Uluslararası Gastronomi Film Festivali’nin Londra Etkinliği Gerçekleştirildi

Gastronomi ve sinemanın buluşma noktası Uluslararası Gastronomi Film Festivali’nin (UGFF), Londra edisyonu tamamlandı. “Londra’da Yeni Dalga Anadolu Mutfağı” temasıyla yapılan etkinlik, film gösterimlerine ve panellere ev sahipliği yaptı. Londra’da gerçekleştirilen etkinlik, Birkbeck Londra Üniversitesi’nden Uluslararası İlişkiler Profesörü Prof. Alejandro Colas ile Sosyal Bilimler Okulu Kıdemli Öğretim Üyesi Dr. Jason Edwards’ın yaptığı açılış konuşması ile başladı.

Uluslararası Gastronomi Film Festivali’nin Londra Etkinliği Gerçekleştirildi yazısına devam et

Sadece Bir Gece (Yönetmen: Will Gluck)

Will Gluck’un yönettiği ve Monica Barbaro, Callum Turner, Maya Hawke ile Julia Fox’un oynadığı Sadece Bir Gece (One Night Only), 28 Ağustos 2026’da UIP Filmcilik dağıtımıyla Universal Pictures tarafından vizyona çıkarılıyor.
Owen ile Allie, şehirde yaşanacak basit kaçamaklardan fazlasını arayan belki de tek bekârlardır. Karşılaştıkları anda aralarında bir kıvılcım doğar, ancak yanlış anlaşılmalar ve beklenmedikleri yan maceralar gecelerini karmaşık hâle getirir ve onları sürekli birbirlerinden uzak tutar. Şehirde geçen zamanlarında birbirlerine yaklaşırken ve birbirlerinden uzaklaşırken, aslında aradıkları şeyin sandıklarından çok daha yakınlarında olabileceğini fark edebilirler.

  • Basın Bülteni
  • Fragman
  • IMDb
  • Ferhan Baran Yazıyor

Sadece Bir Gece (Yönetmen: Will Gluck) yazısına devam et

Christopherlar

Steven Soderbergh’in yönettiği ve Ian McKellen, Jessica Gunning, Michaela Coel, ile Dmitri Prokopiev’in oynadığı Christopherlar (The Christophers), 22 Mayıs 2026’da Başka Sinema dağıtımıyla Mars Production tarafından vizyona çıkarıldı.
Ressam Julian Sklar’ın kızları, çok yaşlanan babalarının yarım kalan yapıtlarını tamamlaması için Lori’yle anlaşır. Asıl niyetleri, babalarının mirasını ölmeden katlamaktır. Lori, Julian’ın yeni asistanı olarak işe başlar ama hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Sanat, açgözlülük, para, üçgenini tiye alan film, şantaj, ihanet, sürprizler ve Julian’ın olağanüstü sivri lâf ebeliğiyle dolu bir hırs, aile, sanat komedisi.

  • Basın Bülteni
  • Fragman
  • IMDb

Christopherlar yazısına devam et

Tünelin Ucundaki Işık / Ağzımdan Kaçtı

‘Tourette Sendromu’ hakkında ne ölçüde bilgi sahibisiniz? Kendi adıma, Bafta ödüllerinde gecenin yıldızlarından ‘I Swear’ filmini izlemeden önce bu başa bela sinir rahatsızlığından pek haberdar değildim. Mütevazı filmleriyle bilinen İngiliz yönetmen Kirk Jones imzasını taşıyan ve hafta sonu ‘Ağzımdan Kaçtı’ adıyla gösterime girecek olan yapım, öncelikle yarattığı farkındalık açısından önem taşıyor.

Film gerçek bir kişinin, bu katlanılması kolay olmayan rahatsızlıktan muzdarip yazar – aktivist John Davidson’ın hayat hikâyesi üzerine kurulmuş. İskoçya’nın Edinburgh’a bağlı sınır kasabası Galashiels’de yaşayan John’ın (Scott Ellis Watson) henüz 14’ünde başarılı bir kaleci olarak umut verdiği dönemde ortaya çıkan tikleri yetenekli gencin dünyasını karartmaya başlıyor. Boynuyla ve gözleriyle yaptığı istemsiz hareketler giderek artarken, zıplama, titreme, ulu orta bağırma, tükürme ve nihayetinde ağzından dökülen küfürler onun okul ve aile çevresinde dışlanmasına neden oluyor. Beyninde bir dürtü onu bir şeyler yapmaya ya da söylememesi gereken sözleri sarfetmesine neden olmaktadır. Bu durum aile düzenini de bozuyor, babası evi terk ediyor. Annesi (Shirley Henderson) bir umutla doktorlara başvurmaktan yanadır, ancak bu tıbbi durumun tedavisi olmadığını idrak ettiklerinde umutlar tükeniveriyor.

Halbuki tünelin ucunda her zaman bir ışık vardır. 26 yaşındaki John’ın (Robert Aramayo) 6 ay ömür biçilmiş kanser hastası Dottie (Maxine Peake) ve bölgedeki ‘Toplum Merkezi’ Community Center’ın yöneticisi (Peter Mullan) ile yollarının kesişmesi, onun kabûl edildiği ve anlaşıldığı bir ortamda toplum hayatına katılabileceğini keşfetmesini sağlar. Genç adam bundan böyle eğitmen olarak kendisi gibi bu rahatsızlığın kurbanı olan insanların yanında olacak, yalnızca o çaresiz genç insanları değil, tüm toplumu bu sinir rahatsızlığı hakkında eğitmek üzere kolları sıvayacaktır.

Yönetmen Jones bu sıcak ve duygulu yaşam öyküsünü konvansiyonel bir biyografi olarak beyazperdeye taşımış. Bafta töreninde ‘Yükselen Yıldız – Rising Star’ ödülüne, güçlü rakiplerinden sıyrılarak en başarılı erkek oyuncu ödülünü de ekleyerek gecenin ilgi odağı haline gelen Aramayo etkileyici John Davidson yorumuyla kalpleri fethederken, anne Heather’da Henderson, Davidson’a kucak açan Dottie’de Peake ve de Cannes’da ödüle layık görüldüğü ‘Benim Adım Joe / My Name Is Joe’nun (1998) unutulmaz aktörü Mullan birinci sınıf yorumlarıyla seyir keyfi yaşatıyor.

Tüm engellere rağmen ‘normal’ bir hayat kurma mücadelesini güçlü bir dille anlatan filmi izledikten sonra ‘Tourette Sendromu’nun çaresizliğine tutsak olmuş bireylere çok daha sevecen bakacağınızı ve onlarla aranızdaki engelleri kaldıracağınızı umuyorum. Onlar dünyaya ve olan bitene dürüstçe tepki veriyorlar çünkü. Bu denli ürkütücü karşılanmaları, bizlerin toplum önünde kısıtladığımız davranışları, bastırdığımız duygu ve düşünceleri açık yüreklilikle dile getirmelerinden kaynaklanıyordur belki de. Ne dersiniz?

(29 Nisan 2026)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

Tokyo’da Görkemli Kutlama, Bu Sene Japonya’da Düzenlenen Star Wars Celebratıon Etkinliğinde Star Wars Evreninin Yıldız İsimleri Bir Araya Geldi ve Yeni İçerikleri İlk Kez Tüm Dünyayla Paylaşıldı

1999 yılından beri birkaç senede bir, tüm Star Wars evreni yıldızlarını, takipçileriyle bir araya getiren görkemli etkinlik Star Wars Celebration, 18 – 20 Nisan tarihleri arasında Tokyo’da gerçekleşti. Andor, Ahsoka ve Light & Magic gibi sadece Disney+’ta izleyicilerle buluşan serilerin perde arkası, oyuncu ve kreatif ekiplerinin katıldığı panellerde izleyicilerle paylaşılırken, Ryan Gosling’in başrolünde yer aldığı ve sinemalarda vizyona girecek olan yeni Star Wars filmi Starfighter, ilk kez bu etkinlikte duyuruldu. Yine beyazperdede izlenecek olan Star Wars: Mandalorian ve Grogu filminin yıldızı Pedro Pascal da Star Wars Celebration 2025’in en dikkat çeken isimlerinden oldu.

Tokyo’da Görkemli Kutlama, Bu Sene Japonya’da Düzenlenen Star Wars Celebratıon Etkinliğinde Star Wars Evreninin Yıldız İsimleri Bir Araya Geldi ve Yeni İçerikleri İlk Kez Tüm Dünyayla Paylaşıldı yazısına devam et

Verity: Gerçeğin Diğer Kıyısı

Michael Showalter’in yönettiği ve Anne Hathaway, Dakoto Johnson, Josh Hartnett ile Brady Wagner’in oynadığı Verity: Gerçeğin Diğer Kıyısı (Verity), 02 Ekim 2026’da TME Films dağıtımıyla Sony Pictures tarafından vizyona çıkarılıyor.
Maddi zorluklar yaşayan yazar Lowen Ashleigh, kariyerinde yaşadığı maddi sıkıntılar nedeniyle, geçirdiği kaza sonucu yazamaz hale gelen başarılı yazar Verity Crawford’un devam eden kitap serisini bitirme teklifini kabûl eder. Bu süreçte Verity’nin eşi Jeremy Crawford ile tanışan Lowen, çalışmak için Crawford ailesinin evine yerleşir. Lowen, kısa sürede kendisini tehlikeli bir psikolojik karmaşanın ortasında bulur.

  • Basın Bülteni
  • Fragman: 1 / 2 / 3
  • IMDb

Verity: Gerçeğin Diğer Kıyısı yazısına devam et

Engelsiz Filmler Festivali 2026 Başlıyor

“Bir arada film izlemek mümkün” sloganıyla düzenlenen Engelsiz Filmler Festivali 2026 sinemaseverlerle buluşuyor. 24 Nisan’da Goethe – Institut Ankara’da başlayacak festival, 30 Nisan’da yapılacak ödül töreniyle sona erecek. Programında yer alan tüm filmler sesli betimleme ve ayrıntılı altyazı ile erişebilir olarak izleyicilerle buluşuyor. Gösterimlerin ardından film ekipleriyle yapılan söyleşilerde ve ödül töreninde işaret dili tercümesi yapılıyor. Ayrıca tüm gösterim ve etkinliklerin İngilizce olarak da takip edilebilecek programda Kaleydoskop, Oditoryum ve Çocuklar İçin bölümleri ile her yaştan izleyiciler için hazırlanmış bir seçki sinemaseverleri bekliyor.

Engelsiz Filmler Festivali 2026 Başlıyor yazısına devam et

İstanbul’dan Lizbon’a: Portekiz Aşkı Fragmanı Yayınlandı

Merakla beklenen Portekiz Aşkı filminin fragmanı yayınlandı. Kısa sürede yoğun ilgi gören fragman, eşsiz Portekiz manzaraları ve sahnelere eşlik eden etkileyici müzikleriyle izleyenlerde güçlü bir merak duygusu uyandırdı. Yönetmenliğini İsmail Şahin üstlendiği, İstanbul’dan Lizbon’a uzanan etkileyici bir hikâye sunan film, geçmişini geride bırakarak yeni bir hayata adım atan Yasemin’in, kendini ve gerçek aşkı keşfetme yolculuğunu konu alıyor. Portekiz Aşkı’nın başrollerde Cansu Dere, Diogo Morgado ve İsmail Demirci yer alırken, oyuncu kadrosunda ayrıca Marta Faial, Rodrigo Soares, Ines Heredia, Başak Daşman, Çağla Demir, Şerif Sezer ve Hamdi Üstünol var.

  • Basın Bülteni
  • Fragmanı izlemek için tıklayınız.
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

İstanbul’dan Lizbon’a: Portekiz Aşkı Fragmanı Yayınlandı yazısına devam et

Korkut Akın Yazıyor: Yolunu Işığınla Aydınlat: Michael

Sanatın her alanı, her yönü insanı duygulandırır muhakkak. Bir öykü, bir resim, bir film, bir şarkı ile kendinize bir yol çizersiniz. Kimi hayatınızı belirler, kimi ise bir süre sonra unutulur. Unutulmaz olanlar da vardır muhakkak; belleğinizin bir köşesine saklanır en küçük bir fırsatta karşınıza çıkar hatırlatır kendini. Michael Jackson, unutulmazlardan. Bin(lerce) yıl sonra da hatırlanacak; şarkıları dinlenecek, klipleri hayranlıkla izlenecek. Onun … Devamı… »

Hayaller ve Sınırlar / İlişki

Michel Franco’nun dünya prömiyerini geçtiğimiz yıl Berlin’de yapmış olan son çalışması ‘İlişki / Dreams – Sueños’ Meksika’nın Texas Amerikan sınırında tali yola parkedilmiş tırın görüntüsüyle açılır. Karanlık çöktüğünde, terkedilmiş gibi duran aracın arka bölümünden insan homurtuları duymaya başlarız. Dorsenin içine tıka basa doldurulmuş göçmenlerin çığlıklarıdır kulağımıza gelen. Aracın kapısı açılıp içindekiler gecenin kör karanlığında dört bir yana dağılırken Fernando (Isaac Hernández) otostop yaparak San Fransisco’ya gitme derdine düşer.

Yetenekli bir balet olan genç adam 10 küsur yıl önce sınır dışı edildiği rüyalar ülkesine, belki de ölümü göze almak suretiyle bir kez daha sızmıştır. Fernando için ‘güneşte bir yer’dir San Fransisco. Zengin evlerinin olduğu mahallenin yokuşunu tırmanır ve bir süredir tutkulu bir gizli beraberliği sürdürdüğü, kendisine destek vereceğini vadetmiş aşığı, ülkenin mega zengin ailesi McCarthy’lerin kızı Jennifer’in (Jessica Chastain) lüks rezidansına ulaşır. Varlıklı ailenin sanat etkinliklerinden sorumlu hayırsever kız, Mexico City’deki kültür faaliyetleri sırasında tanıştığı ve tutkulu bir cinsellikle bağlandığı genç oğlanın aniden çıkagelmesinden endişelidir. Özenle inşa ettiği ayrıcalıklı düzeninin altüst olma tehlikesiyle duralar ama ayyuka çıkan arzularını da dizginleyemez.

‘San Francisco Ballet’ yöneticisinin dikkatini çeken kabiliyetli genç adam yasal olarak topluluğun üyesi olamasa da, göz kamaştıran yeteneği sayesinde kısa sürede başrollere kadar tırmanmayı başarır ama yetkililer tarafından yakalanarak bir kez daha sınır dışı edilince, uluslararası alanda tanınarak fırsatlar ülkesinde yeni bir hayata başlama hayalleri yıkılır. Bu gelişme genç aşığıyla yabancı bir ülkede güvenli birlikteliğini sürdürmek isteyen Jennifer’in işine gelmiştir gerçi, ancak oğlan kendisini kimin ihbar ettiğini öğrendiğinde olaylar yön değiştirecek, trajik final tetiklenecektir.

Gerçekçiliğin ve politik sinemanın sözcülerinden biri olarak bilinen Franco’yu, çağdaş Meksika’da cinsellik, şiddet, sosyal eşitsizlik ve bunun ortaya çıkardığı kaçınılmaz başkaldırı üzerine çarpıcı filmleriyle tanımıştık. Latin Amerika porno mafyasının kurbanı olan varlıklı ailenin bireylerinin açmazı üzerine 2009 yapımı ikinci uzun metrajı ‘Daniel ile Ana’; varlıklı sınıf arkadaşları tarafından aşağılanan ve cinsel tacize uğrayan Lucia’nın öfkeli babasının kendi adaletini uygulamaya soktuğu beklenmedik finaliyle izleyicisini altüst eden 2012 yapımı ‘Lucia’dan Sonra / Después de Lucia’yı, Venedik Film Festivali’den ödülle dönen 2019 yapımı ‘Yeni Düzen / Nuevo Orden’ takip eder. Varlık dağılımındaki büyük eşitsizliğe itirazını bir kez daha büyük perdeden haykıran sinemacı, değişmez görüntü yönetmeni Yves Cape’in huzursuz kamerası aracılığıyla ırkçılığın ve ayrımcılığın bir hastalık gibi dört bir yanı kuşattığı çağımızda, refah dağılımındaki eşitsizliğinin ciddi boyutlara ulaştığı Mexico City özelinden yola çıkarak evrenseli yakalamayı hedeflemiştir.

