Tuhaf Zamanlardan Geçiyoruz / İdea

Orhan Pamuk’un ‘Yeni Hayat’ romanı ‘bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti’ diye başlar. Karanlık bir iş adamına ait boş villanın bekçiliğini yapan Kemal (Tarhan Karagöz) tenha gece otobüsünde yakınına oturan kapüşonlu esrarengiz adamın inerken koltuğunda bıraktığı kara kaplı kapağında ‘İDEA’ yazılı kitabı okumamış, yalnızca sayfalarını amaçsızca karıştırıp aldığı yere bırakmıştır. Buna rağmen kitabın virüs misali bulaşıcı etkisi o andan itibaren Kemal’in hayatını cehenneme çevirmeye başlar. Önce gizli polis tarafından sorguya alınır ve açıklanmayan bir suç nedeniyle itham edilir. Sonrasında bir yeraltı örgütünün lideri muamelesi görerek gözaltına alındığında yaşadıklarına akıl sır erdiremez. O artık bir başkasıdır.

Çok yönlü yazar ve yönetmen Tayfun Pirselimoğlu, dünya prömiyerini geçtiğimiz Nisan Ayında İstanbul Film Festivali’nde yapan ve halen sinemalarda gösterilen son filmi ‘İdea’nın temasını ‘kimlik değiştirme meselesi’ olarak özetliyor. Daha önce ‘Ben O Değilim’ (2013) adlı çalışmasında kendi iradesiyle bir başkasının yerine geçen Nihat’ın (Ercan Kesal) hikâyesini anlatmış olan sinemacı, bu defa gayri iradi bir biçimde Kemal’in kendisi ile zerre âlâkası olmayan bir adama dönüşmesinin izini sürüyor. Şehirden uzak ıssızda, beli tabancalı Vehbi’nin (bir kez daha Ercan Kesal) yazlık evinde bir aydan beri bekçilik yapan Kemal, otobüsteki o gecenin ardından soluğu metruk bir soruşturma merkezinde alıyor. ‘Şaka mı yapıyorsunuz, neresi burası’ gibi sorularına ‘devletin mekânları bitmez’, ‘bu bir gizli soruşturmadır, çok önemli makamlar neler karıştırdığını bilmek istiyor’ minvalinden yanıtlar almıştır. Geceyarısı adına gelen mahkeme tebligatı ile iyice köşeye sıkışır. Baskıcı otoriteye karşı mücadele veren direniş örgütünden yeni dostları O’nu yeni kimliğiyle sürüklendiği bu karanlık girdaptan çekip çıkarabilecek midir?

Sıradan bir vatandaş olan Kemal’in başına gelenler Çek yazar Franz Kafka’nın eserlerinde rastladığımız mantıksız, bürokratik engellerle kuşatılmış bireyi çaresiz hissettiren karanlık ve saçma durumları hatırlatıyor. Lakin Pirselimoğlu halen tuhaf zamanlardan geçtiğimiz çağımızda, ‘kafkaesk’in de ötesinde bir saçmalıklar zinciri içinde debelendiğimizin altını çiziyor. Filistin’de yaşanan soykırım, Ukrayna’daki çılgınlık ve kuşkusuz ülkemizde son bir yıldır ayyuka çıkan adalet mekanizmasının ayaklar altına alındığı hukuk dışı uygulamalar, iftiralarla beslenen karalama kampanyaları karşısında yaşadığımız çağın cinnetini yeni bir tanımla ifade etmemiz gerektiğini savunuyor.

Gücünü hayatın ana arterlerini kontrol altına almak suretiyle meşrulaştıran mevcut otorite bu şekilde masum suçluluğun düzenini oluştururken, Pirselimoğlu dünyada ve ülkemizde yaşanan hukuksuzluğu olay örgüsünün her bir noktasına dahil ediyor. Herhangi bir politik anlayıştan yoksun olan sıradan birey bekçi Kemal’in deliliğin sınırlarını zorlayan trajikomik hikâyesi, giderek aslında böylesine bir delilik ya da saçmalık tarafından ele geçirilmiş bir toplumun aynası oluveriyor. Bu karanlık gerilime de, Pirselimoğlu’nun ‘gizemli tavus kuşları’ bekçilik ediyor.

Pirselimoğlu’nun önceki filmlerinde olduğu gibi finalde her şey başa dönüyor. Her şey tekrarlanmaktadır, hayat böyle bir şeydir çünkü. Yönetmen ‘her tekrarla gelen yeni başlangıcın, daha mutlu ve huzurlu bir geleceği vadetme ihtimali olduğunu’ bir kez daha vurgularken, umutsuz bir bakış açısına sahip olmadığını ifade ediyor. Karabasan iklimini hınzır bir kara mizah ile süsleyen sinemacı bir kez daha karakterlerine cuk oturmuş yol arkadaşlarıyla çalışmış. Tarhan Karagöz komik kaderini yaşayan ana karakterin çaresiz şaşkınlığını başarıyla yorumlamış. Ercan Kesal’ın yanı sıra, sinemamızın en karakteristik yüzlerinden Jale Arıkan, tiyatro sahnesindeki başarılarıyla tanıdığımız Erdem Şenocak ve Tansu Biçer gibi isimler bir tadımlık kompozisyonlarıyla auteur sinemacıya bir kez daha el

vermişler. Mekânların her birinin bir karakter olarak öne çıktığı filmde, gerek ‘Yol Kenarı’ (2017) ve ‘Kerr’den (2021) sonra bir kez daha Pirselimoğlu ile çalışan Theo Angelopoulos’tan yadigâr Andreas Sinanos’un enfes sinematografisi, Ali Aga’nın kurgu çalışması, Natali Yeres’in zengin mekân ve aksesuar trafiğini ustaca düzenlemiş sanat yönetimi, Nikos Kypourgos’un filmin tekinsizliğini şaha kaldıran minimal müzik çalışması olsun hepsi, hepsi birinci sınıf. Pirselimoğlu 2022 yılında yitirdiğimiz Rıza Akın’ı da unutmamış, bu güzelim filmi, hikâyenin bir noktasında televizyon ekranından bizlere veda eden rahmetli oyuncusu ve yakın dostuna ithaf etmiş.

(01 Aralık 2025)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

Zootropolis 2 ile Seslendirmeye Dönen Cem Yılmaz, Yeni Zootropolis Filmini ve Karakteri Nick Wilde’ı Anlattı

İlk Zootropolis filminden 9 yıl sonra Nick Wilde karakterine sesiyle hayat vermek için stüdyoya giren Cem Yılmaz seslendirme sürecinin ardından filme dair merak edilenleri yanıtladı. Cem Yılmaz, “Ben bir çizgi film izleyicisi olarak ikinci Zootropolis filmini hasretle bekliyordum. 28 Kasım’da perdede olacağı için çok mutluyum. Yalnızca kendi adıma değil, benim gibi düşünen herkes adına.” diyerek, Zootropolis’in hem öyküsü hem de karakterleri açısından çok zengin bir film olduğunun altını çizdi.

  • Basın Bülteni
  • Cem Yılmaz Anlatıyor: 1 / 2
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Zootropolis 2 ile Seslendirmeye Dönen Cem Yılmaz, Yeni Zootropolis Filmini ve Karakteri Nick Wilde’ı Anlattı yazısına devam et

2. Uluslararası Afet Film Festivali’nde Yarışacak Filmler Belli Oldu

Bu yıl Ankara’da 18 – 21 Aralık 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilecek 2. Uluslararası Afet Film Festivali’nde yarışacak animasyon, belgesel, kısa metraj ve uzun metraj filmler belirlendi ve kamuoyuna duyuruldu. Festival direktörlüğünü Mehmet Serhat Bıçak’ın üstlendiği, farklı kültürlerden ve coğrafyalardan gelen filmleri bir araya getirerek, afetler karşısında küresel dayanışmayı ve ortak anlayışı teşvik etmeye çalışan UAFF’nin bu yılki teması ise iklim değişikliği. Festival, uluslararası seçkisi sayesinde sinemanın dünden bugüne iklim değişikliği konusuna bakışını ve sinema sanatının iklim değişikliğini nasıl bir kadraj içine aldığını özel verileriyle sunacak.

2. Uluslararası Afet Film Festivali’nde Yarışacak Filmler Belli Oldu yazısına devam et

4. İzmir Uluslararası Akdeniz Sinemaları Buluşması

Kültürlerarası Sanat Derneği tarafından düzenlenen İzmir Uluslararası Akdeniz Sinemaları Buluşması’nın dördüncüsü 26 Kasım – 01 Aralık 2025 tarihlerinde İzmir Fransız Kültür Merkezi’nde yapılıyor. Akdeniz Sinemalarından en yeni filmlerin gösterileceği etkinlik kapsamında İzmir Kalkınma Ajansı işbirliği ile bir ortak yapım atölyesi düzenlenecek. Ay sonuna dek devam edecek festivalde dokuz film gösterilecek ve her yıl olduğu gibi Fransız Sinemateki’nin kurucusu İzmirli Henri Langlois anısına Medicine İzmir Henri Langlois Ödülü verilecek. Bu yılki ödülün sahibi Tunuslu – Fransız yönetmen Erige Sehiri olacak.

4. İzmir Uluslararası Akdeniz Sinemaları Buluşması yazısına devam et