Eudaimonia Türkiye Prömiyerini 62. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Yapıyor

Yaklaşık bir yıldır yapılan hazırlık sürecinin ardından hayata geçirilen Eudaimonia adlı kısa film, dünya çapında büyük prodüksiyonlarda kullanılan LED teknolojisini 360 derece uygulayarak Türk Sinemasında bir ilke imza attı. Sinemaya getirdiği yenilikçi anlatım diliyle öne çıkan Eudaimonia, festival yolculuğuna Türkiye prömiyerini Antalya Altın Portakal Festivali’nde gerçekleştirerek başlıyor. Film, baba ile oğulun çıktığı yolculukta geçmişle yüzleşmenin ve yeniden bağ kurmanın evrensel hikâyesini anlatıyor. Başrolünde Mehmet Aslantuğ’un yer aldığı kısa film, hem Türkiye’de hem de uluslararası arenada uzun soluklu bir festival yolculuğuna çıkıyor.

Eudaimonia Türkiye Prömiyerini 62. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Yapıyor yazısına devam et

5. İzmir Film ve Müzik Festivali’nde Ödül Gecesi

10 Eylül’de başlayan 5. İzmir Film ve Müzik Festivali, altı gün boyunca İstinyePark Teras Renk Sineması ve Fransız Kültür Merkezi’nde yapılan film gösterileri ve atölyeler İzmirli sinemaseverlerin övgüleri ile karşılandı. Dün gece Fransız Kültür Merkezi salonunda yapılan ve sunuculuğunu Meltem Cumbul’un üstlendiği ödül töreninde Fransız yönetmen Gregory Magne’ın Müzisyenler (Les Musiciens) filmi iki ödül aldı.

5. İzmir Film ve Müzik Festivali’nde Ödül Gecesi yazısına devam et

Dar Alanda Catwalk Hayalleri / Toksik

Dünya prömiyerini, Altın Leopar (Pardo d ‘Oro) ile ödüllendirildiği 77. Locarno Film Festivali’nde yapan ‘Toksik / Akiplėša’ heyecan uyandırıcı yeni bir yönetmeni muştuluyor. Avrupa Filmleri Ödülleri’nde saygın ‘Keşif’ bölümünün adayı da olan Saulė Blivaitė’nin ilk uzun metrajı, Litvanya’nın gözlerden ırak kasvetli sanayi bölgesindeki hayatlar üzerine. Film boyunca yüzünü hiç görmediğimiz ilgisiz annesi tarafından yaşlı büyükannesinin yaşadığı kasabaya postalanan 13 yaşındaki Marija (Vesta Matulytė) burada akran zorbalığına uğruyor. Uzun boylu güzel bir kız olmasına rağmen doğuştan aksayan ayağı ve içine kapanıklığı nedeniyle alay konusu oluyor. Yüzme havuzunun soyunma odasındaki dolaptan pantolonunun çalınmasıyla aynı yaştaki Kristina (Ieva Rupeikaitė) ile çatışmayla başlayan ilişkisi sonrasında sırların paylaşıldığı sıcak bir arkadaşlığa dönüşüyor.

Oto tamircisi babası Ŝarūnas (Giedrus Savickas) ile küçük evlerinde yaşayan Kristina gelecek hayallerini paylaştığı Marija ile birlikte Japonya; kore gibi uzak diyarlarda istihdam edilmek üzere modellik eğitimi veren okulda şanslarını denemeye karar veriyorlar. Bu lanet kasabadaki sıkışık yaşamdan kurtulmak için belki de tek şanslarının bu olduğunu düşünüyorlar. Endamı ve güzelliğinin Marija’nın doğuştan gelen aksaklığını kapatabilecektir belki, ancak nispeten kısa boyu ve fazla albenisi olmayan fiziğiyle bu çetin sınavdan başarıyla çıkmak için daha da ileri gidecektir Kristina. Babasının ‘buradan kurtulmak için elinden ne geliyorsa yap!’ öğüdü doğrultusunda, okulun gerekli harcamaları için yaşlı adamları ‘masaj’ kisvesi altında eğlendirmeyi kabullenir, ve tıpkı ‘Çirkin Üvey Kardeş’in beyaz atlı prensiyle mutluluğa erme düşleri kuran Elvira’sı gibi daha da zayıf olabilme uğruna illegal sitelerde satılan tenya yumurtası haplarını içecek kadar gözünü karartır.

Genç yönetmen hikâyeden ziyade atmosferi ön plana taşıyan özenli belgesel bakışıyla dikkat ediyor. Bugün Litvanya, Rusya, Ukrayna ya da benzer ülkelerde yokluğun ve yoksulluğun kısırdöngüsünü kırmak, hurdaya dönmüş kasabalardan kurtulmak için mücadele eden çocuk yaştaki kızların evrensel sorununu işlerken, izleyicinin kolayca tahmin edebileceği trajik rastlantılara, sektörün bilinen yoz ayrıntılarına fazlaca girmeden, deneyimli görüntü yönetmeni Vytautas Katkus’un çarpıcı kadrajları eşliğinde çetin bir hayatta kalma mücadelesini perdeye taşıyor. Bu nedenle yakın çekimler yerine, ağırlıklı olarak uzun geniş planlar tercih edilmiş. İzleyici bir röportaj kamerası titizliğiyle atmosferin içine çekilirken, dar alanda catwalk hayalleri kuran genç bedenlerin tepeden bir çekimle tenyayı andırır biçimde spiral dizilişi yürek burkuyor.

Dişe dokunur bir sanat etkinliğinin olmadığı benzer çorak bir kasabada büyümüş olan Litvanyalı sinemacı bu iç daraltıcı toksik atmosferi kanlı canlı inşa ederken o denli karamsar değil. Belirsiz bir geleceğe doğru yol alırken yeni yetme karakterlerinin genç enerjileri ile yaşama tutunacak olmaları umudunu koruyor. Filmin özgün adı, etrafta ipe sapa gelmez haylazlıklar yapan çocuklar için yaşlı teyzelerin kullandığı tam çevirisi yapılamayan deyişlerden biriymiş. Bu doğrultuda, Marija, Kristina ve diğerleri boş beton hurdalıklarda her türlü yoksunluğa karşın yaşamdan paylarını almaya kararlı gözüküyorlar.

*Ankara Film Festivali’nde Türkiye prömiyerini yapan, İstanbul Modern Sinema programında yer almış olan yapım halen MUBI’de gösterilmektedir.

(23 Eylül 2025)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

Sevince Filmi 26 Eylül’de Vizyona Giriyor

Bülent Çatar’ın yapımcılığını, Barış Başar’ın yönetmenliğini ve Ünal Yeter ile senaryosunu üstlendiği Sevince, 26 Eylül’de sinemaseverlerle buluşuyor. Başrollerini Hayat Van Eck, Bahar Şahin, Sevinç Erbulak ve Altan Erkekli’nin paylaştığı film, farklı dünyalardan gelen iki gencin aşk hikâyesini perdeye taşıyor. Filmde Cem karakterini canlandıran Hayat Van Eck, Asperger Sendromu’na sahip bir genci oynuyor. Cem’ın rutinlerle örülü hayatı, hayallerinin peşinden İstanbul’a gelen Elif ile tanışmasıyla başka bir yöne evriliyor. Filmde Sevinç Erbulak’ı Cem’in annesi Nevra olarak görüyoruz. Altan Erkekli ise Cem’den sorumlu olan Mustafa Can rolünde.

Sihirbazlar Çetesi: Daha Bir Şey Görmediniz

Ruben Fleischer’in yönettiği ve Jesse Eisenberg, Woody Harrelson, Isla Fisher, Dave Franco ile Mark Ruffalo ile Morgan Freeman’ın oynadığı Sihirbazlar Çetesi: Daha Bir Şey Görmediniz (Now You See Me: Now You Don’t), 12 Kasım 2025’de TME Films dağıtımıyla Tanweer Film – TME Films tarafından vizyona çıkarıldı.
Zekice kurgulanmış soygunları, şaşırtıcı ters köşeleri ve sürükleyici hikâyesiyle bir döneme damga vuran Sihirbazlar Çetesi, yeni filmi Sihirbazlar Çetesi: Daha Bir Şey Görmediniz ile seyircileri etkisi altına almaya hazırlanıyor. Çok değerli bir elmas soygunu için yeniden bir araya gelen Atlılar ekibine bu kez sürpriz, ilginç yeni üyeler de katılıyor.

  • Basın Bülteni
  • Fragman
  • IMDb

Sihirbazlar Çetesi: Daha Bir Şey Görmediniz yazısına devam et

Pişmanım Ama Filminin Ana Afişi Paylaşıldı

Çok satan kitaptan uyarlanan ve ana afişi paylaşılan Pişmanım Ama, izleyicileri Morgan Grant (Allison Williams) ve kızı Clara’nın (Mckenna Grace) dünyasına davet ediyor. Yıkıcı bir kazanın ardından ortaya çıkan şok edici bir ihanet, onları geride kalanlarla yüzleşmeye zorlayacak, aile sırlarını sorgulamalarına, sevgiyi yeniden tanımlamalarına ve birbirlerini yeniden keşfetmelerine neden olacak. Pişmanım Ama, trajedinin ardından büyümeyi, direnci ve kendini keşfetmeyi anlatan bir hikâye. Filmde ayrıca Dave Franco ve Mason Thames’in yanı sıra Scott Eastwood ve Willa Fitzgerald da rol alıyor. Film Ekim ayında sinemalarımızda gösterime giriyor.

Pişmanım Ama Filminin Ana Afişi Paylaşıldı yazısına devam et

İlk Yapay Zekâ Belgeseli Gerçek Ötesi’nin Uluslararası Varşova Film Festivali’nde

Dünyada vizyona giren ilk yapay zekâ filmi olarak tarihe geçen Gerçek Ötesi” (Post Truth), uluslararası prömiyerini 10 – 19 Ekim tarihlerinde gerçekleşecek 41. Varşova Film Festivali’nde yapacak. Alkan Avcıoğlu’nun yönettiği ve dünyada yapay zekâ ile üretilen ilk uzun metrajlı belgesel olan film, gerçeklik ve teknoloji ilişkisine dair çarpıcı bir sorgulama sunuyor. Senaryosunu Alkan Avcıoğlu ve multidisipliner sanatçı Vikki Bardot’un birlikte yazdığı Gerçek Ötesi (Post Truth), enformasyon bombardımanı, bilişsel ahenksizlik ve gerçekliğin bulanıklaşması gibi güncel meseleleri sinemasal bir dille sorguluyor ve izleyiciyi yeniden düşünmeye davet ediyor.

İlk Yapay Zekâ Belgeseli Gerçek Ötesi’nin Uluslararası Varşova Film Festivali’nde yazısına devam et

Pırıl: Saklı Robotlar

Burak Kalaç ile Kubilay Kafkaslı’nın yönettiği ve Saba Aksoy, Ufuk Yüksel, Başak Aslan ile Cansın Açar’ın seslendirdiği Pırıl: Saklı Robotlar, 29 Ekim 2025’de CJ ENM dağıtımıyla TRT Sinema – ATF Stüdyoları – TAFF Pictures tarafından vizyona çıkarıldı.
Pırıl ve arkadaşları bu kez robotların ardındaki sırrı çözmek ve yapay zekânın tehlikeli planlarını durdurmak için matematiğin altın çağlarına uzanan bir yolculuğa çıkıyorlar. Antik Mısır’dan İslam Uygarlığı’na kadar uzanan bu macerada kahramanlarımız, Efes’ten Bağdat’taki Bilgelik Evi’ne, İskenderiye Kütüphanesi’ne kadar birçok tarihi mekânda ipuçlarını birleştirerek bu gizemi çözmeye çalışıyor.

  • Basın Bülteni
  • Fragman: 1 / 2

Pırıl: Saklı Robotlar yazısına devam et

8. Foça Uluslararası Arkeoloji ve Kültürel Miras Belgesel Film Festivali

8. Foça Uluslararası Arkeoloji ve Kültürel Miras Belgesel Film Festivali (8th Foça International Archaeology and Cultural Heritage Documentary Film Festival), 15 – 19 Ekim 2025 tarihleri arasında gerçekleştiriliyor. Bu yılki festival programında 11 ülkeden ‘Arşivler’ teması merkezli 32 özel ve kısa belgesel film yer alıyor. Etkinliğin açılış töreni Marsilya Meydanı’nın büyülü atmosferi arasında gerçekleşecek ve yapılacak etkinlikte Türkiye, Yunanistan ve Rusya’dan özel kısa filmlerin gösterimi yapılacak. Belgeseller arasında, Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Muhsin Ertuğrul’un hayatlarını konu alan belgesel filmler de yer alacak.

8. Foça Uluslararası Arkeoloji ve Kültürel Miras Belgesel Film Festivali yazısına devam et

Yıldız Oyuncuları İlk Kez Buluşturan Mevlâna: Mest-i Aşk Geliyor

Dünya sinemasının en iddialı yapımlarından biri olmaya aday Mevlâna: Mest-i Aşk, 17 Ekim’de izleyiciyle buluşuyor. Film, güçlü anlatımı, etkileyici görsel efektleri ve ilk kez bir araya gelen yıldız oyuncu kadrosuyla şimdiden büyük merak uyandırıyor. Yönetmenliğini Hassan Fathi’nin üstlendiği yapım, Mevlâna’nın gönül yoldaşı Şems-i Tebrizi’nin esrarengiz kayboluşunu ve bu olayın Mevlâna’nın hayatındaki derin yankılarını beyazperdeye taşıyor. Dram ve tarihi türündeki filmde, Fahir Atakoğlu’nun müzikleri ve Morteza Poursamadi’nin görüntü yönetmenliği eşliğinde sinemaseverleri duygu yüklü bir yolculuk bekliyor.

Yıldız Oyuncuları İlk Kez Buluşturan Mevlâna: Mest-i Aşk Geliyor yazısına devam et

Vefalı Galip Milano’da Finalde

Bu yıl Milano’da 43.sü düzenlenen FICTS Uluslararası Spor Filmleri & TV Festivali’nde, Gökçe Kaan Demirkıran imzalı Vefalı Galip belgeseli, En İyi Spor Filmi kategorisinde finale kaldı. Festivalde yarışmaya 5 kıtada yer alan 21 Uluslararası Spor Filmleri Festivali’nde ödül kazanan yapımlar katılıyor. Yarışma, merkezi İtalya’da bulunan Uluslararası Spor Filmleri ve TV Serileri Federasyonu (FICTS) tarafından organize ediliyor.

Kalabalık İçinde Yalnızlık / Ada

‘Ada / Islands’ projesinin ortaya çıkışı yönetmen Jan-Ole Gerster’in kişisel deneyimlerinden kaynaklanmış. Alman sinemacı Kanarya adalarının en büyüğü olan ‘Fuerteventura’yı yıllar önce ziyaret ettiğinde tek hedefinin soğuk ve sürekli yağmurlu Berlin’in karanlık atmosferinden sıcak bir iklime kaçmak olduğunu söylüyor. Turistik otellerle çevrili olmasına rağmen esrarını ve bilinmezliğini muhafaza eden volkanik adalar kuşağı onda bu uzak diyarda film yapma arzusu uyandırmış. Bizzat kaleme aldığı öykünün ana karakterini oluştururken, kaldığı odanın balkonu altında boylu boyunca uzanan kortta sabahtan akşama ders veren tenis hocasından ilham almış.

Filmin hipnotik açılış sahnesinde sabaha karşı adanın uzak sahilinde kum tepecikleri üzerinde gözlerini açan Tom (Sam Riley) ile tanışıyoruz. Yine akşamdan kalmadır. Kameranın sola kaydırmasıyla lüks bir yolcu gemisini andıran otel görüntüye girer. Sabah erken saatteki dersine yetişmek üzere hazırlanan Tom, tenis toplarını koyduğu silindir kutuların birinden çıkardığı içkisinden birkaç yudum daha alır ve günlük rutinine başlar.

40’lı yaşlarındaki Tom’un gençliğinde gelecek için ümit veren bir sporcu olduğunu ve omzundan geçirdiği sakatlık nedeni ile profesyonel tenis kariyerine veda etmek zorunda kaldığını sonradan öğreniriz. Belli ki yaşadığı hayal kırıklıkları onu sorumsuz ve hedonistik bir yaşam sürdüğü bu ücra adaya savurmuştur. Tom’un rutini üç kişilik bir İngiliz ailenin otele gelişiyle bozulacaktır. Ders verdiği kişiler ile her zaman sakin ve güler yüzlü bir ilişki kuran Tom, sıkışık programı içinde 7 yaşındaki oğluna ders saati ayırmasını rica eden, hatta iki misli para ödemeyi teklif eden Anne’i (Stacey Martin) kırmayacak, kocası Dave (Jack Farthing) ile samimi bir dostluk kuracak, ailenin otelde manzaralı bir odaya çıkmalarına aracılık ederken, onları adanın pek bilinmeyen gizemli geçmişine dair bir geziye çıkaracaktır. Karı kocanın ikinci çocuk meselesi yüzünden küçük bir tartışma yaşadığı gecenin ilerleyen saatlerinde Dave’in ısrarı ile adanın ünlü gece kulübünde içkiye ve cümbüşe dalan Tom, ertesi sabah bir plaj şezlongunda gözünü açtığında Dave’in kayıp olduğunu öğrenecektir. Arama kurtarma çalışmaları sırasında Dave’in ailesine sahip çıkan tenis öğretmeni, Anne ile yakınlaşırken, genç kadının başından beri jestleri ile imaya çalıştıklarıyla kendi geçmişini ve yaşam tercihlerini sorgulamaya başlayacaktır.

Lawrie Doran ve Blaž Kutin ile ortaklaşa kaleme aldığı senaryodan yola çıkan Gerster, sıcak Akdeniz adasında kişisel ‘L’Avventura’sını çekmiş. Özgün adının tam çevirisi ile ‘Adalar’ kalabalık ve eğlencenin ortasında her bireyin kendi adacığına çekilmesi ve kendi yalnızlığı ile başa çıkmaya çalışmasını simgeliyor. Gerster’in filmi üstad Antonioni’nin öyküsü denli sırrına erişilmez değil gerçi ancak ultra geniş Cinemascope tercihin daha bir altını çizdiği bir ‘bireysel yoksunluk’ duygusu iyi yakalanmış. Burhan Qurbani’nin 2020 yapımı ‘Berlin Alexanderplatz’ından hatırladığımız Rus asıllı Dascha Dauenhauer’in hipnotik atonal müziğinden beslenen yapım gizemli kara film atmosferini varoluşçu ana teması ile özenle kaynaştırıyor.

Gerster ana karakterini canlandıran oyuncu seçiminde de turnayı gözünden vurmuş. 2007 yapımı Anton Corbijn filmi ‘Control’ ile profesyonel kariyerini başlatan, post-punk efsanesi Joy Division grubunun vokalisti Ian Curtis’in hızlı yükselişi ve 24 yaşında intiharı ile sonuçlanan trajik kısa yaşam öyküsündeki performansı ile büyük ümitler bağlanan Sam Riley, sonrasında beklenen ivmeyi yakalayamamış ve ikinci sınıf rollerle yetinmek durumunda kalmıştı. Riley’nin bir zamanlar İspanya’nın tenis devlerinden Rafael Nadal ile çekişmeli bir maça çıktığı rivayet edilen, kendisine ‘Ace’ lâkabı takılmış tenis hocası Tom ile benzeşen yaşam yolculuğu bu açıdan filme ayrı bir anlam katıyor. 45 yaşındaki Riley rolüne asılmış, alnındaki çizgiler derinleşse de, hırıltılı sesi ve kaygısız duran tedirgin bakışlarıyla rolünün hakkını vermiş.

Gerster’ın filmi açık uçlu kapanıyor. Anne’in Tom ile bir geçmişi olup olmadığı hakkında kafamızda soru işaretleri dolaşırken, polisiye tadında yol alan bu gizemli serüvenden kesin yanıtlar almıyoruz belki ama eylemsizliği kıran enerjisinden etkileniyoruz.

(21 Eylül 2026)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

Adana Altın Koza’da Sürdürülebilir Bir Gelecek Filizleniyor

32. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali, 22 Eylül’de başlıyor. Bir hafta film şöleni yaşatacak festival, “Sinema barıştır, umuttur, özgürlüktür” mottosuyla yola çıkıyor ve sürdürülebilirlik vizyonunu merkezine alıyor. Sürdürülebilirlik yaklaşımı yalnızca bir tema değil, festivalin ayrılmaz bir parçası olarak varlığını sürdürüyor. Yapılan açıklamada, Adana Altın Koza, sadece sinemanın gücünü değil, sürdürülebilir bir yaşam için ortak sorumluluğu da vurguluyor. Atıklardan fidana uzanan dönüşüm süreciyle festival, sanatın toplumsal etkisini doğa ile buluşturarak geleceğe çok anlamlı bir miras bırakmayı hedefliyor.” denildi.

Adana Altın Koza’da Sürdürülebilir Bir Gelecek Filizleniyor yazısına devam et

Derun, Ekim Ayında İki Festivalde Yarışacak

Mevlana’nın Mesnevi’sinde yer alan Padişah ile Cariye kıssasından yola çıkılarak Makbule Kosif’in kaleminden senaryolaştırılan Derûn, Ekim ayında iki festivalde birden yer alacak. Kadın yönetmenleri, LA Femme Uluslararası Film Festivali’nde (Los Angeles) gösterilecek olan Derûn, Ekim ayının ilk haftası da 62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde uluslararası filmler kategorisinde yarışacak. Yönetmenliğini Müge Uğurlar’ın üstlendiği filmin oyuncu kadrosu ise tam bir yıldızlar geçidi. Furkan Andıç, Hatice Aslan, Güven Kıraç ve Esra Erdemir ve Furkan Kalabalık yer aldığı film, Albori Soulplace Film Festival’inde En İyi Sinematografi Ödülü kazandı.

Derun, Ekim Ayında İki Festivalde Yarışacak yazısına devam et