İSFF Kısa Film ve Belgesel Finalistleri Açıklandı

İSFF İstanbul Spor Filmleri Festivali, izleyiciyle yeniden buluşmaya hazırlanıyor. Belgesel sinemacı Gökçe Kaan Demirkıran’ın öncülüğünde hayata geçirilen festival; sporu yalnızca rekabetin değil, insan hikâyelerinin, toplumsal dönüşümün ve güçlü anlatıların merkezine yerleştiriyor. 26 – 29 Mart 2026 tarihleri arasında İstanbul’un farklı mekânlarında gerçekleştirilecek festival kapsamında Kurmaca Kısa Film Yarışması ve Belgesel Film Yarışması düzenlenecek.

İSFF Kısa Film ve Belgesel Finalistleri Açıklandı yazısına devam et

Yalnız Değilsiniz, Biz de Yalnız Değiliz / Berlin’de Türk Yönetmenlerin Zaferi

Berlinale olarak da bilinen 76. Berlin Film Festivali’nde Altın ve Gümüş Ayı Ödülleri 21 Şubat akşamı sahiplerini buldu.

Festival seçkisi açıklandığında Türk yönetmenlerin imzasını taşıyan iki filmin ana yarışmaya seçildiğine pek sevinmiştik. Sonuçlar açıklandığında her iki filmin ödül listesinin zirvesinde olduğuna inanamadık, sevincimiz katlandı.

Berlin’de yaşayan Türk kökenli, İstanbul Alman Lisesi mezunu İlker Çatak’ın yönettiği ‘Sarı Zarflar / Gelbe Briefe’, Wim Wenders’in başkanlığını yaptığı jüri tarafından en iyi filme takdim edilen ‘Altın Ayı Ödülü’ne layık görüldü. Başrollerini Özgü Namal ve Tansu Biçer’in oynadığı yapım, Türkiye’deki siyasal baskılar nedeniyle işlerini, evlerini, dostlarını kaybeden tiyatro yazar ve yönetmeni ile oyuncu eşinin Ankara’dan İstanbul’a zorunlu göçü sırasında birlikteliklerini koruyabilmek adına verdikleri mücadeleyi anlatıyor. Almanya’da çekilen filmde, Hamburg Ankara’yı, Berlin İstanbul’u canlandıran karakterlere dönüşüyor.

Berlinale’de en iyi ikinci filme verilen Jüri Büyük Ödülü ise auteur sinemacımız Emin Alper’in yönettiği ‘Kurtuluş’ filmine verildi. Övgü alan yorumuyla öne çıkan Caner Cindoruk’un başrolünde yer aldığı, korucu ‘Hazeran Aşireti’ ile yıllar önce terk etmek zorunda bırakıldıkları köylerine geri dönen ‘Bezariler’ arasındaki toprak çatışması üzerinden ilerleyen yapımda, gergin bir atmosferde tekinsiz rüyaların körüklediği bir iktidar mücadelesi ve ‘kurtuluş’ vaadinin peşinden giden bir köyün hikâyesi anlatılıyor.

Keyifli bir bayram havası yaşatan gecenin en vurucu anı ise Emin Alper’in ödülünü aldıktan sonra yaptığı konuşması oldu. Alper, ‘Kurtuluş’un korkunç suçlar işleyen faillerle ilgili olduğunu, onların düşünce yapısı kadar, hayatta kalanların durumunu da anlamaya çalışmak istediğini söylüyor. Olan bitenler hakkında çok düşündüğünü, en korkunç yalnızlığın, acı çektiğinizde yaşadığınız yalnızlık olduğunu öğrendiğini ifade ediyor. Duygularını; ‘günbegün haklarınızı kaybettiğinizde, kendi vergilerinizle alınan mermilerle vurulduğunuzda, sizi insan olarak bile görmeyenler tarafından bombalandığınızda; işte o anlarda tamamen yalnızsınız, böyle kimsenin umursamadığını gördüğünüzde dünyanın en yalnız insanı oluyorsunuz’ şeklinde ifade ediyor.

‘Burada, bu sahnede en azından bu sessizliği yıkabileceklerini ve onlara hiç de yalnız olmadıklarını hatırlatabiliriz.’ diyor. Gazze’de olabilecek en kötü koşullarda yaşayan ve ölen Filistinlilere, zulüm altında acı çeken İran halkına, Rojava ve Ortadoğu’da neredeyse bir asırdır hakları için mücadele eden Kürtler’den sonra kendi halkına yalnız olmadığını haykırıyor. Dünyanın dört bir yanında özgürlük mücadelesi veren milyonlarca insana ‘yalnız değilsiniz’, ‘yalnız kalmayacağız’ mesajını veriyor.

Ülkemiz sinema izleyicisi ve sanat çevreleri, ‘Bir Film’ tarafından dağıtılacak olan bu nefes kesici filmleri bir an önce sinema salonlarında görmek istiyor.

(22 Şubat 2026)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

Pera Film’den 08 Mart Seçkisi: Kuralların Dışında | Outside the Rules

Pera Film, 08 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel hazırlanan programı Kuralların Dışında’yı sunuyor. Programın fiziksel gösterimleri kapsamında, 1960’lı yıllarda sinemada içerik ve biçim normlarını tersyüz eden iki öncü feminist film izleyiciyle buluşuyor. Bunlardan ilki, Çek Yeni Dalga klasiği olan Papatyalar (Sedmikrasky), diğeri ise Almanya’nın ilk feminist filmi olarak bilinen Dokuz Canlı Kedi (The Cat Has Nine Lives). Programın çevrimiçi ayağı ise Ceylan Özgün Özçelik imzalı, Ankebût, 13+ Cadı Üçlemesi ve 15+ Cadı Üçlemesi aracılığıyla bu itirazları bugünün ruh hâllerine; daha içsel, daha yoğun, daha tekinsiz özel bir zemine taşıyor.

Pera Film’den 08 Mart Seçkisi: Kuralların Dışında | Outside the Rules yazısına devam et

Sağlıkçıların Geleceği Var mı? Gece Vardiyası

Film başladığında, hızla görevlerini yerine getirmeye çalışan hemşireleri görünce, ister istemez bizdeki sağlık emekçilerinin yaşadıkları geldi aklıma… İsveç’in Almanca konuşulan bölgesinde bir hastanede gece vardiyasında yeterli personel yok (çünkü onlara maaş verilmesi enflasyonu arttırır). Koca bir bölümde sadece iki hemşire, dur durak bilmeden hastalarına bakmak için koşturuyor. Evet, koşturuyor, çünkü onların da sadece iki eli, iki kulağı ve iki ayağı var. Bizim takip ettiğimiz Floria (Leonie Benesch), hiçbir hastasına bırakın kötü davranmayı nezaketinden asla ödün vermeden (ayrıca refakatçileri de düşünerek) hizmet etti. İzin almadan dokunmadı, sormadan bir şey yapmadı, bilgi vermeden ilaçlarını hazırlamadı, içmeye zorlamadı. Bunlar bizim hiç bilmediğimiz, hiç yaşamadığımız duygular. Demek ki böyle de olabiliyormuş.

Oyuncuyla girince, yönetmenin önemini göz ardı ettiğimi sanmayın… Petra Blondina Volpe, yazıp yönettiği “Gece Vardiyası”nda, gerçekten çok önemli bir soruna parmak basıyor; hemşirelik mesleği, giderek yaşlanan nüfusla birlikte çok daha büyük önem kazanıyor ve yeni kuşakların bu mesleğe yöneltilmesi gerekiyor. Tabii, bunun için öncelik parada ya da itibarda değil, mesleğini yapacak insanlara değer vermekten geçiyor.

Tam zamanlı bir film “Gece Vardiyası”. Floria görevi gereği yaptığı her işi neredeyse (hiçbir insert ve/veya kurguya gerek duymaksızın) birebir izletiyor. Bu, filme izleyiciyi de katıyor ve odaklanarak izlemenizi sağlıyor. Film, tek mekânda geçiyor olmasına rağmen o kadar hızlı ki, gözünüzü perdeden bir an ayırsanız bir şeyleri kaçırırsınız. Bir de, bu çok önemli… Bir hemşirenin ne denli titiz, temiz ve dikkatli olduğunu görüyorsunuz. Floria, her gittiği hastanın odasında ellerini yıkıyor, yeni eldiven takıyor, ilaçlarını titizlikle hazırlıyor. Bir de önemli (!) ilaçların anahtarını boynunda taşıyor hemşireler, unutulup da hastaların o ilaçlara ulaşmasını önlemek için.

Sabır abidesi Floria, her hastasıyla yakından ilgileniyor, onların sadece sağlık sorunlarını değil, yaşamdan kaynaklanan sıkıntılarını da izliyor, takip ediyor. Çocukları olana çikolata götürüyor, sanki göreviymiş gibi. Bu da ülkemizde görmediğimiz bir başka özellik… Bizde sosyal, siyasal, ekonomik, sorunlarla birlikte barınma, beslenme, eğitim gibi sorunlarla iç içe yaşandığı için kimsenin yüzü gülmüyor, kimse kimseye güleryüz göstermiyor, gösteremiyor. Ama sabrın da bir sınırı var. Yorgunluktan dizlerinin dermanı kesilmişken, ters davranan hastasına sesini yükseltmesine, epeyce pahalı saatini kaldırıp atmasına tepki gösteriyor. Tabii ki, hata da yapıyor, yanlış ilaç vererek, ama sanmıyorum ki, ona suç isnat edilebilsin, çünkü izliyoruz neler yaptığını. Her bir hastanın derdi farklı, talebi başka… Floria da küçük bir fırsat bulup çocuğuna telefonda iyi geceler dileyebiliyor yine de.

Kendinizi, ister istemez Faloria ile özdeşleştiriyorsunuz, kendinizi onun yerine, o tempoda çalışmaya koyuyorsunuz… Mümkün değil o hıza, o titizliğe, o güvenirliğe yetişmek. Filmi izlemek sağlık çalışanlarının (tüm dünyada) neler yaşadıklarını anlamak, benimsemek için şart. Sağlık çalışanlarına şiddet uygulanması bizde sıradan bir olay artık. Onların yerine kendimizi koymuyoruz, varsa yoksa kendi derdimize derman arıyoruz… Oysa onlar iyi (!) olursa, mesleki ve ekonomik sorunları giderilirse daha iyi hizmet alacağımız kesin.

“Gece Vardiyası”, başından sonuna içeriği ve temposuyla izlenmeyi hak ediyor. Gerek senaryosu gerek yönetimi gerekse oyuncu(luk)larıyla çok başarılı. Küresel bir sorunla karşı karşıya olduğumuzu fark etmek için herkes izlemeli, ama en çok da siyasetçiler… Yarın oy istemeye geldiklerinde yüzleri olsun diye bu konuya eğilmeleri için…

20 Şubat’tan başlayarak gösterimde…

(21 Şubat 2026)

Korkut Akın

korkutakin@gmail.com

Şarkıcı Balina

Pavel Hrubos, Steven Majaury ile Reza Memari’nin yönettiği ve Vincent Tong, Jen Viens, Chimwemwe Miller ile Bruce Dinsmore’un seslendirdiği animasyon film Şarkıcı Balina (The Last Whale Singer), 13 Mart 2026’da Bir Film dağıtımıyla Bir Film tarafından vizyona çıkarıldı.
Genç kambur Balina Vincent, anne ve babasını kaybetmiş, yeteneklerinden şüphe eden bir balinadır. Dev bir deniz canavarının buzdağından kurtulup tüm denizleri tehdit etmesi üzerine Vincent, Balık Dadısı Walter ve sağır Orka Darya ile birlikte okyanusun derinliklerine doğru zorlu bir yolculuğa çıkar. Okyanusları kurtarmak için kendi şarkısını bulmak zorundadır.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Fragman
  • IMDb

Şarkıcı Balina yazısına devam et

Kendi Yolunu Kendin Çiz: Sesim Geliyor mu?

Yaşam, birçok sorunsal içerisinde sürdürülen bir mücadele olarak tanımlanabilir. Kimi zaman birilerinden yardım / destek alınır, kimi zaman ipin ucu bırakılır, kimi zaman savrulur insan. Hemen hepimiz savrulmaktansa bir denge sağlamayı tercih ederiz. Başarılı olunduğu kadar istenilen sonucun alınamadığı da olur kuşkusuz. İşte, asıl mücadele orada başlar ve başarmak için çaba harcamak gerekir.

Bradley Cooper’ın, senaryosuna da katkıda bulunduğu “Sesim Geliyor mu?” (ilginçtir, Türkçeye sanki spoiler gibi çevrilmiş, “Is This Thing On?”, “Bu –şey- açık mı” olarak çevrilebileceği gibi… bana kalırsa “orada mısın?” da denilebilirdi, çünkü gerçekten bir duyurulması istenen bir çığlık var) yaşamın içinden bir pencere açıyor…

20 yıldır evli olan Alex Novak (Will Arnett) ve eşi Tess (Laura Dern), evliliklerinin tökezlediğini fark etmişlerdir, ancak birbirlerine karşı özellikle düşmanca davranmıyorlar. Boşanmayı araştırmaya başlarlar, ancak, iki ayrı ev kurma ve iki oğullarının (Blake Kane, Calvin Knegten) velayetini paylaşma gibi iç içe geçmiş sorunlar göz önüne alındığında, ne tam kopabilirler ne de birlikte olabilirler. Tam bir “olamam ki, olamam ben, senle de sensiz de” durumu…

Alex, bizde pek olmayan, aslında olması da beklenemez ya (çünkü birbirimizi öldürmeye kadar gider, bunca ekonomik, sosyal, dinsel, kültürel karmaşa içinde) bir stand up kulübünde komediye çalan anılarını anlatmaya başlar. Bir anlamda terapidir, iyi de gelir… Tess ise gençliğinden kalan içindeki hevesi yeniden hayata geçirmek için bir voleybol takımında koç olmak için kolları sıvar. Çocuklar hafta sonları babalarında, hafta içinde annelerinde ama alabildiğine huzursuzdurlar.

Çokça hareketli ve yakın planlarla izleyiciyi odağında tutmayı başaran film, bir yanıyla bize kendimizi anlatıyor. Düşünüyorsunuz: Ben olsam yapabilir miydim? Gerçi bizim ülkemizde böylesi bir durum yaşandığında sonuçlar haberlere yansıyacak kadar vahim oluyor… Filmin yönetmeni, bu anlamda başarılı… Senaryo zaten ilginç ve hayatın içinden geldiğinden anlamlı… Oyuncu(luk)lar da alabildiğine gerçekçi, sanki oynamıyorlar da kendilerini yansıtıyorlar gibi… Müziğin de etkisini unutmamak gerekir.

(20 Şubat 2026)

Korkut Akın

korkutakin@gmail.com

Uluslararası Altın Başak Film Festivali’nde Ödüller Açıklandı

Uluslararası Altın Başak Film Festivali, 09 – 12 Şubat 2026 tarihleri arasında Mecidiyeköy Biletinial Torun Center Sineması’nda yapıldı ve festival kapsamında düzenlenen yarışmanın ödülleri açıklandı. Erhan Kozan, Türkay Nişancı, Umut Erduran, İlker Özkap, Murat Özdemir, Altan Ercan, Yeşim Vatansever, Sadık Buğra Yavuz, Aygün Özsalih’ten oluşan Ulusal Kategori Jürisi ve Eddie Jackson, Oleksandr Zemlyanyy, Ning Gao, Ashraf Shishir, Florian Zapra, Ajlan Akyüz, Tolga Vuranel, Eugen Neagu, Burak Önal ve Büşra Marsel’den oluşan Uluslararası Kategori Jürisi’nin yaptığı seçimler neticesinde kazanan sanatçılar ve ödüller açıklandı ve kamuoyuna duyuruldu.

Uluslararası Altın Başak Film Festivali’nde Ödüller Açıklandı yazısına devam et

Scarlet

Mamoru Hosoda’nın yönettiği ve Mana Ashida, Masaki Okada, Masachika Ichimura ile Kôji Yakusho’nun oynadığı Scarlet (Hateshinaki Sukâretto), 20 Şubat 2026’da TME Films dağıtımıyla Sony Pictures tarafından vizyona çıkarıldı.
Bir orta çağ krallığının kılıç kuşanan prensesi Scarlet, babasının ölümünün intikamını almak için yola çıkar. Ancak başarısız olan Scarlet, gözlerini açtığı gizemli öte dünyada günümüzden idealist bir gençle tanışır. Onun merhameti, Scarlet’in içindeki intikam ateşini sorgulamasına neden olur. Scarlet, babasının katiliyle karşı karşıya geldiğinde bir seçim yapmalıdır. Nefreti mi, intikam ötesinde bir hayatı mı seçmelidir?

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Fragman: 1 / 2
  • IMDb

Scarlet yazısına devam et

Solo Mio

Charles Kinnane ile Daniel Kinnane’nin yönettiği ve Kevin James, Kim Coates, Nicole Grimaudo, Alyson Hannigan, Jonathan Roumie, Julee Cerda, Julie ann Emery ile Andrea Bocelli’nin oynadığı Solo Mio, 13 Mart 2026’da CGV Mars Dağıtım dağıtımıyla Pinema Film tarafından vizyona çıkarıldı.
Solo Mio, düğünü yapılırken terk edilen bir adamın beklenmedik bir içsel yolculuğa çıkmasını konu alıyor. İtalya’da yapacağı balayına tek başına gitmeye karar veren Matt, Roma sokaklarında yeni insanlarla tanışırken hem aşkı hem de kendini yeniden keşfetme fırsatına kavuşuyor. Kevin James’in başrolünde yer aldığı film, mizah ile romantizmi bir araya getiriyor.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Fragman
  • IMDb

Solo Mio yazısına devam et

Ferhan Baran Yazıyor: Dünya Bir Mayın Tarlası / Sırat

‘Sırat’ ya da özgün afişinde yazdığı üzere ‘Sirât’ çölün ortasında ‘rave’ müziğin hipnotize edici temposuyla sarmalanmış, nefes nefese temposuyla tüm duygulara hitap eden destansı bir kader yolculuğunun eşine kolay rastlanmayacak güncesini perdeye taşıyor. Filmekimi günlerinde Kadıköy Sineması’nın engin perdesinde ilk kez izlediğimde sarsıldığım, 2025’in en iyileri listemde tartışmasız ilk sıraya yerleşen Oliver Laxe … Devamı…»

Kayıp Kaplan

Chantelle Murray’ın yönettiği ve Elletayah Rae Anderson, Jimi Bani, Reuben Blacksmith ile Celeste Barber’in seslendirdiği animasyon film Kayıp Kaplan (The Lost Tiger), 13 Mart 2026’da A90 Pictures dağıtımıyla BG Film tarafından vizyona çıkarıldı.
Teo henüz yavruyken ailesinden ayrılır ve onu bulan bir güreşçi kanguru ailesi tarafından evlat edinilir. Güçlü, disiplinli ve biraz da komik olan aile Teo’yu kendi çocukları gibi büyütür. Onların dünyasında güçlü olmayı ve asla pes etmemeyi öğrenir. Büyüdüğünde ise kendi ailesini ve köklerini merak etmeye başlar. Teo, gerçek yuvasını bulmak ve tehlike altındaki anavatanını kurtarmak için çok zorlu bir maceraya atılır.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Fragman
  • IMDb

Kayıp Kaplan yazısına devam et

Ferhan Baran Yazıyor: Annelik Kutsallık Değildir / Bacaklarım Olsaydı Seni Tekmelerdim

Mary Bronstein imzasını taşıyan ‘Bacaklarım Olsaydı Seni Tekmelerdim / If I Had Legs I’d Kick You Out’ adını ana karakterin yoğun hüsran ve sıkışmışlık duygusundan alıyor. Yorgun, çok yorgun bir anne Linda (Rose Byrne). Küçük kızının gizemli hastalığı ile hareket alanı daralmış. Gemi kaptanı baba (Christian Slater) uzaklarda olduğundan yapayalnız, makinaya bağlanmış karnındaki boruyla beslenip kilo alması gereken çocuklarının tek … Devamı…»

Hero’nun 100 Gecesi

Julia Jackman’ın yönettiği ve Emma Corrin, Nicholas Galitzine, Maika Monroe ile Charli XCX’in oynadığı Hero’nun 100 Gecesi (100 Nights of Hero), 06 Mart 2026’da Chantier Films tarafından vizyona çıkarıldı.
Issız bir şatoda geçen hikâye, genç Cherry’nin, kocasının aldığı bir kararla yalnızlığa mahkûm edilmesiyle başlar. Sadakatini sınamak isteyen kocası, onu yüz gece boyunca kalede tek başına bırakır. Zaman ilerledikçe şatonun sessizliği, Cherry’nin iç dünyasını dönüştürür. Yanında yalnızca hizmetçi Hero varken, eve gelen karizmatik bir misafir dengeleri değiştirir. Bastırılmış duygular, güç ilişkileri ve arzular giderek görünür hâle gelir.

  • Basın Bülteni
  • Fragman
  • IMDb

Hero’nun 100 Gecesi yazısına devam et

Direniş ve Adalet Kısa Film Senaryo Yarışması Basın Lansmanı Yapıldı

Zeytinburnu Belediyesi, 15 Temmuz darbe girişiminin 10. yılı kapsamında toplumsal hafızayı sanatın estetik diliyle geleceğe taşımak amacıyla Direniş ve Adalet Kısa Film Senaryo Yarışması düzenliyor. Yarışmanın basın toplantısı Kazlıçeşme Sanat’ta gerçekleştirildi. Toplantıda Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy, yarışmanın “Direniş ve Adalet” temasıyla kurgulandığını belirterek, “15 Temmuz milletimizin onur günüdür; sinema ise bu onurun en güzel aynası olacak.” dedi.

Direniş ve Adalet Kısa Film Senaryo Yarışması Basın Lansmanı Yapıldı yazısına devam et

Tansu Biçer, Sarı Zarflar ile Berlinale Ana Yarışmada

32. Uluslararası Adana Altın Koza ve 62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivalleri’nden ödüllerle ayrılan, sinemamızın köşe taşı filmlerinde rol alan Tansu Biçer, şimdi İlker Çatak’ın Berlinale ana yarışmasına seçilen yeni filmi Sarı Zarflar ile uluslararası sahneye çıkıyor. 12 – 22 Şubat tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan 76. Berlin Film Festivali bu akşam düzenlenecek açılış töreniyle sinema dünyasını Almanya’nın Berlin kentinde buluşturuyor.

Tansu Biçer, Sarı Zarflar ile Berlinale Ana Yarışmada yazısına devam et