Star Wars: Mandalorian ve Grogu Filminden Yeni Fragman Yayınlandı

Merakla beklenen Star Wars: Mandalorian ve Grogu filminin yeni tanıtım fragmanı yayına verildi. Mandalorian ve Grogu, filmde şimdiye kadarki en heyecan verici görevlerine çıkıyor. Bu yeni Star Wars macerası, 22 Mayıs 2026’da sadece sinemalarda gösterime girecek. Kötü İmparatorluk çöktü ve imparatorluğun savaş lordları galaksinin dört bir yanına dağıldı. Yeni kurulan Yeni Cumhuriyet, Direniş’in uğruna savaştığı değerleri korumak için çabalarken, efsanevi Mandalorlu ödül avcısı Din Djarin ve genç çırağı Grogu’nun yardımına ihtiyaç duyuyor. Jon Favreau’nun yönettiği Star Wars: Mandalorian ve Grogu’da ayrıca Sigourney Weaver da rol alıyor.

  • Basın Bülteni
  • Fragman: 1 / 2
  • YT Shorts
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Star Wars: Mandalorian ve Grogu Filminden Yeni Fragman Yayınlandı yazısına devam et

Ridley Scott’ın Yeni Filmi Köpek ve Yıldızlar’dan İlk Fragman Yayınlandı

Başrollerini Jacob Elordi, Josh Brolin, Margaret Qualley ile Guy Pearce’in paylaştığı Köpek ve Yıldızlar filminden ilk fragman ve afiş yayınlandı. Ridley Scott’ın yönettiği film, 28 Ağustos’ta sinemalarda gösterime girecek. 20th Century Studios’un filmi, hayatta kalmanın bir içgüdü, insan kalabilmenin ise bir seçim olduğu bir dünyada geçiyor. Film, askeri hayatta kalma uzmanı Bangley ile birlikte kıyamet sonrası dünyasının acımasız atmosferinde işlevsel ancak izole bir yaşam alanı kuran pilot Hig’in hikâyesini anlatıyor. Ta ki gizemli bir radyo yayını, Hig’i hâlâ var olduğuna inandığı umut ve insanlığı aramak üzere bilinmeze doğru yola çıkmaya teşvik edene kadar.

  • Basın Bülteni
  • Fragmanı izlemek için tıklayınız.
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Ridley Scott’ın Yeni Filmi Köpek ve Yıldızlar’dan İlk Fragman Yayınlandı yazısına devam et

İsimsiz Eserler Mezarlığı’na İstanbul Film Festivali’nden Üç Ödül

Melik Kuru’nun yönettiği İsimsiz Eserler Mezarlığı, 45. İstanbul Film Festivali’nde üç ödül kazandı. Festivalin Yeni Bakışlar bölümünde yarışan film, bu kategoride En İyi Özgün Müzik ve En İyi Sanat Yönetimi ödüllerini kazanırken, Sinema Yazarları Derneği tarafından verilen SİYAD Ödülü’nün de sahibi oldu. Sanat dünyasını hiciv, dram ve mizah arasında dolaşan özgün ve özel bir anlatıyla ele alan filmin başrollerini Manolya Maya ve Ekremcan Aslandağ paylaşıyor.

İsimsiz Eserler Mezarlığı’na İstanbul Film Festivali’nden Üç Ödül yazısına devam et

Lucia Murat, Uçan Süpürge’de

Türkiye’nin ilk kadın filmleri festivali olan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, 29. yılında tarihi bir ana tanıklık etmeye hazırlanıyor. 02 – 07 Haziran 2026 tarihleri arasında Ankara’da Kült Kavaklıdere’de düzenlenecek olan festival, Brezilya sinemasının diktatörlüğe karşı direnişin simge isimlerinden Lucia Murat’ı konuk edecek. Brezilya Büyükelçiliği desteğiyle gerçekleştirilecek olan bu özel program kapsamında, Lucia Murat’a 02 Haziran’daki açılış gecesinde Bilge Olgaç Başarı Ödülü takdim edilecek. Lucia Murat, toplu gösterisinde yer alan üç uzun metraj filmini sunmak ve bir masterclass vermek için festival sırasında Ankara’da bulunacak.

Lucia Murat, Uçan Süpürge’de yazısına devam et

Uluslararası Gastronomi Film Festivali Londra’da

Gastronomi ve sinemanın buluşma noktası Uluslararası Gastronomi Film Festivali (UGFF), uluslararası yolculuğuna “Londra’da Yeni Dalga Anadolu Mutfağı” temasıyla başlıyor. UGFF, 22 Nisan 2026 Çarşamba günü Birkbeck Londra Üniversitesi ev sahipliğinde ilk yurt dışı buluşmasını yapacak. Uluslararası Gastronomi Film Festivali’nin Londra’da yapacağı etkinlik, Birkbeck Londra Üniversitesi’nden Uluslararası İlişkiler Profesörü Prof. Alejandro Colás ile Sosyal Bilimler Okulu Kıdemli Öğretim Üyesi Dr. Jason Edwards’ın açılış ve Uluslararası Gastronomi Film Festivali’nin Kurucusu Gülper Ergün’ün hoş geldin konuşması ile başlayacak.

  • Basın Bülteni
  • UGFF Londra’da: 1 / 2
  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Uluslararası Gastronomi Film Festivali Londra’da yazısına devam et

Oflu Hoca 6: Define

Özgür Bakar’ın yönettiği ve Çetin Altay, Ünal Yeter, Bahar Şahin ile Seymen Aydın’ın oynadığı Oflu Hoca 6: Define, 22 Mayıs 2026’da CGV Mars Dağıtım dağıtımıyla Green Art Film Prodüksiyon tarafından vizyona çıkarıldı.
Oflu Hoca, birbirinden absürt sorular soran mahalleliyle uğraşırken, yeğeni Melis’in ziyaretiyle başka bir maceranın içine çekilir. Melis, bölgedeki arkeolojik kazı ekibinde çalışmaktadır. Aynı gün Oflu Hoca, çocukluğunda kaldığı öğrenci yurdunun kapanmak üzere olduğunu öğrenince harekete geçer. Tam bu sırada borç batağındaki İdris’in eline, Pontus döneminden kaldığı söylenen paha biçilemez bir hazineye ait yarım define haritası geçer.

  • Basın Bülteni
  • Fragman
  • IMDb

Oflu Hoca 6: Define yazısına devam et

45. İstanbul Film Festivali Ödülleri Sahiplerini Buldu

09 – 19 Nisan 2026 tarihleri arasında sinemaseverleri İstanbul’un iki yakasındaki yedi salonda dünya sinemasının en iyi örnekleriyle buluşturan, usta yönetmenlerin son filmlerini, yeni keşifler, kült yapımlar ve söyleşileri harmanlayan 45. İstanbul Film Festivali, 19 Nisan Pazar akşamı The Marmara Taksim’de düzenlenen ödül töreniyle sona erdi. Onur Özaydın’ın sunuculuğunu üstlendiği törende ödüller sahiplerini buldu. Altın Lale Yarışması’nda bu yıl yerli ve yabancı 15 film yarıştı. Altın Lale’yi bu yıl, Damien Hauser’in yönettiği Prenses Mumbi / Memory of Princess Mumbi kazandı. Ödülü jüri başkanı, yönetmen David Mackenzie açıkladı.

  • Basın Bülteni
  • Ödül töreninden görüntüler için tıklayınız.
  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

45. İstanbul Film Festivali Ödülleri Sahiplerini Buldu yazısına devam et

Bir Platform Festivali Olarak 45. İstanbul Film Festivali

İstanbul Film Festivali Türkiye’nin en köklü sinema etkinliklerinden biri olarak gösterim, üretim, tartışma ve dolaşım alanları üzerinden sinema kültürünün şekillendiği önemli bir platform olmayı sürdürüyor. Festivalin nasıl geçtiğini değerlendirmek yalnızca filmlere değil; salon atmosferine, seyirci ilgisine, seçki yapısına, jürilerin konumlandırılmasına, filmlerin sunum biçimlerine ve sektör ayağına birlikte bakmayı zorunlu kılıyor.

Sinema salonu seyircisinin belirgin biçimde azaldığı bir dönemde festivalin hâlâ bir izleyici hareketi yaratabilmesi önemli. Özellikle hafta sonu seanslarında ve yönetmen katılımlı gösterimlerdeki doluluklar, festivalin kent ölçeğinde bir sinema ritüeli üretmeye devam ettiğini gösteriyor. Şehrin iki yakasına yayılan gösterimler erişimi artırırken aynı zamanda İstanbul’da geçici bir sinema haritası oluşturuyor. Bu da festivalin “şehir festivali” niteliğini güçlendiriyor.

Festival 127 uzun metraj ve 13 kısa film gibi geniş bir programı, Altın Lale, Yeni Bakışlar, Kısa Film Yarışması, belgesel seçkisi, retrospektifler, galalar ve özel bölümlerle birlikte, farklı türleri, üretim ölçeklerini ve gösterim amaçlarını aynı çatı altında buluşturan çok katmanlı bir yapı üzerinden bu yıl da ilerliyor. Yarışma bölümleri, keşif alanları, arşiv odaklı seçkiler ve endüstri odaklı gösterimler aynı program akışı içinde yan yana. Bu nedenle festival, tek bir sinema yönelimine ya da belirgin bir küratoryal hatta yaslanan bir yapıdan ziyade, farklı izleme biçimlerini aynı zeminde bir araya getiren çok katmanlı bir platform niteliğini devam ettiriyor.

Basın gösterimleri kapsamında izlediğim filmler ile moderasyonunu yaptığım gösterimlerde, farklı estetik yönelimlere sahip yapımların ortak bir duygusal ve tematik hatta kesiştiği fark ediliyor. Bireysel kırılganlık, yalnızlık ve toplumsal çözülme duygusu, tekrar eden bir arka plan olarak öne çıkıyor. Filmler biçimsel olarak birbirinden ayrışsa da, belirli bir ruh hali hissediliyor. Bu durum, bir yandan zamanın ruhunun sinema üretimini bu temalar etrafında şekillendirdiğini düşündürürken, diğer yandan çevre, yalnızlık, dijitalleşme, kadın, kimlik arayışları, göç ve kişisel portreler gibi temaların etkinliğini koruduğunu gösteriyor.

Her festivalde olduğu gibi bazı filmler ödüllerle görünürlük kazanırken doğal olarak bazıları bu çerçevenin dışında kaldı. Filmlerin seyirciyle buluşabilmesi festivallerin en temel kazanımlarındandır. Hangi filmlerin ödüllendirildiği bilgisine festival ve çeşitli platformlar üzerinden ulaşılabilir.

Ödüller demişken, bu ödülleri veren jüriler ve bu jürilerin festivalin resmi sunumunda nasıl konumlandırıldığı dikkat çekici. Son dönemde jüri meselesi üzerine düşünürken, yalnızca sonuçlara değil, jürinin kimlerden oluştuğuna, neyi temsil ettiğine ve izleyiciye nasıl sunulduğuna bakmanın en az sonuçlar kadar belirleyici olduğunu düşünüyorum.

Bu çerçevede festivalin web sitesinde yer alan jüri yapılanmasına bakıldığında, özellikle “bağımsız jüriler” başlığı dikkat çekiyor. Bu kullanım uluslararası festival terminolojisine yakın görünse de Türkiye bağlamında kavramsal bir belirsizlik yaratabiliyor. Burada söz konusu olan jüriler bizzat festival tarafından seçilmeyen, belirli meslek örgütlerini temsil eden ve bu kurumlar tarafından belirlenen jüriler. Dolayısıyla “bağımsızlık” vurgusu teknik olarak doğru olsa da izleyici açısından farklı bir algı üretebiliyor. Bu yapının “özel ödül jürileri” ya da “meslek birliği jürileri” gibi daha açıklayıcı kavramlarla ifade edilmesi daha yerinde olacaktır. Bu tür bir kullanım hiyerarşiyi doğru kurar, ana jüri ile ilişkisini netleştirir, yanıltıcı bağımsızlık iddiasını ortadan kaldırır.

Bununla bağlantılı olarak, bu jürilerin festivalin dijital yüzünde temsil biçimi de dikkat çekici. Ana yarışma jürisi fotoğraflar ve kısa biyografilerle sunulurken, aynı görünürlük “bağımsız” jüriler için sağlanmıyor. Oysa bu jüriler de ödül veren ve film dolaşımına doğrudan etki eden aktörler. Kim olduklarının ve hangi kurumsal çerçeveyi temsil ettiklerinin açık biçimde sunulması yalnızca estetik değil, aynı zamanda etik bir gereklilik. Bu tür bir şeffaflık, festivalin yalnızca sonuçlarını değil, o sonuçları üreten süreci de görünür kılar.

Programının çeşitliliği, şehirle kurduğu ilişki ve Köprüde Buluşmalar gibi endüstri ayağıyla birlikte düşünüldüğünde, çok katmanlı yapısıyla öne çıkan İstanbul Film Festivali, bu yıl da sinemanın farklı damarlarını bir araya getiren bir karşılaşma platformu olmayı sürdürüyor.

(Bu yazı ilk olarak 21 Nisan 2026 tarihinde cinedergi.com’da yayınlanmıştır.)

(26 Nisan 2026)

Semra Güzel Korver

Aldığımız Nefes, 45. İstanbul Film Festivali’nde Seyirciyle Buluştu

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü ve TRT Sinema desteğiyle hayata geçirilen ve yönetmenliğini Şeyhmus Altun’un üstlendiği Aldığımız Nefes filmi 45. İstanbul Film Festivali’nin Yeni Bakışlar bölümünde sinemaseverlerle buluştu. Başrolünde genç oyuncu Defne Zeynep Enci’nin yer aldığı filmde, Hakan Karsak, Sacide Taşaner, Rüzgar Usta, Aras Kavak ve Deniz Kavak yer alıyor. Film, kimya fabrikası patlamasıyla sarsılan küçük bir kasabada, hayatı bir anda altüst olan on yaşındaki Esma’nın gözünden bir felâketin ardından ayakta kalma çabasını anlatıyor.

Aldığımız Nefes, 45. İstanbul Film Festivali’nde Seyirciyle Buluştu yazısına devam et

Patiler: O-Zaman Dans

Elena Galdobina’nın yönetmiş olduğu animasyon film Patiler: O-Zaman Dans (Barboskiny Dance), 15 Temmuz 2026’da A90 Pictures dağıtımıyla Esila Medya tarafından vizyona çıkarıldı.
Patiler, internette ünlü olma hayali kuran sevimli bir köpek ailesidir. Komik videolar çekerek popüler olmaya çalışmaktadırlar, ancak hâlâ internetin çok ünlenmiş yıldızı Kedi Cat’e yetişemezler. Bir gün tesadüfen Kedi Cat’le komşu olduklarında aralarında hem dostluk hem de tatlı bir rekabet başlamış olur. Cat’in akıl hocası ve menajeri ise bu neşeli aileyle başa çıkmanın sandıkları kadar kolay olmadığını kısa sürede anlayacaklardır.

  • Basın Bülteni
  • Fragman

Patiler: O-Zaman Dans yazısına devam et

Clayface

James Watkins’in yönettiği ve Tom Rhys Harries, Naomi Ackie, David Encik ile Max Minghella’nın oynadığı Clayface, 23 Ekim 2026’da TME Films dağıtımıyla Warner Bros. tarafından vizyona çıkarılıyor.
Clayface, yükselen bir Hollywood yıldızından intikam dolu bir canavara dönüşen adamın hikâyesini anlatıyor. Genç ve hırslı bir aktör olan Matt Hagen, Hollywood’un zirvesine tırmanırken yaşadığı trajik olaylar sonrası kendini geri dönülemez bir fiziksel ve ruhsal değişimin içinde bulur. Kendi kimliğini ve insanlığını adım adım yitiren Hagen’ın yolculuğu, bilimsel hırsın karanlık yüzüyle birleşerek dehşet bir intikam hikâyesine dönüşür.

  • Basın Bülteni
  • Facebook
  • Fragman
  • IMDb

Clayface yazısına devam et

20 Yılın Ardından Devam Filmiyle Beyazperdeye Geri Dönecek Olan Şeytan Marka Giyer 2’nin Dünya Prömiyeri Canlı Yayınla 20 Nisan’ı 21 Nisan’a Bağlayan Gece Sadece Dısney+’ta

Disney+, 20th Century Studios imzalı Şeytan Marka Giyer 2 (The Devil Wears Prada 2) filminin kaçırılmayacak, yüksek moda temalı dünya prömiyerini canlı olarak yayınlanacak. Platform aboneleri, yılın en göz alıcı gecelerinden birine dünyanın dört bir yanından ön sıradan erişim imkanı bulacak. Yıldızlarla dolu etkinlik, filmin sinema gösterimi öncesinde, 20 Nisan’ı 21 Nisan’a bağlayan gece saat 00:30’da canlı yayınla sadece Disney+’ta yayınlanacak. Bu özel canlı yayın deneyimi, izleyicileri büyük bir filmin prömiyerinin heyecanına, ihtişamına ve kamera arkası ışıltısına her zamankinden daha fazla yaklaştıracak.

20 Yılın Ardından Devam Filmiyle Beyazperdeye Geri Dönecek Olan Şeytan Marka Giyer 2’nin Dünya Prömiyeri Canlı Yayınla 20 Nisan’ı 21 Nisan’a Bağlayan Gece Sadece Dısney+’ta yazısına devam et

İsyan (Yönetmen: Jean François Richet)

Jean François Richet’in yönettiği ve Jason Statham, Annabelle Wallis, Ramon Tikaram ile Adrian Lester’in oynadığı İsyan (Mutiny), 25 Eylül 2026’da CGV Mars Dağıtım dağıtımıyla Filmartı Film tarafından vizyona çıkarılıyor.
Milyarder sanayici patronunun gözlerinin önünde öldürülmesinin ardından Cole Reed, suçu üstlenmek üzere tuzağa düşürülür ve uluslararası bir komployu ortaya çıkarmak için kaçak durumuna düşer.

İsyan (Yönetmen: Jean François Richet) yazısına devam et

Sinemada Engel Tanımayan 14 Yıl: Engelsiz Filmler Festivali 2026 Programı Açıklandı

Puruli Kültür Sanat tarafından gerçekleştirilen 14. Engelsiz Filmler Festivali, 24 Nisan Cuma günü Goethe – Institut Ankara’da kapılarını açacak. 30 Nisan’a kadar devam edecek festivalde tüm gösterimler ücretsiz olarak takip edilebilecek. Bu yıl festivalin en heyecan verici bölümlerinden biri olan Kaleydoskop, dünya sinemasının usta yönetmenlerinden ödüllü ilk filmlere uzanan, hayatın tüm renklerini ve karmaşasını beyazperdeye taşıyan bir seçkiyle izleyici karşısına çıkıyor. Festival; adalet, annelik, kimlik ve tutku gibi evrensel temaları sinemanın en çarpıcı örnekleriyle Kaleydoskop’ta keşfe çağırıyor.

Sinemada Engel Tanımayan 14 Yıl: Engelsiz Filmler Festivali 2026 Programı Açıklandı yazısına devam et