Barselona Türk Filmleri Festivali

05 – 17 Mayıs 2018 tarihlerinde bu yıl ilk kez düzenlenecek olan Barselona Türk Filmleri Festivali, Nuri Bilge Ceylan’ın Kış Uykusu filmi ile açılacak. Festivalde bir Masterclass düzenleyecek olan Ebru Ceylan ve son filmi Ahlat Ağacı ile 71. Cannes Film Festivali’nde yarışacak Nuri Bilge Ceylan, Cannes öncesi Barselona Türk Filmleri Festivali’nin konukları olacaklar. Filmoteca de Catalunya’nın ev sahipliğinde gerçekleşecek festival, Evci Film organizasyonunda Barselona Başkonsolosluğu’nun katkılarıyla düzenleniyor. Festival alanı Filmoteca, sinema, kütüphane, kafe, müze ve geniş sergi sahasıyla bölgenin önemli kültür merkezleri arasında bulunuyor.

Barselona Türk Filmleri Festivali yazısına devam et

Sürükleniş

Baltasar Kormakur’un yönettiği ve Shailene Woodley, Sam Claflin, Grace Palmer ile Jeffrey Thomas’ın oynadığı Sürükleniş (Adrift), 01 Haziran 2018’de Pinema Film dağıtımıyla Pinema Film tarafından vizyona çıkarıldı.
Film, Tahiti’den San Diego’ya gitmek üzere okyanusu geçecekleri bir yolculuğa çıkan iki denizcinin ilham verici gerçek hikâyesini anlatıyor. Tami Oldham ve Richard Sharp tarihin en feci kasırgalarından birine yakalanacaklarını tahmin etmemişlerdir. Kasırga sonrasında Tami uyanır ve Richard’ı ağır yaralı, teknelerini de harabe halinde bulur. Kurtarılma umudu olmayan Tami, kendini ve sevdiği tek adamı kurtarmak için güçlü ve kararlı olmalıdır.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Fragman
  • IMDb

Taxi 5

Franck Gastambide’nin yönettiği ve Franck Gastambide, Malik Bentalha, Bernard Farcy ile Salvatore Esposito’nun oynadığı Taxi 5, 04 Mayıs 2018’de TME Films dağıtımıyla Movie Box tarafından vizyona çıkarıldı.
Paris’ten görev yapmakta olan polis memuru Sylvain Marot (Franck Gastambide), geçici olarak Marsilya’ya atanır. Marot’un Marsilya’da son model Ferrarili bir İtalyan çetesini yakalaması gerekmektedir. Fakat çeteyi yakalamak için kendisine yardım etmesi gereken ekip arkadaşı Marsilya’nın en kötü taksi şoförünün yeğeni Eddy’dir (Malik Bentalha). Efsanevi Fransız yönetmen Luc Besson’un yarattığı sinema filmi dizisinde taksi, 5. vitese geçiyor.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Fragman
  • IMDb

8. Malatya Uluslararası Film Festivali’nden Yeni Ödüller

Malatya Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl 09 – 15 Kasım 2018 tarihleri arasında 8.si düzenlenecek Malatya Uluslararası Film Festivali hazırlıkları yoğun şekilde devam ederken festivale dair ayrıntılar da netleşmeye başladı. Ulusal sinemaya katkı amacıyla bir dizi yeniliğin hayata geçirileceği festivalin ödüllerine yenileri eklendi. Festival bu yıldan itibaren sinemamızın büyük ustası Lütfi Ömer Akad adına En İyi İlk Film Ödülü, festivali başlatan Prof. Dr. Ulvi Saran adına Jüri Özel Ödülü, Film-Yön Derneği En İyi Yönetmen Ödülü ve Türk Sinemasına Katkı Ödülleri verilecek.

8. Malatya Uluslararası Film Festivali’nden Yeni Ödüller yazısına devam et

Kaç Kaçabilirsen

Hakan Eser’in yönettiği ve Önder Açıkbaş, Enis Arıkan, Seda Güven ile Cezmi Baskın’ın oynadığı Kaç Kaçabilirsen, 04 Mayıs 2018’de Chantier Films dağıtımıyla Tuana Film tarafından vizyona çıkarıldı.
30 yaşında geveze Ergüven ve 35 yaşında kardeşinin gevezeliğinden bıkmış, belayı  bir şekilde kendine çeken İsmail iki kardeştir. Bu kardeşler Çarçabuk Kargo’nun teslimat elemanlarıdır. Günün birinde Jack Black isimli birinin kargosunu teslim etmek için adrese giderler. Burası eski bir sinema salonudur. Zile basarlar ama açılmaz, kapının aralık olduğunu fark edip içeri girerler. Ve her şey o sinema salonuna girmeleriyle başlayacaktır.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Web Sitesi
  • Fragman
  • IMDb

Kaç Kaçabilirsen yazısına devam et

Merdiven Out, Drone In

21. yüzyıl gençlerini ve aşklarını anlatan 4N1K-2, çağın değişik teknolojilerini de gözleri önüne seriyor. Barış sevdiği kız Yaprak’ın penceresinin önüne serenat yapmaya gelip cama tırmanmak yerine, drone’la görüntüsünü yolluyor. Yönetmen koltuğunda Murat Onbul’un oturduğu ve başrollerini Gözde Mutluer, Atakan Hoşgören, Burak Yörük, Sina Özer, Cihan Şimşek, Cemrehan Karakaş’ın paylaştığı 4N1K-2 filmi 04 Mayıs’ta sinemalarda gösterime giriyor.

Ahlat Ağacı

Nuri Bilge Ceylan’ın yönettiği ve Aydın Doğu Demirkol, Murat Cemcir, Bennu Yıldırımlar ile Hazar Ergüçlü’nün oynadığı Ahlat Ağacı (The Wild Pear Tree), 01 Haziran 2018′de CGV Mars Dağıtım dağıtımıyla Zeyno Film tarafından vizyona çıkarıldı.
Bazıları için taşra, tüm umutların eninde sonunda yalnızlıkla kesiştiği bir sürgün yeridir. Tıpkı babaların ve oğulların kesişen kaderleri gibi, tüm umutların, hayallerin, çaresizlikle kesiştiği hudutsuz bir sürgün yeri. Sinan genç bir adamdır ve yazar olmak istemektedir. Anadolu’da doğduğu köye döner, kitabını bastıracak parayı bulmaya çalışır ancak babasının geçmişten kalan borçları başına dert olacaktır.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Web Sitesi
  • Fragman
  • IMDb

Ahlat Ağacı yazısına devam et

Cannes Film Festivali 71 Yaşında

08 – 19 Mayıs 2018 tarihleri arasında düzenlenen Cannes Film Festivali bu yıl 71. yaşını kutluyor. Festivalin afişini Jean-Luc Godard imzalı 1965 yapımı ‘Pierrot Le Fou / Çılgın Pierrot’dan alınmış Jean-Paul Belmondo ile Anna Karina’nın ünlü öpüşme sahnesi süslüyor. Altın Palmiye ödüllü ana yarışmanın jüri başkanı ise Avustralyalı ünlü aktris Cate Blanchett. Çinli Chang Chen, Fransız Léa Seydoux ve Amerikale Kristen Stewart jürinin diğer oyuncu üyeleri. Geçtiğimiz yıl ‘Sevgisiz’ ile gönülleri fetheden Rus sinemacı Andrey Zvyagintsev, yeni sürüm ‘Blade Runner’ ile karşımıza gelen Kanadalı Denis Villeneuve, Ermeni asıllı Fransız sinemacı Robert Guégidian ve Amerikalı yazar yönetmen ve yapımcı Ava DuVernay jürinin yönetmenler kanadını oluştururken, Afrika kıtasını temsilen Brundili söz yazarı/besteci şarkıcı Khadja Nin ile ekip tamamlanıyor.

Tanınmış İranlı yönetmen Asghar Farhadi’nin İspanya’yı mekân almış son çalışması ‘TODOS LO SOBEN / Herkes Biliyor’ hem festivalin açılış filmi olarak seçilmiş, hem yarışmaya dahil edilmiş. Başrollerinde Javier Bardem / Penelope Cruz çiftinin yer aldığı yapımda, Buenos Aires’te yaşayan ve bir kutlama için baba ocağı İspanya köyüne dönen ailenin hayatı beklenmedik bir olayla altüst oluyor. Farhadi’nin hemşerisi Cafer Panahi’nin yeni filmi ‘ÜÇ YÜZ’ seçkinin İranlı yönetmenlerden gelen bir diğer yapımı. Ülkesinden yurt dışına çıkış yasağı halen sürmekte olan Panahi’nin filmi, kariyerlerinin farklı dönemlerini yaşamakta olan üç aktrisin öyküleri üzerine kurulmuş. Cannes Film Festivali’nden en çok ödül kazanmış yönetmenler arasında yer alan değerli sinemacımız Nuri Bilge Ceylan’ın son projesi ‘AHLAT AĞACI’ yarışmanın iddialı isimlerinden. Murat Cemcir, Bennu Yıldırımlar, Hazar Ergüçlü, Serkan Keskin ve Özay Fecht’in aralarında bulunduğu zengin bir oyuncu kadrosuna sahip, üç saati aşan süresiyle seçkinin en uzun filmi olan yapım, kapanıştan bir gün önce gösterilecek. Ceylan’a şimdiden sonsuz başarılar diliyoruz.

Festivalin Fransız sinemacılar ayağı her sene olduğu gibi ağırlığı oluşturuyor. Efsane sinemacı Jean-Luc Godard’ın 87 yaşında çektiği son denemesi ‘LE LIVRE D’IMAGE / İmge Kitabı’ festival broşüründe ‘sadece sessizlik, yalnızca devrimci bir şarkı, bir elin beş parmağı gibi beş bölümlük bir öykü.’ ifadeleriyle tanıtılmış. Stéphane Brizé, Cannes’dan ödüllü deneyimli oyuncusu Vincent London’a başrolü verdiği ‘EN GUERRE / Savaşta’ ile ‘İnsanın Değeri’nin ardından bir kez daha emekçilerin sözcülüğüne soyunuyor. Christophe Honoré, ‘PLAIRE, AIMER ET COURIR VITE / Hoşlanmak, Sevmek ve Hızlı Koşmak’ genç Arthur ile deneyimli yazar Jacques arasında gelişen eşcinsel aşk üzerine. Yarışmaya sonradan dahil olan Yann Gozalez imzalı ◄‘UN COUTEAU DANS LE COEUR / Kalpte bir Bıçak’ yönetmenin cüretkâr ilk filmi ‘Les Rencontres D’Après Minuit’ benzeri bir olay yaratacağa benzer festivalde. 70’li yılların sonunda porno filmler çeken bir kadın yapımcının bir seri katil ile mücadelesini anlatan filmde popüler Fransız aktris Vanessa Paradis başrolde. ‘LES FILLES DU SOLEIL / Güneşin Kızları’ ile Fransız sinemasından yeni bir yönetmeni tanıyacağız. Eva Husson imzalı yapım, Işid’e karşı savaşan Ezidi Kürt kadınların mücadelesini perdeye aktarıyor.

Netflix’in olaylı bir anlaşmazlık sonucu filmlerini geri çekmesinin de etkisiyle festivalde yer alan Amerikan filmlerinin sayısı, önceki yıllara göre daha az bu yıl. Ana yarışma seçkisine dahil olan ‘BLACKKKLANSMAN’ bunlardan biri. Siyahi yönetmen Spike Lee’nin ‘Do The Right Thing / Doğruyu Seç’ten tam 29 yıl sonra Cannes’a dönüş yaptığı yapım, gerçek bir olaydan yola çıkmak suretiyle ABD’nin güneyinin kanayan yarasına, ırkçılık sorununa odaklanıyor. ‘Peşimdeki Şeytan’ filmiyle tanıdığımız David Robert Mitchell imzalı ‘UNDER THE SILVER LAKE / Gümüşi Gölün Altında’▼ ise bir kayıp vakasının izinde gizemli bir serüven vadediyor.

Amerikalıların eksikliğini Uzak Doğu sinemasının tanınmış ustalarının filmleri ile dengeliyor festival. Festivalin gediklilerinden Japon yönetmen Hirokazu Kore-eda yine sıcacık bir aile öyküsüyle karşımıza geliyor. ‘YANKESİCİLER’ soğukta sokağa bırakılmış küçük kız çocuğuna kol geren yoksul ama sevecen bir ailenin hikâyesi üzerine. Daha az bilinen bir diğer Japon sinemacı olan Ryusuke Hamaguchi ‘ASAKO 1 & 2’ adlı yapıtında, birkaç yıl arayla fiziki olarak birbirine çok benzeyen zıt karakterli iki erkeğe aşık olan 21 yaşındaki Asako’nun tercihleri üzerinden ilerliyor. Cannes’dan ödüllü Çinli usta Jia Zhang-Ke’nin ‘SAF BEYAZ KÜL’ adlı son filmi, yüzyıl başından günümüze sert bir sevda öyküsünü ülkesinin kanunsuz yeraltı dünyası fonunda anlatıyor. Yine Cannes’dan ödüllü Koreli usta Lee Chang-Dong, sinemaseverleri büyülemiş ‘Şiir’den sekiz yıl sonra ‘YANAN’ ile Cannes’a dönüyor. Haruki Murakami’nin kısa hikayesinden yola çıkan yapım, iki erkek ve bir kadın arasında kundakçılık saplantısıyla yön değiştiren gerilimiyle festivalin öne çıkan filmlerinden biri olabilir.

Bu yıl festivalde iki İtalyan filmi yer alıyor. Dört yıl önce ‘Mucizeler’ ile büyük jüri ödülünü kazanan Alice Rohrwacher imzalı ‘LAZZARO FELICE / Mutlu Lazzaro’nun hikâyesi şimdilik sır gibi saklanıyor. Ancak bildiğimiz kadarıyla 50 yıllık bir zaman dilimi içinde zamanda yolculuk eden ama yönetmenin ifadesiyle bilim-kurgu olmayan bu yapımı merakla bekliyoruz. Daha önce ‘Gomorra’ ve ‘Gerçeklik’ ile iki kez ikincilik ödülü almış olan İtalyan sinemasının çağdaş ustalarından Matteo Garrone imzalı ▲‘DOGMAN’ ise, seksenli yılların sonunda Roma kırsalında yaşanmış korkunç bir cinayet ve intikam öyküsünden yola çıkan hayli sert bir yapım.

Yarışma seçkisinin son 5 filmi farklı ülke sinemalarından gelen iddialı filmler. Oscarlı ‘İda’nın yönetmeni Pawel Pawlikowski yine tadına doyulmaz bir siyah-beyaz çalışmayla Cannes’da. ‘ZIMNA WOJNA / Soğuk Savaş’ 1950’lerde Polonya, Berlin, Yugoslavya ve Paris’te geçen birbirinden tamamen farklı karakterlere sahip bir kadın ve bir erkek arasındaki tutkulu ama imkânsız bir aşkın öyküsü. ‘Öğrenci’ adlı ilk uzun metrajıyla radarımıza giren Rus sinemacı Kirill Serebrennikov ‘LETO’da,▼ Led Zeppelin ve David Bowie gibi rock yıldızlarından etkilenmiş bir grup Rus müzisyenin 1981 yazında yaşanmış aşk, dostluk ve rock tutkularının izini sürerken gerçek karakterlerden yola çıkmış. ‘Tulpan’ ile gönüllerimizi fethetmiş Kazakistan doğumlu Sergey Dvortsevoy, on yılın ardından çektiği ikinci uzun metrajı ‘AYKA’da kanunsuz olarak Moskova’da çalışan ve doğum yaptıktan sonra bebeğini hastanede bırakan Kırgız kızının pişman olup çocuğunu bulmak için verdiği mücadeleyi anlatıyor. Lübnanlı kadın yönetmen Nadine Labaki yarışmaya seçilen yeni filmi ‘CAPERNAUM’da yine çoğunlukla amatör oyuncular kullanıyor ve filme adını veren küçük balıkçı köyünde geçen mizah ve hümanizm yüklü öyküsünde yarı belgesel bir anlatıma başvuruyor.

Festivalde bir ilk film de yer alıyor bu sene. Üç yıl öncesinde yine bir ilk film olarak yarışmış ‘Saul’un Oğlu’nun Oscar’a kadar giden dünya çapındaki başarısı düşünüldüğünde A. B. Shawky imzalı ‘YOMEDDINE’i ilgiyle beklediğimizi vurgulamak isterim. Cüzzamlı bir adam ile onun öksüz çırağının ailelerinden kalanları bulmak için yaşadıkları koloniden Mısır’ın merkezine yaptıkları zorlu yolculuğun hikayesini anlatıyor Mısırlı sinemacı. Festivalde yarışma dışı olarak gösterilecek olan Lars von Trier imzalı ‘THE HOUSE THAT JACK BUILT / Jack’in İnşa Ettiği Ev’▼ belki de yarışma filmlerinden daha heyecanla beklendiğini vurgulamak isterim. 2011 yapımı ‘Melancholia’nın basın toplantısı sırasında Nazi sanatına hayranlığını dile getirdiği olaylı konuşmasının ardından festival yönetimince aforoz edilen sinemanın haşarı çocuğu, başrolünde Matt Dillon’un yer aldığı bir seri katil öyküsüyle Cannes semalarına dönüşe hazırlanıyor. Festivalin kapanışı için Terry Gilliam’ın yönettiği ‘THE MAN WHO KILLED DON QUIXOTE / Don Kişot’u Öldüren Adam’ın yarışma dışı gösterilmesi planlanmış durumda, ancak gösterimin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği henüz bilinmiyor. Çekimleri tam 20 yıldır türlü aksilikler yüzünden tamamlanamayan bu olay filmin yapımcılarından Paolo Franco filmin Cannes gösterimini engellemek için mahkemeye başvurmuş durumda. Festival yönetimi Gilliam’ın yanında olduğunu açıkladı. Durum 07 Mayıs’taki duruşmada kesinlik kazanacak.

(06 Mayıs 2018)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

29. Ankara Uluslararası Film Festivali Ödül Töreni ile Sona Erdi, Ankara’nın En İyisi: Renksiz Rüya

29. Ankara Uluslararası Film Festivali ödülleri sahiplerini buldu. Ulusal Uzun Film Yarışması’nda En İyi Film Ödülünü Mehmet Ali Konar’ın 90’ların politik atmosferinde annesinin ölümünün ardından içine kapanan bir çocuğun hikâyesini anlatan Renksiz Rüya kazandı. Banu Sıvacı’nın Güvercin filmi ise En İyi İlk Film Ödülünü aldı. En İyi Yönetmen Ödülü bu yıl Sundance Film Festivali’nde Büyük Jüri Ödülü kazanan Kelebekler’in yönetmeni Tolga Karaçelik’in oldu.

29. Ankara Uluslararası Film Festivali Ödül Töreni ile Sona Erdi, Ankara’nın En İyisi: Renksiz Rüya yazısına devam et