Heyecanla Beklenen Street Fighter Filminin İlk Resmi Fragmanı Yayınlandı

İlk resmi fragmanı yayınlanan ve yönetmen Kitao Sakurai imzası taşıyan Street Fighter, Hadouken’lardan roundhouse tekmelere ve efsane karakterlere kadar, arcade heyecanını beyazperdeye taşımaya hazırlanıyor. 1993 yılında geçen hikâyede, yolları ayrılmış Street Fighter dövüşçüleri Ryu ve Ken Masters, gizemli Chun-Li’nin kendilerini bir sonraki Sokak Dövüşçüleri Dünya Turnuvası için bir araya getirmesiyle tekrar ringe çıkarlar. Yumrukların, kaderin ve öfkenin çarpıştığı bu acımasız turnuvanın arkasında ise, onları birbirleriyle ve geçmişlerindeki karanlıkla yüzleşmeye zorlayan ölümcül bir komplo yatmaktadır. Başaramazlarsa… Oyun biter!

  • Basın Bülteni
  • Fragmanı izlemek için tıklayınız: 1 / 2
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Heyecanla Beklenen Street Fighter Filminin İlk Resmi Fragmanı Yayınlandı yazısına devam et

Güneşe Uzanmak İsteyen Kadınlar / Düşüşün Tınısı

Dünya prömiyerini 78. Cannes Film Festivali’nde yapan ve şenlikten Jüri Ödülü ile dönen ‘Düşüşün Tınısı / Sound of Falling – In die Sonne Schauen’ geçtiğimiz mevsimin en yaratıcı çalışmalarından biri olarak geleneksel ‘en iyiler’ listemde yer almıştı. Bizde ilk kez geçen yılın ‘Filmekimi’ seçkisinde izlenmiş, şimdiden klasikleşmeye aday bu çarpıcı yapım MUBI’de görücüye çıkıyor, sinema salonlarındaki özel gösterimleri ise sinefiller tarafından sabırsızlıkla bekleniyor.

Almanya doğumlu Mascha Schilinski’nin mezuniyet projesi 2017 yapımı ilk uzun metrajı ‘Die Tochter’in ardından dünya sinemasına armağanı olan yapım, geçtiğimiz yüzyıl boyunca gençlik yılları II. Dünya Savaşı sonrasında Almanya’yı ikiye bölmüş Elbe nehri kıyısındaki aynı çiflikte yaşamış dört kızın öykülerinden yola çıkmış. Berlin ve Hamburg arasında kalan Altmark bölgesindeki çiftlik evi bir asır boyunca değişir, dönüşürken duvarlarında, gölgeliklerinde, koridorlarında geçmişin yankıları varlığını sürdürüyor. Aynı mekânda zamanın genişlediğine, uzadığına, neredeyse eriyip gittiğine tanıklık ediyoruz. Schilinski’nin ‘bilinç akışı’ tarzı anlatımıyla dört ana karakterin öyküsü iç içe geçiyor, kızlar birbirinden zamanla ayrılmış olsalar da, hayatları birbirini yansıtmaya başlıyor.

Almanca özgün adının dilimizdeki karşılığından yola çıkarak ‘güneşe uzanmak isteyen’ kadınların serüveni, 1914 yılında Alma’nın (Hanna Heckt) hikâyesine dek uzanıyor. Alma, askere alınmaması için ‘iş kazası’ süsü altında topal bırakılan ağabeyi Fritz (Filip Schnak) ile hamile kalmaması için bir operasyonla kısırlaştırılan hizmetçi Trudi’nin (Lucia Oppermann) trajedisine tanıklık ediyor. Ürkek ve mülayim bir kabullenişle ailenin tuhaf geleneklerine iştirak eden küçük kız, salondaki büfe üzerine dizilmiş ölmüşlerin fotoğraflarına bakarken, kanepe üzerinde uyurmuş gibi yana eğilmiş ölmüş kardeşlerinden birinin tıpatıp kendisine benzediğini fark ediyor.

30 yıl sonra aynı evde Erika (Lea Drinda), bir bacağı kesik Fritz amcası (Martin Rother) ile erotik düşlere dalıyor. 1980’lerin Angelika’sı (Lena Urzendowsky) Doğu Almanya’nın boğucu ortamında aynı çiflikte amcası Uwe’nin (Konstantin Lindhorst) hoyrat tacizi ile amcaoğlu Rainer’in (Florian Geisselmann) çekingen arzuları arasında bocalıyor ve bir Polaroid aile fotoğrafı çekiminde Alma’nın hayaletlerini anımsatan bir deneyim yaşıyor. Günümüzün Birleşik Almanya’sında ise ergenliğe adım atmış Lenka (Laeni Geiseler) başıboş yaz günlerinde annesini yeni kaybetmiş komşu kızı Kaya’ya (Ninel Geiger) duyduğu hislerin anlamını arar gibidir.

Tekinsiz bir folk anlatıyı çağrıştıran film, genç yaşın gizem ve çelişkilerinden, geçmişin travmalarından, kolektif bellek ve beden deneyimlerinden, politik ve sosyal baskının metaforu olarak devreye giren ‘hayalet acılar’dan ilham alıyor. Özellikle Alma ve Erika’nın öykülerinde öne çıkan ataerkil aile ilişkileri çekincesiz bir dille ele alınmış. Anlatısını imgeler ve atmosfer üzerinden kuran Schilinski’nin eserinde geçmişin hayaletleri Almanca ‘Tondichtung’ kelimesinin karşılığı olan bir ‘senfonik şiir’ ya da ‘ton şiiri’nin beyazperdedeki karşılığına dönüşüyor. Yönetmenin kafasındakiler aynı zamanda hayat arkadaşı olan Fabian Gamper’in sisli puslu, titrek, gizemli görüntüleriyle perdeye yansıyor. Gamper’in kamerası adeta bir hayalet gibi yüzyıl boyunca çiflik binalarının içine girip çıkıyor.

Schilinski’nin Louise Peter ile birlikte kaleme aldığı hikâyesi tamamiyle kurgusal. Herşey Altmark bölgesinde Elbe nehri kıyısında geçen bir yaz tatilinde başlamış. İki kadın 50 yıldır kimselerin oturmadığı ve zamanın durmuş olduğu izlenimi veren eski çiftlik evinde 1920’lerden kalma bir polaroid kare buluyor ve fotoğraftaki üç kadının, o yıllar için pek alışık olmadık bir şekilde doğrudan kameraya baktığına tanıklık ediyor. Gözlerini dikmiş kendilerine bakan kadınların hikâyelerini ve bu çiftlikte yıllar boyu neler yaşandığının peşine düşme kararı işte o an verilmiş. Acılarıyla, coşkularıyla, kendi duygu ve bedenlerini keşif serüvenlerinde birbirlerinin hayatlarına ayna tutan kadınların psikolojik, fiziksel ve ruhani öyküleri kaleme alınmış, kuşaklararası travmanın güncesini tutan ana iskelet inşa edilmiş.

Kameranın kapı aralıklarından girip çıktığı, dar koridorlarda hayalet gibi dolaştığı görselliği, estetik tercihleri, Anna von Hausswolff’un gotik ile klasiği harmanlayan ve filmin karanlık atmosferine hizmet eden etkileyici ses tasarımıyle büyüleyen; kuşaklararası çıkış arayışıyla kameraya gözünü diken, yaşamak yerine hayatta kalmaya çalışan kadınların deneyimlerini ele alarak izleyiciyi sarsan bu çizgi dışı deneyimi kaçırmayın.

(23 Nisan 2026)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

Bir Adam Yaratmak Ankara’da Devleşti

Türk düşünce ve edebiyat tarihinin en sarsıcı eserlerinden biri olan, Necip Fazıl Kısakürek imzalı Bir Adam Yaratmak, sinema uyarlamasıyla ilk sınavını Ankara galasında verdi. Yapımcılığını Filimetre Medya Yapım’ın üstlendiği, Murat Çeri’nin yönettiği film sadece bir sinema yapımı değil, edebiyat tarihimizin en büyük varoluş sancılarını perdeye taşıyan bir kültürel olay olarak nitelendirildi. Özel gecede, galaya devlet erkanı ve çok sayıda davetli katıldı.

  • Basın Bülteni
  • Galadan görüntüler için tıklayınız.
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Bir Adam Yaratmak Ankara’da Devleşti yazısına devam et

Zor Baba 4

John Hamburg’un yönettiği ve Robert De Niro, Ben Stiller, Ariana Grande ile Skyler Gisondo’nun oynadığı Zor Baba 4 (Focker-in-Law), 25 Kasım 2026’da UIP Filmcilik dağıtımıyla Paramount Pictures tarafından vizyona çıkarılıyor.
Serinin dördüncü halkası, kayınpederi Jack’ten çokça çeken Greg’in, hâlâ küçük bir çocuk olarak gördüğü oğlunun evlenme teklifi etmeyi düşündüğü sevgilisiyle tanışmasından sonra ailenin sürüklendiği kaosu anlatıyor.

  • Basın Bülteni
  • Fragman
  • IMDb

Zor Baba 4 yazısına devam et

Portekiz Aşkı, 06 Mayıs’ta Avrupa’da İzleyiciyle Buluşuyor

Etkileyici hikâyesiyle dikkat çeken, Portekiz’de çekilen ilk Türk yapımı olma özelliğini taşıyan yılın merakla beklenen filmi Portekiz Aşkı (Portuguese Love), 06 Mayıs’ta Portekiz ve Avrupa’da izleyiciyle buluşuyor. Yurt dışında da ciddi bir hayran kitlesine sahip başarılı oyuncu Cansu Dere, Portekizli yıldız Diogo Morgado ve İsmail Demirci’nin başrollerini paylaştığı film, Türkiye ile Portekiz arasında uzanan büyüleyici bir aşk hikâyesini beyazperdeye taşıyor. “Aşkın dili yoktur” fikrinden yola çıkan yapım, iki farklı kültürü ortak bir duyguda buluşturuyor. Diopter Film ve G-NR Film iş birliğiyle hayata geçirilen Portekiz Aşkı, güçlü prodüksiyonu ve uluslararası yapısıyla öne çıkıyor.

Portekiz Aşkı, 06 Mayıs’ta Avrupa’da İzleyiciyle Buluşuyor yazısına devam et

Zamanın Durduğu Bir Korku Deneyimi: Lee Cronin’den Mumya Filminin Ön Gösterimi 4DX Teknolojisiyle Paribu Cineverse İstinye’de Gerçekleşti

Paribu Cineverse, sinema dünyasının heyecanla beklediği yapımları izleyicilerle buluşturmaya devam ediyor. Modern korku sinemasının dikkat çeken isimlerinden Lee Cronin’in imzasını taşıyan Lee Cronin’den Mumya (Lee Cronin’s The Mummy), 14 Nisan 2026 Salı günü İstinye Paribu Cineverse İstinyepark Sineması’nın büyüleyici 4DX salonunda düzenlenen özel bir ön gösterimle ilk kez izleyici karşısına çıktı. Ön gösterimde davetliler, hareketli koltuklar ve çevresel efektler eşliğinde, filmin gerilim dolu atmosferini vizyon öncesinde en gerçekçi haliyle deneyimlediler.

Zamanın Durduğu Bir Korku Deneyimi: Lee Cronin’den Mumya Filminin Ön Gösterimi 4DX Teknolojisiyle Paribu Cineverse İstinye’de Gerçekleşti yazısına devam et

Yolcu Filminin Türkçe Alt Yazılı Fragmanı ve Afişi Yayınlandı

Andre Ovredal’ın yönettiği, Türkçe altyazılı fragmanı ve afişi yayınlanan Yolcu (Passenger), UIP Filmcilik dağıtımıyla pek yakında gösterime girecek. Filmin konusu şöyle: Her yıl 130 milyon insan karayolu yolculuğuna çıkıyor. Bu insanların 15.400’ünden bir daha asla hiç bir haber alınamıyor. Genç bir çift, dehşet verici bir otoyol kazasına tanık olduktan sonra birden kaza yerinden yalnız ayrılmadıklarını fark ederler. “Yolcu” olarak bilinen ve ikisini de ele geçirmeden peşlerini bırakmayacak olan şeytani bir varlık, genç çiftin özgürlük dolu karavan hayatı maceralarını tam anlamıyla bir tedirgin edici korkutucu bir kâbusa dönüştürür.

  • Basın Bülteni
  • Fragmanı izlemek için tıklayınız.
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Yolcu Filminin Türkçe Alt Yazılı Fragmanı ve Afişi Yayınlandı yazısına devam et

Yolunu Işığınla Aydınlat: Michael

Sanatın her alanı, her yönü insanı duygulandırır muhakkak. Bir öykü, bir resim, bir film, bir şarkı ile kendinize bir yol çizersiniz. Kimi hayatınızı belirler, kimi ise bir süre sonra unutulur. Unutulmaz olanlar da vardır muhakkak; belleğinizin bir köşesine saklanır en küçük bir fırsatta karşınıza çıkar hatırlatır kendini.

Michael Jackson, unutulmazlardan. Bin(lerce) yıl sonra da hatırlanacak; şarkıları dinlenecek, klipleri hayranlıkla izlenecek. Onun doğaya erken dönmesi muhakkak ki üzücü. Şimdi biyografik bir filmi çekildi; ancak bununla kalmayacak, herkes kendi Michael’ini çekecektir.

Şarkıcı, dansçı, söz yazarı, oyuncu Michael, dünyaya damgasını, babasının çocuklarından oluşturduğu Jackson Beşlisi ile tanındı. Babasının “ya başarırsınız ya kaybolursunuz” diyerek çoğunlukla zorla çalıştırdığı kardeşler arasından sıyrılan Michael’ın, annesinin manevi desteğiyle hayatını nasıl düzenlediğini, kendi ışığıyla yeni bir dünya yarattığını biliyoruz. 1958 doğumlu, 2009’da, çok genç yaşta kaybettiğimiz bu şöhretli ve aslında daha çok iyi niyetli, hedefini bilen ve o yolda gözü kara yürüyen Michael’ın ne şarkıları ne de dansları unutulmuştu. Biyografik film, ağırlıklı olarak babasının baskısıyla kendisinin o baskıdan nasıl kurtulduğunun ve başarıya ulaştığının öyküsü.

Otoriter bir baba, ses çıkaramayan ve onun direktiflerinden başka bir şey düşünemeyen çocuklar… Baba, onları çok çalıştırıyor. Başaramadıklarında kemerle dövüyor, ama kimse de ses çıkarmıyor. Siz olsanız çıkarmaz mısınız?

Michael, başarıya ulaşan o dik yokuşu tırmandıkça hem itiraz ediyor hem de kendi yolunda yürüyor. Hayatının ilk kırk yılını anlatan filmin devamı yani son on yılı çok önemli… yakın bir gelecekte izleyeceğimiz inancındayım.

Antoine Fuqua’nın çektiği filmin senaryosunu John Logan yazmış. Her şey bir tarafa, çok başarılı bir film çıkmış ortaya. Bir kere müzik(ler) müthiş; zaten hepimizin belleğinde izleri hâlâ duruyor. Oyuncular da başarılı… Çocukluğunu Juliano Valdi oynarken, yeğeni de olan -söz yazarı, dansçı, şarkıcı- Jaafar Jackson, beyazperdede hiç itirazsız, Michael olmuş. Sesi de benziyor lâf aramızda. Filmin ritmi hiç düşmüyor, iyi kurgulanmış ve montajlanmış izleyiciyi bırakmıyor. Mekânlar da başarılı. Film ödül alır mı, bilemem ama gişede başarılı solacağına eminim. Uzun yıllar da gösterimde kalır, platformlarda defalarca izlenir.

Geçen hafta yaşanan okul baskınlarını anımsadım filmi izlerken. Aslında Milli Eğitim Bakanı, Adalet Bakanı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanının da izlemesini, kendilerince neyi ne kadar yanlış yaptıklarını görmelerini isterim. Başlarını kaşıyacak zamanları olmadığı(!) için izlemeyeceklerdir… Ancak baskı ve zorlamayla eğitim vermeyi sürdüreceklerdir. Babası dövse de düş(ünce)lerinden taviz vermeyen Michael’ın çizdiği yol, sadece onların değil tüm ebeveynlerin kulağına küpe olmalı.

23 Nisan Çocuk Bayramı’nda gösterime giren bu film ailecek izlenmeli, sonrasında da ellerinizi başınızın arasına alıp “ne olacak bu memleketin hali” diye düşünmeli.

(21 Nisan 2026)

Korkut Akın

korkutakin@gmail.com

Hikâyeni Anlatma Zamanı: Ulusal Erenler Film Festivali Başvuruları Başladı

Anadolu’nun kadim hafızasından beslenmekte olan, inançla yoğrulan, kültürle derinleşen ve insan sevgisiyle anlam kazanan hikâyeler bu yıl sinemanın evrensel diliyle biraraya geliyor. Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) tarafından her yıl gerçekleştirilen Uluslararası Alevi Sinema Günleri, büyüyen vizyonu ve artan uluslararası ilgisiyle bu yıl yeni bir kimliğe kavuşarak AVF Ulusal Erenler Film Festivali adıyla yoluna devam ediyor. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Sinema Genel Müdürlüğü’nün destekleriyle hayata geçirilen festival, 19 – 23 Ekim 2026 tarihleri arasında sinemanın birleştirici gücünü yeniden tanımlayacak.

Hikâyeni Anlatma Zamanı: Ulusal Erenler Film Festivali Başvuruları Başladı yazısına devam et

26. Uluslararası Frankfurt Türk Film Festivali Ön Jürisi Açıklandı

Avrupa’daki en köklü Türk film festivallerinden biri olan Uluslararası Frankfurt Türk Film Festivali, bu yıl 26. kez sinema tutkunlarını bir araya getirmeye hazırlanıyor. Festivalde yarışacak filmlerin seçkisini yapacak ön jüride bu yıl, Uzun Metraj dalında Yönetmen Ümran Safter, Sinema Yazarı ve Eleştirmen Murat Tolga Şen ve Oyuncu Senan Kara, Kısa Film dalında Yönetmen Gizem İbak, Sinema Eleştirmeni ve Çocuk Kitapları Yazarı Banu Bozdemir, Akademisyen Dr. Gülizar Öztürk Şahin, Belgesel dalında Yönetmen Ozan Turgut, Oyuncu Nurten İnan ve Akademisyen Dr. Murat Çetinkaya gibi isimler yer alıyor.

26. Uluslararası Frankfurt Türk Film Festivali Ön Jürisi Açıklandı yazısına devam et

Zeki Demirkubuz Masumiyet Filminde Güllü’yü Oynatmak İstedi

Türk Sineması’nın ilk bağımsız filmlerinden Masumiyet ile Altın Portakal ve Altın Koza En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazanan Derya Alabora, yönetmen Zeki Demirkubuz’un filmde kendisine aslında Güllü’yü oynatmak istediğini söyledi. Ancak, farklı gelişen süreci, dijital mecrada yayınlanan, Cemre ile TBT’de anlattı. Kariyerinde önemli bir dönüm noktası olan Masumiyet filmiyle ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulunan Derya Alabora, filmin o dönem için ne kadar cesur bir iş olduğunun altını çiziyor ve filmle kazandığı Altın Portakal ve Altın Koza ödüllerinin ardından yaşadığı güzel duyguları o günleri özlemle yâd ederek anlatıyor.

Zeki Demirkubuz Masumiyet Filminde Güllü’yü Oynatmak İstedi yazısına devam et

Başka Bahar Festivali

Başka Sinema, baharın gelişini sinemanın en güzel örnekleriyle karşılıyor. 17 – 18 – 19 Nisan 2026 tarihlerinde, gerçekleşecek Başka Bahar Festivali, yılın merakla beklenen yapımlarını ve ödüllü filmlerini bir araya getiriyor. Zengin seçkisiyle Başka Bahar Festivali, üç gün boyunca sinemaseverlere yoğun ve ilham verici bir program sunuyor. Seçkide; Joe Wright imzalı, zamansız klasik Aşk ve Gurur (Pride & Prejudice), David Lowery imzalı Mother Mary, müzik ve dramı özgün ve cesur bir anlatıyla buluşturuyor. Paolo Sorrentino ile Toni Servillo’yu yeniden bir araya getiren La Grazia ise kurgusal bir İtalya Cumhurbaşkanının hikâyesini anlatıyor.

Başka Bahar Festivali yazısına devam et

Michael Filminin Final Fragmanı Paylaşıldı

Final fragmanı paylaşılan Michael, dünyanın gördüğü en etkili sanatçılardan birinin yaşamını sinemaya taşıyor. Film, Michael Jackson’ın müziğin ötesine geçen hayatını anlatıyor; onu dünyanın en büyük eğlencesi haline getiren vizyoner sanatçılığa uzanan yolculuğunu takip ediyor. Sahne dışındaki yaşamına ve erken solo kariyerinin en ikonik performanslarına ışık tutan film, izleyicilere Michael Jackson’ı daha önce hiç olmadığı kadar yakından tanıma fırsatı sunuyor. Filmde, uzun metrajlı sinema çıkışını yapan Jaafar Jackson’ın başrolünde ayrıca Nia Long, Laura Harrier, Juliano Krue Valdi ve Colman Domingo rol alıyor.

Michael Filminin Final Fragmanı Paylaşıldı yazısına devam et

Iron Maiden: Burning Ambition Filminin Afişi Paylaşıldı

Afiş paylaşılan Iron Maiden: Burning Ambition filmi ülkemiz sinemalarında 08 Mayıs 2026 tarihinde vizyona giriyor. Malcolm Venville’in yönettiği ve Iron Maiden’in rol aldığı belgesel Iron Maiden: Burning Ambition, Iron Maiden grubunun bir kültürel hareketin şekillenmesine nasıl katkı sağladığını, rock müziğe ve heavy metalin toplum ve kültür üzerindeki geniş etkilerine dair yerleşik bakış açılarını nasıl zorladığını inceliyor. Grup üyelerinin yanı sıra Javier Bardem, Lars Ulrich ve Chuck D gibi isimlerle yapılan röportajlara yer veren bu çarpıcı film, Iron Maiden’ın tavizsiz vizyonuna ve dünya çapındaki hayran ordusuyla kurduğu sarsılmaz bağa yakından bir bakış sunuyor.

Iron Maiden: Burning Ambition Filminin Afişi Paylaşıldı yazısına devam et

Sinemacılık ve Filmcilik Yararına Bağımsız İletişim Platformu