Sadi Çilingir

(Her Telden, Ne Bulursa Yazıyor)
Nüfus kaydına göre 10 Kasım 1950’de, atalarının dediğine göre ise kış doksanında, yani kışın tam ortasında doğmuştur. Bu tarih eski takvime göre Kasım 90’a, yeni takvime göre 05 Şubat’a tekabül eder. O zamanlar çocuk milleti dünyaya … Devamı… »

*****

Kader

Çilingir Sofrası (Sadi Bey’in Facebook Günlükleri):

Hürriyet Gazetesi 100 kişilik jüriye sinemamızın en iyi 10 filmini seçtirmiş. 100 kişilik jüriye giremediğime değil de Ömer Kavur’un “Anayurt Oteli”nin ilk 10’a giremediğine yanarım. Eskiden beri bu tür yarışmaların pek sağlıklı sonuç vermediğine inanırım. Seçen kişiler değiştikçe ilk 10’a giren filmler de değişebiliyor. Ayrıca aynı kişi dahi 10 yıl önce yapılan yarışmada listesine koyduğu bazı filmlere yeni listesinde yer vermeyebiliyor. Misalen bendeniz 20 yıl önce böyle bir liste yapılsaydı “Umut”u ve “Sürü”yü listeme koyardım, şimdi bir liste yapılsa sadece “Umut”u koyardım. Bazı filmler yıllara dayanamıyor. Keza yine bendeniz size 100 isimlik farklı bir jüri belirleyeyim, sinemamızın en iyi 10 filmi baştan aşağı değişsin. (Henüz resmen vizyona girmemiş olan Reha Erdem’in “Koca Dünya”sının ilk 100’e girerek 78. olması da bir tuhaf. Merak etmesem olmaz, edeyim ve “Koca Dünya”yı seyreden ve 4 üzerinden 4 yıldız verdiğimi belirttikten sonra sorayım: 100 kişi içinde “Koca Dünya”yı seyretmeyen kaç kişi var? Keza Cemal Şan’ın “Acı”sının girdiği ilk 100’de Yılmaz Güney’in ödüllü “Acı”sı yok. Niye? Çünkü jürideki gençlerin çoğu eski “Acı”yı görmemiştir.) (26 Mart 2017)

Malatya Valiliği’nin koordinasyonunda sürdürülen Malatya Uluslararası Film Festivali’nin 7.si aslında 2016 yılında yapılacaktı ancak memleketin malûm ahval ve şeraiti göz önüne alınarak ertelenmişti. Bu yıl ise 7. festivalin Malatya Büyükşehir Belediyesi tarafından Valilik desteği ile yapılacağı ve yeni bir ekip tarafından organize edileceği duyuruldu. Geçen yıl 7. festivalin ertelenme kararı öncesinde sinemamızın kadim oyuncularından Hülya Darcan’a onur ödülü verileceği açıklanmıştı. Gönül bu açıklamanın yeni organizasyonda da geçerliliğini sürdürmesini arzu ediyor. (26 Mart 2017)

Hürriyet Gazetesi’nin Sinemamızın En İyi 100 Filmi soruşturmasında henüz vizyona girmemiş olan Reha Erdem’in “Koca Dünya” filminin ilk 100’e girmesi üzerine yapılan tartışmaların verdiği ilhamla: Bu tür soruşturmalar, sinema salonlarında yapılan gösterimleriyle genel seyirciye sunularak vizyon gören ve -adı üzerinde- “Sinema Filmi” vasfını edinen filmlerin değerlendirilmesi neticesinde oluşuyor. Tüm filmler, uzunu, kısası, belgeseli, animasyonu başımızın tacıdır ancak gösterildiği mecra itibariyle sinemada gösterilene “Sinema Filmi” denildiği herkesçe malûmdur. Buradan hareketle, sadece festivallerde gösterilene “Festival Filmi” (Ceyda Aslı Kılıçkıran’ın, 3. Mardin Film Festivali’nde açılış filmi olarak gösterilen Müjde Ar’lı “Kilit” filmi sinemalarda gösterilmemiştir.), TV.de gösterilene “TV Filmi” (Lütfi Ömer Akad’ın “Ferman”, Diyet” filmleri TRT için yapılmıştır.), DVD.de gösterilene “DVD filmi” (Çağan Irmak’ın “Kabuslar Evi” serisi başlangıçta sadece DVD için yapılmıştır), internette gösterilene “İnternet Filmi” diyebiliriz. Hani birileri çıkar da En İyi 10 Falanca Filmi soruşturması yapmaya niyetlenirse yukarıdaki farklı türleri belirterek yapmasında fayda var. Nazar-ı dikkatlerine sunmuş olayım. (26 Mart 2017)

Sinema Yazarları Derneği’nin (SİYAD) her yıl yapılan geleneksel Türk Sineması değerlendirmelerinde herhangi bir filmin teşekkür bölümünde dahi adı geçen yazar değerlendirmeye katılamaz. Sinemamızın En İyi 100 Filmi soruşturmasında göze çarpanları, dikkat çekenleri ve göze batanları bu prensibi göz önüne alarak şöyle değerlendirebiliriz: (Genel kabul gören filmler belirtilmedi. Örnek: Hülya Koçyiğit’in listesindeki kendi oynadığı “Susuz Yaz”)
Müjde Ar: Listesinde oynadığı “Arabesk” ve “Adı Vasfiye” var.
Cüneyt Arkın: Listesinde oynadığı “Vatandaş Rıza”ya en yüksek puanı vermiş, yine kendisinin oynadığı “Köroğlu” da listede yer alıyor. Ayrıca listede “Yorgun Savaşçı” diye bir film adı geçiyor. Sinemamızda bu isimde bir film yok. Bu, Halit Refiğ’in Kemal Tahir’in eserinden çektiği, başrolünde Can Gürzap’ın oynadığı TV dizisi olmalı. Askeri cunta tarafından yayınına izin verilmemiş ve yakılmıştı.
Ata Demirer: Listesinde oynadığı “Eyyvah Eyvah” var.
Nurgül Yeşilçay: Listesinde oynadığı “Vicdan” ve “Eğreti Gelin” var.
Metin Erksan’ın “Dokuz Dağın Efesi” adlı filmi listenin 64. sırasına “Dokuz Dağın Efsanesi” olarak isim değiştirerek girmiş.
Tunç Okan’ın 68. sırada “Sarı Mercedes” olarak belirtilen filmi yaygın olarak “Fikrimin İnce Gülü” adıyla da biliniyor.
Reha Erdem’in 78. sıradaki filmi “Koca Dünya” -çokça bahsedildiği üzere- henüz vizyona girmedi.
Lütfi Ömer Akad’ın “Gelin-Düğün-Diyet” üçlemesinin listelere tek film olarak girmesi haksızlık, her film ayrı ayrı belirtilmeli.
Lütfi Ömer Akad’ın “Kanun Namına”sı ise 40. ve 57. sırada olmak üzere listeye 2 kez girmiş, böylece film adedi 99’a düşüyor, 13. sıraya tek film olarak giren “Gelin-Düğün-Diyet” üçlemesinden 2 filmi listeye eklersek toplam film sayısı 101’e çıkıyor.
Zeki Demirkubuz’un “Karanlık Üzerine Öyküler” olarak adlandırdığı üçlemesi “Yazgı-İtiraf-Kader” ise listenin 17. sırasında sadece “Kader” ile temsil ediliyor.
Listenin en dikkat çeken filmi ise hemen hemen hiç kimsenin bilmediği, “Tekerleme”. Merlyn Ecer’in Berlin Film Akademisi bitirme tezi olan “TEKerLEME”nin (Zungenbrecher) -aşağıdaki sevdiklerimizin yorumlarından öğrendiğimize göre- geçen yılki If İstanbul’da gösterildiğini ve beğenildiğini belirtelim. (27 Mart 2017)

Son iki yıldır kaybettiğimiz sinema sanatçılarımızın listelerini hazırlama görevini SİYAD – Sinema Yazarları Derneği’nin şahsıma verdiğini düşündüğümde dün açıklanan Sinemamızın En İyi 100 Filmi Soruşturması’nda görüşümün alınmamasına o kadar önem vermediğimi beyan ederim. (27 Mart 2017)

(27 Mart 2017)

Sadi Çilingir

sadicilingir@sadibey.com

*****

Aşk Gözyaşlarına İnanmıyor

Sadi Bey’in Facebook Günlükleri:

Eskiden olsa “Rüya Tabirleri” kitabı yazanlara önerirdim, şimdilerde Ekşi Sözlük yazarlarına önereyim, acilen “Rüyada Brubaker Görmek” başlıklı bir madde yazılmalı. En sevdiğim aktörlerin başında Paul Newman’la birlikte Robert Redford gelir. O tamam, anladık da, rüyada sabaha kadar Redford’un “Brubaker” filmiyle mi haşır neşir olunur birader? Rüyanda Redford’u göreceksen git “Muhteşem Gatsby” filminde gör. Malum Gatsby’de göl kenarında malikane, son model arabalar, lüks yaşam, partiler, kızlar, votkaaa, rakııı ve şarappp, vs. vs. (Lâfın gelişi; “The Great Gasby”nin malikanesinde rakı ne arasın, viskidir o.) (19 Mart 2017)

“Çanakkale içinde aynalı çarşı” türküsünü çok kişi Çanakkale türküsü diye bilir, oysa Kastamonu türküsüdür. (18 Mart 2017)

Kurgu hikâyenin 1. versiyonu: Vallahi memleketin bu gündemi bendenizi bir ay içinde şişmanlatacak gibi görünüyor. Af buyrun midesine düşkün biriyimdir, restauranta giriyorum, “Ver bir kuru” diyorum, “Abi üstüne nohut?” diye soruyorlar. Hemen eveti yapıştırıyorum. Yemek bitiyor, “Abi çay?”, keza yine evet. Tümümüz sıyırdık sanırım, Allah encamımızı hayreyleye.
Kurgu hikâyenin 2. versiyonu: Vallahi memleketin bu gündemi bendenizi bir ay içinde zayıflatacak gibi görünüyor. Af buyrun midesine düşkün biriyimdir, restauranta giriyorum, “Ver bir kuru” diyorum, “Abi üstüne nohut?” diye soruyorlar. Hemen hayırı yapıştırıyorum. Yemek bitiyor, “Abi çay?”, keza yine hayır. Tümümüz sıyırdık sanırım. Allah encamımızı hayreyleye.
Hamiş: Kilo vermek iyidir. (18 Mart 2017)

Her zaman tenkit etmemek lazım, yeri geldiğinde takdir etmek de gerekiyor. Pera Müzesi’nin “Rus Sinemasında Kadınlar” başlıklı programındaki “Moscow Doesn’t Believe in Tears” adlı filmin adı, basın bültenine işin kolayına kaçılıp “Moskova Gözyaşlarına İnanmıyor” şeklinde çevrilip yazılmamış, sinemalarımızda gösterildiği “Aşk Gözyaşlarına İnanmıyor” adıyla yazılmış. Keza “The Cranes Are Flying” adlı film de aynı şekilde sinemalarımızda gösterildiği “Leylekler Uçarken” adıyla yazılmış. Bülteni kim hazırlamışsa tebrik ederim. “Leylekler Uçarken”i (mutlaka izleyin) Ocak 1974’te, “Aşk Gözyaşlarına İnanmıyor”u ise Şubat 1987’de Beyoğlu Elhamra Sineması’nda izlediğimi hatırlıyorum. (Leylekler… kesin Elhamra, Aşk Gözyaşlarına… muhtemelen Elhamra.) (19 Mart 2017)

