Bizde gösterime girmeyen ‘Kara Kutu / La Boîte Noire’ (2021) adlı filmiyle bilinen Yann Gozlan’ın yönettiği ‘Yapay Zeka / Dalloway’ dalgaların sahile vurduğu huzurlu bir gün doğumu tasviriyle açılıyor. Genç bir kadın kumlar üzerinde uykuya dalmıştır. Ancak çok geçmeden tüm bu kurulumun uykuya dalmayı kolaylaştıran bir sahil videosu olarak planlandığını idrak ederiz.
Gerçek mekân, genç yetişkin romanlarıyla tanınmış Clarissa Katsef’in (Cécile de France) bir süredir konuk edildiği rezidans odasıdır. ‘Ludovico Vakfı’ tarafından idare edilen lüks mekân, Covid salgınını akla getiren lanet bir virüsün sokaklarını caddelerini boşalttığı yakın geleceğin Paris’inde, Clarissa benzeri ünlü sanatçıların ya da keşfedilmeyi bekleyen genç yeteneklerin yapıtlarını daha huzurlu ve verimli bir ortamda üretebilmeleri için tasarlanmıştır. Rezidansta yaşam ve çalışma sistemi her dairede kişiye özel tahsis edilmiş yapay zekâ birimlerince düzenlenmektedir.

6 yıldır yeni bir kitap çıkarmayan Clarissa’nın kentteki genel huzursuzluğun yanı sıra derin bir kederi yüklendiğini daha sonra öğreniriz. Depresyondaki oğlu Lucas’ın doğum gününün gecesinde beklenmedik intiharı onun hayatını tümden değiştirmiştir. Teselliyi Virginia Woolf’un intiharından önceki günlerini araştırdığı farklı türde bir kitap yazmakta arayan Clarissa, zaman zaman tıkandığını hissettiğinde yapay asistanı hemen yanı başında bitivermektedir. Akıllı yardımcısının hayatının düzenine olduğu gibi kitabının yazılmasına müdahalesi gecikmez. Uluslararası bir şirket tarafından yönetilen vakıfta da tuhaf şeyler dönmektedir. Clarissa konfor ve özgürlük vaadiyle yaratıcılara kol kanat geren kuruluşun gerçek niyetini ortaya çıkarmak için besteci rezidans komşusu Matthias ile birlikte harekete geçmeye karar verir.

Tatiana de Rosnay’ın, Woolf’un ünlü metninin (Mrs. Dalloway) ana karakterinin ön adı (Clarissa) ve soyadını (Dalloway) yazar ve yapay asistanına vermiş olduğu ‘Les Fleurs de L’Ombre / Gölgenin Çiçekleri’ adlı romanından sinemaya uyarlanan yapım, çağımız teknolojisine bağımlılığımızı, duygularımızdan, düşüncelerimizden beslenerek beynimize davetsiz misafir olarak yerleşmeye hazırlanan yeni sürüm yapay zeka uygulamalarına karşı korunmasızlığımızı sorguluyor. Cannes Film Festivali’nin fantastik filmler içeren ‘Geceyarısı Sineması’ seçkisi dahilinde dünya prömiyeri yapan film ürkütücü olduğu kadar düşündürücü. İklim krizi ve salgın hastalıkların yaşam alanlarımızı tehdit ettiği çok yakın bir geleceğin tasvirine soyunuyor. Son derece gelişmiş yapay zekâ modellerinin akıl ve ruhlarımızı ele geçirmek üzere oluşuna dair endişe verici tezler sunuyor.

Fransız yönetmen Gozlan’ın altıncı uzun metrajı, Thierry Flamand’a ait minimalist prodüksiyon tasarımı, Ronald Grauer gözetimindeki minimalist özel efektleri ile etkiliyor. Filmi baştan sona sırtlanmış olan Cécile de France’a rezidans sakinlerinden Matthias Nielsen’de Lars Mikkelsen, mekân yöneticisi Anne Devinter’ta Anna Mouglalis gibi deneyimli oyuncular eşlik etmiş. Clarissa’ya asistanlık yapan Dalloway’e ise ünlü Fransız şarkıcı Mylène Singer sesiyle hayat vermiş.
(26 Ekim 2025)
Ferhan Baran
ferhan@ferhanbaran.com