Dar Alanda Catwalk Hayalleri / Toksik

Dünya prömiyerini, Altın Leopar (Pardo d ‘Oro) ile ödüllendirildiği 77. Locarno Film Festivali’nde yapan ‘Toksik / Akiplėša’ heyecan uyandırıcı yeni bir yönetmeni muştuluyor. Avrupa Filmleri Ödülleri’nde saygın ‘Keşif’ bölümünün adayı da olan Saulė Blivaitė’nin ilk uzun metrajı, Litvanya’nın gözlerden ırak kasvetli sanayi bölgesindeki hayatlar üzerine. Film boyunca yüzünü hiç görmediğimiz ilgisiz annesi tarafından yaşlı büyükannesinin yaşadığı kasabaya postalanan 13 yaşındaki Marija (Vesta Matulytė) burada akran zorbalığına uğruyor. Uzun boylu güzel bir kız olmasına rağmen doğuştan aksayan ayağı ve içine kapanıklığı nedeniyle alay konusu oluyor. Yüzme havuzunun soyunma odasındaki dolaptan pantolonunun çalınmasıyla aynı yaştaki Kristina (Ieva Rupeikaitė) ile çatışmayla başlayan ilişkisi sonrasında sırların paylaşıldığı sıcak bir arkadaşlığa dönüşüyor.

Oto tamircisi babası Ŝarūnas (Giedrus Savickas) ile küçük evlerinde yaşayan Kristina gelecek hayallerini paylaştığı Marija ile birlikte Japonya; kore gibi uzak diyarlarda istihdam edilmek üzere modellik eğitimi veren okulda şanslarını denemeye karar veriyorlar. Bu lanet kasabadaki sıkışık yaşamdan kurtulmak için belki de tek şanslarının bu olduğunu düşünüyorlar. Endamı ve güzelliğinin Marija’nın doğuştan gelen aksaklığını kapatabilecektir belki, ancak nispeten kısa boyu ve fazla albenisi olmayan fiziğiyle bu çetin sınavdan başarıyla çıkmak için daha da ileri gidecektir Kristina. Babasının ‘buradan kurtulmak için elinden ne geliyorsa yap!’ öğüdü doğrultusunda, okulun gerekli harcamaları için yaşlı adamları ‘masaj’ kisvesi altında eğlendirmeyi kabullenir, ve tıpkı ‘Çirkin Üvey Kardeş’in beyaz atlı prensiyle mutluluğa erme düşleri kuran Elvira’sı gibi daha da zayıf olabilme uğruna illegal sitelerde satılan tenya yumurtası haplarını içecek kadar gözünü karartır.

Genç yönetmen hikâyeden ziyade atmosferi ön plana taşıyan özenli belgesel bakışıyla dikkat ediyor. Bugün Litvanya, Rusya, Ukrayna ya da benzer ülkelerde yokluğun ve yoksulluğun kısırdöngüsünü kırmak, hurdaya dönmüş kasabalardan kurtulmak için mücadele eden çocuk yaştaki kızların evrensel sorununu işlerken, izleyicinin kolayca tahmin edebileceği trajik rastlantılara, sektörün bilinen yoz ayrıntılarına fazlaca girmeden, deneyimli görüntü yönetmeni Vytautas Katkus’un çarpıcı kadrajları eşliğinde çetin bir hayatta kalma mücadelesini perdeye taşıyor. Bu nedenle yakın çekimler yerine, ağırlıklı olarak uzun geniş planlar tercih edilmiş. İzleyici bir röportaj kamerası titizliğiyle atmosferin içine çekilirken, dar alanda catwalk hayalleri kuran genç bedenlerin tepeden bir çekimle tenyayı andırır biçimde spiral dizilişi yürek burkuyor.

Dişe dokunur bir sanat etkinliğinin olmadığı benzer çorak bir kasabada büyümüş olan Litvanyalı sinemacı bu iç daraltıcı toksik atmosferi kanlı canlı inşa ederken o denli karamsar değil. Belirsiz bir geleceğe doğru yol alırken yeni yetme karakterlerinin genç enerjileri ile yaşama tutunacak olmaları umudunu koruyor. Filmin özgün adı, etrafta ipe sapa gelmez haylazlıklar yapan çocuklar için yaşlı teyzelerin kullandığı tam çevirisi yapılamayan deyişlerden biriymiş. Bu doğrultuda, Marija, Kristina ve diğerleri boş beton hurdalıklarda her türlü yoksunluğa karşın yaşamdan paylarını almaya kararlı gözüküyorlar.

*Ankara Film Festivali’nde Türkiye prömiyerini yapan, İstanbul Modern Sinema programında yer almış olan yapım halen MUBI’de gösterilmektedir.

(23 Eylül 2025)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com