Eskilerin “Tüfek icat oldu, mertlik bozuldu” sözünü günümüze uyarlarsak “Sosyal medya icat oldu, iletişim bozuldu” diyebiliriz. Örnek vereyim: Bendeniz eskiden film şirketi, yeniden medya mensubu olduğumdan doğal olarak örneğim de sinemacılar, filmciler ve medyadan olacak. Bizler sosyal medya ve internet olmadığı zamanlarda bültenleri daktilo ile yazar, yüzlerce fotokopi çektirir, filmlerin önemli sahnelerinden 4-5 adet 35 mm.lik dia bastırır, yazılı basına onları, betacam kasetlere yüklediğimiz fragmanları ve kamera arkası görüntülerini de TV.lere gönderirdik. İnternet hayatımıza girdikten sonra bülten ve görseller e-posta ve diğer yollarla basına ulaştırılmaya başlandı. Sanıyorum şu sıra zurnanın zırt dediği yere geldik. Son zamanlarda bazı filmcilerin filmlerine basın gösterimi yapmamalarına alıştık diyelim, ancak basını e-posta ile dahi bilgilendirme zahmetine de girmediklerini görüyoruz. Filmleriyle ilgili facebook, twitter, instagram, vs. gibi sosyal medya sitelerine bir-iki satır bilgi üç-dört adet görsel koyup, “Buyrun buradan takip edin” demeye getiriyorlar. Bu sektörle ilgili haber verip para kazanan medya organlarının, film şirketleri ve sinemaların sosyal medya hesaplarını takip etmek zorunda oldukları düşünülebilir. Film şirketleri, “Oraya koyduk, al sana bilgi” diyebilir. Makuldür, ancak bu sektörle ilgili haber veren fakat para kazanmayan, üstüne para vererek yayın yapmaya gayret eden, çoğu amatör web siteleri sizi niye takip etsin? O nedenle para kazandığınız işinizle ilgili tanıtım yapan medyanın her türlüsüne, her şekilde ulaşmaya gayret edin. Ne demiş atalarımız: “Kılavuzu bülbül olanın burnu dikenden kurtulmaz.” (19 Mart 2017)

Bu ortama zaman zaman “Şu şu, bu bu kişileri arkadaşlıktan çıkaracağım” diye yazılıyor. Alıyor mu beni bir tedirginlik. Ben şuşu muyum, bubu muyum diye kederlere gark oluyorum. Öyle yazanların aslında “arkadaşlıktan çıkaracağım/çıkacağım” şeklinde yazmaları gerekir. Çünkü bu ortamda arkadaşlık ya size teklif ediliyor, ya da siz teklif ediyorsunuz. Öyle yazarsanız size gönül koymam. Ok? (20 Mart 2017)

Ben seçilmem, seçerim. (Ebru Gündeş şarkısı içinde geçen, fakat hiç sevmediğim bu söz, yandaki şu görüntüyle → eşleştirilince sevimli oldu.) (20 Mart 2017)

Bu sabah basın gösteriminde seyrettiğim “David Lynch: Yaşam Sanatı” filminden aldığım ilhamla hayatı şu iki kelimenin özetlediği kanaatine vardım: Olmazsa olmaz. Günlük yaşamda karşılaştığımız her şeyin, her kavramın sonuna bu iki kelimeyi ekleyin göreceksiniz: Aydınlık olmazsa olmaz, karanlığı anlayamayız; karanlık olmazsa olmaz, aydınlığı anlayamayız. Güzellik olmazsa olmaz, çirkinliği anlayamayız; çirkinlik olmazsa olmaz, güzelliği anlayamayız. İyilik olmazsa olmaz, kötülüğü anlayamayız; kötülük olmazsa olmaz, iyiliği anlayamayız. Anladıktan sonra da durup düşünmeli, ölçüp tartmalı, hangisi aklımıza yatıyorsa ona destek vermeliyiz. (20 Mart 2017)

Yaşlıyım ya, konu hakkında hüküm verme yetkim olduğunu düşünerek “Toplu taşıma araçlarında her yaşlıya yer verilmemeli, ihtiyacı olduğunu hissettirenlere yer verilmeli” şeklinde gençlere mazeret seçeneği üretirken metro geldi, bindim. Daha kapı kapanmadan, iki bayan arasında oturan genç, sağolsun kalktı yer verdi, mecburen oturdum. Yaş 67 olduğu için gencin yer vermesi normal, fakat benim koştura koştura geldiğimi, biraz sonra sucuk gibi terleyebileceğimi ne bilsin. İki bayanın arasına mahcup bir şekilde, büzülerek oturdum. Neyseki genç bir sonraki durakta indi de bendeniz ayağa kaktım ve yolculuğuma ayakta devam ettim. Şöyle beyan edeyim: Gençler, beni gördüğünüzde gözlerinize mahsun mahsun bakarsam yer verin, havalara bakıyorsam vermeyin. (21 Mart 2017)

Şu kanaate vardım ki: İnsanlar gerçek hayatta bulamadıklarını şarkılarda, şiirlerde, romanlarda, filmlerde arıyorlar. Her neyse onlar? (22 Mart 2017)

(24 Mart 2017)

Sadi Çilingir

sadicilingir@sadibey.com

DİĞER YAZILARI

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sinemacılık ve Filmcilik Yararına Bağımsız İletişim Platformu