Franco bu defa vaatler ülkesinde yükselmeyi hedefleyen Meksikalı göçmenle varlıklı Amerikalı kadının yaşadıklarını hem bir tutku sarmalı hem de güç dinamiklerinin acımasız bir egzersizi olarak perdeye taşıyor. Daha önce 2024 yapımı ‘Hatır / Memory’de birlikte çalıştığı cazibeli Chastain ile ‘Amerikan Bale Tiyatrosu’ çıkışlı Hernández’in yoğun cinsel kimyasından yararlanmak suretiyle ana karakterlerin karanlık taraflarını eşeliyor. Sinemacı, Rainer Werner Fassbinder ile Pier Paolo Pasolini’yi örnek aldığını ifade ediyor. Filmin yapım şirketinin Pasolini’nin ünlü klasiğinden esinle ‘Teorema Film’ adını taşıması bu açıdan anlamlı. İnsan davranışının en hassas ögesi olarak gördüğü cinselliğin, tıpkı politik davranışlarımız gibi bize kim olduğumuzun ipuçlarını verdiğinin altını özenle çizmek isteyen Franco’nun koreografisi özenle kurgulanmış cinsellik içeren sahneleri teşhircilik içermiyor, öykünün ve karakterlerin gelişimine hizmet ediyor.

Meksikalı yönetmen Jennifer’i kötü bir karakter olarak çizmiyor. Ancak ‘iyiliğin’ yolunda gitmeyen bir şeyler yaşandığında sınandığına inanıyor. Konfor ve güç dengesi sarsıldığında insanın nasıl davranacağını araştırıyor. Genç kadın rahat ve varlıklı bir hayat sürmektedir. Giriştiği sosyal ve kültürel faaliyetler O’na ailesi ve yakın çevresinde korunaklı, saygın bir konum sağlamıştır. Alt sınıftan göçmen aşığını sanat çevresine bağışlarıyla tanınan babası (Marshall Bell) ve acımasız erkek kardeşinden (Rupert Friend) gizlemek için elinden geleni yapmaktadır. Fernando’ya delicesine tutkun olmasına rağmen, toplum önündeki itibarının önceliğinin gayet iyi farkındadır. Yaşlı kurt baba göçmenlere yardım meselesinin itibarına katkısını iyi hesaplamıştır ancak bir sahnede kızını uyardığı gibi ‘her şeyin bir sınırı olmalıdır’.

Sosyal eşitsizlik, ekonomik adaletsizlik konularında her zaman hassasiyet göstermiş olan Franco, Meksika’da yetişmiş bir sinemacı olarak bu noktada ‘sınırları aşma’ kavramını hem fiziksel hem de duygusal anlamda neşter altına yatırıyor. Daha iyi bir hayat için sınırları aşan ve Amerikan ekonomisi ve kültürel yaşamına katkılar sunan göçmenlerin suça meyilli parazitler olarak karşılanmasını bir kez daha tartışmaya açıyor. Film Donald Trump’ın son seçim kampanyası öncesi çekilmiş gerçi, ancak sinemacı söyleşilerinde, yabancıların sınır dışı edilmesi, ırksal ayrımcılık ve sistematik sömürünün Trump öncesi dönemlerde de kanayan bir yara olduğunu vurgulamayı sürdürüyor. Hayırsever, sanatçı dostu imajı veren McCarthy’lerin liberallerden seçilmesi bu açıdan anlam taşıyor.

Franco’nun mutlu sonları sevmediğini biliyoruz. Gerçekleri yüzümüze bir tokat gibi çarparken dürüstlüğünü yakından tanıyoruz. ‘İlişki’ şok edici açılış sahnesinden çok daha karanlık bir finale evrilirken, güçlülerin güçsüzlere yaşam hakkı tanımadığı çağdaş dünyamıza bizler de bir ağıt yakmaktan kendimizi alamıyoruz.

(28 Nisan 2026)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

Fuze / Fünye

David Mackenzie’nin yönettiği ve Aaron Taylor Johnson, Theo James, Sam Worthington, Syiah George, Matthew Earley, Gugu Mbatha Raw ile Honor Swinton Byrne’un oynadığı Fuze / Fünye (Fuze), 08 Mayıs 2026’da Chantier Films dağıtımıyla Chantier Films tarafından vizyona çıkarıldı.
Londra’nın merkezindeki bir inşaat alanında, İkinci Dünya Savaşı’ndan kalma patlamamış bir bomba bulunur. Ordu ve polis ekipleri, zamana karşı yarışarak bölgede geniş çaplı, büyük bir tahliye operasyonu başlatır. Kaosun ortasında, tehlikenin bertaraf edilmesi için verilen bu amansız mücadele; şaşırtmacalar ve gizli hareket ve aktörlerle dolu nefes kesen bir gerilime dönüşür.

  • Basın Bülteni
  • Fragman: 1 / 2
  • IMDb
  • Korkut Akın Yazıyor

Fuze / Fünye yazısına devam et

Uluslararası Gastronomi Film Festivali’nden Dünya Günü ve 23 Nisan’a Özel Sinemacılara Destek

Çeşme Belediyesi ev sahipliğinde 05 – 07 Haziran 2026 tarihleri arasında yapılacak Uluslararası Gastronomi Film Festivali kapsamındaki Uluslararası Klazomenai Kısa Film Yarışması’nda 22 Nisan Dünya Günü’ne özel olarak üç ana dalda başvurular için yüzde 50 indirim kodu sunulacak. Ayrıca 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda, “Momentum” seçkisi kapsamındaki film yüklemeleri ücretsiz olarak yapılabilecek.

Uluslararası Gastronomi Film Festivali’nden Dünya Günü ve 23 Nisan’a Özel Sinemacılara Destek yazısına devam et

Ağzımdan Kaçtı, Bu Bir Film Yazısı Değildir

“Erken öten horozun başı kesilirmiş,
Bitmez tükenmez ki başın kesile kesile”

Cumhurbaşkanlığı Kabine toplantısı bu hafta, -bizim için değil, kendileri için- her şeyi bir kenara bıraksın ve “Ağzımdan Kaçtı” filmini izlesin. Bakanları bir araya getirmek zor, hepsinin çok işi ve sorumluluğu var. Zaten o nedenle de pek sinemaya gidemiyorlardır, bu hem bir fırsat olur hem de konu üzerinde konuşurlar. İki okula baskın yapıldı, birinde 8 öğrenci ile bir öğretmen öldürüldü. Sonra birkaç ilde daha benzer sıkıntılar baş gösterdiyse de engellendi. Bütün yetkililer hep bir ağızdan “güvenlik” sorunu diye zaten demir kapıların ardına gizlenen okulların iyiden iyiye “büyük gözaltı”na alınmasını istedi. Okulların kapısına polis yığıldı; üniversitelerin kapısında vardı, bir de ortaokulların kapısını tutmaları istendi. Her kapıya, her koridora, her dersliğe kamera konulması için görüşler ileri sürüldü. Devletin, sanki (hatırlayanlar vardır muhakkak, zamanın İçişleri Bakanı Faruk Sükan, “Nefes alışlarınızı izliyoruz” demişti yıllar önce -o günden bugüne) izlediği yetmiyormuş gibi daha da zapturapt altına alınmamız konusunda herkes hemfikir.

Filme gelince… “Ağzımdan Kaçtı”, İskoçya’da, Tourette sendromu nedeniyle “deli” olarak nitelendirilip; önce evde anne babasının, sonra da okulda müdürün eziyet ve dayaklarına maruz kalan John Davidson’un yaşamını anlatıyor. Sokaklarda denk gelmişsinizdir; Tourette, birden bağırıp çağıran, belki şiddet gösteren kişilerde görülen bir sağlık sorunu. Akran zorbalığının nasıl bir baskı olduğunu da bilirsiniz. İşte, Davidson, tiklerinin yanı sıra aklına geleni olduğu gibi söyleyen (çoğunlukla seksist küfürlerle) bir öğrenciyken toplum dışına itiliyor. Genç Davidson, büyüdükçe bu sorun iyiden iyiye çekilmez hal alıyor. Neden sonra, arkadaşının kanser teşhisi konmuş annesi çocuğa anlayışla yaklaşıyor ve onu sağaltıyor.

Film, gerçekten çok başarılı. Oyunculuklar harika. Gerilim ve mizah dozu tam kıvamında. Hem değil mi ki, “güleriz ağlanacak halimize”. Kimi zaman kendinizi Davidson’un yerine koyuyorsunuz ve ne(ler) yapılabileceğini düşünüyorsunuz. Kimi zaman da izleyici olduğunuzun farkına varıp, kahkahalar atıyorsunuz. Onların yaşadıklarını ta yüreğinizde hissedip paramparça olmanız da işten bile değil. Kirk Jones tarafından yazılıp yönetilen “Ağzımdan Kaçtı” (I Swear), duygulu, etkili ve içten bir film.

Gelelim bizdeki soruna… Polis babasının silahlarını alan (burada ilk soru: Babanın neden o kadar çok silahı var?) öğrenci neden psikoloji muayenesine götürülmemiş ya da psikiyatr tedavisi uygulanmamış. Okullarımızda rehberlik yeterli değil, rehber öğretmenlere hiç önem verilmiyor. Haklısınız, öğrenciye önem verilmiyor ki, öğretmene verilsin diyorsunuz… Böylesi katliama varan olaylar çıkınca da bildiğimiz tek şey var: Ya (cennetten çıkma) dayak ya da polisiye tedbirler. Filmde polisin Davidson tarafından nasıl eğitildiği de gösteriliyor.

Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın şiirini başa koymamın nedeni, çocuğu suçlamanın gereksiz ve yersiz olduğunu vurgulamak, başka bir şey değil. Suçlular anne babalar ve yetkililer ile yeterince eğitilmemiş toplum. Şair, şiirce şöyle bitiriyor:

“Öt ki kara dağlar allana,
Aç eller tok tarlalara çullana.”

1 Mayıs’tan başlayarak gösterimde…

(27 Nisan 2026)

Korkut Akın

korkutakin@gmail.com

TRT Ortak Yapımı Şehzade: Büyük Şenlik Vizyona Girmek İçin Gün Sayıyor

TRT ortak yapımı Şehzade: Büyük Şenlik filmi, 01 Mayıs 2026 Cuma günü minik sinemaseverlerle buluşuyor. Dostluk, cesaret ve dayanışma temalarının ön plana çıktığı eğlence dolu animasyon film, seyircilerine unutulmaz bir deneyim sunmayı hedefliyor. Osmanlı döneminin görkemli kutlamalarından esinlenen yapım; kostümleri, müzikleri ve sahne tasarımlarıyla izleyiciyi adeta geçmiş zamanlara götürecek. Senaristliğini ve yönetmenliğini Murat Karahüseyinoğlu’nun, animasyon yönetmenliğini ise Hakan Bol’un üstlendiği film, geleneksel unsurların modern animasyon teknikleriyle harmanlanmasıyla da özgün bir kimlik kazanıyor.

TRT Ortak Yapımı Şehzade: Büyük Şenlik Vizyona Girmek İçin Gün Sayıyor yazısına devam et

Çocuk Sinema Festivali

Sinemaseverleri en iyi sinema deneyimiyle buluşturan Paribu Cineverse, çocuklara sinema kültürünü aşılamayı hedefleyen büyük bir projeye kapılarını açıyor. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı haftasına özel olarak kurgulanarak Sinema Salonu Yatırımcıları Derneği (SİSAY) tarafından düzenlenen ve T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın destekleriyle hayata geçirilen Çocuk Sinema Festivali, 23 – 26 Nisan 2026 tarihleri arasında gerçekleştiriliyor. Çocukların sinemayla olan bağını güçlendirmeyi amaçlayan festival kapsamında, seçili filmler Paribu Cineverse salonlarında bayram boyunca 120 TL bilet fiyatıyla beyazperdeye taşınıyor.

Çocuk Sinema Festivali yazısına devam et