Sadi Çilingir

(Her Telden, Ne Bulursa Yazıyor)
Nüfus kaydına göre 10 Kasım 1950’de, atalarının dediğine göre ise kış doksanında, yani kışın tam ortasında doğmuştur. Bu tarih eski takvime göre Kasım 90’a, yeni takvime göre 05 Şubat’a tekabül eder. O zamanlar çocuk milleti dünyaya … Devamı… »

*****

Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku

Çilingir Sofrası (Sadi Bey’in Facebook Günlükleri):

Sosyal medyada bir sinema yazarı arkadaş sormuş: “Aklınızda kalan en şiirsel film ismi nedir?” Cevap verdim: “Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yok / Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku.” Her ikisi de yerli yapım olan bu filmlerin adlarını peşpeşe yazdığımda sanki birbirlerini tamamlar gibi oldu. Benzer şiirsel bir isimle çekilecek üçüncü film beklentisine girdim. Yapılırsa, bu filmleri pekala sinemamızın “Şiirsel film üçlemesi” diye adlandırabiliriz. Şimdiden not düşeyim. (07 Mart 2021)

Bugün TV.den aldığım feyzler:* Skiper diyor ki “Alibeyköy Barajı yüreklere su serpti.” (Tohum serpecek değil, tabi ki su serpecek adı üstünde: Baraj). Günün ikinci feyzini de yarışan bir genç kızdan aldım. “‘Romeo ile Jülyet’in konusu hangi şehirde geçer?” sorusuna verdiği cevabın başında “Ben koyu bir DT hayranıyım, bu soruyu bilmem lazım.” dedikten sonra DT’nin Devlet Tiyatrosu olduğunu açıkladı. 70 yaşıma geldim, kendimi bildim bileli Devlet Tiyatrosu’na da gitsem, Şehir Tiyatrosu’na da gitsem, özel tiyatrolara da gitsem hayranlık belirtirken “Sinemaya hayranım, Tiyatroya hayranım” şeklinde belirtirim. “Romeo ile Jülyet”ten bahsederken de “Koyu bir Shakespeare hayranıyım” derim. Demek ki Z kuşağı ile aramızda bir hayli fark oluşmuş. (30 Ocak 2021)

Bir gazetenin market alışverişlerinde incelikler önerisi üzerine: Bu akıl bana çok geldi biraz da size vereyim: Pazarın bu başından girin, zeytin, peynir tezgâhlarından tadımlık alın, arada yanınızda götürdüğünüz ekmeği yiyin, kahvaltı bedavaya gelir. Esnaf yan bakarsa “İyiymiş, dönüşte alacağım.” deyin. Gülmeyin, yıllar önce bir arkadaş aralara elma, armut, erik ekleyerek böyle yapıyordu. (Ekmeği ben ilave ettim) Biz ona yüzsüz derdik. Yine bu arkadaş lokantaya gurup olarak gittiğimizde, yemek yer, “Arkadaşlar verecek” der, para vermeden çıkar giderdi. Keza bazen esnaf lokantası kalabalık olduğunda en pahalı yemekleri yer, kasaya geldiğinde “Az kuru, az pilav” der, öyle çıkardı. Tam bu günlerin adamıymış kulakları çınlasın veya Allah rahmet eylesin. (07 Şubat 2021)

Kellik güzel bir şey Ahmedim takma kafana. İnsanlar arasında hiç bir ayırım yapmıyor, zengine de fakire de, güzele de çirkine de, uzuna da kısaya da, inceye de kalına da, siyaha da, beyaza da uğrayabiliyor. Pandemi gibi netekim. (19 Şubat 2021)

TV.deki sanatçı, halk şairi Ruhsati’den alınan türkünün o dokunaklı “Çok yaşayan yüze kadar yaşıyor” mısraını söylerken 102 yaşında dünyaya veda eden ünlü oyuncu Kirk Douglas’ı hatırladım, duygulandım, gözlerim yaşardı. Benzer türkülerimiz boşuna bugünlere kadar ulaşmamış. Halk ozanı deyip geçmemeli, evrensel sözleriyle bir Amerikalıyı hatırlatıp bir Türkiyeliye gözyaşı döktürebiliyor. Sevenlerin seni unutmadı, huzurla uyu Spartacus. (23 Şubat 2021)

Herhangi bir olay karşısında, yeri geldiğinde “… halet-i ruhiye içindeyim…” şeklinde bir ifade kullanılır. Hanımlara bir diyeceğim yok da, erkek milletinin “…halet-i ruhi içindeyim…” demesi gerekmez mi? Gerekçesini de isimlere bağlayayım bari: Nuri, Nuriye, Bahri, Bahriye, Fahri, Fahriye, Ruhi, Ruhiye, o bakımdan yani. (25 Şubat 2021)

Mekânı cennet olsun Fikret Hakan, dünyanın en zor mesleğinin madencilik, ikincisinin ise oyunculuk olduğunu söylerdi. Az önceki söylemiyle İsmail Küçükkaya iki mesleğin de üzerine çıktı; dünyanın en zor mesleğinin elinde hazır metin olmadan 3 saat canlı yayın yapmak olduğunu açıkladı. Katılıyorum. Çok haklı. Hakikaten öyledir. Daha zor bir meslek olamaz. Allah kolaylık versin. (26 Şubat 2021)

Eski Türkiye’nin ünlü anonim türküsü, “Erzurum’a ısmarladım kazanı, kazanı; ben sevirem hem okuru, yazanı, yazanı.” diyerek sazın tellerini titretirken; yeni Türkiye’nin Profesörü, “Ben daha çok cahil ve okumamış tahsilsiz kesimin ferasetine güveniyorum bu ülkede. Yani ülkeyi ayakta tutacak olanlar, okumamış, hatta ilkokul bile okumamış, üniversite okumamış cahil halktır.” diyor. Hadi buyurun bakalım. (02 Mart 2021)

Kasadaki kız, “Caaart” diye diş fırçası paketi üzerinden bir şey kopardı. “O ne?” dedim, “Alarm.” diye cevap verdi. Bir an hırsızlık zanlısıymışım gibi hissettim. Mesela 65+6 yaşında biri olarak eski Türkiye’de böyle bir şey yaşamamıştım. (Çünkü o zamanlar, yani 2002 öncesi 52- yaşındaydım.) (03 Mart 2021)

Selami Naleyküm adlı çakma bir şarkıcı varmış, duydunuz mu? Ben şahsen duymadım, ama edindiğim bilgilere göre Selami Şahin’i taklit ediyormuş. (03 Mart 2021)

Sokağa çıkma yasağını ihlal edene ceza yazılması, parası olana yasak yok manasına da geliyor. Netekim bastır parayı seyreyle cümle alemi. (05 Mart 2021)

Sadi Bey’in Beyazperde Yazıları:
*Ama ben kesinliği, mantığı ve dengeyi reddediyorum.
*Bana ilham, cezalandırılmış bedenden ve bu görmüş geçirmiş gözlerden gelir.
*Bağış, yoksulluğu ya erteler ya da eskisinden beter eder.
(Trans Halindeki Ülke-Terra em Transe, Yön: Glauber Rocha.) (07 Mart 2021)

Eski Türkiye’nin şehir hatları vapurları tepelerinde martı çığlıkları duyduklarında hızlarını onlara göre ayarlarmış bugün onu keşfettim. Karaköy’den aldığım 6 simidin 4’ünü boğazın ortasına kadar martılara ikram ettim, sonra hızları vapurun hızına yetişemeyince geride kaldılar. 2 simidi dönüşte ikram edeceğim. (13 Mart 2021)

(17 Haziran 2021)

Sadi Çilingir

sadicilingir@sadibey.com

*****

DİĞER YAZILARI

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sinemacılık ve Filmcilik Yararına Bağımsız İletişim Platformu