Sadi Çilingir

(Her Telden, Ne Bulursa Yazıyor)
Nüfus kaydına göre 10 Kasım 1950’de, atalarının dediğine göre ise kış doksanında, yani kışın tam ortasında doğmuştur. Bu tarih eski takvime göre Kasım 90’a, yeni takvime göre 05 Şubat’a tekabül eder. O zamanlar çocuk milleti dünyaya … Devamı… »

*****

Çakal

Çilingir Sofrası (Sadi Bey’in Facebook Günlükleri):

Sinemamızda üçleme denildiğinde ilk akla gelen Lütfi Ömer Akad’ın “Gelin” – “Düğün” – “Diyet” üçlemesidir. Her biri farklı yönetmen tarafından çekilse de Mehmet Bahadır Er’in “Kara Köpekler Havlarken”, Aydın Bulut’un “Başka Semtin Çocukları” ve Erhan Kozan’ın “Çakal” adlı filmlerini de hep üçleme gibi algılarım. Talip Karamahmutoğlu’nun Osman Şahin’in bir hikâyesinden uyarladığı ve 04 Ağustos’ta vizyona gireceği uzun zamandır bilinen “Mezarcı”; Temmuz ayında çekimlerine başlanacağı açıklanan komedi filmi “Cenaze İşleri” ve 03 Kasım’da gösterime gireceği açıklanan “Mezarlık” isimli filmlerin adlarına bakınca sinemamız farklı bir üçlemeye daha kavuşuyor diyebiliriz. “Mezarcı”nın başrolünde sinema oyunculuğuna iyiden iyiye alışan ünlü pop şarkıcımız Emre Altuğ, “Mezarlık” filminin başrolünde ise Tolga Karaçelik’in “Sarmaşık” filminin efsane gölge adamı Seyithan Özdemir oynuyor. Bu arada Emre Altuğ da sinemamızın John Travolta’sı mı oluyor nedir? Onu da belirtmiş olayım. (29 Haziran 2017)

29 Aralık’ta gösterime girecek olan, “The Greatest Showman” orijinal adlı filmin “Muhteşem Showman” olarak belirlenen Türkçe adını okuyunca bir an film adıyla “Muhteşem Süleyman”a nazire mi yapmışlar diye düşünmeden edemedim. Şaka tabi. “Muhteşem Showman”in başrollerini Hugh Jackman, Michelle Williams, Zac Efron ve Zendaya paylaşıyor. (30 Haziran 2017)

Türk kahvesi içiminde yüzyılın yeniliği: Kahveyi bundan böyle sade, orta şekerli, şekerli değil, valla’lı içmeye başladım. Valla’lı kahvenin icat edilişinin hikâyesi şöyledir: Hanım, sağ olsun keyfi yerindeyse bendenize yemeklerden sonra orta şekerli kahve yapar. Az önce de yaptı, bir fırt çekince yüzümü buruşturdum. “Bunda hiç şeker yoook” diye şikâyet edince, hanım gayet mütevazı bir sakinlikle “Valla koydum.” dedi. Valla’lı kahvenin icat edilişinin hikâyesi budur, kurukahveciler kapmadan hemen patent hakkını alayım bari. (01 Temmuz 2017)

“Son bir-iki senedir neredeyse hemen her filmde karşımıza çıkan Fırat Tanış’ın yabancı versiyonu kimdir?” diye sorarsanız Michael Fassbender derim. Fırat Tanış’ı önümüzdeki günlerde “Bir Brüksel Hadisesi” olarak lanse edilen “Kiki ile Miki Alatura”da izleyeceğiz; Fassbender ise “300 Spartalı”da bile oynamış, daha yeni farkettim. (01 Temmuz 2017)

Bugün, hayvanlarla diyaloğumu biraz daha geliştirdiğimi fark ettim. Havuzda yüzerken kedinin birisi geldi, doğrudan bana bakarak “Meyavvv, meyavvv” demeye başladı. İnsanoğlunun başına ne gelirse meraktan geliyor ya, ben de meraklandım, “Ne var beyavvv” diye soruverdim. Açıklama “Çabuuuk çık, çabuuuk çık” diye ağaç dallarının arasındaki kumrudan geldi, havuzdan çıktım. Bu vesileyle kedilerin Trakya şivesine sempati duyduğu kanaatim de güçlendi. (02 Temmuz 2017)

Futbol Kardeşliği: 28. Ankara Uluslararası Film Festivali’nde En İyi Film Ödülü kazanan “Genco”nun yönetmeni Diyarbakır’lı sinemacı Ali Kemal Çınar ile ödül töreni gecesinin bir önceki gecesi verilen yemekte tesadüfen yan yana oturmuş ve sohbet etmiştik. Sohbetin başında “Adın bir zamanların ünlü Trabzonspor’lu futbolcusu Ali Kemal’i hatırlatıyor” demiş ve “Seninle her konuşan söze mutlaka benim dediğim gibi başlıyordur, çünkü o zamanlar Ali Kemal Türkiye’nin gözdesiydi çok sevilirdi” diye eklemiştim. Ali Kemal Çınar hemen beni doğruladı, sağındaki birkaç kişinin ötesinde, benimle aynı yaşlarda bir arkadaşı işaret ederek, “O beyefendi de aynı şeyleri söyledi az önce,” dedi ve memnuniyetini hissettiren bir yüz ifadesiyle ekledi: “Babam futbolu çok severdi. Ben doğduğum zaman Trabzonspor’lu Ali Kemal’e aşırı derecede hayranmış, o nedenle bana da Ali Kemal adını vermiş.” dedi. Bu bahsettiğim olay Eski Türkiye’nin 1975’li yıllarına rastlıyor. Oysa Yeni Türkiye’nin 2015 yılında, Diyarbakırspor takımın Amedspor ismini aldıktan sonra hedef gösterilmesi, Türkiye Futbol Federasyonu tarafından verilen cezalar ve Amedspor üzerindeki baskılar “Yeşil Kırmızı” adlı bir belgesel filme konu olabiliyor. Nereden nereye? “Genco”, 07 Temmuz’da Başka Sinema dağıtımıyla vizyona giriyor. (03 Temmuz 2017)

Sinemaseverlerin Ali Kundilli olarak tanıdığı Cem Gelinoğlu’nun çekimleri “Şanssız Adam” olarak başlayan son filminin adı “Şansımı Seveyim” olarak değiştirilmiş. Filmin yeni adını sevmedim. (03 Temmuz 2017)

Bazen öyle tesadüfler oluyor. “Durak” adlı yerli filmle, “Çırak” adlı yabancı film aynı hafta, 14 Temmuz’da vizyona giriyor. Emre Konuk’un yönettiği yerli “Çırak” filminin ise vizyon tarihi henüz belirlenemedi. Diğer Emre, Emre Altuğ’un başrolünü oynadığı “Durak” filminin vizyona gireceğini duyuran basın bültenin hemen arkasından gelen ikinci basın bülteninde ise yine Emre Altuğ’un başrolünü oynadığı “Mezarcı” filminin ikinci klibinin de yayınlandığı duyuruluyordu. Hakikaten bazen böyle ilginç tesadüfler oluyor. Bodrum’da sahile yakın, ayaklarım yere basarak yüzmeye çalışıyorum. O sırada üç genç sahilden bota binip ilerideki tekneye doğru hareketleniyorlar. Yanımdan geçerlerken öylesine bakıyorum; teknedeki gençlerden birisi birden “Merhaba Sadi Bey” diyor. Dikkatlice bakınca genç ve başarılı yönetmenlerimizden biri olduğunu görüyorum. Daha sonraki bir gün sağlık ocağından ilâçlarımı alıyorum; o sıcakta çarşıya minibüsle değil de yürüyerek gideceğim tutuyor. Labirent gibi yan sokaklardan dalıp yokuş aşağı yürüyorum. Daha genişçe bir sokağa gelince sola, sahile doğru yönleniyorum. Bakıyorum küçük bir cafenin kapısının üzerinde bir ilan: “25 – 26 Haziran’da Selçuk Ural sizlerle.” Tam, “Vah vah, bir zamanların çok ünlü Selçuk Ural’ı bayramı Bodrum’da ara sokaktaki küçük bir cafede geçirmiş.” diye hayıflanırken -ki Selçuk Ural’ın oyuncu olarak rol aldığı 6 adet sinema filmi de vardır- cafenin yanındaki otelden bir başka yönetmen arkadaş çıkıyor. Alıcı gözüyle bakmasam geçip gideceğim. “Ooo” diyerek onunla da öpüşüp, bir müddet yürüyoruz. Tabi ki o müddette de ayak üstü sinemayı kurtarmaya çalışıyoruz. Yani karada, havada, denizde, her zaman ve her yerde faaliyetimiz sürüyor. Kurtaracağız inşallah. (Son rastlaştığım yönetmen arkadaşın 3-4 yıl önce çekimlerini bitirdiği filminin nihayet Cinemaximum Art House salonlarında gösterilebilme imkânı doğmuş. Birlikte sevindik.) (03 Temmuz 2017)

(14 Ağustos 2017)

Sadi Çilingir

sadicilingir@sadibey.com

DİĞER YAZILARI

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sinemacılık ve Filmcilik Yararına Bağımsız İletişim Platformu