Savaş Üstüne Savaş, TME Films Dağıtımıyla 03 Ekim’de Sinemalarda

Akademi ve Bafta ödüllü Leonardo DiCaprio, sinemanın en özgün anlatıcılarından Paul Thomas Anderson’ın yazıp yönettiği Savaş Üstüne Savaş ile beyazperdeye geliyor. Anderson’ın yeni filmi yıldız oyuncuyu sert, çarpıcı ve çok katmanlı bir dünyanın merkezine yerleştiriyor. Savaş Üstüne Savaş, 03 Ekim 2025’te sinemalarda seyirci karşısına çıkacak. Film, artan gerilimiyle karakterler arasındaki çatışmayı öne çıkarıyor. Paul Thomas Anderson’ın kendine özgü tarzı, Savaş Üstüne Savaş’ın karanlık hikâyesini daha da çarpıcı kılarak seyircide iz bırakacak. Filmde, DiCaprio’ya Oscar ve Bafta ödüllü Benicio del Toro ve Sean Penn eşlik ediyor.

  • Basın Bülteni
  • Fragmanı izlemek için tıklayınız.
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Savaş Üstüne Savaş, TME Films Dağıtımıyla 03 Ekim’de Sinemalarda yazısına devam et

Bodrum’da Perde Açılıyor: Dünya Sinemasına Yeni Bir Bakış, Bodrum Uluslararası Film Festivali Başlıyor

03 – 08 Ekim 2025 tarihleri arasında sinema, Ege kıyılarına bir başka yakışacak. Bodrum, yepyeni bir uluslararası festivalle dünya sinemasına kapılarını açıyor: Bodrum Uluslararası Film Festivali (BIFF) başlıyor. Festivalin basın toplantısı 09 Eylül 2025 Salı günü Bodrum Golf Clup’da yapıldı. Bodrum Sinema ve Kültür Derneği tarafından, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle ve Muğla Valiliği, Bodrum Belediyesi, Bodrum Kaymakamlığı, Muğla Büyükşehir Belediyesi ve Kos Belediyesi’nin iş birliğiyle yapılan festival, Bodrum ile Kos Adası arasında sinema dolu bir köprü kuracak. Türkiye – Yunanistan Sinema Buluşması iş birlikleri için iki komşu ülkenin sinemacılarını aynı masada buluşturacak.

Bodrum’da Perde Açılıyor: Dünya Sinemasına Yeni Bir Bakış, Bodrum Uluslararası Film Festivali Başlıyor yazısına devam et

Adana Altın Koza’nın Edebiyat Uyarlaması Senaryo Finalistleri Belli Oldu

22 – 28 Eylül 2025 tarihlerinde yapılacak 32. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nin Edebiyat Uyarlaması Uzun Metraj Senaryo Yarışması’nda finalistler belli oldu. Sinemamızın edebiyatla kurduğu bağı daha da güçlendirmek, yazılı edebiyatın zengin dünyasını perdeye taşımayı ve yeni kuşak senaristleri üretime teşvik etmeyi amaçlayan yarışmaya bu yıl 27 proje başvurdu.

Adana Altın Koza’nın Edebiyat Uyarlaması Senaryo Finalistleri Belli Oldu yazısına devam et

Yerli Yurtsuz, Türkiye Prömiyerini Altın Portakal’da Yapacak

Rıza Oylum’un yönettiği belgesel Yerli Yurtsuz, Türkiye prömiyerini 62. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde yapacak. Kültür Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü ve Sivil Düşün tarafından desteklenen Yerli Yurtsuz, 4. kuşak demir ustası olan Yervant Demirci’nin Mardin Derik’te başlayıp Ermenistan’da devam eden yaşamının izini sürüyor. Yerli Yurtsuz belgeselinin çekimleri Mardin Derik, İstanbul Samatya ve Ermenistan Erivan’da yapıldı.

Yerli Yurtsuz, Türkiye Prömiyerini Altın Portakal’da Yapacak yazısına devam et

Eudaimonia

Yönetmen: Gizem İbak’ın yönetmenliğini yaptığı kısa film Eudaimonia’nın başrolünde Mehmet Aslantuğ oynuyor. Burhan Gün yapımcılığında Fikrigün Film tarafından yapımcılığı üstlenilen filmin görüntü yönetmenliğini ise Uğur İçbak yapıyor. Film, baba ile oğulun çıktığı yolculukta geçmişle yüzleşmenin ve yeniden bağ kurmanın evrensel hikâyesini anlatıyor. Filmin yapım sürecine T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü, EMN XR Studio ve Orion Rental House destek verdi.

Eudaimonia yazısına devam et

Good Boy

Ben Leonberg’in yönettiği ve Indy, Shane Jensen, Arielle Friedman, Larry Fessenden, Stuart Rudin, Hunter Goetz ile Anya Krawcheck’in oynadığı Good Boy, 26 Aralık 2025’de CGV Mars Dağıtım dağıtımıyla Filmartı Film tarafından vizyona çıkarıldı.
Todd ve köpeği Indy, Todd’un ailesinden kalma ormanın ortasındaki ıssız bir kulübeye yerleşmişlerdir. Bir süre sonra Indy, evde karanlık ve rahatsız edici bir varlık olduğunu anlar. Todd ise yanıbaşındaki bu kötücül gücün daha da tehlikeli hale geldiğini fark etmez. Sadık dost, köpek Indy, hem sahibini hem de kendisini korumak için sadece kendisinin görebildiği bu tehlikeyle karşı karşıya gelecektir.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Fragman
  • IMDb

Good Boy yazısına devam et

Acı ve Tatlı Kahkahalar ile: Bugün Güzel

Yapımını TAFF Pictures’ın üstlendiği, hikâyesi Oğuzhan Koç’a, senaryosu ise Aksel Bonfil’e ait Bugün Güzel filmi için okuma provası gerçekleşti. Hayatın acı ve tatlı gerçeklerinin üstesinden aşk, dostluk ve neşe ile nasıl gelinebileceğini sıcak bir hikâye ile salonlara getirece film, zorluklara karşı farklı bakış açılarının, yaşama biçimini nasıl etkileyeceğini mizahi bir dille ele alıyor.

Acı ve Tatlı Kahkahalar ile: Bugün Güzel yazısına devam et

Boğaziçi Film Festivali’nde Sinemaya Destek Güçleniyor

Bu yıl 07 – 14 Kasım tarihleri arasında 13. kez gerçekleştirilecek Boğaziçi Film Festivali, Türkiye ve dünya sinemasına desteğini sürdürüyor. Festivalde bu yıl, Ulusal Uzun Metraj Yarışma, Uluslararası Uzun Metraj Yarışma, Ulusal Belgesel Yarışma ve Ulusal Kısa Film Yarışması bölümlerinde farklı kategorilerde ödüller sahiplerini bulacak. Festival Başkanı Ogün Şanlıer açıklamasında, “On üç yıldır sinemanın birleştirici gücünü İstanbul’dan dünyaya taşımaktan mutluluk duyuyoruz. Boğaziçi Film Festivali, genç yeteneklerin görünürlük kazanmasına ve uluslararası iş birliklerinin kurulmasına olanak sağlıyor. Özellikle bu yıl rakamları artırmaya gayret ettik.” dedi.

Boğaziçi Film Festivali’nde Sinemaya Destek Güçleniyor yazısına devam et

Büyüleyici Bir Yaşam Dersi / Chuck’ın Hayatı

‘Chuck’ın Hayatı / The Life of Chuck’ Stephen King’in bir kısa hikâyesinden sinemaya uyarlanmış. Korku ve gerilim öyküleri üstadı ve de aynı türde filmleri ile tanınan yönetmen Mike Flanagan adları sizleri yanıltmasın, bu bir korku hikâyesi değil. Film, King’in ‘Yanımda Kal / Stand By Me’, ‘Esaretin Bedeli / The Shawshank Redemption’ ya da ‘Yeşil Yol / The Green Mile’ gibi beyazperdeye de aktarılan romanlarının dramatik evrenine çok daha yakın bir varoluş öyküsü üzerinden ilerliyor.

Flanagan kısa hikâyenin sondan başa gelişen yapısını korumuş. Hikâye ‘Teşekkürler Chuck’ başlıklı üçüncü ve son perde ile açılıyor. Chuck ile bu bölümde, kentin tüm caddelerine yer alan ışıklı ışıksız panolar, televizyon ve sosyal medyanın reklam kuşaklarını kuşatan posterler vasıtasıyla tanışıyoruz. Genç adam 39. yaşını kutlarken ona duyulan minnetin bir ifadesidir ekranlara yansıyan. Öte yandan sadece ABD değil tüm gezegen, kıyamet öncesi bir felâketler yumağının içindedir. Kuzey Kaliforniya’daki 9.1 şiddetindeki deprem bölgenin % 80’lik kısmını oturulamayacak hale getirmiştir. Anayolda oluşan koca bir obrukla trafik tıkanmıştır. Yangınlar, seller, kıtlık çivisi çıkmış dünyanın sonunu haberlemektedir sanki.

Orta öğretimde görevli Marty Anderson (Chiwetel Ejiofor) durmuş trafikte ilk kez reklam panosunda gördüğü Chuck’ın kimliğini sorgularken, geçmişe dönen son bölümde onun küçük Chuck ile ilişkisini hakkında bilgi sahibi oluruz. Siyahi öğretmen ayrıldığı ama görüşmeyi sürdürdüğü eski eşi hemşire Felicia Gordon (Karen Gillan) ile buluştuğunda ondan intihar vakalarının hızla arttığını öğrenir. Yasın son evresinde insanların beklemekten başka çaresinin kalmadığı bir zifiri karanlıkta Kozmos son nefesini mi vermektedir?

Ekolojik ihanetin evrenin sonunu işaret ettiğine dair bir karanlık distopya ile açılan yapım, ‘Yaşasın Sokak Çalgıcıları’ adlı ikinci bölümde aydınlık ve güler yüzlü bir dünyaya taşır bizleri. Güngörmüş Marty’nin deyimiyle ‘Kıyametin Oz Büyücüsü’ gibi her panoda ışıldayan 30’lu yaşlarının sonlarındaki Charles ‘Chuck’ Krantz (Tom Hiddleston) ile kanlı canlı bu epizodda buluşuruz. Muhasebecilik zırhını kuşanmış bir halde ‘21. Yüzyılda Bankacılık Konferansı’ndan yeni çıkmıştır. Hayatı bir zamanlar düşündüğünden çok daha dardır ama O buna uyum sağlamış gibi durmaktadır. Yine de günlük şovu için ısınma yapan sokak müzisyeni Taylor’ın (The Pocket Queen) önünde duraklamadan edemez. Ve sonrasında kravatını gevşetip müziğin ritmine uyarak antolojilere geçecek dansını yapmaya başlar. Geçimini sağlayabilmek için meydanın ortasına çökmüş yetenekli müzisyen davuluyla onun tutkulu beden hareketlerine katılırken, sevgilisinin bir telefon mesajıyla terkettiği genç Janice Halliday (Annalise Basso) kavalyesi olarak Chuck’a eşlik eder. Çılgın ikili ‘Tanrı’nın dünyayı bunun için yarattığını’ duyumsayarak davulun ritmine uygun dansı sürdürürler. Tüm neşesine karşın Janice kaygılıdır yine de. Herşey ziyan olmaktadır, ‘belki biz de ziyan oluyoruzdur’ diye düşünmekten kendini alamaz.

Hikâyenin finali ama krolonojik olarak birinci perdesi ‘İçimde Yığınları Saklıyorum’ başlığını taşır. Walt Whitman’ın bir şiirinden alınmıştır dizeler. Chuck’ın 7 yaşına döneriz. Keyifli bir aile yaşantısı süren küçük çocuk annesi ile babasını, bir de henüz doğmamış küçük kardeşini meşum bir trafik kazasında kaybettiğinde evin neşesi de uçar gider. Bundan böyle birlikte yaşayacağı dedesi kendisini sayılara ve alkole vururken, babaannesi dünyayı artık gri, sessiz ve lezzetsiz buluyordur. Chuck 10 yaşına girdiğinde (bu yaşını yetenekli çocuk oyuncu Benjamin Pajak canlandırıyor) bazı lezzetler geri dönmeye başlar. Büyükanne yeniden yemek yapmaya başlarken torununu dansa teşvik eder, birlikte izledikleri ‘West Side Story’, ‘All That Jazz’ ya da ‘Cover Girl’ misali klasik Amerikan müzikalleriyle yaşama geri dönerler. Ancak dedenin, 1800’lü yılların sonuna doğru inşa edilmiş, ailenin 70’li yılların başından beri ikamet ettiği Viktoryen evin çatı katındaki kubbeli odaya giriş yasağı sürmektedir hâlâ. Krolonojik açıdan sondan başlayıp başa doğru ilerleyen filmi spoiler vermemeye çalışarak incelemek kolay olmuyor. İçinde yığınlar biriktirerek büyüyen Chuck’ın akıbetini ve sırrına ereceği kubbeli odada neler yaşandığının hikâyesi ise dilerseniz izleyecek olanlara kalsın.

Kurguyu da üstlenmiş olan Flanagan her üç bölümde de önceki filmlerini aşan bir yönetmenlik çabası ortaya koymuş. Daha çok televizyon dizileriyle bilinen Eben Bolter bölümler arasındaki kontrastın altını çizen usta işi sinematografisiyle göz dolduruyor. Nick Offerman’ın dış sesiyle detaylarına vakıf olduğumuz bu kısa ama etkileyici yaşam serüveninde rol alan ensemble farklı yaşlardaki Chuck’ı canlandıran genç oyuncular dahil iyi seçilmiş ve yönetilmiş. Afişlerde tek başına yer alan olan İngiliz sinemasının klas oyuncularından Hiddleston’u filmin bütününde izleyememek benim gibi sevenlerini biraz hayal kırıklığına uğratıyor gerçi ama ekibin kalanı onun boşluğunu aratmıyor. İlk bölümde ünlü siyahi aktör Ejiofol öne çıkarken final bölümünün dedesi Albie Krantz’da yaklaşık 50 yıl öncesinin ‘Yıldız Savaşları / Star Wars’ından anılarımıza yerleşmiş olan gencecik Luke Skywalker ‘Mark Hamill’i iyice yaşlanmış haliyle buruk bir nostalji yaşatıyor.

Flanagan’ın geçen yıl genç yaşta bu dünyadan göçen Amerikalı ünlü gazeteci dostu Scott Wampler’ın zamansız gidişine bir ağıt olarak adadığı filmi, karamsar bir kıyamet tasvirinin ardından dokunaklı bir yaşam dersi veriyor. Belanın bin türlüsü aynı anda üşüşse de, bu kısacık hayatta insan biriktirmenin, küçük bedende yığınlar büyütmenin hazzı ve mutluluğuna işaret ediyor.

(16 Eylül 2025)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

Sevince

Barış Başar’ın yönettiği ve Hayat Van Eck, Bahar Şahin, Sevinç Erbulak ile Altan Erkekli’nin oynadığı Sevince, 26 Eylül 2025’de A90 Pictures dağıtımıyla Bahane Yapım tarafından vizyona çıkarıldı.
Asperger Sendromu’na sahip Cem’ın hayatı, konservatuar eğitimi için İzmir’den İstanbul’a gelen Elif ile tanışmasıyla bambaşka bir yöne evrilir. Cem’ın annesi tarafından onun için yaratılan korunaklı dünyanın sınırları Elif sayesinde çatlamaya başlar. İki genç, sevgi ve anlayışın, görünmez sınırları aşarak hayatı nasıl değiştirdiğini keşfeder. Film, seyirciye hem kalbe dokunan hem de farkındalık yaratan bir deneyim sunuyor.

  • Basın Bülteni
  • Instagram
  • Fragman

Sevince yazısına devam et

Kanto, Türkiye Prömiyerini Altın Portakal’da Yapacak

Yönetmenliğini Ensar Altay’ın üstlendiği, başrollerinde ise Didem İnselel, Sinan Albayrak, Yıldız Kültür, Ece Bağcı, Züleyha Yıldız ve Elit Andaç Çam’ın yer aldığı Kanto, dünya yolculuğuna başladığı Şanghay ve devam ettiği Jagran Film Festivali’nden sonra, Türkiye prömiyerini 24 Ekim – 02 Kasım tarihleri arasında düzenlenecek 62. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde gerçekleştirecek.

Kanto, Türkiye Prömiyerini Altın Portakal’da Yapacak yazısına devam et

Unutmanın ve Hatırlamanın Romanı: Kalbin Durduğu Bütün Zamanlar

Polat Özlüoğlu’nun, 12 Eylül’de raflarda yerini alacak Kalbin Durduğu Bütün Zamanlar adlı eseri açılışını Macar yazar Agota Kristof’un Kanıt adlı romanından yapıyor. Beş öykü kitabından sonra, 384 sayfalık bir romanla okurların karşısına çıkacak olan Özlüoğlu, “Meşhur’un yolculuğu başladı… Onunla konuşun, dertleşin, dinleyin, yalnızlığını, acılarını, umudunu paylaşın. Bireysel hafıza ve toplumsal belleğin kesiştiği noktada unutmamak, hatırlamak, hayata tutunmak, yeniden başlamak üzerine bir roman…” diyor. Kalbin Durduğu Bütün Zamanlar, yalnızca bir roman değil, yakın tarihimizin onarılması güç travmalarını en sert hâliyle belgeleyen edebi bir kayıt, eser.

Unutmanın ve Hatırlamanın Romanı: Kalbin Durduğu Bütün Zamanlar yazısına devam et

Aşk ve Yemek, 03 Ekim’de Sinemalarda

Yönetmen koltuğunda Müge Uğurlar’ın oturduğu, yapımcılığını Emre Balık, Uğur Güneş, Şule Şentürk ve Müge Uğurlar’ın üstlendiği, senaryosunu ise Makbule Kosif ve Derya Kara’nın kaleme aldığı Aşk ve Yemek, 03 Ekim’de sinemaseverlerle buluşuyor. Film, Adana’dan göç etmek zorunda kalan kebapçı bir ailenin, yolculuk sırasında kendilerini Tokat’ta bulmasıyla başlayan eğlenceli ve duygusal öyküsünü beyazperdeye taşıyor. Lezzetlerin, rekabetin ve aşkın iç içe geçtiği film, neşeyle dolu anlar ve kalplere dokunan bir sinema deneyimi vadediyor. Ayrıca bol kahkahalı sahneleri ve içten hikâyesiyle izleyicilere keyifli, güzel bir aile komedisi sunuyor.

Aşk ve Yemek, 03 Ekim’de Sinemalarda yazısına devam et

BIFF Bodrum Uluslararası Film Festivali

Bodrum Sinema ve Kültür Derneği tarafından düzenlenen BIFF Bodrum Uluslararası Film Festivali (BIFF Bodrum International Film Festival), 03 – 08 Ekim 2025 tarihlerinde Bodrum ve Kos Adası’nda gerçekleştirilecek. On iki yıldır yapılan Bodrum Türk Filmleri Haftası ve CineBodrum Sinema Sektör Zirvesi’nin deneyimi üzerine inşa edilen festival izleyiciye ve sektöre dost bir buluşma hedefiyle kuruldu. Festival kapsamında Uluslararası Uzun Metraj Film Yarışması ve Türkiye – Yunanistan Sinema Buluşması yapılacak. “Akdeniz’den dünyaya açılan perde” sloganıyla anılacak festivalin direktörlüğünü Bodrum Sinema ve Kültür Derneği Başkanı Cenk Sezgin üstleniyor.

BIFF Bodrum Uluslararası Film Festivali yazısına devam et