Asıl Canavar Kim / Frankenstein

Mary Shelley’nin henüz 18 yaşındayken kaleme aldığı ‘Frankenstein’ (tam adıyla ‘Frankenstein; or, the Modern Prometheus’), doğuş yıllarından başlayarak sinemanın vazgeçilmez esin kaynaklarından biri olmuş, Thomas Edison’ın 1910 yapımı kısa metrajından başlayarak yıllar içinde korku türünde bir dolu uyarlamada ihtiraslı hekimin can verdiği ‘yaratık’ düşünmeden hareket eden, insan yapımı bir canavar olarak belleklere kazınmıştır. Beyazperde serüveninde ‘Frankenstein’ denildiğinde akla ilk olarak, James Whale imzalı 1931 yapımı ünlü klasikte Boris Karloff’un canlandırdığı ucube yaratık gelir. Daha yakın 1994 yapımı ‘Mary Shelley’s Frankenstein’da filmin hem yönetmenliğini yapan hem de kibirli hekimi canlandıran Kenneth Branagh, Robert de Niro’nun hayat verdiği yaratığı yine benzer bir biçimde saldırgan bir varlık olarak perdeye taşır. Oysa gencecik Shelley’nin özgün romanındaki ‘yaratık’ çok daha farklı; hassas, kırılgan ve sorgulayan bir karakterdir. Guillermo del Toro’nun Türkiye prömiyerini geçtiğimiz ay Filmekimi gösterimleriyle yapan, ölümsüz klasiğin şimdilik son uyarlaması olan ‘Frankenstein’, öncüllerinden farklı olarak yazarın özgün metnini temel alan patetik, duygusal yaklaşımıyla öne çıkıyor.

1857 yılı Avrupa kıtasının kuzey noktasından açılıyor film. Kuzey Denizi’nde buzlar arasına sıkışmış Danimarka kraliyet gemisindeki telaşlı koşuşturma yakınlardan gelen bir insan çığlığı ile kesiliyor. Protez bacaklı bilim adamı Victor Frankestein (Oscar Isaac) kanlar içindedir. Horisont gemisinin kaptanı Anderson (Lars Mikkelsen) ile mürettebatın kurşun işlemeyen, yaraları anında iyileşen dev yapılı yaratıkla (Jacob Elordi) ilk kez karşılaştığı açılış sekansı, klasik bir canavar öyküsünden izlenimler veriyor olsa da, takip eden bölümlerde önce yaratıcının daha sonra yaratılanın ağzından olmak üzere iki ayrı perspektiften hikayenin detaylarını öğrenmeye başlıyoruz.

Shelley’nin özgün metninden bazı noktalarda ayrılsa da eserin orijinaline hayli sadık kalmış yeni versiyonda, dönemin parlak cerrahlarından baba Leopold Frankenstein ile (Charles Dance) iletişim kuramayan Victor, her zaman sevgisine sığındığı annesini (Mia Goth) erkek kardeşini dünyaya getirirken yitiriyor. Otoriter ve mesafeli babanın ‘ölümü kimse fethedemez’ deyişine isyan edecek olan genç hekim, devrin tıp otorilerince ‘can vermek ve almak Tanrı’nın işidir, O’nun hatalarını biz düzeltemeyiz’ uyarısına rağmen tabiatın sırlarının peşine düşerek ölümü yenebileceğini savunuyor. Bu konuda kendisine finans kaynağı sağlayan eskinin ordu cerrahı zengin silah tüccarı Heinrich Harlander’in (Christoph Waltz) desteği sayesinde, kadavralardan, muhabere alanlarındaki cesetlerden topladığı beden parçalarına elektrik akımıyla can vermek suretiyle çevresini şaşkına düşürecek deneyini gerçekleştiriyor.

Can verdiği varlık için herşey yenidir: sıcak, soğuk, karanlık, aydınlık. Victor şekil vermek için onun yanındadır, ancak babayla rekabetle bilenen bilimsel ihtirasının ötesinde, kendi ifadesiyle ‘yaratılış sürecinden sonrasını hiç düşünmemiştir’. Meydana getirdiği canlı tez elden temel beklentilerini karşılamayınca ondan bir an önce kurtulmaya çalışıyor. Laboratuvarda yaratılan karakter böylece, sevilmemiş, yalnız bırakılmış Victor gibi babası tarafından kaderine terkediliyor.

Bundan sonrası, kendi bakış açısından yaratığın dönüşüm öyküsüdür. Gotik şatodaki laboratuvarın alevlerinden kurtularak dünyaya düşen ürkek ‘yaratık’ ormanlık arazide karşısına çıkan aile ocağında sevgi ile tanışıyor. Gözleri görmeyen yaşlı adamın (David Bradley) ilgisi ve şefkati sayesinde dil ve zeka becerisi gelişiyor. Edebiyatla, John Milton’ın ‘Kayıp Cennet / Paradise Lost’undan pasajlarla tanışıyor. Küçük Prens’den alıntıyla ‘bir çiçeği büyüten sevgi, ceset parçalarından yaratılmış varlığı değiştirmiştir’. Lakin tüm bunlar onun kendisini kirli bir leke, insanla aynı tabiatta olmayan bir gariban olarak görmesinin önüne geçemiyor. Sonsuzluğa, ölümsüzlüğe ve eşsizliğe mahkûm yaratığın çığlıkları kalpleri dağlarken, bir kez daha ‘asıl canavar kim’ sorusunu sormadan edemiyoruz.

Meksikalı auteur sinemacı del Toro. 19. yüzyıl başlarının eril dünyasında genç bir kızın muhayelesinden doğan özgün metni, klasik korku beklentisinden uzak, baba-oğul ilişkisi, sevginin gücü, aidiyet, dışlanmışlık ve yaratıcının kibri gibi temalar üzerine kurulu melankolik bir gotik drama olarak yorumlamış. Farklı yaratıkların ‘insani’ yanına tutkusuyla bilinen ‘Suyun Sesi / The Shape of Water’ yaratıcısının bizzat kaleme almış olduğu, muazzam bir görselliğe haiz bu yeni versiyon kesinlikle geniş perdede izlenmesi gereken yapımlardan. Bu açıdan filmi İKSV festival haftasında ‘Paribuart’ın dev perdesinde deneyimlemiş olanların ayrı bir şanslı olduklarını düşünüyorum.

Danimarkalı usta Dan Laustsen’in görkemli epik görüntüleri ile beslenen filmde, ünlü besteci Alexandre Desplat’ın mükemmel müzik çalışmasıyla lirik ve duygusal bir ton yakalanmış. Yaratığı canlandıran Jacob Elordi, dört başı mamur oyuncu kadrosu içinde bir adım öne çıkıyor. Yoğun makyajın altında karakterinin duygusal isyanını başarıyla veren 1.96 boyundaki Avustralyalı oyuncunun sinema dünyasındaki hızlı yükselişi süreceğe benzer. Kendisini önümüzdeki Şubat ayı içinde Emily Brontë şaheseri ‘Uğultulu Tepeler / Wuthering Heights’da intikam hırsıyla yanıp tutuşan Heathcliff rolünde izleyeceğimizi şimdiden müjdeleyelim.

(27 Kasım 2025)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

Hacamat

Nader Saeivar’ın yönettiği ve Kida Khodr Ramadan, Moritz Bleibtreu, Aziz Çapkurt, Nastassia Kinski, Jael Cem İlhan ile Vedat Erincin’nin oynadığı Hacamat (Hijamat), önümüzdeki aylarda ????? dağıtımıyla Arthood Film – SugarWorkz tarafından vizyona çıkarılıyor.
Cesur bir senaryonun etkileyici ve estetik sahnelerle hayat bulduğu Hijamat – Hacamat’ta, Kerem ile ilgili ortaya çıkan gizemli sır dindar ailesi üzerinde skandal etkisi yaratır. Ağabeyi Murad, onu geleneğin pençesinden korumak için elinden gelen her şeyi yapacaktır. Ancak kimlik ve özyönetim mücadelesi ilerledikçe, Murad’ın kendi esrarengiz sırrı da su yüzüne çıkacaktır.

Hacamat yazısına devam et

Hayatın Tam Ortasından, Samimi ve Sahici Bir Hikâye

Yapımını TAFF Pictures’ın üstlendiği, hikâyesi Oğuzhan Koç’a, senaryosu Aksel Bonfil’e ait, Mali Ergin’in yönettiği Bugün Güzel filmi 12 Aralık’ta vizyona giriyor. Filmin hikâyesini yazan Oğuzhan Koç, filmle ilgili duygularını şu sözlerle anlattı: “Ali isimli bir sağlıklı yaşam uzmanının, hayattaki enteresan küçük mutsuzluklarını kafasında çok büyütmesini ve sonrasında etrafında gelişen olaylarla, tanıştığı insanlar sayesinde hayata bakışının değişmesini anlatan komik, duygusal ve çok gerçek bir film yaptık hep birlikte. İlk defa hikâyesini benim yazdığım bir film çektiğim için sanırım üzerine ekstradan titriyorum. Filmin her aşamasında olmaya bilhassa gayret ediyorum.” dedi.

Hayatın Tam Ortasından, Samimi ve Sahici Bir Hikâye yazısına devam et

Ölüme Koşan Adam, İlk Ön Gösterimini Paribu Cineverse Kanyon’da Gerçekleştirdi

Gerilim, bilim-kurgu ve aksiyon türlerini ustalıkla harmanlayan Ölüme Koşan Adam (The Running Man), vizyon öncesi ilk kez Paribu Cineverse Kanyon’da 18 Kasım 2025 Salı günü düzenlenen özel ön gösterimle sinemaseverlerle buluştu. Edgar Wright’ın yönetmen koltuğunda oturduğu Ölüme Koşan Adam’da Glen Powell, Josh Brolin ve Michael Cera güçlü bir oyuncu kadrosu olarak bir araya geliyor. Senaryosuyla çarpıcı bir toplumsal eleştiri sunan film, heyecan dozu hiç düşmeyen bir kaçış hikâyesini beyazperdeye taşıyor.

Ölüme Koşan Adam, İlk Ön Gösterimini Paribu Cineverse Kanyon’da Gerçekleştirdi yazısına devam et

Macera Takımı Kampta, 19 Aralık’ta Sinemalarda

19 Aralık’ta vizyona girecek olan, gerçek görüntülerle animasyonu harmanlayan aile filmi Macera Takımı Kampta filminde eğlence garanti. Çocukların unutulmaz zorluklarla yüzleşirken arkadaşlık ve takım çalışması hakkında önemli dersler öğrenecekleri, maceralarla dolu keyifli bir film. Bu hikâye aynı zamanda güçlü bir ekolojik mesaj da veriyor ve orman hayvanlarının birlikte çalışarak kampı kurtarabileceklerini kanıtlamak için kahraman olarak öne çıkmalarını anlatıyor. Hayal gücü geniş bir kız olan Maria ve çekingen arkadaşı Jan, eksantrik inşaatçı Sebastian tarafından tehdit edilen yaz kampını kurtarmak için zamana karşı yarışıyor.

  • Basın Bülteni
  • Fragmanı izlemek için tıklayınız.
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Macera Takımı Kampta, 19 Aralık’ta Sinemalarda yazısına devam et

Zorbalığın Adı Konmamışken Kalıplara Meydan Okuyan Bir Yıldızın Hikâyesi: Adile Naşit 05 Aralık’ta Sinemalarda

Çağan Irmak’ın yönettiği ve Meltem Kaptan’ın başrolünde yer aldığı Adile Naşit, 05 Aralık’ta gösterime giriyor. Sinemamızın en sıcak yüzlerinden birinin, toplumun güzellik standartlarına meydan okuması ve tek başına tüm bu kalıpları yıkmasının hikâyesi Adile Naşit ile beyazperdeye aktarıldı. Film, kilosu ve standart kabul edilen ölçülere uymayan, görüntüsü ile dışlanan bir kadının, milyonların kalbine taht kurma yolculuğunu anlatıyor.

Zorbalığın Adı Konmamışken Kalıplara Meydan Okuyan Bir Yıldızın Hikâyesi: Adile Naşit 05 Aralık’ta Sinemalarda yazısına devam et

28.Tallinn Black Nights Film Festivali’nde Adresi Olmayan Ev Rüzgârı

Distopya filmi Adresi Olmayan Ev dünya prömiyerini dünyanın en prestejli festivallerden biri olan 28.Tallinn Black Nights Film Festivali’nde gerçekleştirdi. Yönetmen ve senarist Hatice Aşkın, yapımcılar Emre Oskay ve Engin Altan Düzyatan’la birlikte filmin oyuncu kadrosundan Boran Kuzum, Osman Sonant, Janset, Zeynep Tuğçe Bayat, Seren Fosforoğlu’nun katıldığı gösterim festival seyircilerinin en çok katılım gösterdiği filmlerden biri oldu.

28.Tallinn Black Nights Film Festivali’nde Adresi Olmayan Ev Rüzgârı yazısına devam et

Sydney Sweeney ve Amanda Seyfried’li The Housemaid’den Fragman Yayınlandı

Freida McFadden’ın çok satan romanından uyarlanan Hizmetçi (The Housemaid) beyazperdeye taşınıyor. Sürükleyici ve gerilim dolu bir hikâyeyi sinemaseverlerle buluşturmaya hazırlanan yapımdan ilk kareler ve fragman yayınlandı. Sürprizlerle dolu yapısı yapısıyla yılın en merak edilen yapımları arasında gösterilen Hizmetçi (The Housemaid) 09 Ocak 2026’da TME Films dağıtımıyla sinemalarda. Filmde, geçmişini geride bırakıp yeni bir hayat kurmaya çalışan Millie, dışarıdan kusursuz gözüken zengin Winchester ailesinin yanında işe başlar. Ancak çok geçmeden, kendini bu ihtişamlı hayatın kapılarının ardında dönen gizemli bir oyunun içinde bulur.

  • Basın Bülteni
  • Fragmanı izlemek için tıklayınız.
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Sydney Sweeney ve Amanda Seyfried’li The Housemaid’den Fragman Yayınlandı yazısına devam et

Kurtuluş Projesi Filminden Yeni Fragman Yayınlandı

Andy Weir’in romanından uyarlanan Kurtuluş Projesi (Project Hail Mary), beyazperdeye taşınıyor. İnsanlığın kaderinin uzayın derinliklerinde yeniden yazıldığı bir bilimkurgu hikâyesini izleyiciyle buluşturmaya hazırlanan Kurtuluş Projesi (Project Hail Mary) 20 Mart 2026’da sinemalarda olacak. Fen bilgisi öğretmeni Ryland Grace, Dünya’dan ışık yılları uzaklıktaki bir uzay gemisinde gözlerini açar. Görevinin, Güneş’i yok edecek gizemli bir maddeyi durdurmak olduğunu fark eden Grace, insanlığı kurtarmak için bilgisine ve sıra dışı zekâsına güvenmek zorundadır. Ancak beklenmedik bir dostluk sayesinde bunu tek başına yapmak zorunda kalmaz.

  • Basın Bülteni
  • Fragmanı izlemek için tıklayınız.
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Kurtuluş Projesi Filminden Yeni Fragman Yayınlandı yazısına devam et

Kahire’de Türkiye Resepsiyonu Yapıldı

Türkiye ve Mısır arasındaki diplomatik ilişkilerin 100. yılı etkinlikleri çerçevesinde, 46. Kahire Uluslararası Film Festivali kapsamında konuk ülke olan Türkiye adına özel bir resepsiyon gerçekleştirildi. Resepsiyona Kahire Büyükelçisi Salih Mutlu Şen, Sinema Genel Müdürü Birol Güven, Eski Kahire Film Festivali Komitesi Başkanı Hüseyin Fehmi, festivalin uluslararası jüri başkanı yönetmen Nuri Bilge Ceylan, jüri üyeleri, Mısırlı yapımcılar, yönetmenler ve oyuncular ile yönetmen Şeyhmus Altun, Murat Fıratoğlu, Ensar Altay, Vuslat Saraçoğlu, Umut Şilan Oğurlu, oyuncular Damla Sönmez, Dilan Çiçek Deniz, Hakan Karsak ve Yıldız Kültür katıldı.

Kahire’de Türkiye Resepsiyonu Yapıldı yazısına devam et

Korkut Akın Yazıyor: Derinlikli ve Gerçekçi: Bir Şair

Gerçekçi mizah her şeyi sorgularken yol da gösterir, Simon Critchley’in dediği gibi… Şairler kelimelerden dünya yaratan insanlardır. Sözcüklere verdikleri anlam(lar)la yepyeni hayatlara fırsat tanırlar. Eskilerin deyimiyle, “nevi şahsına münhasır”dırlar, gündelik yaşamla pek araları yoktur, ama hayatın içinde olmaları gerekir. Tutunamayanlardandırlar desek yeridir belki de. Çünkü sadece şairlikle hayatı sürdürmek sanıldığı kadar kolay … Devamı… »

3. Milli Sinema Günleri ve Açık Oturumları

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’nün destekleriyle Uluslararası Sinema Derneği tarafından düzenlenen 3. Millî Sinema Günleri ve Açık Oturumları, İstanbul’da konuklarını ağırlayacak. Sinemamızın önemli akımlarından biri olan Millî Sinema anlayışının başlangıcından bugüne etki ve yansımalarını belirlemeyi, sinemamızın gelecek projeksiyonlarına katkı sağlamayı hedefleyen Millî Sinema Günleri ve Açık Oturumları, 22 – 23 Kasım tarihlerinde Beyoğlu Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi, Esenler Kadir Topbaş Kültür Sanat Merkezi ve İstanbul Ticaret Üniversitesi Sütlüce Yerleşkesi’nde gerçekleştirilecek.

  • Basın Bülteni
  • Fragman
  • Web Sitesi

3. Milli Sinema Günleri ve Açık Oturumları yazısına devam et

Kanto, Kahire Uluslararası Film Festivali’nde

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü ve TRT Sinema desteğiyle çekilen Kanto, festival yolculuğuna devam ediyor. Film, 12 – 21 Kasım 2025 tarihleri arasında düzenlenen Kahire Uluslararası Film Festivali kapsamında Afrika prömiyerini gerçekleştirecek. Filmin başrollerinde Didem İnselel, Sinan Albayrak, Yıldız Kültür, Ece Bağcı ve Züleyha Yıldız yer alıyor.

Kanto, Kahire Uluslararası Film Festivali’nde yazısına devam et

İsimsiz Eserler Mezarlığı, Dünya Prömiyerini Tallinn Film Festivali’nde Yaptı

Melik Kuru’nun senaryosunu yazıp, yönettiği İsimsiz Eserler Mezarlığı, dünya prömiyerini Tallinn Black Nights Film Festivali’nde yaptı. İlk Uzun Metraj dalında yarışan film, genç bir kadının Türkiye’nin ekonomik ve politik ekosisteminde tutkusu uğruna var olmaya çalışmasını hikâye ederken sanat dünyasını hicveden ve dram ile komediyi karıştırıp, harmanlayan özgün bir anlatı sunuyor.

İsimsiz Eserler Mezarlığı, Dünya Prömiyerini Tallinn Film Festivali’nde Yaptı yazısına devam et

2. Uluslararası Afet Film Festivali

2. Uluslararası Afet Film Festivali (2nd International Disaster Film Festival), 18 – 21 Aralık 2025 tarihleri arasında Ankara’da yapılıyor. Festival, sinemanın gücünü̈ kullanarak afetlerin yıkıcı etkilerine dikkat çekmek amacıyla düzenleniyor. UAFF, doğal ve insan kaynaklı tüm afetlerle ilgileniyor, uluslararası toplumu doğal ve insan kaynaklı afetler hususunda düşündürmeyi amaçlıyor. Farklı kültürlerden ve coğrafyalardan gelen filmleri bir araya getirerek, afetler karşısında küresel dayanışma ve ortak anlayışı teşvik etmeye çalışan festival, bu amaçla düzenlediği yarışmayla Türkiye’nin önde gelen festivallerinden biri olmaya da aday.

  • Basın Bülteni
  • Tanıtım Filmi
  • Web Sitesi

2. Uluslararası Afet Film Festivali yazısına devam et