Hatice Keltek

(Düşün Yazarı, Uzman Klinik Psikolog)
Filmleri Sinema Psikolojisi başlığında yorumluyor.

Sinema Bir Hikâye Değil, Bir Bakış Rejimidir

Sinema çoğu zaman anlatılan hikâye üzerinden konuşulur. Oysa asıl mesele hikâyede değil, bakışta gizlidir. Film bize ne anlattığından çok, bizi nereye yerleştirdiğiyle ilgilidir. İzlerken kimin gözünden bakıyoruz? Kime yakın duruyoruz? Kimin arzusunu normal, kimin kırılganlığını görünmez sayıyoruz?

Benim çalışma alanım tam da bu eşikte başlıyor.

Psikoloji ile sinema estetiği arasında kurduğum düşünsel hat, filmi yalnızca bir temsil alanı olarak değil; arzu, kimlik, bilinçdışı ve toplumsal cinsiyet kodlarının dolaşıma girdiği bir psikolojik mekân olarak ele alıyor. Akademik yolculuğum Yeni Yüzyıl Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde üniversite birinciliğiyle başladı; klinik formasyonumu Üsküdar Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı’nda derinleştirdim.

Ancak sinemayı yalnızca teorik bir metin olarak okumadım. 2003 – 2008 yılları arasında Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesi bünyesinde Halkla İlişkiler ile Radyo, Sinema ve Televizyon alanlarında YÖK bursuyla eğitim aldım. 2008 – 2012 yılları arasında televizyon sektöründe yönetmenlik, yapımcılık ve editörlük yaptım. Kamera arkasında öğrendiğim şey şuydu: Her kadraj bir seçimdir. Her seçim bir dışarıda bırakma biçimidir.

Bugün geliştirdiğim “Sinema Psikolojisi” yaklaşımı, bu iki alanın kesişiminde duruyor. Film benim için yalnızca anlatılan bir hikâye değil; bakışın örgütlendiği, hazzın kodlandığı ve öznenin konumlandırıldığı bir bilinç alanı. İzleyici pasif değildir; aksine farkında olmadan bir pozisyona yerleşir. İşte benim ilgilendiğim yer, o yerleşme anı.

Sinema ile ruhsal süreçler arasındaki ilişkiyi “Ruhun Kadrajları” başlığı altında dijital mecralarda paylaşıyorum. Aynı zamanda Oya Doğan’ın yönetimindeki Dizi Doktoru platformunda köşe yazıları yazarak dizi anlatılarını psikodinamik bir perspektiften değerlendiriyorum. Kültür – sanat eksenli gazete ve dergilerde kaleme aldığım metinlerde de benzer bir sorunun izini sürüyorum:

Bir anlatı bizi neden bu kadar etkiler?
Ve o etki bize kendimiz hakkında ne söyler?

Klinik çalışmalarımı İstanbul’da İstanbul Psikomod Akademi bünyesinde sürdürüyorum. Terapide karşılaştığım ruhsal dinamiklerle sinemadaki temsiller arasında çoğu zaman şaşırtıcı paralellikler görüyorum. Çünkü insan hikâye kuran bir varlık. Ve kurduğu hikâyede kendini saklayabildiği kadar açığa da çıkarır.

Yazılarımda amacım izleyiciyi edilgen bir tüketici olmaktan çıkarmak. Sinema yalnızca görülen değildir; görüleni görme biçimimizin de analiz edildiği bir alandır. Eğer film bittiğinde sadece “beğendim” ya da “beğenmedim” demekle yetinmiyorsak, orada bir düşünce başlamış demektir.

Ben o başlangıçla ilgileniyorum.

(18 Şubat 2026)

Hatice Keltek

*****

DİĞER YAZILARI

Sinemacılık ve Filmcilik Yararına Bağımsız İletişim Platformu