En Uzun Yaşayan Spor Efsanesinin Kısa Belgeseli Başarılarına Bir Yenisini Ekledi

Gökçe Kaan Demirkıran’ın yönettiği, Türk futbol tarihinin unutulmaz isimlerinden Galip Haktanır’ın yaşam öyküsünü konu alan Vefalı Galip belgeseli, uluslararası başarılarına bir yenisini daha ekledi. Film, İtalya’nın Milano kentinde düzenlenen 43. FICTS Spor Filmleri Festivali’nden Mention d’Honneur 2025 ödülüyle döndü. FICTS (Fédération Internationale Cinéma Télévision Sportifs), Uluslararası Olimpiyat Komitesi tarafından resmi olarak tanınan bir federasyon. Festival, olimpik sporlardan futbola kadar ilham verici hikâyeleri buluşturuyor. Festivalde çok sayıda ülke filmiyle yarışan belgesel, futbol kategorisinde ödüle layık görüldü.

Filmekimi 2025’den Kalanlar

Bu yıl 24. yaşını kutlayan Filmekimi, İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) seçkin programıyla sinemaseverleri bir kez daha büyüledi. Filmekimi ağırlıklı olarak, düzenlendiği senenin Cannes seçkisini geniş bir biçimde izleyicisine sunun bir etkinliktir. Buna Venedik’in Altın Aslan dahil ödül listesine girmiş kimi filmler ve Sundance’te ilgi görmüş bazı yapımlar eklendiğinde ortaya doyum olmaz bir toplam çıkar. Festivalde bu yıl da Cannes Film Festivali Altın Palmiye seçkisinin en iyilerini seyrettiğim dolu dolu bir 10 gün geçirdim. Bu yazıda, sinemalardaki gösterim tarihleri yakın olan bazı önemli filmleri vizyon dönemine bırakmak suretiyle izleme şansı bulduklarımdan söz etmek istiyorum.

2017’de yine festivalde izlediğimiz ‘Mimozalar / Mimosas’ ile sinefillerde derin iz bırakmış olan İspanyol yönetmen Oliver Laxe imzalı ‘Sırat’ yalnızca seçkinin değil yılın en iyileri listemde şimdilik baş sıraya yerleşen heyecan verici bir deneyimdi. Adını cennet ve cehennem arasındaki köprüden almış olan Cannes’dan Jüri Ödüllü yapım, Kuzey Afrika çölünün ortasında ‘rave’ müziğinin izleyiciyi hipnotize eden ritmiyle sarmalanmış nefes nefese temposuyla, distopik yakın bir geleceği tasvire soyunmuştu. Yönetmenin ifadesiyle ‘bizleri ölmeden ölüme sürükleyen bu içsel yol güncesi’ üzerine ülkemizde vizyona girdiğinde uzun uzun tartışacağız.

Yine bu yılın Cannes ana seçkisinde yer almış, kişisel olarak çok etkilendiğim bir diğer yapım, İKSV’de gösterilmiş olan ‘Mutluluğum / Schaste Moe (2010) ‘Sislerin İçinde / V Tumane) (2012) gibi başyapıtlarıyla bağrımıza bastığımız Ukraynalı usta Sergey Loznitsa’nın bir dizi ilginç belgeselin ardından kurmaca uzun metraja dönüş filmi ‘İki Savcı / Zwei Staatsanwälte’ oldu. Gulag sürgünlerinden Georgy Demidov’un aynı adlı romanından uyarlanan film, 1937 yılında Stalin’in Sovyetler Birliği ‘Büyük Temizlik’ döneminde geçiyor. Halk ülke çapında korkuya teslim olmuşken yeni mezun genç bir savcının adalet arayışı onu Moskova’daki başsavcıya ve totaliter rejimin karanlık dehlizlerine sürüklüyor. Tarihin tekerrür edişiyle çağdaş dünyaya ve ülkemizde yaşananlara ayna tutan bu sarsıcı yapımı festivale yeni eklenen Paribuart’ın devasa perdesinde dehşet içinde izledim. Bir MUBI sunumu olarak lanse edilen yapımın küçük ekranda öncesinde sinema salonlarında izleyiciye ulaşmasını diliyorum.

Kleber Mendonça Filho’ya Cannes’da en iyi yönetmen, başrol oyuncusu Wagner Moura’ya en iyi erkek oyuncu ödülünü kazandıran ‘Gizli Ajan / O Agente Secreto’, Kadıköy Sineması’nın her zamanki özenli gösterim koşullarında tadını çıkararak izlediğim bir filmdi. İKSV festivallerinden aşina olduğumuz ‘Komşu Sesler / O Som ao Redor’ (2012), ‘Aquarius’ (2016), ‘Bacurau’ (2019) gibi önemli yapıtların Brezilyalı yönetmeni, duvarların kulağı olduğu 1977 yılının zulüm ve entrika ortamında sosyal eşitsizlikleri, siyasal baskı ve direnişi casus – aksiyon kalıplarını da kullanarak ele alırken, çocukluğuna ve geçmiş zaman sinemalarına derin bir nostalji ile yaklaşıyordu.

Festivalde izlediklerim arasında dördüncü sıraya koyduğum film, Cannes’dan Büyük Jüri Ödülü ile dönen, yönetmen Joachim Trier ile sıkça çalıştığı senarist Eskil Vogt’u yeniden bir araya getiren ‘Manevi Değer / Affeksjonsverdi’ idi. Bergman misali aile dinamiklerinin karanlık dehlizlerinde yol alan yapım, sanatsal üretimin tüm yaraların dermanı oluşu üzerine incelikli bir yapım olarak izleyicinin büyük ilgisine mazhar oldu. Bir zamanların ünlü film yönetmeni ile oyunculuk yapan kızının geçmişin travmaları üzerinden hesaplaşmalarında Stellan Skarsgård ile yönetmenin gözdesi Renate Reinsve’nin olağanüstü yorumlarını alkışladık.

Yine Cannes’dan ödüllü ‘Düşüşün Tınısı / In die Sonne Schauen’de, dört farklı dönemden dört genç kadının Almanya’nın kuzey sınırındaki aynı çiftlikte geçen çocukluk ve gençlik yıllarını paralel bir kurguyla soluk soluğa izledik. Dünya bir yüzyıl boyunca değişip dönüşürken duvarları geçmişin izlerini taşıyan çiftlik evinde yaşamak yerine hayatta kalmaya çalışan kadınların deneyimlerini gizemli, şiirsel bir anlatımla cesurca ele alan yapım, genç Alman sinemacı Mascha Schilinski’nin travmalar, algı ve bellek üzerinden ilerleyen şaşırtıcı, sarsıcı deneysel üslûbuyla ilgiyi hak ediyordu.

Seçkide yer alan bu yılın Cannes ve Venedik birincilerinin yukarda saydığım 5 filmden daha parlak olmadığını söyleyebilirim. Filmekimi’nin hemen başında basın gösterimi yapılan Venedik’ten Altın Aslan Ödüllü Jim Jarmusch filmi ‘Baba Anne Kız Kardeş Erkek Kardeş / Father Mother Sister Brother’ Amerikan sinemasının tartışmasız ustasının önceki çalışmalarının gerisinde kalıyordu. Adam Driver, Charlotte Rampling, Cate Blanchett, Vicky Krieps gibi önemli oyuncuların yer aldığı, her biri farklı ülkede geçen üç bölümden oluşan yapım, adından da anlaşılacağı gibi aile denen iletişimsizlik yumağını trajikomik üç skeç halinde perdeye taşıyor, yönetmenin kıdemli gözdesi Tom Waits ilk öyküdeki baba performansı ile filme damgasını vuruyordu.

Cannes’dan Altın Palmiyeli Cafer Panahi’nin, ülkesinde ev hapsinden kurtulmasına rağmen yine de gerilla usulü gizlice çektiği son çalışması ‘Görünmez Kaza / Yek Tasadef Sadeh’ İran’daki baskıcı rejimin zulmünü gözler önüne sererken, intikam olgusunu ahlâki bir yönden işliyordu. Hapishane günlerinden işkencecisi olduğuna inandığı kişiyle karşılaşan adamın, aynı eziyetlere maruz kalmış bir grup mağdur ile birlikte bir gün boyunca Tahran sokaklarında yaşadıklarını mizah ile yoğun trajediyi harmanlayarak anlatmayı denemiş Panahi. Önceki filmlerinden daha farklı bir üslûp tutturmuş olan sinemacı yer yer tekrara düşen filmini finaldeki hesaplaşma sekansında toparlamayı bilmiş.

Paribuart’ın dev perdesinde izleme şansı bulduğum ‘Josef Mengele’nin Kayboluşu / Das Verschwinden des Josef Mengele’, Nazi Almanyası’nın en dehşet verici suçlularından birinin savaş sonrası izini sürüyordu. Gözde yönetmenlerimden Kirill Serebrennikov’un imzasını taşıyan yapım, sakatlar, ikizler, hamile kadınlar ya da çocuklar üzerinde uyguladığı insanlık dışı deneylerle ‘ölüm meleği’ olarak anılan Auschwitz doktorunun ellili yıllardan başlayarak Güney Amerika ülkelerindeki gizlenme sürecini krolonojik atlamalarla perdeye taşımıştı. Mengele’yi deneyimli oyuncu August Diehl’in canlandırdığı yapım usta sinemacının belgeselci üslubuna yakışan usta işi mizansenleri, Alman asıllı usta sinematograf Hansjörg Weißbrich’in olağanüstü siyah – beyaz görüntü çalışmasıyla öne çıkıyordu.

Festivali kapattığım ‘Yeni Dalga / Novelle Vague’ tam bir sinefil filmiydi. Amerikalı bağımsız auteur sinemacı Richard Linklater’ın bu yıl ana festivallerde yarışan iki filminden biri olan yapım, 60’lı yıllarda dünya sinemasını derinden etkilemiş Fransız Yeni Dalgası’nın simge yapıtlarından, bizde ‘Serseri Aşıklar’ adıyla gösterilen Jean-Luc Godard imzalı ünlü ‘Nefes Nefese / À Bout de Souffle’un fikir ve günbegün yapım sürecini, zamanında devrim yaratan aynı tarz ve teknikleri kullanarak anlatıyordu. Dönemin öne çıkan yönetmenleri ve kimi oyuncuların kendilerine benzeyen çok başarılı oyuncular tarafından canlandırıldığı, bir sinefilden diğerine saygı duruşu niteliğindeki bu siyah – beyaz yapımın, biz sinema tutkunlarını yoğun bir nostalji seline sürüklediğini söyleyebilirim.

Seans çakışmalarından dolayı görmek isteyip de göremediğim bazı filmleri vizyonda değerlendirmek dileğiyle, bu güzel etkinliği yaşatmayı sürdüren İKSV yönetimine bir kez daha teşekkür ediyorum.

(18 Ekim 2025)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

G-Dragon in Cinema: Übermensch

Jinho Byun’un yönettiği ve G-Dragon’un (Kwon Ji Jong) oynadığı G-Dragon in Cinema: Übermensch, 07 Kasım 2025’de CGV Mars Dağıtım dağıtımıyla CGV Mars Dağıtım tarafından vizyona çıkarıldı.
K-Pop’un tartışmasız kralı, Güney Koreli, ünlü şarkıcı ve rapçı G-Dragon, sekiz yıl aradan sonra sahnelere geri dönüyor. Müzik tarihine adını altın harflerle yazdıran sanatçı, Übermensch adlı epik ve destansı dünya turnesini bu kez beyazperdeye taşıyor. Film, G-Dragon’ın sahne sanatını ve müzikal gelişimini sinematik bir çerçeve ve çok açılı bir prodüksiyonla yakalayarak izleyicilere sürükleyici çok bir canlı konser atmosferi sunmayı amaç ediniyor.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Fragman
  • IMDb

G-Dragon in Cinema: Übermensch yazısına devam et

Haluk Bilginer ve Feyyaz Yiğit’i Buluşturan Yan Yana Filminden Eğlenceli Fragman

Son dönemin başarılı projelerinde senarist ve oyuncu olarak yer alan Feyyaz Yiğit ile usta oyuncu Haluk Bilginer’in başrollerini paylaştığı Soyut Dışavurumcu Bir Dostluğun Anatomisi Veyahut Yan Yana filmi 14 Kasım 2025 Cuma günü IMAX olarak gösterime giren ilk Türk yapımı olacak. İlk teaserıyla büyük ilgi gören ve merakla beklenen filmden eğlencesi yüksek bir fragman sinemaseverlerle paylaşıldı.

  • Basın Bülteni
  • Fragmanı izlemek için tıklayınız.
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Haluk Bilginer ve Feyyaz Yiğit’i Buluşturan Yan Yana Filminden Eğlenceli Fragman yazısına devam et

Greenland: Kıyamet, Dublaj Seçeneğiyle 23 Ocak’ta Sinemalarda

John Wick serisi, Titanların Savaşı ve Hırsızlar Şehri filmlerinin yapımcısından 2026 yılının en çok beklenen felâket filmi Greenland: Kıyamet, 23 Ocak’ta altyazı ve dublaj seçeneğiyle vizyona giriyor. Gerard Butler ve Morena Baccarin’in başrollerinde yer aldığı film, küresel yıkımın ardından hayatta kalanların mücadelesini konu alıyor. İlk filmde ailesiyle birlikte bir yeraltı sığınağına ulaşmayı başaran John Garrity, şimdi ise harabeye dönmüş bir dünyada yeniden yaşanabilir bir yer bulmak için tehlikeli bir yolculuğa çıkıyor. Kıyametin ardından yaşamın yeniden filizlenmeye çalıştığı bu yeni dünyada, Garrity ailesi hem doğanın acımasızlığıyla hem de hayatta kalmaya çalışan diğer insanlarla karşı karşıya kalıyor.

  • Basın Bülteni
  • Fragmanı izlemek için tıklayınız.
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Greenland: Kıyamet, Dublaj Seçeneğiyle 23 Ocak’ta Sinemalarda yazısına devam et

05 Aralık’ta Sinema Salonlarında Olacak Adile Naşit İçin Herkesin Gönlüne Göre Bir Adile Afişi Tasarlandı

BKM’nin 05 Aralık’ta vizyona girecek Adile Naşit filmine, birden fazla afiş tasarlandı. Çağan Irmak’ın rejisiyle beyazperdeye taşınan Adile’nin başrolünde Meltem Kaptan yer alıyor. Her kuşaktan hayranını gülümseten Adile Naşit için, onun herkese gülen yüzleri afiş olarak hazırlandı. Hazırlanan 7 farklı afiş, Adile Naşit’in sıcak gülüşünü ve kalplerdeki yerini yansıtıyor. Herkes dilediği Adile Naşit’i paylaşacak, hangisini neden sevdiğini söyleyebilecek. Kimi için bir anne, kimi için bir dost, kimi için çocukluk kahkahalarının sesi olan Adile Naşit, şimdi afişleriyle sosyal medyada, 05 Aralık’ta da hikâyesiyle sinemalarda olacak.

05 Aralık’ta Sinema Salonlarında Olacak Adile Naşit İçin Herkesin Gönlüne Göre Bir Adile Afişi Tasarlandı yazısına devam et

Filos

Orhan Tekeoğlu ve Nurdan Tekeoğlu’nun yönetmenliğini yaptığı Filos adlı belgesel film Meltem Ulu’nun Halikarnas Balıkçısı’nın Yolculuğu adlı eserinden esinlenilerek perdeye aktarıldı. Belgeselin kurgusu Deniz Emre Pehlivan, görüntü yönetmenliği Serdar Güven tarafından yapıldı. Filos, sürgün yıllarında Bodrum’da yaşayan ve bir “yeniden doğuş” mekânına dönüştüren Halikarnas Balıkçısı’nın doğaya ektiği tohumların, diktiği ağaçların ve çağırdığı yazar ve şairlerin kentin ruhunu nasıl değiştirdiğini anlatıyor. Film, bir şairin kendini, doğayı ve bir şehri hızla dönüştürme hikâyesini, arşivler, tanıklıklar ve Bodrum’un bugüne uzanan mirasıyla perdeye taşıyor.

Filos yazısına devam et

Altın Portakal Heyecanı Gezen Sinema Etkinlikleri ile Başlıyor

Türkiye’nin en köklü sinema etkinliği olan 62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin sıcak atmosferi Gezen Sinema etkinliği ile Antalya’nın ilçelerine taşınacak. Bu yıl Antalya’nın toplam 16 ilçesinde ve 10 gün boyunca gerçekleşecek etkinlik kapsamında 61. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin 3 ödüllü, Nadim Güç’ün yönettiği 2024 yapımı Mukadderat filmi ve sevilen komedi filmlerinden, yönetmenliğini Hakan Algül’ün yaptığı, 2025 yapımı Tur Rehberi ile Bedran Güzel’in yönettiği, 2025 yapımı Kardeş Takımı 2 filmleri izleyicilerle buluşacak. Her yaştan sinemaseveri bir araya getirecek gösterimler ücretsiz yapılacak.

Altın Portakal Heyecanı Gezen Sinema Etkinlikleri ile Başlıyor yazısına devam et

Altın Portakal Bu Yıl Kalpten Geliyor

62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin bu yılki teması “Kalpten” sinemada en çok iz bırakan ortak duygudan, yani içtenlikten besleniyor. Altın Portakal’ın bu seneki mottosu, aynı zamanda festivalin bu yıla ait yaklaşımını da yansıtıyor. Geçmişle bağ kuran, bugünün ruhuna açık ve yeni seslere alan açan bir anlayışla şekillenen festival, her hikâyede ve her sahnede ortak bir duygudan, kalpten yola çıkıyor. Festival bu yıl da yalnızca sinemanın değil bir kentin, bir geleneğin ve bir belleğin parçası olmayı sürdürmeye devam ediyor. Her hikâye, bu kez daha derinden, daha içten bir duyguyla seyirciyle buluşacak.

Altın Portakal Bu Yıl Kalpten Geliyor yazısına devam et

Ankara Film Festivali’nin 2025 Afişi Belli Oldu

13 – 21 Kasım 2025 tarihleri arasında yapılacak 36. Ankara Film Festivali’nin afişi belli oldu. Afiş, multimedya tasarımcısı Atay Erol’un eseri. Grafik tasarımı bölümü öğrencileri ve mezunlarına açık olan yarışmanın jüri üyeleri, çizer ve gazeteci Aslı Alpar, ressam Habip Aydoğdu, Ankara Film Festivali Direktörü İrfan Demirkol, tasarımcı, sanatçı ve akademisyen Melike Taşcıoğlu Vaughan ile akademisyen Zülfükar Sayın’dan oluşuyordu. Festival afişi, “Festivalin farklı kitleleri bir araya getiren yapısını ilgi çekici ve renkli bir dille aktarması, Ankara’yı temsil eden karakterlerle festivale özgü ruhu başarılı biçimde yansıtması” gerekçesiyle seçti.

Ankara Film Festivali’nin 2025 Afişi Belli Oldu yazısına devam et

Ödüllü Film Derûn, 24 Ekim’de Sinemalarda

Müge Uğurlar’ın yönettiği, senaryosunu Makbule Kosif’in yazdığı Derûn filminin görüntü yönetmenliğni Sami Saydan üstleniyor. Uluslararası arenada festival yolculuğunu tamamlayan film, dünyanın dört bir yanından 20’den fazla ödül aldı. Ön hazırlığı İki yıl süren çekimleri toplamda 3 ayda tamamlanan filmde coğrafyanın 4 mevsimi de yer alıyor Derûn, Mevlâna Celaleddin Rumi’nin unutulmaz eseri Mesnevi’nin ilk hikâyesi olan ‘padişah – cariye’ kıssasından esinlenilen, kendini insandan soyutlamış, Karadeniz’de tek başına yaşayan, 40 yıllık bir inzivanın kahramanı Marife’yi bu yalnızlığa hapseden, gençliğinde yaşadığı büyük aşkını ve hayal kırıklığını beyazperdeye getiriyor.

Ödüllü Film Derûn, 24 Ekim’de Sinemalarda yazısına devam et

İthaki Yayınları 16 Ekim Kitapları

İthaki Yayınları, 16 Ekim’de satışa sunacağı kitaplarını açıkladı. Sun Tzu’nun Savaş Sanatı, Anton Pavloviç Çehov’un Altıncı Koğuş ve Ahmet Haşim’in Gurebahane-i Laklakan: Düşkün Leylekler Evi adlı kitapları 16 Ekim’de satışa sunulacak. Ahmet Haşim’in çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlanan denemelerinden seçilerek hazırlanan Gurebahane-i Laklakan (1928), Türk edebiyatında türün en zarif örneklerinden biri sayılır. Doğaya, zamana ve insana bakan bir gözün, eşsiz bir dil musikisinin takip edildiği bu çok değerli eser; Batı’ya yönelen yeni yaşam biçimleriyle Osmanlı alışkanlıklarının çatıştığı bir dönemin zihniyet haritası olarak değerlendirimektedir.

İthaki Yayınları 16 Ekim Kitapları yazısına devam et

Kâfîrun

Rotin Engin Tutuş’un yönettiği ve Ejder Özkarslıgil, Ceren Şule, Nazan Bayazıt ile Şükran Çağman’ın oynadığı Kâfîrun, 17 Ekim 2025’de A90 Pictures dağıtımıyla Şeddadi Yapım tarafından vizyona çıkarıldı.
Hasta annesi ve kız kardeşiyle yaşayan Ahmet, görünmeyen bir varlığın aklını karıştıran oyunlarıyla bir labirentin içine sürüklenir. Varlık, onu her adımda daha da derinlere çekerken, her geçen gün içine kapanır ve gerçeklik ile korkularının sınırları bulanıklaşır. Zamanla her şey içinden çıkılamaz bir kördüğüm haline gelir. Ahmet, ailesini korumak için korkularıyla yüzleşmek zorunda kalır; bu yüzleşme, onun için kesinlikle sonun başlangıcı olacaktır.

  • Basın Bülteni
  • Fragman
  • IMDb

Kâfîrun yazısına devam et

Bodrum’da En İyi Film Ödülü Sahibini Buldu, Kazanan Filmler ve Jüri Gerekçeleri

Bodrum Sinema ve Kültür Derneği tarafından düzenlenen Bodrum Uluslararası Film Festivali, kapanış töreni ile sona erdi. Gerçekleştirilen festivalde 15 ülkeden 19 film 34 gösterim ile binlerce sinemasevere ulaştı. Uluslararası Yarışma seçkisinde En İyi Film Ödülü’nü Elsa Kremser ve Levin Peter’ın yönettiği Beyaz Salyangoz (White Snail) filmi kazanırken Yunan yönetmen Alexandros Voulgaris’in yönettiği They Come Out of Margo filmi Jüri Özel Ödülü’ne layık görüldü.

Bodrum’da En İyi Film Ödülü Sahibini Buldu, Kazanan Filmler ve Jüri Gerekçeleri yazısına devam et

Pırıl: Saklı Robotlar’ın Fragmanı Yayınlandı

TRT Çocuk’un sevilen çizgi dizisi Pırıl’ın beyazperdeye dönmeye hazırlandığı yeni filmi Pırıl: Saklı Robotlar’ın fragmanı yayınlandı. Bu kez matematiğin sadece sayılardan ibaret olmadığını, düşüncenin ve problem çözmenin de matematik olduğunu sevenlerine anlatacak olan film, 29 Ekim’de izleyiciyle buluşacak. Pırıl, ilk filmiyle gişede büyük bir başarı yakalayarak geniş bir izleyiciye kitlesine ulaşmıştı.

  • Basın Bülteni
  • Fragmanı izlemek için tıklayınız.
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Pırıl: Saklı Robotlar’ın Fragmanı Yayınlandı yazısına devam et