Sarışının Adı Var Esmerin Tadı Var

Çilingir Sofrası (Sadi Bey’in Facebook Günlükleri):

Sinemacılardan rica: 7 gişenizden 1 tanesi açıkken ve kuyrukta 10-15 sinemasever beklemekteyken gişe elemanınıza popcorn menüsü satışı için dil döktürmeyin.
Sinemaseverlerden rica: 7 gişeden 1 tanesi açıkken ve kuyrukta 10-15 sinemasever beklemekteyken “Yerim F5, yok yok D8, olmadı K15 olsun” diyerek işin suyunu çıkarmayın.
Sinemacılardan bir rica daha: 7 gişeniz varsa en az 2 tanesini açık tutun. Birisinden geç seansların biletlerini, diğerinden hemen başlayacak filmin biletlerini satın. Hani marketlerde Jet Kasa uygulaması var ya onun gibi. Jet Gişe uygulaması yapın.
Kendimden rica: Popcorn menüsü satışı reklamlarını ve yer seçiminde kararsız davranan seyirciyi 15 dakika bekleyeceğine git paranı at yarışına yatır, para kazanamasan da zaman kazanırsın. En az 2 saat. (01 Eylül 2017)

“Bir tam buğday ekmek, iki poğaça” dedim ve “Kaç para?” diye ekledim. “6 lira” dedi. “7 lira versem olur mu?” dedim. Önce ne diyeceğini bilemedi, bekledi, düşündü. “6 lira yeter abi.” dedi. Gülüştük. Müşteriler genelde aldıkları malın fiyatını düşürmeye çalışır ya, ben yükselttiğim için şaşırdı herhalde. (02 Eylül 2017)

Eski Türkiye’de kumbara ve tasarruf alışkanlığı vardı; Yeni Türkiye’de kredi kartı ve gelecekten harcama modası var. (04 Eylül 2017)

Skiper balık avlanma yasağının 01 Eylül’de kalktığı haberini okuyor; balıkçıların teknelerine atlayıp engin sulara açıldıklarını, ağlarını dökmeye ve avlanmaya başladıklarını ballandıra ballandıra anlatıyor. Keza geçtiğimiz aylarda Karadeniz altını, fındık hasadının başladığını haberciler vasıtasıyla duymayan kalmamıştı. Artık tüm yıl sinemalarda yeni vizyon filmleri izleyebiliyoruz ama şu kadar yıldır Eylül aylarında TV.lerin ana haber bültenlerinde “Sinema sezonu başladı, yeni ve güzel filmler izleyeceğiz” gibi ortalığı ayağa kaldıran haberler dinlemedik. Ne bileyim uzun bayram tatilleri olduğunda hemen “Turizmciler yaşadı, restoranlar tıka basa dolacak” vs. gibi haberler duyuyoruz. Arada sırada “Sinemacılar bayram tatiline bomba gibi filmlerle giriyor, salonlar koşun”, “Okullar tatil oldu, haydi çocuklar sinemaya” gibi haberler de yapın heeey sinemanın çocuğu TV kanalları. (04 Eylül 2017)

Bakın size bir soru: Elma, kiraz, badem, sırma, zeytin, kor, kömür, kalem kelimelerinin ortak özelliği nedir? Bilen 10 kişiye e-posta ile imzasız fotoğrafımı göndereceğim. Hadi bakalım yağdırın cevapları. Bilen olmazsa bir sonraki paylaşımda cevabını yazarım. (02 Eylül 2017)

Bir önceki paylaşımda “Elma, kiraz, badem, sırma, zeytin, kor, kömür, kalem” kelimelerinin ortak özelliği nedir?” diye sormuş ve “bilen olmazsa bir sonraki paylaşımda cevabını yazarım.” demiştim. Bilen olduğu için cevabı yazmıyorum.
(Hadi yine dayanamadım yazayım bari: Bu kelimelerin tümü erkek milletinin sevgiliyi tarif etmekte kullandığı kelimelerdir. “Elma yanaklı, kiraz dudaklı, sırma saçlı, kalem kaşlı” şeklinde tarif edilir. Gözler kalbin aynası olduğu için tek benzetme yetmez, “badem, zeytin, kömür” kelimeleriyle tarif edilir. “Kor” ise Münir Nurettin Selçuk’un “Endülüs’te Raks” adlı şarkısında, “Gül tenli, kor dudaklı, kömür gözlü, sürmeli” şeklinde geçiyor.) (Bu soru – cevaplı paylaşımın ilhamını az önce Nesrin Sipahi’nin söylediği yukarıda bahsi geçen şarkıdan aldım.) (02 Eylül 2017)

Ziya Paşa mı söylemişti? Şöyle: “Ayinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz, şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde.” Sadi Paşa olarak günümüz kamuoyuna hatırlatayım. Sosyal medyada yazılanlardan üzerinize alındığınız olursa Paşanın bu sözünü paylaşın. Söz yerine ulaşır. Paylaşan rahatlar, anlayan anlar fekat rencide olmaz. Ne şiş yanar ne kebap. (03 Eylül 2017)

Bazen kendime “Sinema tutkusuna fazla mı esir oldum” diye soruyorum. Sonra çevreme bakıyorum. Birisi Beşiktaş’ın 1957 yılında falanca lig maçının 85. dakikasında golü filanca futbolcunun attığını ballandıra ballandıra anlatıyor. Diğeri Marmara’nın feşmekanca sularında Çinekop’un bol olduğunu, Palamut’u yakalamak için şöyle misina, böyle iğne kullanılması gerektiğini mutlu mutlu ifade ediyor. O zaman “Eee” diyorum, biz fanatik sinemaseverlerin de sohbete “Marilyn Monroe’nun sarışının adı var”ından “Penelope Cruz’un esmerin tadı var”ına, Rock Hudson’un özel meraklarından, Angelina Jolie – Brad Pitt çiftinin her renkten çocukları evlat edinmelerine geçerek sohbet etmemizi normal bulu veriyorum. (04 Eylül 2017)

“Yarası olan gocunur” da, “Gocusu olan yaranır” mı? (03 Eylül 2017)

Ajda Pekkan’ın “Kimler geldi, kimler geçti” şarkısının adını son yıllardaki film dağıtım şirketlerine uyguladığımda şöyle bir sonuç çıkıyor:
Kimler geldi: TME Films (The Moments Entertainment adını kısaltması iyi oldu), FFD Film (Feature Film Distribition adını kısaltması iyi oldu), CGV Mars Dağıtım (CGV’nin açılımını merak ediyorum doğrusu / İnsanoğlu böyledir, kısaltmayı takdir eder, kısanın da açılımını öğrenmek ister), Başka Sinema, MC Film, Derin Film, Orak Film.
Kimler geçti: Tiglon Film, Medyavizyon Film, A & P Filmcilik, UNP Filmcilik, Belge Film, M3 Film, 35 mm Filmcilik, Duka Film, Roll Caption.
Gidenlere de gelenlere de selam olsun.
Geçen yıl sonuna kadar yağmur gibi yabancı film ithal eden Calinos Films’e de selam olsun. Tesbit edebildiğim kadarıyla 30 Aralık 2016 tarihinde vizyona sunduğu “Şeytanın Oğlu” (Incarnate) adlı filmden sonra herhangi bir filmi sinemalarımıza uğramadı.
(Şirket adları rastgele sıralandı.) (04 Eylül 2017)

“Kardeşim Benim 2” filminin PR.cısı arkadaşlara teşekkür ederim, sağolsunlar filmin teaser afişini IMDb.ye kadar ulaştırmışlar. İndirdim. (04 Eylül 2017)

(30 Aralık 2017)

Sadi Çilingir

sadicilingir@sadibey.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir