiren, bulmaca çözdüren (filmde satranç ile bağlantılı olarak mat hamlesini yapmayı uman) ve bir o kadar da sürükleyici bir kahraman.

Matruşka…

Herkesin bir umudu vardır muhakkak, bir beklentisi… Herkes mutlu müreffeh, özgür yaşamak ister iyi kötü. Anna da sadece özgür ve bağımsız yaşamak istediğini söylüyor. Beklentisi, deniz kenarında sessiz sakin yaşamak. Ama öyle bir yapının içinde ki, siz de bilirsiniz, casusların kurtuluşu ölümdür sadece. Anna bu karanlık sondan kurtulabilecek midir?

Birçok Anna var filmde… Pazarda oyuncak satan, Paris’te modellik yapan, gözü kara bir casus, eli kanlı bir katil ve tabii güzelliğinin de etkisiyle cinselliğiyle ayrılan… Tıpkı Rus bebekleri gibi, şu içinden sürekli bir yenisi çıkan bebekler: Matruşka.

Bir ileri iki geri… sıçra bir daha!

Filmin aksiyon dozu yüksek. Gerçekten de soluk soluğa izliyorsunuz. Yönetmenlerin merak katsayısını yükselten yeni bir buluşu var: Zaman sıçramaları. Bir olay yaşıyorsunuz, sonra onun üç gün öncesine gidiyorsunuz, yetmiyor üç, hatta altı ay öncesine; sonra da üç, hatta altı yıl sonrasına… Hasbelkader oyuncunun güzelliğine veya aksiyonun gücüne takıldıysanız ipin ucunu kaçırdığınızın resmidir. Zor bir yöntem, ama pürdikkat izlenme olanağı verdiği için de tercih ediliyor.

(21 Haziran 2019)

Korkut Akın

korkutakin@gmail.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir