Rüzgarda Salınan Nilüfer

Çilingir Sofrası (Sadi Bey’in Facebook Günlükleri):

Mekânı cennet olsun, Bülent Kayabaş’ı kaybettik. Kayabaş, seyirciden gördüğü ilginin desteğiyle başrole yükselen sayılı karakter oyuncularımızdandır. Ediz Hun ve Gülşen Bubikoğlu’nun başrolünde oynadığı “100 Lira ile Evlenilmez” ve yine Ediz Hun’un Türkan Şoray’la oynadığı “Güllü Geliyor Güllü” adlı filmde canlandırdığı, baş erkek oyuncu karakterinin sevimli arkadaşı rolleriyle büyük ilgi görünce bu filmlerin yapımcısı İrfan Ünal tarafından kendisine “Hayret 17” adlı filmle başrolde oynama imkânı sağlanmıştı. Keza yine, bir zamanlar sinemamızın en güçlü şirketlerinden Akün Film yapımı, yukarıda bahsettiğim bu filmlerin gördükleri ilginin tesiriyle, diğer en güçlü şirketlerden Acar Film – Murat Köseoğlu da Nejat Saydam yönetiminde Bülent Kayabaş’ın başrolünü oynadığı “Sevimli Frankenştayn” filmini çekti. Kayabaş’ın A sınıfı firmaların başrolünde oynadığı filmleri maalesef bu iki filmle sınırlı kaldı. Sinemamızda yan rollerde iyi veya kötü karakterleri canlandırdıktan sonra dikkat çeken ve başrole kadar yükselen diğer oyuncularımız arasında Sadri Alışık, Öztürk Serengil, Hüseyin Baradan, Ahmet Tarık Tekçe gibi oyuncularımız hatırlanır. Mete İnselel, Ali Poyrazoğlu, Hadi Çaman ve hatırlayamadığımız bazı oyuncularımız ise konusu malûm, başka tür filmlerde başrol oyunculuklarını sürdürmüşlerdir. (19 Nisan 2017)

Türkçe altyazılı seyrettiğim Fransız filminin son jeneriğini İngilizce şarkı eşliğinde izlemek nefisti. (“Gelecek Günler / L’Avenia” isimli film, Isabelle Huppert başrolü ile 28 Nisan’da sinemalarda gösterime girecek.) (20 Nisan 2017)

Bazı filmlerimizin adlarını çok severim. Şiir dizesi gibidirler. Yazarı şiire başlamış da vazgeçmiş, film senaryosuna döndürmüş gibidir: Kiraz Çiçek Açıyor, Rüzgârda Salınan Nilüfer, Karanlıkta Uyananlar, Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, Karacaoğlan’ın Kara Sevdası, Bekle Dedim Gölgeye, Sen Şarkılarını Söyle, Cumartesi Cumartesi, Fikrimin İnce Gülü, Bir Yanımız Bahar Bahçe, Çok Uzak Fazla Yakın… Aklınıza gelenleri ekleyin buraya, bakın ne kadar güzel bir liste çıkacak. (21 Nisan 2017) Sevenlerinin ekledikleri: Soğuktu ve Yağmur Çiseliyordu, Dönersen Islık Çal, Vesikalı Yarim, Gece Melek ve Bizim Çocuklar, Öfkeli Çılgınlık Karamsar Çile, Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni, Sevmek Zamanı, Kız Kulesi Aşıkları, Sen de Gitme Triyandafilis, Piano Piano Bacaksız, Ve Recep ve Zehra ve Ayşe, Her Şey Çok Güzel Olacak, Bizim Büyük Çaresizliğimiz, Benim Sinemalarım, Şehre Gelen Yabancı, Unutursam Fısılda, Selvi Boylum Al Yazmalım, Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrukesi, İstanbul Kanatlarımın Altında, Mum Kokulu Kadınlar, Başka Semtin Çocukları, Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi, Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak, Laleli’de Bir Azize, Yağmurlarda Yıkansam.

Lütfi Ömer Akad’ın ünlü “Vesikalı Yarim” filminin o yürek sızlatan, “Çok eskiden rastlaşacaktık.” arzusunun yerine gelmesi mümkün değil. Ancak bu arzuya teselli olabilecek bir öneri buldum. Şöyle: “Şimdi rastlaş, 30 sene sonra ‘Çok eskiden rastlaşmıştık’ diyebilirsin.” (24 Nisan 2017)

Tesellinin açıklaması (veya gerekçesi): Yaş ve yaşlanmak meselesine fazla takmamak gerektiği kanaatine vardım henüz, yeniden. Neden derseniz şöyle açıklayabilirim: Hepimiz, genci, yaşlısı, çok genci, çok yaşlısı aynı güneşte ısınıyoruz, aynı yağmurlarda ıslanıyoruz, aynı yerleri geziyoruz, aynı filmleri seyrediyoruz, aynı eserleri okuyoruz, aynı sesleri dinliyoruz. İstisnasız hepimizin bedeninin ve ruhunun da zamanın amansız yıpratmasından kurtulması mümkün değil, mecburen hep birlikte eskiyoruz. Tesellinin açıklaması (veya gerekçesi) budur. (29 Nisan 2017)

Son 5 yılda hakkında kitap yayınlanan en şanslı Yeşilçam oyuncumuz İzzet Günay olmalı. Dünya Kitle İletişimi Araştırma Vakfı, düzenlediği 28. Ankara Uluslararası Film Festivali kapsamında sanatçı hakkında yeni bir kitap yayınladı. Değerli sanatçı hakkında 2013 yılında 20. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali ve 4. Malatya Uluslararası Film Festivali tarafından da 2 kitap yayınlamıştı. Yayınlanan bu kitapların diğer ilginç özelliği de hepsinin araştırmacı yazar Burçak Evren tarafından hazırlanmış olmaları. Değerli yazar her kitabı farklı yöntemlerle hazırladığını belirtiyor. (29 Nisan 2017)

Ülkemize yabancı film ithal eden bazı firmaların son zamanlarda sinema salonlarını ihmal etmeye veya fazla önemsememeye başladıklarını görüyoruz. Malûm yurtdışından alınan filmlerin gösterim raconu şöyle işler: Alınan film önce sinema salonlarında, sonra TV.lerde gösterilir, en sonunda DVD ve Blu-ray olarak piyasaya sürülür. Bu sürülme aşamasında zaman aralıkları her gösterim mecrasını koruyacak şekilde ayarlanır. Son zamanlarda bazı ithalatçı şirketlerin bu koruma kalkanını kullanmadıklarını görüyoruz. TV.ler satın aldıkları film henüz sinemalarda gösterilirken, aynı filmi yakın zamanda TV ekranında göstereceklerini duyuruyor. Keza bazı firmalar da sinemalarda gösterimi süren filmi yakın zamanda DVD olarak gösterime sunacaklarının reklâmlarını yapıyor. Bu reklâmları gören ve duyan seyirci sinemaya niye gitsin? Yapmayın bunu. (30 Nisan 2017)

(30 Nisan 2017)

Sadi Çilingir

sadicilingir@sadibey.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir