İş dünyasının iki güçlü ismi, bu alanda uzun yıllardır araştırmalar yürüterek danışmanlık veren Evrim Kuran ve Murat Yeşildere, yeni çağın yeni iş sözlüğünü yazdı. Yeni Kavramlar, Yeni Gerçekler: İş Dünyası İçin Güncelleme Rehberi Eylül ayında Mundi Kitap etiketiyle raflarda. İş yaşamı güzel kelimeleri sever. “Liyakat” der, “bağlılık” der, “kültür” der, “çeviklik” der, “kapsayıcılık” der, “liderlik” der… Sonra bu kelimeler toplantı notlarında pürüzsüzleşir, raporlarda cilalanır, koridorlarda slogana dönüşür. Oysa bir kavramın gündelik işleyişte nasıl karşılık bulduğuna bakınca, o kurumun insanla, güçle, adaletle ve sorumlulukla nasıl bir ilişki kurduğu da açıkça görünür hale gelir. Kelimeler ele verir.
50’den Fazla Dile Çevrilen Morisaki Kitabevi Günlükleri’nin Yazarından: Torunka Kafe
Satoshi Yagisawa’dan kalbi kırıkların, geçmişe tutunanların ve yeniden başlamaya çalışanların hikâyesi: Torunka Kafe. Morısaki Kitabevi’nde Günler ile tanınan Japon yazar Satoshi Yagisawa, bu kez okurlarını Tokyo’nun arka sokaklarında saklanan küçük bir kafeye davet ediyor. Japon edebiyatının gündelik hayatın içindeki büyük duyguları yakalayan sıcak anlatısını taşıyan Torunka Kafe, Athica etiketiyle Türkçede. Ahmet Göksel Kurşunlu’nun çevirdiği kitapta, Tokyo’nun eski mahallelerinden birindeki küçük bir kafe, Torunka.anlatılıyor. Birkaç masa, özenle demlenen kahveler, müdavimler ve kapısından içeri giren insanların beraberlerinde getirdiği yarım kalmış hikâyeler.
İnsanlığın Yeni Başlangıç Hikayesi: Âdem
Yıldızlar arası yolculuk, yapay zekâ ve insanlığın geleceği aynı hikâyede buluşuyor. Cem Kartal’ın yazdığı Âdem romanı, insanlığın Dünya’nın sınırlarını aşarak yeni bir gezegende yaşam kurma mücadelesini bilim, teknoloji ve insan doğası üzerinden anlatıyor. Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık (KDY) tarafından yayımlanan Âdem, insanlığın geleceğine dair çarpıcı bir hikâye sunuyor. 1972 yılında Erzurum’da doğan Cem Kartal, ilk, orta ve lise eğitimini aynı şehirde tamamladı. Üniversite eğitimine İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nde başladı. Kartal, 2001 yılında bir kamu kuruluşunda göreve başladı, âlen aynı kurumda çalışıyor.
Mubi Fest İstanbul Binlerce Sinemaseveri Ağırladı
Her yıl dünyanın farklı şehirlerinde sinemaseverleri bir araya getiren MUBI FEST, iki yıl aradan sonra İstanbul’a dopdolu bir programla döndü. 04 – 06 Eylül’de Paribu Art’ta 6 bin 500’den fazla İstanbulluyu ağırlayan MUBI FEST İstanbul, Cannes’dan en yeni filmlerin Türkiye prömiyerleri, özel gösterimler, söyleşiler, atölyeler ve canlı müzik performansları ile film festivalinin ötesine uzanan buluşmalara sahne oldu. Paweł Pawlikowski’den Ata Yurdu (Fatherland), Arthur Harari imzalı The Unknown, Lukas Dhont’tan Coward, Na Hong-jin imzalı Hope ve Jane Schoenbrun imzalı Miyazma Kampı (Camp Miasma), 79.Cannes Film Festivali’nden sonra Türkiye’de ilk kez beyazperdede sinemaseverlerle buluştu.
- Basın Bülteni
- Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
Mubi Fest İstanbul Binlerce Sinemaseveri Ağırladı yazısına devam et
Heyecanla Beklenen Zor Baba 4 Filminin Ana Afişi Yayınlandı
Bu Kasım ayında, komedi dünyasının ikonik ismi ve Emmy ödüllü Ben Stiller ile iki Oscar ödüllü Robert De Niro, Grammy ödüllü ve Oscar adayı Ariana Grande’nin de katılımıyla, büyük gişe başarısı yakalayan Meet the Parents serisinin yeni halkası Zor Baba 4 için yeniden bir araya geliyor. Filmin kadrosunda ayrıca, Oyuncular Birliği Ödülü adayı Teri Polo ile Tony ve Emmy ödüllü Blythe Danner’ın yanı sıra, seriye ilk kez katılan Skyler Gisondo (Superman), Altın Küre adayı Beanie Feldstein (Booksmart) ve Eduardo Franco (Stranger Things) yer alıyor. Filmin yönetmen koltuğunda, önceki üç Meet the Parents filminin ortak yazarı olan John Hamburg oturuyor.
- Basın Bülteni
- Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
Heyecanla Beklenen Zor Baba 4 Filminin Ana Afişi Yayınlandı yazısına devam et
Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nde Filmlerin Ötesine Uzanan Bir Etkinlik Programı
Ayvalık Uluslararası Film Festivali film gösterimlerinin yanında sinema, sanat, kent kültürü ve güncel meseleler üzerine farklı disiplinlerden isimleri bir araya getiren konuşma, söyleşi ve bir özel konsere de ev sahipliği yapacak. ASKEV Sera ve Fabrika Ayvalık’ta düzenlenecek tüm konuşmalar ücretsiz olacak. Festivalin etkinlik programı “Kent Hafızası” başlıklı konuşmayla başlayacak. “Ayvalık’ta Bir Sinema” projesi Ortaklaşa: Kültür, Diyalog ve Destek Programı’ndan hibe almaya hak kazandı. Bu proje, Ayvalık’ın hafızasında önemli bir yeri olan Vural’a yeniden sinema salonu işlevini kazandırmayı hedefliyor.
- Basın Bülteni
- Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
04 – 06 Eylül 2026, Hafta Sonu Gişe Verileri
04 – 06 Eylül 2026, Hafta Sonu (Weekend) Gişe Verileri için tıklayınız. Bu listelerden alıntı veya kopyalama yapıldığında kaynak olarak Haftalık Antrakt Sinema Gazetesi’nin gösterilmesi rica olunur.
Mubi Fest İstanbul, Ata Yurdu’nun Türkiye Prömiyeri ve Mirkelam Konseriyle Başladı
MUBI FEST İstanbul’un açılış gecesi 04 Eylül Cuma akşamı Paribu Art’ta gerçekleşti. Arif Pişkin, Nezaket Erden, Fadik Sevin Atasoy, Gürgen Öz, Ece Dizdar, Serdar Orçin gibi çok sayıda ünlü ismin katıldığı gece, Paweł Pawlikowski’nin Cannes’dan ödülle dönen son filmi Ata Yurdu (Fatherland) filminin Türkiye prömiyeriyle başladı. Film gösteriminin ardından açılış partisinde ünlü sanatçı Mirkelam sahne aldı. Kendine özgü sahne enerjisiyle geceye eşlik eden Mirkelam, sevilen şarkılarını MUBI FEST İstanbul davetlileri için seslendirdi. Sinema ve müziği aynı gecede buluşturan açılış, MUBI FEST İstanbul’un hafta sonu boyunca sürecek seçme filmlerden oluşan programın başlangıcını yaptı.
- Basın Bülteni
- Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
Mubi Fest İstanbul, Ata Yurdu’nun Türkiye Prömiyeri ve Mirkelam Konseriyle Başladı yazısına devam et
Derin Devletin Kanlı Oyunları / Saldırı
Adam Wingard imzalı ‘Saldırı / Onslaught’ bir western atmosferinde açılıyor. Issız çölün ortasındaki ilk sahnede, eski ordu mensubu keskin nişancı Celeste’i (Adria Arjona) içi boşaltılarak korkunç ve gülen yüzler şeklinde oyulmuş Halloween bal kabaklarına atış talimi yaparken izliyoruz. Derken tepede beliren askeri helikopterin silah seslerine karışan gürültüsü genç kadını Ortadoğu’da savaştığı dehşet anlarına götürüveriyor.
Celeste başlangıçta iki aylığına geldiği ‘Windy Oasis Karavan Parkı’nı yine eski bir asker olan Josiah (Reginald Vel Johnson) ile birlikte idare etmektedir. Ayrıldığı eşi o sabah bir süreliğine göz kulak olması için ortak kızlarını kendisine bıraktığında, oturduğu mekânın dört bir yanına dağılmış ağır silahlarını ve içki şişelerini ortadan kaldırarak yeni bir geçici düzen kuran genç kadın, ücra karavan alanının yersiz yurtsuz bir avuç sakini gibi yaklaşmakta olan tehlikeden habersizdir.
Daha sonra paralel bir öyküde Dr. Hans Kammler (Dan Stevens) ve dominant karısı Hanna (Rebecca Hall) ile tanışırız. Nazi bilim adamı, ABD’nin Orta Doğu tatbikatlarında görev almış, defalarca vurulmuş, onlarca sivili öldürmüş tehlikeli askerlerin, genetiği değiştirilmiş süper güçler ve de acımasız kıyım makinaları olarak tasarlandığı çalışmalarını tamamlamış, bu askerlerden üç tanesinin ‘terminatör’ misali sahaya çıkma vakti gelmiştir. Pentagon’dan kiralanan, çöldeki eski Amerikan üssünde konuşlanmış ve özel bir askeri taşeron firma tarafından çalıştırılan araştırma tesisinde, ideal savaşçı olarak tasarlanmış bu ölümcül robot askerlerin sivil halk üzerinde denenmesine gelmiştir sıra.
Yönetmen Wingard’ı, Sundance’deki gösterimi sonrasında sinema aleminin radarına girmesine vesile olmuş olan 2014 yapımı ünlü ‘The Guest’ ile tanımıştık. Yine bir ‘Cadılar Bayramı’ öncesinin bal kabaklı motifleri arasında gelişen bu ilgi çekici gerilim – aksiyonda, hikâyeye adını veren ‘misafir’ savaşta ölen oğullarının arkadaşı olduğunu söyleyen David’in (Dan Stevens) Peterson ailesinin konutuna yerleşmesi ve kendi halindeki Moriarty kasabasında peş peşe gizemli ve şiddet dolu olayların hızla tırmanması üzerine kuruludur. Kibar görünümlü genç asker gerçekte askeri bir tıbbi deneyin deneği, yenilmez savaşçılar yetiştirmek üzere hazırlanmış bir programın firarisidir. Masmavi gözlerinden taşan öfkesi nezaketinin önüne geçtiğinde genç adam tam anlamıyla bir ölüm makinasına dönüşecektir.
Arada Hollywood için çektiği Godzilla filmlerinin ardından ‘Saldırı’ ile yeniden esas meselesine dönüş yapan Wingard, ABD’nin Trump döneminde iyice şaha kalkan saldırgan tutumunu ve bunun ülke içinde uzanabileceği şiddet ve vahşet zihniyetini sorgulamayı sürdürüyor. Ön jenerikte günümüzden geriye doğru sararak ABD’nin İkinci Dünya Savaşı ve sonrasına kadar uzanan emperyalist kalkışmalarını, denizaşırı ülkelerde, Orta Doğu’da giriştiği darbeler ve askeri çatışmaları siyah – beyaz bir kolaj halinde perdeye taşıdığı bu bölümde meselesini daha net bir biçimde ortaya koyuyor. Derin devletin karanlık operasyonları, Nazi kalıntısı bilim adamları ile işbirliğinin sonuçları ve insanlık dışı deneylerin sivil halk üzerinde uygulanışına kadar bir dizi karanlık girişim konu ediliyor. Gerilimin adım adım tırmandığı ilk bir saatin ardından ise korku – aksiyon sinemasından karma esintiler eşliğinde ortalık kan gölüne dönüşüyor.
Wingard‘ın bir kez daha 80’ler gerilim – aksiyon sinemasının, John Carpenter imzalı zamanında çok sevilmiş yapımların izini sürdüğü rahatlıkla söylenebilir. Örneğin, Arjona’nın yaralanmış tek gözü kapalı cengaverliğinde, ‘Escape from New York’dan (1981) Snake Plissken’ı akla getirmemek mümkün değil. Bir yabancı eleştirmenin çok haklı saptamasıyla eski bir video kulübün tozlu VHS’leri arasından gün ışığına çıkmışa benzeyen ‘Saldırı’yı izlediğinde Quentin Tarantino’nun bayılacağına eminim. Film 80’lerin ses bandını özenle kullanıyor. Haklı meselesini bir yana bırakarak son virajda hararetli bir askeri ‘slasher’ sineması’na, ‘The Texas Chainsaw Massacre’ dünyasının kan havuzuna dümen kırıveriyor.
(11 Eylül 2026)
Ferhan Baran
ferhan@ferhanbaran.com
Yapı Kredi Yayınları’nda Eylül’de Yeni Çıkanlar
Yapı Kredi Yayınları, Eylül ayında Cemal Ünlü’nün Altın Post, Stephanie Couturier’in Benim İlk Kitabım: Duygular, Itamar Vieira Junior’un Eğri Saban, Sam Taplin’in Evdeki Sesler, J.M.G. Le Clézio’nun Göçebe Kimlik, Samet Ağaoğlu’nun Hepinizi Hasretle Öperim: Samet Ağaoğlu’nun Cezaevi Yıllarındaki Aile Mektupları, Pınar Özütemiz Pascon’un Masumiyet Müzesi Yazıları ve Celal Akbaş’ın Süper Matematik Robotu Matro adlı kitaplarını yayınladı. Pınar Özütemiz Pascon’un hazırladığı Masumiyet Müzesi Üzerine Yazılar, bu çok katmanlı anlatı evrenine farklı disiplinlerin açtığı pencerelerden bakıyor. Seçkiki yazılar, romanı farklı alanların perspektifleriyle ele alıyor.
Yapı Kredi Yayınları’nda Eylül’de Yeni Çıkanlar yazısına devam et
Soy
Maxime Alexandre’nin yönettiği ve Farah Zeynep Abdullah, Barış Arduç, Mehmet Yılmaz Ak ile Özge Özacar’ın oynadığı Soy, 09 Ekim 2026’da CJ ENM dağıtımıyla Rozam – CB Medya tarafından vizyona çıkarılıyor.
?????.
28 Ağustos – 03 Eylül 2026, Haftalık Gişe Verileri
28 Ağustos – 03 Eylül 2026, Haftalık (Weekly) Gişe Verileri için tıklayınız. Bu listelerden alıntı veya kopyalama yapıldığında kaynak olarak Haftalık Antrakt Sinema Gazetesi’nin gösterilmesi rica olunur.
Can Yayınları Eylül Kitaplarını Duyurdu
Can Yayınları Eylül ayı yayın programını açıkladı. Bu ayın programında da edebiyat ve düşünce dünyasının nitelikli eserlerinden oluşan bir seçki yer alıyor. Sandro Veronesi’den bir kuşağın hafızasını tazeleyen Kara Eylül; Helene Cixous’nun manifestosu Medusa’nın Kahkahası; Başar Başarır’ın yeni romanı Beni Bir Temiz Dövseler; Gabriel García Márquez, Julio Cortazar, Carlos Fuentes ve Mario Vargas Llosa’nın yıllar süren mektuplaşmalarından oluşan Latin Amerika Patlaması: “Boom” Mektupları bu ay Can Yayınları etiketiyle okurla buluşuyor. Bu ayın klasiklerinde ise Gogol’ün kibri ve bürokrasinin çıkmazlarını gözler önüne serdiği kitabı İki İvan’ın Münakaşası okurlara sunuluyor.
Ayvalık Uluslararası Film Festivali 2026 Programı Açıklandı
Seyir Derneği tarafından Ayvalık Belediyesi işbirliğiyle düzenlenen Ayvalık Uluslararası Film Festivali, 14 Eylül’de başlıyor. 20 Eylül 2026 Pazar gününe kadar sürecek festival, dünyanın dört bir yanından 76 filmi seyirciyle buluşturacak. Film gösterimleri sonrası gerçekleşecek söyleşiler, paneller, konser ve yan etkinliklerle festival havası tüm Ayvalık’a yayılacak. Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nin biletleri 05 Eylül’den itibaren Biletix, Biletinial ve Fabrika Ayvalık’taki gişe üzerinden satışta olacak. Festival programı bu yıl da kurmacadan belgesele, animasyondan deneysele pek çok farklı alan ve türden filmi bir araya getiriyor.
- Basın Bülteni
- Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
Ayvalık Uluslararası Film Festivali 2026 Programı Açıklandı yazısına devam et
Bilinmeyen / İçimdeki Yabancı
Mayıs ayında Cannes’da dünya prömiyerini yapan Arthur Harari imzalı ‘İçimdeki Yabancı / L’Inconnue’ fantastik sinemanın gözde ‘beden değiştirme’ teması üzerine inşa edilmiş. Film, 40’lı yaşlardaki fotoğrafçı David Zimmerman’ın (Niels Schneider) Paris sokaklarının dünü ve bugününü karşılaştıran antolojik çekimleriyle açılıyor. Aynı gece ressam arkadaşının maskeli balo partisi eşlikli resim sergisine katılan David’in, eğlencenin doruğunda peşinden sürüklendiği ve bodrum katının ıssızında ateşli bir cinsel deneyim yaşadığı esrarengiz kadının (Léa Seydoux) bedeninde uyanmasıyla başlıyor her şey. Olay öncesi bir evlenme yıldönümünde çektiği fotoğrafların karelerine de yansımış olan Eva’nın izini sürmek üzere Almanya’ya giden David, burada ruhu kendi eski erkek bedenine hapsolmuş henüz 20 yaşındaki Malia (Lilith Grasmug) ile karşılaştığında büyük bir şok yaşıyor.
Bu kısa giriş hayli karışık geldiyse haklısınız, çünkü özellikle bir noktadan sonra dikkatli izlenmediğinde elinizden kolayca uçup gidecek bir hikâye var karşınızda. Psikolojik bir dram üzerinden ilerlemeyi seçen Harari’nin filminden öncelikle son dönemde yeniden gündeme oturan ‘Cevher / The Sustance’ benzeri bir ‘beden – korku’ (body horror) çeşitlemesi beklemeyin. Beden değişimi sorumlusunun bilinmeyen bir varlık olduğunu şöyle bir çıtlatarak ve nedeni, nasılı ile ilgilenmeyen filmdeki müsebbibin yine de özgün adından yola çıkarak dişi bir varlık olduğu ileri sürülebilir. Eva’nın bedeninde sıkışmış olsa da olan biteni David’in eril bakışı üzerinden anlatan Harari bir söyleşisinde fotoğraf karelerini paylaştığı mobil telefona çizilmiş diagramlarla kimin ruhu kimin bedeninde bilmecesi oynamayı sevmiş belli ki.
Harari’nin kardeşi Lucas ve en iyi senaryo dalında César ödülü alan bir önceki filmi ‘Onoda, Balta Girmemiş Ormanda 10.000 Gece’de (2022) de birlikte çalıştığı Vincent Poymiro ile birlikte kaleme aldığı ‘İçimdeki Yabancı’, yönetmen ile biraderinin ortaklaşa ürünü ‘Le Cas de David Zimmerman’ adlı çizgi romandan beyazperdeye uyarlanmış. Filmin gerilimi ustaca kurulmuş ilk bir saati ilgiyle izleniyor. Hitchcock tutkunu Harari’nin ‘Vertigo’nun izini süren, bu kez kimlik ötesinde ruhun bir bedenden diğerine geçişinin kâbus yüklü ruhsal açılımlarını işleyen hikâye, Malia vakası ve çok da gerekli olmayan yan öykücüklerle uzamaya ve giderek irtifa kaybetmeye başlıyor.
Séydoux’nun gerçek bir doğumdan hemen sonrası gözle görülür beden değişimi hikâyenin yararına işlemiş gibi duruyor. Schneider’in fiziği de bu film için bir hayli değişime uğramış. Andrea Poggio’nun David Lynch filmlerini anımsatan özgün tınıları da filmin artıları arasında. Lakin dallanıp budaklanan hikâyesini neredeyse bizim yerli diziler gibi uzattıkça uzatan ve finali nasıl getireceğini pek de iyi kestiremeyen Harari’nin özgün çıkışlı filmi yarı yolda nefesini tüketmekten kurtulamamış.
(12 Eylül 2026)
Ferhan Baran
ferhan@ferhanbaran.com






