Çalgı Çengi

Çilingir Sofrası (Sadi Bey’in Facebook Günlükleri):

Şimdiden öngörüde bulunayım, yazın bir kenara. Covid-19 salgınının tüm dünyayı esir alması, sinema ve tiyatro ve müze ve konser ve sergi salonlarının kapanmaları üzerine görsel sanat meraklıları dijital ortama yöneldiler. Bu ortamın müdavimleri hemen 40 yıllık sevgilileri sinema ve tiyatro ve müze ve konser ve sergi salonları gibi mekânlarda fiilen ve toplu olarak temaşa edilen etkinliklerden ilgilerini esirgemelerinin gerekçelerini, yöneldikleri dijital ortamın avantajlarını, kolaylıklarını, güzelliklerini, vs. vs.lerini övme yarışına girdiler. Furya sürerken Instagram, Youtube, Zoom, vs. vs. gibi mecralarda kişi bazında yağmur gibi hiç hesapta olmayan canlı etkinlik yayınları başladı. İşte bu yayınlar yaygınlaştıkça dijital ortamın öve öve bitirilemeyen Netflix ve Mubi ve Tivibu gibi, evlerdeki büyük ekran TV.lerde izlenen temaşaların da sonunu getirecek; meraklıların büyük bir çoğunluğu avuçiçi kadar telefon ekranlarına mahkûm olacak. Onun içün şimdiden kendinize gelin, sinema ve tiyatro ve müze ve konser ve sergi gibi etkinlikleri kendi özel mekânlarında izleme alışkanlıklarınıza sıkı sıkı sarılın. Açıldıklarında önceliği onlarda yapılan etkinliklere verin. Gidin onlara. Kaçırdıklarınızı veya tekrarlarını dijitalde… (Yarım bıraktım bu cümleyi.) (22 Nisan 2020)

Şahsi kanaatim odur ki, doğrusunu ertelenen festivaller yapıyor. Festival sadece konusu olan etkinlikleri görsel olarak takipçilerine sunmak değildir; insanların, yüzyüze gelmesi, bir arada olunması, aynı mekân içinde hep birlikte temaşada bulunulmasıdır. İnternet ortamında yapılan festivaller -tabiri caizse- işin kolayına kaçmak ve aslı taklit etmektir, yok hükmündedir. Şahsi kanaatim odur ki hiç yapmamak, internette yapmaktan iyidir. (23 Nisan 2020)

Bir 65 yaş üstü olarak konuşma yetkimi kullanayım ve konu vesilesiyle şöyle samimi bir beyanda bulunayım: Bize fazla güzelleme yapmayın, neticede dünyanın bu hale gelmesine engel olamamış bir nesiliz. Cenab-ı Allah bizden daha gençlere güç kuvvet versin, inşallah onlar dünyayı düzeltirler ve daha ideal bir hale getirirler. (25 Nisan 2020)

Tavsiye edilen film ve dizilerden o kadar gına geldi ki, artık onlardan kaçıyorum. Kıyıda köşede kalmış, hiç bahsedilmeyenleri bulmaya çalışıyorum. Her akşam “Gamzedeyim deva bulmam” olmuyor; bir akşam “Sarahaten acaba söylesem darılmaz mı”, diğer akşam “Sırma saçlı yarimin can bahşederken işvesi” iyi gidiyor. Vallahi. (25 Nisan 2020)

Korona günleri, 65 yaş üstü, sokağa çıkma yasağı, kısıt, bulaş derken aniden bir ilham geldi. Bakınız size çok mânâlı bir soru sorayım: Büyük harf, küçük harf oluyor da neden büyük rakam, küçük rakam olmuyor? Hadi buna da cevap verin bakalım, isterseniz vermeyin bakalım. (26 Nisan 2020)

Korona günleri, 65 yaş üstü, sokağa çıkma yasağı, kısıt, bulaş derken aniden bir ilham geldi. Bakınız size çok mânâlı bir soru sorayım: Ayşekadın Fasulye oluyor da Sadiefendi Kabak niye olmuyor? Hadi buna da cevap verin bakalım, isterseniz vermeyin bakalım. (27 Nisan 2020)

Tanıdıklarım arasında tek bir Reis var: Yönetmen Reis Çelik. (27 Nisan 2020)

Son derece karmaşık duygular içerisindeyim. 45 gündür 65 yaş üstü vatandaşlara uygulanan sokağa çıkma kısıtlamasına harfiyen uymanın verdiği haz ve huzur, iftar öncesi gelen 5 adet maske ve 1 şişe kolonyayla önce gönlümde minnet duygusu ile yükseldi, sonra kısıtlama nedeniyle sokağa çıkamadığım için maskeleri kullanamama gerçeği ile yüzleşince birden vicdan azabına dönüştü. Bir yanda karşılıksız yapılan bir yardım ve iyilik, diğer yanda maskeyle sokağa çıkmayarak bu iyiliğe karşı nankörlük yapıyorum zannına kapılmak. Buna halk dilinde sanıyorum “İki arada, bir derede kalmak” veya “Aşağı çemkirsen* sakal, yukarı çemkirsen bıyık” deniyor. Ben ne diyeyim ona da karar veremiyorum. (*Takipçilerime karşı ayıp olmasın diye malûm kelimeyi kullanmadım.) (28 Nisan 2020)

Diyelim ki sinema salonları bir daha açılmayacak, yok olacak. O zaman sinema filmi yapımı da duracak. Diyelim ki 50, demeyelim ki 100 yıl sonra benzer bir salgın olduğunda sanıyor musunuz ki insanlara izlemeleri için TV filmleri, dizileri tavsiye edilecek. Hayır, yine Fellini, Bilge Ceylan, Godard, Kavur, Kurosawa, Ömer Akad, Antonioni, Zaim, Peckinpah, Erdem, Penn filmleri tavsiye edilecek, çünkü bugünlerde çekilen TV filmleri, dizileri, yönetmenleri, oyuncuları hatırlanmayacak bile; “dediydi” dersiniz. (29 Nisan 2020)

Bizim köydeki Nohut şehre geldiğinde Leblebi olmuş, köydeki cıvık hamurdan yapılıp saç üzerine yayılan Akıtma da şehre gelince küçülmüş ve adı Krep olmuş. Köydeki Sadi Efendinin şehirde Sadi Bey olması gibi. (30 Nisan 2020)

Bu Koronalı günlerde Kiziroğlu Mustafa Bey ile Sarı Çizmeli Mehmet Ağa ne yapıyor acaba? (30 Nisan 2020)

Zamane ortamı malûm, TV.de klâsik sanat müziği dinliyorum. Terennüm eden sanatçı şarkıya başladı, “Bir kızıl goncaya …”, gayri ihtiyari telâşlandım, neyse ki “… dudağın” diye devam etti. Telâşım şarkının “… yanağın” şeklinde devam etme ihtimaliydi. Malûm bazı türkü ve şarkıların sözleri de zamane ortamında sakıncalı bulunuyor ve değiştirilebiliyor. Yarım doların 3,52 TL olduğu bu günlerde benim bu tedirginliğimi şahsen makûl gördüm, siz de öyle görün lütfen. (02 Mayıs 2020)

Küçük TV ekranının itici bir tarafını daha keşfettim. Yaşadığımız günler ve ortamda çoğunlukla yandaş Fox TV.yi izliyorum. Yaptığı tanıtımlarda programına aldığı filmlerin fragmanlarını o kadar çok gösteriyor ki sevdiğim filmlerden nefret edecek hale geldim. Şu sıra “Çalgı Çengi” o pozisyonda. “Cingöz Recai: Bir Efsanenin Dönüşü”yi pek sevemediğim için onda bir sorun yok. Fox TV.ye bir şiir uyarlamasıyla sesleneyim. “A be Fox TV / O kadar çok gösterme şu fragmanları / Çocuk öğürüyeri / Kusuyeri / Hastalanıyeri.” Sinema salonunda aynı fragmanı taş çatlasa bir haftada bir-iki kez izlersin; bıktırmaz seni, aksine filmi merak ettirir. (03 Mayıs 2020)

Her yıl 1 yaş alma uygulamasını her 10 yılda 1 yaş alma olarak değiştirirsek Kasım ayında 7 yaşıma gireceğim. Nasıl fikir ama? Bunlar hep Koronavirüs yüzünden uygulanan 65 yaş üstü sokağa çıkma yasağı uygulamasının verdiği ilham yüzünden oluyor. Allah devlete millete zeval vermesin, ancak bize zeval verdiği muhakkak. (04 Mayıs 2020)

(05 Mayıs 2020)

Sadi Çilingir

sadicilingir@sadibey.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir