Seven Ne Yapmaz

Çilingir Sofrası (Sadi Bey’in Facebook Günlükleri):

Memlekette o kadar çok film festivali yapılmaya başlandı ki artık takip etmekte zorlanmaya başladık. Biri bitmeden diğeri, hatta ikisi, üçü birden başlıyor. Aralarda da sos niyetine film günleri, haftaları yapılıyor. Bence her film festivali bir salonla anlaşmalı, yıl boyunca kendi konseptine uygun olan eski-yeni filmleri döne döne göstermeli. Hangi zaman aralığına yerleşelim diye ne siz uğraşın, ne de biz hangisini takip edelim diye koşuşturalım. (09 Aralık 2017)

Hemcinsleri lüks ve bakımlı bahçelerde zevk ve sefa içinde yaşarken, rüzgârın savurduğu bu garibim çiçek yol kenarına sığınmış. Bu dahi bir lütuf. En azından deniz manzarası var, esaret altında değil; kendi keyfince yapraklanıyor. (04 Aralık 2017)

65 yaşı geçmenin bir güzel tarafı da gittiğin durağa göre ücret alınan minibüslerde (Muğla ve ilçeleri) yaşanıyor. Bedava olduğu için şuradan bindim, burada ineceğim derdi yok. Biniyorsun, iniyorsun. Biniyorsun, iniyorsun. Nereye eserse oraya. Gülmeyin, bir gün herkes 65 yaşını geçecek. Kaçış yok. (04 Aralık 2017)

Baktım herkes, “Müsait olan bir yerde ineyim.” diyor, değişiklik olsun deye “Müsait olmayan bir yerde ineyim.” dedim. Şoför arkadaş hiç tepki vermedi; esprim boşa gitmesin diye buraya yazdım. (04 Aralık 2017)

Farklı bir açıdan baktığımızda sanatçıların işi gerçekten iki kez zor. Bir taraftan hayatlarını idame ettirmek için para kazanmak zorundalar, diğer taraftan sanatlarını layıkıyla yaparak şöhretlerini ve örnek kişiliklerini sürdürmek mecburiyetindeler. Misalen, bir bakıyorsun başımızın tacı sanat müziği şarkıcımız bir taraftan “Tûti-i mûcize-i gûyem, ne desem lâf değil” şarkısını söyleyerek sanatının müspet tarafından puan topluyor, iki şarkı sonra “Ablan kurbaaan olsun sana” diyerek parasını kazanıyor mecburen. Bir bakıyorsun yerli filmlerimizin tonton dedesi oyuncumuz Kerime Nadir uyarlamasında ailenin sevimli ihtiyarı olarak perdeye geliyor, iki film sonra bakmışsın C sınıfı bir kovboy filminde belinde tabancasıyla kovboyculuk oynuyor. Konuya müspet başladık, sanat, hayat gailesi, vs, vs.; doğrudur, hepsi tamam da yapılan işlerde biraz ahenk, biraz uyum, bir miktar paralellik olması gerekmez mi azizim? He? (05 Aralık 2017)

Türk sanat müziği de bazen kafa karıştırıyor. Birisinde “Git mutlu olacaksan beni düşünme, sen iyi bak kendine beni dert etme.” diyor sevgiliyi özgür bırakıyor, diğerinde “Düşmanımdır seni kim bulursa cana yakın, annen bile okşasa benim bağrım kan olur.” diyerek neredeyse sevgiliye pranga vuruyor. (07 Aralık 2017)

Habere göre “kar hayatı felç etmiş”. Niye ki? Hayat sadece güneşli günlerden mi ibaret. Kar da, yağmur da, fırtına da hayatın parçası değil mi? (07 Aralık 2017)

Kayınbiraderim palamutları tepsiye dizerken ben dolaptan zer-zevatları (“altın kişiler” manasına da geliyor) çıkarıyorum. Limona uzanırken yandan hafiften buruşmaya yüz tutmuş iri armudu görünce gayriihtiyari “Armut ayvayı yemiş.” deyiverdim. Gülüştük. Çok şükür böylece günümüzün modasına uygun olarak meyvaları da birbirlerine düşürmüş olduk. (18 Aralık 2017)

Telaşlanmayın, her şey geçecek. “Baki kalan bu kubbede bir hoş sada imiş” işin tesellisi; o dahi geçecek. Dedesinin dedesinin hoş sedasını hatırlayan mı var? (21 Aralık 2017)

“Güneydoğuda rüzgârlar hava kalitesini düşürüyor.” Hadi ben söylesem neyse de, bu cümleyi hava durumu sunan bir skiper söylüyor. Rüzgârın da, havanın da kalitesi her zaman yerli yerindedir kardeşim; rüzgâra ve havaya saygı göstermeye davet ediyorum sizi. (23 Aralık 2017)

Farkında mısınız, her “gün” geçip gittikten sonra “hey gidi günler”e dahil oluyor. O nedenle bu gün olumlu düşünün, iyi şeyler yapın, neşeli ve mutlu olun, insanların, hayvanların ve doğanın günü güzel geçirmesine katkıda bulunun. (24 Aralık 2017)

Kasabamızda (Şişli) nereden baksan 24 saattir sular kesik. Ne içebiliyorsun, ne… içebiliyorsun. Ellerimi yıkayacağım, musluktan tıss sesi bile gelmeyince önce su’ya giydirmeye niyetlendim, sonra fren yaptım. Garibim suyun bir suçu yok, O bizden de mağdur durumda. Derelerde, tepelerde şaldır şaldır akarken insanoğlu O’nun da yolunu hes’lerle baraj’larla kesmiş, 1600 mm çaplı borulara hapsetmiş. Neticede yeryüzündeki olumsuz her ne varsa biz, insanlar suçluyuz. Yönetimden sorumlu insanlara giydirdim. (24 Aralık 2017)

Vallahi ben şuraya, facebook tarihine not düşeyim de siz yine bildiğinizi okuyun. Kültür Bakanlığı’nın verdiği parayı geri ödememek için bazı filmlerin yılın son haftalarında tek kopya ile vizyona çıkarılmaları bendenizi fevkalâde rencide ediyor. Parayı kurtarıyorsunuz ama bu bir çeşit “kanunun ardından dolanma” olayı filminizin üzerine ilelebet yapışıp kalıyor. Pekâlâ alâkası var bir benzetme yapayım: Fi tarihinde büyüklerimiz “Koalisyonlardan memlekete bir fayda gelmez” deyip seçim yenilemişti, şimdi ise “Seçim ittifakı” adı altında gizli koalisyon yapıp seçime gitmeyi tartışıyorlar. Yapılacak öyle ittifaklara da oy vermeyeceğimi şimdiden belirteyim. (27 Aralık 2017)

(02 Mart 2018)

Sadi Çilingir

sadicilingir@sadibey.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir