Bitmeyen Yollar

Bursa’nın Ufak Tefek Taşları

1. Taş (Kabataş): 1. İletişim Kongresinde açık oturumu yöneten zat şöyle diyor: “Konuşmacı felanca 13.30 uçağı ile Londra’ya gideceğinden önce onu konuşturuyoruz, hık, mık…” Efendim o zaman Londra’ya gitmeyen birisini çağırsaydınız; veya o kişinin o gününün önemi Londra’yı gerektiriyorduysa gideydi Londra’ya. Demek ki o arkadaşınızın iletişimi miletişimi ciddiye aldığı yok. Alsaydı otururdu oturduğu yerde, gere gere konuşurdu 1. İletişim Kongresinde. Koskoca kongrede bir başkası için: “Ani bir şekilde yurtdışına gittiğinden katılamadı.” dediler; “ani bir şekilde” nasıl gidiliyorsa? Onun için beni kınamayın, “Bu adamın imlâsı mı bozuk, nedirrr?” deye.

2. Taş (Dikilitaş): Festivalde 15 Nisan’da gösterilen Bresson’un “Boulogne Ormanının Hanımları” adlı filmi TRT-2’nin 10 Nisan programında da vardı. Sanat filmlerine gösterdiği yakınlıkla bilinen TRT-2 festival filmini beş gün önce göstererek festivali talbalamış, labtalamış, baltalamış -her neyse işte- olmuyor mu?

3. Taş (Beşiktaş): Yılmaz Güney vesilesi ile gündeme gelen lümpenlikten bendeniz de nasibimi aldım. Çok sevdiğim ve kendime en yakın bulduğum sinema yazarı bir arkadaşa “Amerikan Güzeli”nin gösterimine girerken takılayım dedim. “Senin lümpen diyaloglarını sevmiyorum; yapma bunu bana.” deyiverdi. O sırada film başladığından rengimi göremedim, mosmor muyum, kıpkırmızı mıyım, yemyeşil miyim, pespembe miyim, kapkara mıyım, (durdurmasam daha devam edecek.) Ama sonradan düşündüm ki o pozisyon için arkadaşın dediği doğruydu, yoksa ben hakikaten her daim lümpen miyim, yoksa pen miyim, yazarlar birliği miyim? Ne yapayım şimdi ben?

4. Taş (Fenerbahçe): Festivalden sonra sinemalarda gösterime çıkacak olan “Ve Beşik Sallanacak”, “Buena Vista Social Club”, “Felicia’nın Yolculuğu”, “Hayvanlar Melekler ve İnsanlar”, “Köprüdeki Kız”, “Denizci”, “Annem Hakkındaki Her Şey”, “Bitmeyen Yollar”, “Vigo-Yaşam Tutkusu” gibi filmleri göstermekle, festival reklâma alet olmuyor mu? Oldu olacak festival için dünyanın dört bir yanını dolaşmayı bıraksak da dağıtımcılarımızın göstereceği 180 adet filmin ön gösterimlerini festivalde yapıversek taha iyi olmaz mı? Hem o zaman “festivaller festivali” unvanımızın da üstüne çıkarız. Çünkü “seçilmişlerden seçmek” gibi bir sınırlamayı da delmiş olur, doğrudan dünya filmlerinden bir -nasıl derler- “seçki” sunarıs sevgili sinemaseverlere. (Ben bu yazıdan sonra seneye festivale biraz zor girerim.) Üretim Tarihi: 22.04.2000, Saat 19.57. Beyefendi bir TEMA gönüllüsüdür.

Sadi Çilingir

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir