Deha

Çilingir Sofrası (Sadi Bey’in Facebook Günlükleri):

Vallahi ben yeni öğrendim. 16 Mayıs’ta sona eren 10. Uluslararası Çaydaçıra Film ve Sanat Festivali kapsamında Park23 AVM’de yapılan söyleşide kendi ağzından duydum. Nuri Alço ünlü pehlivanımız Kel Aliço’nun torunuymuş. (19 Mayıs 2017)

TV.de “Onat Kutlar” diye bir anons duyunca rahmetli sinema yazarımızı anlatan bir program saikiyle bakayım dedim. Meğer Onaltıkırkta başlayacak bir programın duyurusuymuş. Öyle anlaşılıyor ki bendeniz gibi bazı arkadaşların sinema sevgisi sinefilliği aşmış, ne bileyim sinedinozor’luğa falan ulaşmak üzere. (Buraya kahkaha efekti münasiptir.) (19 Mayıs 2017)

Yeni vakıf olduğum küçük bir hikâye anlatayım. Şarkıcı – oyuncu bayan sanatçımız ihtiyacı olan bir belgeyi almak için üye olduğu vakfa gitmiş. Aramışlar, taramışlar (mecazen) bir türlü kaydını bulamamışlar. Ne yapacaklarını kara kara düşünürlerken birden müdür beyin aklına gelmiş ve sanatçıya “Adınız nüfus kaydınızda da aynı mı?” diye namütenasip bir soru sormuş. Değilmiş tabi ki. Oradan konunun açılımına gelirsek şöyle oluyor: Sinemamızda farklı isimle şöhret olmuş onlarca sanatçımız vardır. Bunlar içinde benim ilk aklıma gelen Fikret Hakan’dır. Hakan’ın gerçek adı Bumin Gaffar Çıtanak, Cüneyt Arkın’ın Fahrettin Cüreklibatur, Murat Soydan’ın Rüçhan Tercan’dır. 10. Uluslararası Çaydaçıra Film ve Sanat Festivali bu bakımdan da yararlı oldu. Engin Çağlar olarak tanıdığımız, daima genç ve yakışıklı jönümüzün gerçek adının Ali Çağlan Övet, sinemamızda gamze dendiğinde ilk akla gelen bayan oyuncumuz Bahar Öztan’ın gerçek adının Ülkü Cerrahoğlu, birkaç tane sinema filminde de rol alan Kıbrıslı ünlü şarkıcımız Nil Burak’ın gerçek adının Nihal Munsif olduğunu yeni öğrendim. Birde tek isimli bildiğimiz, ancak aslında çift adı olan Şerife Perihan Savaş, Balamir Yavuz Karakaş, İsmet Feza Sınar gibi sanatçılarımız var. Geçen yıl Mayıs ayında vefat eden Oya Aydoğan’ın da gerçek soyadı Aydoğdu’ymuş. (19 Mayıs 2017)

Dokunmadığınız, temas etmediğiniz sürece herşey sadece görüntüden ibaret. (21 Mayıs 2017)

Karışık makarna yapmayı düşünüyorsanız yapmayın. Ben yaptım hiçbir şeye benzemedi; yeniyor ama tat vermiyor. (21 Mayıs 2017)

Yolda rastlaştığım ve gerçekten görmeden yanımdan geçip giden tanıdıklara kızmıyorum. Ancak görüp de görmemiş gibi yaparak geçenlere gönül koyuyorum. Çünkü görmezden gelmenin sahte olduğu belli oluyor. Yılların tanıdıklığını bir an’a feda etmeyin. Yapmayın bunu. Ne demişler: Bir gülümseme bir tatlı söz çok şeye mal olmaz; vereni fakirleştirmez, alanı zengin eder. (23 Mayıs 2017)

Herkesin bir derdi var, biri birine benzemiyor. Metroda oturmuşum, oturmuş da bir türkü… pardon öyle değil, metroda oturmuşum basın gösterimine gidiyorum. Solumdaki delikanlıya baktım telefonda okey oynuyor, bendenize baktım elimdeki fındık büyüklüğünde 15 adet onix taşından mamûl tesbihi şak şak şak diye şaklatarak çekiyorum, sağıma baktım bir hanımefendi kitap okuyor. Tabi hemen tesbihimi sessize aldım. Aslında herkesin ayrı telden çalması, farklı konularla meşgûl olması iyi. Böylece herkes uzman olduğu konu hakkında diğerini bilgilendirebilir. Herkes tek konuya odaklanırsa bilgi dağarcığımız zenginleşmez. (24 Mayıs 2017)

Yabancı filmlerdeki Türkçe altyazıların nasıl hazırlandığı konusuna Avşar Film’de çalışırken vakıf olmuştum. Filmdeki diyaloglar kâğıda basılı halde gelir ve çevirmen arkadaşlar bu konuşmaları Türkçeye çevirir sonra çevirdiklerini bir de görüntüyle eşleştirerek kontrol ederlerdi. Yabancı filmlerin alt yazılarının çevrilmesi özel gayret gerektirir. Altyazıları kâğıda basılacak eser gibi çevirirseniz sinema seyircisi altyazı okumaktan görüntüye bakamaz. O nedenle konuşmalar mânâsını kaybetmeden mümkün olduğunca kısaltılarak çevrilmeye çalışılır. Çeviri yapıldıktan sonra da mutlaka görüntü ile eşleştirilerek kontrol edilmelidir. Çünkü filmi görmeden yapılan çeviri ile görüntü arasında uyumsuzluk olabilir. Misalen bu hafta vizyona girecek olan bir filmin basın bülteninde şöyle bir cümle başlangıcı var: “Aile gerilimleri ve kopuklukları patladığında, amca ve yeğeni, ev sahibeleri…” Çat pat bilgime göre “uncle” kelimesi İngilizcede hem amca, hem de dayı mânâsına geliyor. Bültende “amca” diye belirtilen kişi aslında filmde küçük kızın dayısı. O nedenle çeviriler yapıldıktan sonra görüntüyle de kontrol edilmelidir. (24 Mayıs 2017)

Hemen karamsar olmayın. Olay aynı olsa da mânâsı bakış açısına göre farklı olabilir. Ünlü şarkının bir dizesini misal verirsek, “Rüzgârların önünde kuru bir yaprak gibi sürükleneceksin” dizesine İnsanoğlu gözünden bakarsak hüzün dolu bir ifadedir. Oysa Kuru Bir Yaprak gözünden bakıldığında olay, normal hayatın içinde mükemmel bir seyahat olarak algılanabilir. (24 Mayıs 2017)

(11 Haziran 2017)

Sadi Çilingir

sadicilingir@sadibey.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir