Sadi Çilingir

(Her Telden, Ne Bulursa Yazıyor)
Nüfus kaydına göre 10 Kasım 1950’de, atalarının dediğine göre ise kış doksanında, yani kışın tam ortasında doğmuştur. Bu tarih eski takvime göre Kasım 90’a, yeni takvime göre 05 Şubat’a tekabül eder. O zamanlar çocuk milleti dünyaya … Devamı… »

*****

Herkes Biliyor

*Çilingir Sofrası (Sadi Bey’in Facebook Günlükleri):

Hadi Netflix müdavim ve hayranlarının gözü aydın. Az önce 38. İstanbul Film Festivali basın toplantısından geldim. Festival kapsamında Netflix’in bir dizisinin de galası yapılacakmış. Benim bildiğim kadarıyla bu bir ilk olacak. Netflix festivale sponsor desteği verince festival de Netflix’e böyle bir jest yapmış sanırım. Malum ülkemizde Sinema Yazarları Derneği var, henüz saha boşken önereyim: Birileri hemen Netflix Yazarları Derneği kursun. İster misin seneye İstanbul Film Festivali’nin adı Netflix 39. İstanbul Film ve Dizi Festivali olsun. (İstemem) Netekim benzerini 2007’de 18. Limak Ankara Uluslararası Film Festivali şeklinde yaşamıştık. (13 Mart 2019)

Bugün iki film seyredeyim dedim, tesadüfen ikisi de orijinal adlarıyla gösterime giren “Papillon” ve “Woman at War” oldu. Bu şekilde gösterime çıkarılan filmlerin afişlerinde de altyazı uygulaması yapılsa diyorum. “Remember: Hatırla”, “Salt and Fire: Tuz ve Ateş”, “The Insult: Hakaret” filmlerinde olduğu gibi, “Papillon: Kelebek”, Woman at War: Savaşçı Kadın olarak belirtilseydi iyi olurdu. Yabancı dil bilmeyen sinemaseverler gişede bilet alırken filmin orijinal adını söylemekte sıkıntı çekiyor. Ayrıca künyesinde Türkçe kelimeler kullanılan afişte film adının orijinal bırakılması da tuhaf oluyor. O zaman Türkçe afiş bastırıp niye boşuna masraf yapıyorsunuz, tamamen orijinal afiş kullanın olsun bitsin. (14 Mart 2019)

Dün Art House salonunda izlediğim filmlerin önünde “John Wick 3” ve “Avengers End Game” adlı popüler sinema filmlerinin fragmanları gösterildi. Hatalı bir uygulama sanki. Kendimden biliyorum Art House seyircisi vizyona giren tüm filmleri dikkatle takip eder. Popüler filmlerin önünde Art House filmlerin fragmanları gösterilse daha yararlı olur ve sanat filmlerini daha fazla izleyicinin seyretmesi sağlanır gibime geliyor. Bir iki satır da magazin haberi yapayım. “Matrix” zamanındaki Keanu Reeves’de dikkatimi çekmemişti, “John Wick 3” zamanındaki Keanu Reeves’in bacakları ne kadar da kavisliymiş, koşarken bacakları adeta ( ) şeklinde görünüyor. Şu sıra salonların 15 dakikalık reklam gösterim süresine uymaları sevindirici. Basın gösterimlerinde genelde sadece film gösterilir, fragman ve reklam izlemesini özleriz. En azından bendeniz salonda fragman izlemesini çok severim. Bugünlerdeki gözde reklam filmlerim “Sensiz olmaz” ve “Tak sana yakışanı” sözlerini kullanan mücevher reklamları. Sinema reklamlarında pek olmaz, hazırlanan reklam filmi aylarca gösterilir. Bir müddet sonra ters etki yapmaya başlar. Kim düşündüyse “Sensiz olmaz”ın reklam filmini yenilemişler, iyi olmuş. (15 Mart 2019)

Bendenizin film değerlendirme kriterlerimde 4 yıldız, olağanüstü, şahane (Son zamanlardan örnek verirsek misalen “Yeşil Rehber – Green Book”, “Herkes Biliyor – Todos lo Saben”) anlamına, 3 yıldız ise çok beğendim anlamına geliyor. Yıldız tabloma girdiğimde bir önceki Hotel Rwanda filmine verdiğim gibi “Hotel Mumbai”ye de 3 yıldız verdim. Kerem’in 10 üzerinden yaptığı efsane yıldız değerlendirmesine uygularsak 7,5 yıldız civarına denk geliyor sanırım. (18 Mart 2019)

Vizontele filminde Cem Yılmaz’ın “Zeki Müren de bizi görebilecek mi?” sorusunu günümüz ortamına uyarlarsak şöyle oluyor: “Millet bahçe ve kıraathanelerine Millet İttifakı mensupları da girebilecek mi?” (18 Mart 2019)

Kader:
20 Mart 1947 doğumlu Sami Güçlü
19 Mart 2019 tarihinde hakkın rahmetine kavuştu.
Mekanı cennet olsun. (20 Mart 2019)

Bu Cuma vizyona girecek 2 film; kafiyeli tesadüf:
Küçük Kardeşim Mirai
Hotel Mumbai (20 Mart 2019)

Bugün basın gösterimi yok ama nostalji yaşayayım dedim. Gerçi 2 gün önce aynı komplekste “Biz” filmini izlemiştik, 2 günlük ayrılık nostaljiye gerekçe olabilir mi denilebilir ama bence olur. Levent Cinemaximum Kanyon Sineması gişesine yanaştım, yarım yamalak İngilizcemle “Vomın et var, var mı?” dedim, espri yaptım. Gişedeki hanım kız güldü, “Var, var Sadi Bey.” dedi. Siteyi de, bendenizi de sosyal medyadan takip ettiğini belirtti. Mutlu oldum. Mini, küçük, sıcak ve soğuk demeyin, anlaşıldığı üzere esprilerin başka faydaları da oluyormuş demek ki. Bu vesileyle tanılırlığımın yaygınlığını öğrenmiş oldum. (21 Mart 2019)

Bendeniz Kurtuluş’a damat geldikten bu yana, tam 37 yıldır Pangaltı İnci Sineması’nın önünde bulunan belediye otobüs durağı 150 metre kadar Taksim tarafına, Ramada Oteli’nin karşısına, İş Bankası Şubesi’nin önüne kaydırılmış. Çok isabetli olmuş. Durak kaldırılmasaydı, oradaki duran insan kalabalığı, yıkılan İnci Sineması’nın yerine yapılan ve yakında açılacak olan AVM.ye girecek insanlarımızı rahatsız edecekti. Şimdi AVM.ye çok rahat girebileceğiz. Aferim. (23 Mart 2019)

İnsanoğlu hakikaten bir tuhaf. Yaz gelirken, bahar karşılamalarında “Çiçekler açıyor, dalları kiraz bastı.” vs. vs. sevinç methiyeleri yazmaya başlıyor. Bir bakıyorsun 2, 4, 6 ay derken, yaz gelmiş geçmiş; bu sefer “Yapraklar sarardı soldu, sokaklar ıssız, kimsesizlik sarmış her yanı.” vs. vs. gibi yakınmalar, üzüntüler. Merak etmeyin, telaşlanmayın, sevinç ve üzüntülere fazla gark olmayın. Doğa normal yaşamını sürdürüyor, milyonlarca bahar gelmiş, yaz geçmiş, sonbahar ve kışlar gidiyor. Nitekim yine gelecekler. Biz gittik mi, gidiş o gidiş. (28 Mart 2019)

(08 Şubat 2020)

Sadi Çilingir

sadicilingir@sadibey.com

DİĞER YAZILARI

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sinemacılık ve Filmcilik Yararına Bağımsız İletişim Platformu